SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 21. HD 2021/1427 E. 2023/1565 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1427

Karar No

2023/1565

Karar Tarihi

8 Kasım 2023

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1427 Esas 2023/1565 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1427

KARAR NO : 2023/1565

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/07/2021

NUMARASI : 2020/82 Esas 2021/560Karar

DAVACI :

VEKİLİ

DAVALI :

DAVA : Pay Defterindeki Kaydın Düzeltilmesi

DAVA TARİHİ : 05/02/2020

KARAR TARİHİ : 08/11/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 10/11/2023

Taraflar arasındaki pay defterindeki kaydın düzeltilmesine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’nun çok uzun süre murahhas azalığını yaptığı, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü ... sicil numarasıyla kayıtlı, merkezi Ankara’da bulunan ve toplam sermayesi 1.500.000 TL olan...AŞ'nin 5 kişilik aile şirketi olarak kurulduğunu, şirket ortaklarından ...'nun 23/09/2014 tarihinde, ...'nun ise 29/10/2015 tarihinde vefat ettiğini, vefat eden şirket ortaklarının tüm hisseleri üzerinde mirasçıların külli halef olduğunu, şirket defterinde taksim yoluyla paylaşma yapılmış gibi işlem yapıldığını, şirket yönetim kurulunda ... tek kaldığından 2015 yılından bu yana şiketi zarara uğrattığını, davalı şirket pay defterindeki kayıtların gerçeğe aykırı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm istem, dava ve şikayet hakları saklı kalmak üzere, ... ve ...’na ait halen paylaşılmamış olan terekeye dahil olan elbirliği halinde bulunan Şirket hisselerinin, Ortaklar Pay Defterine paylaşılmış gibi gösterilerek kaydedilmiş olmasına ilişkin itirazları doğrultusunda kayıttaki bu hatanın tespit edilerek, kaydın elbirliği halinde mülkiyet şeklinde işlenmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin, yalnızca aile üyelerinin hissedarı olduğu kapalı tip aile şirketi niteliğinde bir anonim şirketten ibaret olduğunu, davacı, aile bireylerinden baba ... ve kardeş ...’nun vefatından önceki dönemde şirketin murahhas üyesi ve %24 hissesi sahibi olduğunu, vefatlardan önce diğer şirket ortaklarının pay durumunun ise; Yönetim kurulu üyesi kardeş, ... %24, kardeş ... %24, anne ... %16, Yönetim kurulu başkanı baba ...’nun %12 şeklinde olduğunu, murislerin hisselerin veraset ilamı doğrultusunda ve ...'nun şirket hisselerini ...' e devri de dikkate alınarak pay defterinde mevcut durumda ...'in hisse payının %66,25, ...'nun %33,75 şeklinde olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının kötüniyetli davrandığını, murislere ait hisselerin paylaştırılması için herhangi bir Mahkeme kararının gerekmediğini, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/909 Esas sayılı dosyası, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/615 Esas Sayılı dosyası, Ankara 4. Ticaret Mahkemesinin 2018/160 E. 2018/1043 Karar sayılı dosyası, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/164 Esas sayılı dosyası, Ankara 7. ATM 2018/640 Esas ve 2019/121 Karar sayılı dava dosyalarının celbedilmesini ve anılan dava dosyalarının bekletici mesele yapılmasını, aksi takdirde davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; uyuşmazlığın, davalı şirket ortaklarının vefatı ile vefat eden şirket ortaklarının hisselerinin akıbeti, var ise yapılan paylaşmanın usulüne uygun olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu, murisin ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından, henüz bir taksim yapılmadığından elbirliği mülkiyeti kurallarının geçerli olduğu, Anonim şirketlerde payların, paydaşın ölümü halinde, limited şirketlerin aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmediği, bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya MK’nın 2. maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerektiği,(benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/5905 Esas, 2011/17291 Karar) Somut olayda mirasçılar arasında düzenlenmiş bir miras taksim sözleşmesi bulunmadığından veya taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin mevcut olmadığından davalı şirketin murislerin hisselerine yönelik pay dağıtımının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarına ilişkin hususlarda karar veren yerel mahkeme, uyuşmazlık hakkında verilen bir başka mahkeme kararını dikkate almamış olup, bu suretle de birbiriyle çelişki arz eden kararların ortaya çıkması, hukuk devleti ilkesi, mahkeme kararlarının bağlayıcı ilkesi, hukuki güvenlik ilkelerine aykırılık söz konusu olduğunu, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesinin ancak yani sadece sözleşmeyle veya şirket genel kurulunda alınabileceği yönündeki tespitini usul ve yasaya aykırı bulduğunu, burada genel bir duruma işaret ederek, paylı mülkiyete çevrilmenin mahkemeler tarafından da yapılabileceğine işaret ettiğini, yerel mahkemenin aslında gerekçe bakımından genele ilişkin olarak eksik bıraktığı bir hususu yani şirket miras paylarının mahkeme tarafından da paylaştırılabileceği hususuna işaret etmekle yetindiğini, birbiriyle çelişki arz eden kararların ortaya çıkması, hukuk devleti ilkesi, mahkeme kararlarının bağlayıcı ilkesi, hukuki güvenlik ilkelerine aykırılık söz konusu olduğunu, davacı TMK 2. md kapsamında kötüniyetli olup işbu davayı açmasında da hukuki yararı bulunmadığını, ortada mevcut şirket ortakları haricinde başkaca bir mirasçının söz konusu olmadığını, verasete konu tüm şirket hisseleri yine mevcut şirket ortakları arasında veraset ilamına göre pay edildiğini, dahası davacının da zaten bu hisselerin yanlış ya da eksik paylaştırıldığı konusunda da bir itirazı olmadığını, hiçbir hak kaybının söz konusu olmadığını, davacının bu hususta kötüniyetli olup özetle kendisine zaten verilmiş bulunan bir hakkın gerek bulunmamasına rağmen, mahkeme aracılığıyla verilmesini talep ettiğini, mahkeme kararı neticesinde elde edeceği hak ve menfaat kendisine verilmiş olmasına rağmen husumet yarattığını, davacının bu iddiasındaki ısrarının sebebinin belli olduğunu, hisselerin paylaşılmış olmasına rağmen tereke temsilcisi atanmasını istemesinin tek sebebinin, husumet ve kötüniyetle şirketi çıkmaza sokmak, yönetilemez hale getirmek ve kendi talepleri doğrultusunda şirketin parçalanmasını sağladığını, yani kendisine ait payların şirket yönetimini belirlemeye yetmemesi nedeniyle bu iddiayı gündeme getirerek şirketin yönetimsiz kalmasına uğraştığını, kötüniyetli dürüstlük kuralına aykırı davranışın TMK 2. maddesi kapsamında hukuken himaye görmesinin de mümkün olmadığını, yukarıda işaret edilen diğer mirasçılar tarafından açılan, şirket hisselerinin paylaştırılması davasının görüldüğü Ankara 7 ATM dosyasında davacı, paylaştırma davasına karşı çıkmış, yani paylaştırma yapılmasına da engel olmaya çalıştığını, yani işbu davada ileri sürdüğü, paylaştırmanın mahkeme aracılığı ile yapılması gerektiği iddiasının tam tersi yönünde savunmada bulunduğunu, bu durum dahi tek başına davacının kötüniyetli yaklaşımını, hakkın kötüye kullanılmasını, şirketin çözümsüzlüğe sürüklenmesi amacını ortaya koyduğunu, mirasçıların paylaşma iradesini ortaya koyan miras taksim sözleşmesinin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ortakları olan taraflar, aynı zamanda aile bireyleri ve mirasçı olmaları nedeniyle, müteveffaların menkul ve gayrimenkulleri mevcut tüm şirket ortakları arasında yani davacı ..., Anne ... ve Kardeş ... arasında imzalanan miras taksim sözleşmesi ile paylaşıldığını ve intikalleri de sağlandığını, önemle dikkat çekmek gerekir ki; mirasçılar, görüleceği üzere terekenin paylaşılması konusundaki iradelerini bu taksim sözleşmesiyle ortaya koyduğunu, miras taksim sözleşmesinin yapıldığı tarihte davaya konu şirket hisseleri zaten veraset ilamına göre paylaştırılıp pay defterine işlendiğinden ayrıca söze konu miras taksim sözleşmesine dahil edilmediğini, ancak miras taksim sözleşmesinden görüleceği üzere, şirket hisselerinin bu paylaşma iradesi dışında olduğuna yönelik ayrıca bir ihtirazi kayıt da yer almadığını, bu bakımdan miras taksim sözleşmesinde şirket hisseleri bakımından paylaşma iradesine herhangi bir çekince belirtmeyen davacının sonrasında hiçbir gerekçe ve hukuki yararı olmaksızın bu payların paylaşılmadığı iddiası TMK 2. md. kapsamında kötüniyetli olup bu kötüniyetin de hukuk düzenince korunmayacağının açık olduğunu, veraset ilamına göre mirastan doğan şirket hisselerinin paylaştırılabileceğine ilişkin içtihatların dikkate alınmadığını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddi yönünde karar tesisini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava, davalı şirketin pay defterindeki kaydın hatalı olduğunun tespiti ve düzeltilmesi istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Beyoğlu 16. Noterliğinden 13/10/2014 tarihinde 18535 yevmiye no ile verilen mirasçılık belgesinin incelenmesinde; murisi ...'nun 23/09/2014 tarihinde vefatından ötürü terekesinin 4 pay kabul edilerek, 1 payının ..., 1 payının ... ...'na, 1 payının ...'na ve 1 payının ...'e ait olduğu,

Beyoğlu 8. Noterliğinden 09/11/2015 tarihli mirasçılık belgesinin incelenmesinde; muris ... ...'nun 29/10/2015 tarihinde vefatından ötürü terekesinin 4 pay kabul edilerek, 2 payının ..., 1 payının ...'na ve 1 payının ...'e ait olduğu görülmüştür.

Ticaret Sicil Müdürlüğünün 01/10/2018 tarihli yazısına göre; ...'nin 30/12/1966 tarihinde sicile tescil edildiği, 09/06/2018 tarihli 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı Hazirun cetveline göre ...'in 993.750,00 TL sermaye karşılığı %66,25, ...'nun ise 506.250,00 TL sermaye karşılığı %33,75 hissesinin bulunduğu anlaşılmıştır.

Dosyada mevcut 02/01/1967 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 2949 sayılı nüshasında, Esas Mukavelesinin ilan edildiği ve söz konusu esas sözleşmenin incelenmesinde;

"Sermaye" başlıklı 6. maddesinde, 1020 paylı şirketin, 510 payı ... Anonim Şirketi, 225 hissesi ..., 225 payı ..., 225 payı ..., 30 payı ... tarafından taahhüt edildiği ve % 25'inin nakit ödendiği,

"Esas Mukavele Tadili" başlıklı 23. maddesinde, bu esas mukavelede meydana gelebilecek değişikliklerin tekemmül ve tatbiki Ticaret Bakanlığının iznine tabi olduğu ve bu husustaki değişikliklere usule uygun olarak tasdiki ve Ticaret Siciline tesciline tescil ettikten sonra ilanları tarihinden itibaren muteber olduğu,

"Kanuni Hükümler" başlıklı 33. Maddesinde ise, esas mukavelede mevcut olmayan hususlar hakkında Türk Ticaret Kanunun hükümlerinin tatbik edileceği belirtilmiştir.

4721 sayılı TMK'nın 599.maddesi uyarınca miras, murisin ölümü ile bir bütün olarak mirasçılarına geçeceği,

4721 sayılı TMK'nın 640.maddesinde, birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacakları ve sözleşme veya kanundan doğan temsil yada yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri, mirasçılardan birinin istemi üzerine Sulh Hukuk Mahkemesi'nin miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabileceği,

4721 sayılı TMK'nın 644. maddesinde, bir mirasçının, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde sulh hakiminin, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet edeceği, elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu mal üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verileceği,

4721 sayılı TMK 688. maddesinde, paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olacakları, paylı mülkiyette paydaşlardan her birinin kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olacağı, payını devredilebileceği, rehnedilebileceği ve alacaklılar tarafından haczettirilebileceği,

4721 sayılı TMK'nın 701. maddesinde, kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyetinin elbirliği mülkiyeti olduğu,

4721 sayılı 702. maddesinde, ortakların hakları ve yükümlülüklerinin, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirleneceği, Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekeceği, sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamayacağı ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamayacağı, ortaklardan her birinin, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği, bu korumadan bütün ortakların yararlanacağı, hükümleri yer almaktadır.

Düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacakları ve sözleşme veya kanundan doğan temsil yada yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edeceklerinden kural olarak tek başlarına veya birkaçı birlikte hareketle terekeye dahil hakkın biri üzerinde tasarrufta bulunamazlar.

Davacı yan Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasıyla kayıtlı, merkezi Ankara’da bulunan ve toplam sermayesi 1.500.000 TL olan...AŞ'nin 5 kişilik aile şirketi olarak kurulduğunu, şirket ortaklarından ...'nun 23/09/2014 tarihinde, ...'nun ise 29/10/2015 tarihinde vefat ettiğini, vefat eden şirket ortaklarının tüm hisseleri üzerinde mirasçıların külli halef olduğunu, şirket defterinde taksim yoluyla paylaşma yapılmış gibi işlem yapıldığını, şirket yönetim kurulunda ... tek kaldığından 2015 yılından bu yana şiketi zarara uğrattığını, davalı şirket pay defterindeki kayıtların gerçeğe aykırı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm istem, dava ve şikayet hakları saklı kalmak üzere, ... ve ...’na ait halen paylaşılmamış olan terekeye dahil olan elbirliği halinde bulunan Şirket hisselerinin, Ortaklar Pay Defterine paylaşılmış gibi gösterilerek kaydedilmiş olmasına ilişkin itirazları doğrultusunda kayıttaki bu hatanın tespit edilerek, kaydın elbirliği halinde mülkiyet halinde düzeltilmesini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Açıklandığı üzere, davacının talebi ortaklar pay defterine hatalı kayıt yapıldığı iddiasına dayalı olup,işbu dava tek hakim tarafından görülerek karara bağlanmıştır.

5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 5/3. maddesinde, Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara ayrıca aynı Kanun'un 5. maddesinde, "Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri 1.000.000,00 Türk Lirasının üzerinde olan dava ve işlere bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacağı" şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu maddedeki tutar dava tarihinde 300.000,00 TL olup tabi hakim ilkesi de gözetildiğinde dava tarihindeki tutara göre davanın heyetçe görülmesi gerekir.

Hal böyle olunca, davalı şirketin sermayesi 1.500.000,00 TL olup, dava konusu yapılan muris ...'nun 1.800.000,00 TL hissesinin değerinin 180.000,00 TL, ...'nun 4.050.000,00 TL hissesinin değerinin 405.000,00 TL olduğu gözetildiğinde toplam dava değerinin 585.000,00 TL olduğu dikkate alındığında davanın asliye ticaret mahkemesinde bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacak işler kapsamında kaldığı, davanın heyetçe görülmesi gerektiği gözetilerek dosyanın heyete tevdi gerekirken tek hakim tarafından değerlendirilme yapılarak karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Mahkemenin teşekkülüne ilişkin bu kural kamu düzeninden olduğundan resen gözetilmiştir.

Öte yandan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)

Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup, re'sen nazara alınması gerekir. Ayrıca, taraf teşkili sağlanmadığı sürece işin esasına girme olanağı da yoktur. Davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz.

Davalı şirket ortaklar pay defterinde dava dışı ... ile ... müstakil pay sahibi olarak bulunmaktadır.

Somut uyuşmazlıkta davacı yanın iddiası davalı şirketin ortaklar pay defterine hatalı kayıt yapıldığı iddiasına dayalı olup, ortaklar pay defterinde müstakil pay sahibi olan ... ile ...'nin de davada taraf olması gerekirken davacı tarafa anılan kişiler aleyhine dava açması için kesin süre verilerek dava açtığı takdirde birleştirme kararları beklenerek taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, davanın heyetçe görülüp değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek KABULÜ ile Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/07/2021 tarih ve2020/82 Esas 2021/560 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1). a.4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 

2.  5235 sayılı Kanunu'nun 5/3. maddesi gereğince davanın heyetçe görülüp değerlendirilmesi için dosyanın Ankara 6. Asliye Ticaret  Mahkemesi'ne gönderilmesine, 

3. Davalı vekili tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde anılan davalıya iadesine, 

5. Davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 

5. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2023

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...

... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararDüzeltilmesiPayvekiliDefterindekiKaydınankaranumarasıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim