Ankara BAM 21. HD 2021/1910 E. 2023/1625 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2021/1910
2023/1625
15 Kasım 2023
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1910 Esas 2023/1625 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1910
KARAR NO : 2023/1625
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/07/2021
NUMARASI : 2019/144 Esas 2021/540 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALILAR :
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/03/2019
KARAR TARİHİ : 15/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kredi borçlusu tarafından kredi taksitinin ödenmemesi üzerine hesabın bankaca kat edildiği, kat ihtarnamesinin davalılara tebliğ edilemediği, asıl borçluya çıkan tebligat adresinin sözleşmedeki adres olduğu, sözleşmenin 13.2. maddesine göre davalı asıl borçlu yönünden temerrüt tarihinin 28/12/2018 olduğu, davalı kefil yönünden ise temerrüt tarihinin takip tarihi olan 24/01/2019 olduğu, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizine yönelik düzenlemede, bankanın TCMB'na bildirdiği kredi faiz oranından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faiz oranı tatbik edileceğinin düzenlendiği, temerrüt tarihi itibari ile bankanın TCMB'na bildirdiği orana göre cari faiz oranının %36,50 olduğu, buna göre %30 ilavesi ile hesaplanacak oranın %47,75 oranında temerrüt faizi isteyebileceği, buna göre bankanın takipte talep ettiği %46,80 temerrüt faizi oranının davalıların lehine olduğu, kredi kartları için gecikme faiz oranının ise 5464 Sayılı Kanunun 43. maddesine göre yapılan hesaplamaya göre yıllık %33 olduğu, dosya kapsamına uygun, denetlenebilir bilirkişi raporu ile davacının takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, takipten sonra davadan önce davalıların toplam 7.394,21 TL ödeme yaptığı, ödemenin TBK'nun 100. maddesine faiz ve fer'ilerden indirilmesi gerektiği, buna göre ödemenin işlemiş faizden indirildiği, çek yaprağından doğan ve bankanın ödemekle yükümlü olduğu bedele yönelik davalı kefilin sorumluluğuna ilişkin sözleşmede hüküm bulunmadığı, bu sebeple çek yaprağından doğan ve bankanın ödemekle yükümlü olduğu 16.000,00 TL'nin bankada açılacak vadesiz hesaba davalı asıl borçlu ... tarafından depo edilmesi gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına yapılan takibe yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin davalı asıl borçlu ... yönünden 429.014,21 TL asıl alacak, 10.341,79 TL işlemiş faiz, 886,80 TL BSMV ve 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 440.969,69 TL, davalı kefil ... Ltd. Şti. yönünden 429.014,21 TL asıl alacak, 6.001,15 TL işlemiş faiz, 669,77 TL BSMV ve 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 436.412,02 TL üzerinden devamına, asıl alacağın 36.140,16 TL'sine %33, 392.874,05 TL'sine %46,80 oranında takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, çek yaprağından doğan ve bankanın ödemekle yükümlü olduğu 16.000,00 TL'nin bankada açılacak vadesiz hesaba davalı ... tarafından depo edilmesine, hükmolunan 440.969,69 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 88.193,94 TL icra inkar tazminatının (davalı kefil ... Ltd. Şti. Yönünden 87.282,40 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteselsil kefilin gayrinakit alacaklardan sorumlu tutulmamasının sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, davalı kefil ... şirketin de çek garanti bedelinden sorumlu olduğunun sözleşmede açıkça düzenlendiğini, hesap kat ihtarı borçlular yönünden kesinleşmiş olmakla, ihtarnamede yer alan alacaklar yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, işbu davaya dayanak olan takibe konu edilen ihtarnameye, davalı borçlular tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle hesap özetlerinin borçlular yönünden kesinleştiğini, bu durumda yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda ihtarnamedeki nakit asıl alacak kalemleri için tek tek bakiye tespiti ile yeniden hesaplama yapılması ve mahkemece de bu rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 09/06/2020 tarihli kök, 21/12/2020 tarihli ek rapor, Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/1045 sayılı takip dosyası, genel kredi sözleşmesi sureti, hesap kat ihtarı dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/1045 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan 16.000,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi, toplam 459.325,48 TL (davalı şirket 454.898,26 TL'le sınırlı sorumlu) nakit alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı ...'e bila tebliğ olduğu, diğer davalıya ise 29/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu ...'in 7 günlük itiraz süresi içerisinde 08/03/2019 tarihinde, diğer davalının 30/01/2019 tarihinde takibe konu borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Anılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinin davacı banka ile davalı ... arasında akdedildiği, 26/03/2018 tarihli 1.000.000,00 TL limitli sözleşmede diğer davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, 30/10/2013 tarihli 150.000,00 TL limitli sözleşmede ise diğer davalının kefaletinin bulunmadığı, davalıların sözleşmelerde yer alan imzalarını inkar etmediği, 26/03/2018 tarihli sözleşmede yer alan kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek davalılara hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. Anılan ihtaranmede 483.499,22 TL nakit alacağın ödenmesi, 22.400,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi için davalılara 24 saat atıfet süresi verilmiştir. İhtarname davalıların genel kredi sözleşmesindeki adreslerine 26/12/2018 tarihinde bila tebliğ olmuştur.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, davalıların genel kredi sözleşmesindeki adreslerine bila tebliğ olan ihtarname ile 28/03/2018 tarihinde temerrüte düştükleri, fiilen uygulanan üzerinden hesaplanan temerrüt faiz oranının %47,45 olduğu, davacının ise %46,80 oranında temerrüt faizi talep ettiği, kredi kartlarında ise temerrüt faizinin %33 olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla davalı asıl borçlu ...'den 429.014,21 TL asıl alacak, 17.736,00 TL işlemiş faiz, 886,80 TL BSMV, 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 448.363,90 TL nakit, 16.000,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, taleple bağlı kalınarak 7.394,21 TL mahsup edildiğinde toplam 440.969,69 TL nakit 16.000,00 TL gayri nakit alacağın bulunduğu, davalı kefilden ise 429.014,21 TL asıl alacak, 13.395,36 TL işlemiş faiz, 669,77 TL BSMV, 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 443.806,23 TL nakit, 16.000,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, taleple bağlı kalınarak 7.394,21 TL mahsup edildiğinde toplam 436.412,02 TL nakit, 16.000,00 TL gayri nakit alacağın bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
İtiraz üzerine alınan ek raporda ise, son tahsilat tarihi olan 12/03/2019 tarihinde davalı asıl borçlu ...'den 429.014,21 TL asıl alacak, 36.255,55 TL işlemiş faiz, 1.812,78 TL BSMV, 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 467.809,43 TL nakit, 16.000,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, dava tarihi olan 27/03/2019 tarihinde ise davalı asıl borçlu ...'den 429.014,21 TL asıl alacak, 44.413,52 TL işlemiş faiz, 2.220,68 TL BSMV, 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 476.375,30 TL nakit, 16.000,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, davalı kefilden ise son tahsilat tarihi olan 12/03/2019 tarihi itibarıyla 429.014,21 TL asıl alacak, 32.056,74 TL işlemiş faiz, 1.602,85 TL BSMV, 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 463.400,69 TL nakit, 16.000,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, dava tarihi olan 2703/2019 tarihinde ise davalı kefilden 429.014,21 TL asıl alacak, 40.214,71 TL işlemiş faiz, 2.010,75 TL BSMV, 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 471.966,56 TL nakit, 16.000,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınıp davadan önce davalılar tarafından yapılan ödeme TBK'nun 100. maddesi uyarınca faiz ve fer'ilerden indirilmesi sonucu yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı banka ile davalı ... arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalı şirketin 26/03/2018 tarihli sözleşmede müteselsil kefil olarak imzasının yer aldığı, diğer sözleşmede ise kefaletinin bulunmadığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından kredi hesabının kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalıların icra müdürlüğünün yetkisine yaptıkları itirazın usulüne uygun olup olmadığı, usulüne uygun ise yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmasına ilişkin itirazın iptali dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalı kefilin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
İtirazın iptali davalarında, usulüne uygun olarak icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olması halinde, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Bu durumda İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının incelenmesi gerekmektedir.
İcra müdürlüğünün yetkisine itirazın ne şekilde yapılacağı İİK'da düzenlenmediğinden İİK'nun 50. maddesinin HMK'nun yetkiye ilişkin hükümlerine atıf yaptığı gözetilerek HMK'daki hükümler gözetilmelidir.
HMK'nun 19/2. maddesi uyarınca yetki itirazında bulunan taraf, yetkili yeri bildirmediği takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacaktır.
Somut olayda, davalılar icra takibine itirazında icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiğini bildirmiş ise de, yetkili icra müdürlüğünü göstermediğinden icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazı İİK'nun 50. maddesinin HMK hükümlerine yaptığı atıf gözetilerek HMK'nun 19/2. maddesi uyarınca yetki itirazı dikkate alınamayacaktır. Bir başka anlatımla, davalıların icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine itirazı usulüne uygun yetki itirazı niteliğinde değildir.
Bu durumda, davalıların dava konusu icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazı usulüne uygun yetki itirazı niteliğinde olmadığı, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde icra müdürlüğünün yetkisine yönelik usulüne uygun yetki itirazı olmadığından icra takibinin yapıldığı Ankara İcra Müdürlüğünün yetkili icra müdürlüğü olarak kabul edileceği, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin itirazın iptali davasının dava şartının gerçekleştiği gözetilerek mahkemece işin esasına girilmesi usul ve yasaya uygundur.
Davacı vekilinin istinaf itirazları kamu düzenine aykırılık da gözetilerek incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının davalılardan talep edebileceği alacak miktarı kalem kalem tespit edilmiş, mahkemece de dava tarihinden önce yapılan ödeme TBK'nun 100. maddesine uygun olarak işlemiş faiz ve fer'ilerden indirilmek suretiyle hüküm oluşturulmuştur.
Davalıların gönderilen hesap kat ihtarnamesine itiraz etmemiş olmaları hesap kat ihtarnamesindeki alacak miktarının maddi hukuk anlamında kesinleşmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Öte yandan, kefil 3. kişinin borcunu teminat altına alarak yükümlülük altına girdiğinden kefile yükümlülük getiren düzenlemelerin sözleşmede açıkça yer alması gerekir. Davalı kefilin imzasının yer aldığı 26/03/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinin 9.21. maddesinde bankanın kredili limiti dahilinde bu sözleşme ile açtığı kredinin tamamını veya bir bölümünü çek karnesi verilmesine bağlı gayri nakdi kredi olarak kullandırması halinde müşteriye teslim edilen çek karnesindeki her bir çek yaprağı için bankanın ilgili mevzuat kapsamında ödemekle sorumlu olduğu tutarlar nedeniyle müşteri hesabına gayri nakdi kredi risk giriş yapacağı, 11. maddesinde de müşteri ve müteselsil kefillerden gayri nakdi kredilerin depo edilmesini talep edebileceği hükme bağlanmıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece davalı kefilin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinde çekten kaynaklanan gayri nakdi kredi borcunun deposundan sorumlu olduğuna yönelik açık hüküm bulunduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan gayri nakit alacağı bulunduğunun tespit edildiği, anılan davalının gayri nakdi alacak kalemine yönelik takibe itirazının haklı olmadığı gözetilerek gayri nakdi kredi borcu yönünden davalı şirket hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Davalı asıl borçlu ... hakkında kurulan hükmün infazda tereddüt oluşturup oluşturmadığının incelenmesi kamu düzeni ile ilgilidir. 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesini içermektedir.
Davacı yan dava dilekçesinde nakdi ve gayrı nakdi alacağa yönelik başlatılan icra takibine davalıların haksız itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Bir başka anlatımla davacının dava dilekçesinde icra takibi dışında, gayri nakdi alacağın ayrıca depo edilmesi yönünde bir talebi bulunmamaktadır. Mahkemece ise, çekten kaynaklanan gayri nakit alacak yönünden davalı ...'in sorumlu olduğu belirtilerek 16.000,00 TL gayri nakdi alacağın bankada açılacak faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesine karar verilmiştir. Bu durum itirazın iptali kararının sonucu olan takip dolasıyla depo kararından ayrı bağımsız bir depo kararı niteliğini taşımakla HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımı niteliğinde olduğu gibi infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğundan re'sen gözetmek gerekmiştir.
Gayri nakit alacağa yönelik gelinen aşamada ise, depo talebine konu edilen çeklerin basım tarihi 26/03/2018 olup, Çek Kanunu'nun 3/9. maddesinde öngörülen 5 yıllık süre dava konusu icra takip tarihi olan 24/01/2019, dava tarihi olan 27/03/2019, ilk derece mahkemesi karar tarihi olan 07/07/2021 tarihlerinden doğmamış ise de, dosya Dairemize geldikten sonra, Dairemizin inceleme tarihi olan 15/11/2023 tarihi itibarıyla sona ermiş durumdadır. Bir başka anlatımla Dairemizin inceleme tarihi itibarıyla davacı bankanın çek yapraklarından kaynaklanan yasal sorumluluğu sona ermiş durumdadır.
Bu durumda gayri nakit alacak yönünden Dairemiz karar tarihi itibarıyla davacının yasal sorumluluğunun sona erdiği, davacının gayri nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebinin konusuz kaldığı gözetilerek gayri nakit alacağa itirazın iptali talebi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekmiştir.
Gayri nakit alacağa itirazın iptali talebine ilişkin dava konusuz kaldığından yargılama giderleri yönünden davadaki haklılık durumunun dava tarihine göre tespiti gerekecektir.
İlk derece mahkemesince davalı asıl borçlunun gayri nakit alacaktan sorumlu bulunduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalı asıl borçlunun çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğu açıkça hükme bağlandığı gibi, mahkemenin anılan tespitine yönelik aleyhe herhangi bir istinaf itirazı da bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefilin çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğu açıkça hükme bağlandığından davalı şirket de çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumludur. Bir başka anlatımla, davacı dava tarihi itibarıyla konusuz kalan gayri nakdi alacağa itirazın iptali davası yönünden davalılar aleyhine dava açmakta haklıdır. İlk derece mahkemesinin genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefilin çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu bulunduğuna ilişkin hüküm bulunmadığı, kefilin çekten kaynaklanan gayri nakit alacaktan sorumlu olmadığına ilişkin gerekçesi taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine aykırı olup, bu nedenle hatalıdır.
Hal böyle olunca, dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında konusuz kalan gayri nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebi yönünden yargılama giderleri davalılar üzerinde bırakılmıştır.
Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık yönünden kısmen isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, nakit alacağa itirazın iptali talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, gayri nakit alacağa itirazın iptali talebi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, hüküm altına alınan nakit alacak yönünden davacı yararına icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE,
2. Ankara 6. Asliye Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2021 tarih ve 2019/144 Esas 2021/540 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
B)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalıların Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/1045 sayılı takip dosyasında nakit alacağa ilişkin olarak, 429.014,21 TL asıl alacak, 10.341,79 TL işlemiş faiz (davalı şirket 6.001,15 TL ile sınırlı sorumlu), 886,80 TL BSMV (davalı şirket 669,77 TL ile sınırlı sorumlu) ve 726,89 TL masraf olmak üzere toplam 440.969,69 TL (davalı şirket 436.412,02 TL ile sınırlı sorumlu) nakit alacağa yönelik itirazlarının iptaline, takibin anılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınan asıl alacağın 36.140,16 TL'lik kısmına %33, 392.874,05 TL'lik kısmına %46,80 oranında takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle devamına,
2. Nakit alacağa yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine,
3. Gayri nakit alacağa ilişkin konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4. Hükmolunan 440.969,69 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 88.193,94 TL icra inkar tazminatının (davalı şirketin sorumluluğu 87.282,40 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
5. Alınması gereken 30.122,64 TL nispi karar ve ilam harcından dava dosyasında peşin alınan 5.421,23 TL harç ile 2.296,63 TL icra peşin harcının mahsubu ile bakiye 22.404,78 TL harcın davalılardan müteselsilen alınıp Hazineye gelir kaydedilmesine,
6. Davacı tarafından yapılan 5.465,63 TL peşin harç ile 2.296,63 TL icra peşin harcının davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
7. Davacı tarafça yapılan 263,20 TL tebligat ve posta gideri, 800 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.063,20 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.037,41 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
8. Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına nakit alacak yönünden, kaldırma karar gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan 39.098,48 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
9. Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına gayrinakit alacak yönünden takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
10-HMK 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip iadesine,
C)1-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
2. Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
3. Davacı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 144,00 TL yargılama masrafının davadaki haklılık durumu gözetilerek 137,75 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/11/2023
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:12