SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 21. HD 2021/1357 E. 2023/1499 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1357

Karar No

2023/1499

Karar Tarihi

26 Ekim 2023

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1357 Esas 2023/1499 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1357

KARAR NO : 2023/1499

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/06/2019

NUMARASI : 2017/3 Esas 2019/449 Karar

DAVACI - KARŞI

DAVALI

VEKİLİ :

DAVALI - KARŞI

DAVACI :

DAVA - KARŞI DAVA : Limited Şirket Ortaklığından Çıkarma - Kar Payı Alacağı

DAVA TARİHİ : 03/01/2017

KARAR TARİHİ : 26/10/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2023

Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığından çıkarma istemine ilişkin davanın ve kar payı alacağı istemine ilişkin karşı davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın ve karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 400 paydan oluşan bir sermayeye sahip olup, bu paylardan 380 payın dava dışı ...'ye, 20 payın davalı ...'a ait olduğunu, şirketin 09/12/2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda davalı ...'un haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılması için mahkemeye başvurulması kararı alındığını, müvekkilinin 30/04/2015 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda ihtiyaç duyduğu şube adres değişikliği kararının davalı tarafından geçerli hiçbir neden ileri sürülmeksizin iptal davasına konu edildiğini, açılan davanın reddine karar verildiğini, yapılan olağan üstü genel kurul toplantısında şirketin ekonomik çıkarı doğrultusunda acil olarak ihtiyaç duyduğu şube adres değişikliği kararı alınarak şirketin menfaatlerinin korunmaya çalışıldığını, sadece şube adresinin değiştirilmesinin, daha büyük mağazaya taşınmaya ilişkin alınan kararın iptali isteminin yasal bir hakkın kullanılması olarak yorumlanamayacağını, genel kurul kararının iptaline ilişkin kötü niyetle açılan davanın şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve ızrar edecek nitelikte olduğunu, davacının kendi çıkarlarını şirketi ekonomik çıkarlarının önünde tuttuğunu, hisse sayısı az olmasına karşı şirketi ekonomik fayda sağlayacak işlemleri dahi durdurmaya çalıştığını, şirket ortakları arasında karşılıklı güvenin sona ermesi halinde ortaklık ilişkisinin devamının düşünülemeyeceğini, şirket ortakları arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunduğunu, davalının dava dışı ortak ... hakkında evrakta sahtecilik suçlaması ile savcılığa şikayette bulunduğunu, bu şikayette ortağın eşi ve oğlunun da suçlandığını, şirket ortağına yöneltilen bu şikayetin gerçeği yansıtmadığını, takipsizlik kararları verildiğini, asılsız suçlamalar nedeniyle davalı hakkında iftira suçundan dolayı şikayette bulunulduğunu, davalı hakkında kamu davası açıldığını, davalının asılsız şikayetlerle ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirdiğini belirterek davalının haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılmasına, payının şirkete devredilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; karşı davalının müvekkiline hiçbir bilgi ve kar payı vermediğini, şirkete yapılan başvuruya olumlu cevap verilmediğini, müvekkilinin şirket ortağı olduğu tarihten bu yana kar payı dağıtılmadığını, karşı davalının kar olmadığını belirterek kar payı dağıtımından sakındığını belirterek şimdilik 500,00 TL kar payı alacağının doğum tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile diğer ortak arasında müvekkilinden kaynaklanan açık bir husumet bulunmadığını, diğer ortağın eşi ile oluşan husumetin ise müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, müvekkilinin ortaklar kurulu kararının iptali için dava açmasının ortaklıktan çıkarılma için haklı bir sebep olmayacağını, müvekkilinin 2010 yılı genel kurulu öncesinde ve henüz yönetim kurulu üyeliği seçimi yapılmadan yönetim kurulu üyeliğine seçimi ve gerektiğinde aynı genel kurulda istifası için verdiği dilekçelerden istifa dilekçesinin şikayetçiler tarafından yönetim kurulunda görüşülerek kullanıldığını, müvekkilinin istifa dilekçesini görmediği için savcılığa şikayetinde sahtecilik de olabileceği savı üzerine savcılığın sırf sahtecilik iddiasına dayalı takipsizlik kararı verdiğini, sonraki şikayetinde ilk şikayete bağlı olarak reddedildiğini, takipsizliğe yapılan itirazında yeterince incelenmeden reddedildiğini, soruşturmada dinlenen tanık beyanlarıyla müvekkilinin sebepsiz yere şikayet yoluna başvurmadığının ortaya çıktığını, yönetim kurulu kararının butlanına da karar verildiğini, diğer ortağın eşinin müvekkilinden geçici kullanmak için aldığı hisseleri geri vermemek için elinden geleni yaptığını, müvekkilini yönetimden istifa etmiş gibi gösterdiğini, müvekkilinin şirketteki pay oranı %5 olup, başvuracağı hukuki yollarla şirketi engelleyeceği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; karşı davacının müvekkiline gönderdiği ihtarname ile kar payı dağıtımı için talepte bulunulduğunu, müvekkili tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede şirketin karda olmadığının belirtildiğini, bunun üzerine karşı davacı tarafından yeniden ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin ise gönderdiği cevabi ihtarname ekinde şirket mali kayıtlarına yer verilerek şirketin karının bulunmadığının bir kez daha belirtildiğini, karşı davacının katıldığı 30/04/2015 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında kar dağıtımı hususunun ilk olağan genel kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmasına oy birliğiyle karar verildiğini, karşı davacının kar payı talebi hakkında sessiz kalınmadığı gibi talebin de reddedilmediğini, genel kurul tarafından kar eden şirketin kar dağıtımı kararının reddedilmesi durumunda ancak bu kararın geçersizliği ve iptali için dava açılabileceğini, bunun dışında genel kurulun münhasır yetkisinde olan bir konuda genel kurulun yerine geçerek kar dağıtımına karar verilmesi yönünde talepte bulunulmasının yasaya aykırı bulunduğunu bildirerek karşı davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, TTK'nun 640/3. maddesine göre şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılmasının mümkün olduğu, şirket ortağının şirket yöneticisini eleştirmesi ve dava açmak veya şikayette bulunmak suretiyle kendisine göre haklı taleplerini ileri sürmesi, onun çıkartılması bakımından haklı sebep teşkil etmeyeceği, karşı davada kural olarak bir sermaye şirketi türü olan limited şirkette şirketin sağlayacağı kazançtan yararlanmak amacı ile ortak olunacağını, bu tür şirketlerde ortağın kar payı alacağı, ortaklar kurulunun kar dağıtma kararıyla muacceliyet kazanacağı, ortaklar kurulunun bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde sarfınazar edemeyeceği, bu konuda dava açılmasından önce davacı ortağın kar payı dağıtım talebini şirkete iletmesi ve şirketin bu duruma sessiz kalması davacının talebinin hukuka aykırı bir şekilde reddedilmiş olması gerektiğini, davalı karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde kar payı isteminin davalı şirkete bildirdiğini dile getirmiş ve buna ilişkin bildirimin dilekçe ekinde olduğunu belirtmiş ise de, davalı şirketi direngen duruma düşürecek bildirimin dilekçeye eklenmediği, 05/04/2017 tarihli duruşmada tanınan kesin süreye rağmen belge sunulmadığı, bu konuda ispat yükü üzerinde olan davalı karşı davacının ispat yükünü yerine getirmediği, karşı davalı şirketin direngen durumda olduğunu kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK'nun 636. maddede belirtilen haklı nedenle davalının ortaklıktan çıkarılması için şartların mevcut olduğunu, müvekkilinin 30/04/2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin ekonomik çıkarı doğrultusunda ihtiyaç duyulan şube adres değişikliği kararı alınarak şirketin menfaatlerinin korunmaya çalışıldığını, ancak davalı-karşı davacının bu adres değişikliği kararına karşı şirketin menfaatlerini hiçe sayarak, hiçbir haklı gerekçesi olmadan genel kurul kararının iptali davasını açtığını, açılan bu davanın reddedildiğini, mahkemenin kabulünün aksine davalının açmış olduğu bu davanın, yasal bir hakkın kullanılması olarak nitelendirilemeyeceğini, bir kişinin dava açma hakkını kötüye kullanmasını, kasdi dava açmasını, açtığı dava ile dava sonucu bir hakkını almayı değil dava yolu ile karşı tarafta bir baskı oluşturma isteğini yasaların korumayacağını, tam tersi bu gibi durumlarda yasaların bu şekilde dava açan kişilere karşı bazı yaptırımlar öngördüğünü, genel kurul kararının iptali davasının tamamen kötü niyetle ve kasdi hareketle açılan bir dava olup şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve ızrar edecek nitelikte olduğunu, bu davanın şirket faaliyetlerini dava yolu ile engellemeye yönelik, yalnızca şirketi zor durumda bırakmak amacıyla açılmış bir dava olup, yasanın kötü niyeti korumayacağını, şirket genel kurulunda şirkete ait şubenin adresinin değiştirilmesi şirket menfaatleri için zorunlu olduğunu, buna dair alınan karar hakkında davalının iptal davası açması ve adresin bu nedenle değişememesinin doğrudan şirket faaliyetlerine sekte ve zarar verici nitelikte bulunduğunu, sürekli geçimsizlik çıkartılması ve soruşturma ve davalara sebebiyet verilmesi nedeni ile güven ilişkisinin zedelenmesi ve ortaklık ilişkisinin mevcut hali ile devamına olanak kalmadığını, davalının müvekkilinin ana hissedarı ve müdürü ... hakkında evrakta sahtecilik suçlaması ile şikayette bulunduğunu, bu şikayetinde anılan ortağın yanında eşi ve oğlunu da suçladığını, şikayet üzerine yapılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini, davalının bununla yetinmeyerek aynı konuda bu defa müvekkilinin şirket müdürü ve ana hissedarı ...’nin eşi hakkında yeniden savcılığa şikayette bulunduğunu, bu şikayetin de takipsizlikle sonuçlandığını, zarar verici nitelikte davranışlarda bulunması ve sürekli geçimsizlik çıkartarak soruşturma ve davalara sebebiyet vermesi sebebiyle ortaklık ilişkisinin mevcut haliyle devamına olanak bırakmadığını, davalı bu davranışları ile ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirdiğini, şirket menfaatleri doğrultusunda hareket etmek yerine kişisel husumetlerini ön planda tuttuğunu, mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda da doğru bir tespitle davalının bu eylemlerinin şirkette huzursuzluğa yol açtığının kabul edildiğini, davalının kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen hususta yeniden savcılık şikayetinde bulunması şikayet hakkının kullanılması olarak kabul edilemeyeceğini, aksine şikayet nedeninin yargı kararı ile doğru olmadığı sonucuna varılan bir hususta tekrar tekrar şikayette bulunmanın bu kişinin ortağına ve ailesine husumet beslediğini, şikayet hakkını kötüye kullandığını, sırf zarar verme amacı ile hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, bu duruma gelmiş ortakların aynı şirkette birlikte olmalarının beklenemeyeceğini, böyle bir kabulün şirketlerin kuruluş amacına aykırı olduğu gibi ortaklığın devamı halinde daha büyük olayların olmasına yol açacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesine göre dahi davadan önce kar payı dağıtım talebinin şirkete bildirildiğinin çekişmesiz olduğu ve şirketin bu talebi reddettiği açıkken, bu hususun ispata muhtaç bir hale sokulmasının usul kurallarına aykırı bulunduğunu, her iki tarafın dilekçelerinde müvekkil ihtarlarına delil olarak dayanıldığını, ayrıca UYAP'tan incelendiğinde görüleceği üzere bazı ihtarların dosya içerisine kazandırıldığını, karşı davalıya bildirim yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, delilleri arasında şirket kayıtlarının ve belgelerinin yer aldığını, yapılan bildirimlerin suretlerinin şirkette, asıllarının ise noterlikte bulunduğunu, ilgili noterlik numaralarının, tarih ve yevmiyelerin dosyada mevcut olduğunu, müzekkere giderlerini karşılayacak avansın da peşin olarak yatırıldığını, her iki tarafın beyanına itibar edilmediğine göre, ilgili noterlikten bu belgenin aslının istenmesi mümkün olduğu halde, bizzat ibraz edilmediğinden bahisle ispat yükünün yerine getirilmediğine dayanılmasının da doğru olmadığını, ayrıca 30/04/2015 tarihli genel kurul toplantısında kar payı dağıtım talebinin bir kez daha sunulduğunu, bu talebin gündemde olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, şirketin cevabi ihtarlarında kar payı dağıtımının kabul edilmediğine dair beyanlarla birleştiğinde, şirketin kar dağıtımını kabul etmediğinin ortada olduğunu, şirketin hiçbir zaman kar payı dağıtımını gündemine almayacağına göre, şirketin kar payı dağıtılmasının mahkeme tarafından yapılmasını gerektiren şartların oluştuğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının karşı dava yönünden kaldırılmasına, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; haklı nedenle limited ortaklığından çıkarma, karşı dava ise kar payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/144303 sr. sayılı dosya sureti, Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/135 Esas sayılı dosya sureti, Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/669 Esas 2017/861 Karar sayılı karar sureti, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1145 Esas 2016/516 Karar sayılı karar sureti, davacı şirket ana sözleşmesi, muavin kayıtları, şirket bilançosu, 09/12/2016 tarihli genel kurul karar sureti, davacı şirket ticaret sicil kayıtları, yargılama aşamasında mali müşavir ve uzman bilirkişi heyetinden alınan 13/05/2018 tarihli kök, 21/01/2019 tarihli ek rapor dosya içeresinde yer almaktadır.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda, şirket genel kurul kararının iptali için dava açılması ve diğer ortak hakkında suç duyurusunda bulunulmasının yasal müracaat ve şikayet hakkının kullanılması niteliğinde olduğu, ortağın şirketten çıkarılması için haklı sebep teşkil etmeyeceği, ancak bu durumlar şirkette huzursuzluğa yol açtığından ortağın çıkma talebinde bulunabileceği, kar dağıtımı konusunda alınmış genel kurul kararı bulunmadığı, davalının kar payı talep edemeyeceği, davalının davacı şirketten çıkarılmasına karar verilmesi halinde ödenmesi gereken ayrılma akçesinin 31.510,90 TL olacağı yönünde kanaat bildirilmiştir.

Alınan bilirkişi heyeti ek raporunda, şirket ana sözleşmesine göre kar dağıtımı için genel kurul kararı alınması gerektiği, kar dağıtım kararı bulunmadığı, kar payı verilecekse dava tarihi itibarıyla davalı-karşı davacının 6.856,22 TL talep edebileceği, davalı-karşı davacı ortaklıktan çıkarılırsa çıkma payının 31.510,90 TL olacağı tespit edilmiştir.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/144303 sr. sayılı dosyasında, müşteki ... tarafından şüpheliler ... ve ... hakkında yönetim kurulunda olan şüphelilerin toplanarak kendisini istifa etmiş gibi yönetimden çıkardıklarını, istifasına ilişkin herhangi bir belge vermemesine, buna ilişkin yönetim kurulu toplantısına çağrılmamasına rağmen üyeliğinin alınan kararla sonlandırıldığını belirterek özel belgede sahtecilik suçu nedeniyle şikayet yoluna başvurulduğu, yapılan ceza soruşturması neticesinde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, müştekinin anılan karara itirazı üzerine Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/2746 D. İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilerek takipsizlik kararının kesinleştiği görülmüştür.

Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/135 Esas sayılı dosyası ile, müştekiler ... ve ... tarafından yapılan şikayet üzerine sanık ... hakkında iftira suçundan açılan kamu davasında dosyanın Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/669 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş, anılan dosyada yapılan yargılama üzerine ise 14/12/2017 tarih ve 2017/861 Karar sayılı kararı ile sanığın iftira özel kastının bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.

Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1145 Esas 2016/516 Karar sayılı dosyasında, davacı ... tarafından davalı ... ... Ltd. Şti. aleyhine 30/04/2015 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptali talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu genel kurul toplantısının gündeminin şirket adres değişikliğine ilişkin bulunduğu, alınan adres değişikliği kararının davacının olağanüstü genel kurul gündemine alınmasını istediği hususlarla bir ilgisinin olmadığı, davacı vekilinin genel kurulda ileri sürdüğü taleplerin ileriki tarihte yapılacak olan genel kurulda gündeme alınıp alınmamasına oy birliğiyle karar verildiği, iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

Davacı ... ... Ltd. Şti'nin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün kaydının incelenmesinde, şirketin ... sicil numarasına kayıtlı olup, ana sözleşmeye göre şirket ortaklarının ... (davalı) ve ... (dava dışı) olduğu, şirketin 99 yıllığına kurulup sermayesi 200 hisseye ayrılarak davalı ...'un 10 hisseye, dava dışı ...'nin 190 hisseye sahip bulunduğu, ilk 10 yılı için dava dışı ...'nin şirket müdürü olarak seçildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirketin 09/12/2016 tarihli genel kurul kararı ile, davalı ...'un şirket ortaklığından çıkartılması için dava açılmasına 20 ret oyuna karşılık 380 kabul oyuyla oy çokluğuyla kabul edildiği görülmüştür.

Davacı ... ... Ltd. Şirketi'nin iki ortaklı olduğu, şirketin %5 hissesinin davalıya, %95 hissesinin ise dava dışı ...'ye ait bulunduğu, dava dışı ortağın şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu dosya kapsamıyla sabittir.

Davacı yan davalı ortağın şirketin ekonomik menfaatlerini gözetmeden şirket şubesinin adres değişikliğine ilişkin genel kurul kararının iptali talebi ile dava açtığını, şirketin diğer ortağı, eşi ve çocuğu hakkında ceza soruşturması başlatılması için savcılığa şikayette bulunduğunu, şirket ortakları arasında güven ilişkisinin kalmadığını, davalının haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin koşulların oluştuğunu iddia etmiş, karşı davada karşı davacı yan ise, karşı davalı şirketten kar payı alacağı talep edildiği halde kar payı ödenmediğini, genel kurul tarafından kar payı dağıtımına ilişkin karar alınmadığını iddia etmiş, davalı ile karşı davalı yan ise dava ve karşı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile dava ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında asıl davadaki uyuşmazlık, davalının davacı şirket ortaklığından çıkarılması için haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği, karşı davadaki uyuşmazlık ise karşı davacının karşı davalı şirketten kar payı alacağı talep etmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise kar payı alacağının miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 Sayılı TTK'nun çıkarılma başlıklı 640/3. maddesinde, şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması halinin saklı olduğu, aynı yasanın genel kurulun yetkileri başlıklı 616/(1)-h. maddesinde bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hususunun genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığı, yine aynı yasanın önemli kararlar başlıklı 621/(1)-h. maddesinde ise bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için de genel kurul kararıyla temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği düzenlenmiştir.

Asıl davada davalının haklı sebeple davalı limited şirket ortaklığından çıkarılması için davacı limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce, şirket genel kurulunda TTK'nun 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınması dava şartıdır. İşbu davada dava şartı olan nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin 09/12/2016 tarihli genel kurul kararı bulunmakta olup anılan dava şartı gerçekleşmiştir.

Davacının işbu davada davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için haklı sebep olarak ileri sürdüğü husus, davalının şirket şube adresinin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararının iptali için açtığı dava ile davalı tarafından şirketin diğer ortağı, eşi ve oğlu hakkında yaptığı şikayet üzerine başlatılan ceza soruşturmaları, bu ceza soruşturmaları nedeniyle davalı hakkında iftira suçundan açılan kamu davalarıdır.

Davacı yan genel kurul kararının iptali için açılan davanın davacı şirketin ekonomik çıkarlarının değil, davalı tarafından kişisel çıkarların gözetilmesi sonucu şirket zarar verme kastıyla açıldığını, ceza soruşturması ve kovuşturmasının ise ortaklar arasında huzursuzluğa yol açtığını, ortaklık ilişkisinin mevcut haliyle devamına olanak bulunmadığını ileri sürmüştür.

Şirket genel kurul kararının iptali için dava açılması, diğer ortak, eşi, çocuğu hakkında suç duyurusunda bulunulması davalı ortağın yasal müracaat ve şikayet hakkının kullanılması niteliğinde olup, ortağın ortaklıktan çıkarılması için haklı sebep teşkil etmeyecektir. Hal böyle olunca mahkemece, davada davalı şirket ortağının limited şirket ortaklığından çıkarılması için haklı sebep koşulunun gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, limited şirkette karın dağıtımına ilişkin kurallar 6102 sayılı TTK'nun 608. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 608. maddesine göre, kar payı sadece net dönem karından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kar payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir. Yine aynı Yasa'nın 616/1-e bendi gereği kar payı hakkında karar vermek genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Ayrıca anılan Yasa'nın 617/3. maddesinde yapılan atıfla işbu Yasa'nın "Azlık" başlıklı 411. maddesinde ise sermayenin en az onda birine sahip pay sahiplerinin yönetim kurulundan yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebileceğini, 3. fıkrasında ise çağrı ve gündeme madde konulması isteminin noter aracılığıyla yapılacağı, 4. fıkrasında yönetim kurulunun çağrıyı kabul etmesi halinde genel kurulun en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılacağı, aksi halde çağrının istem sahiplerince yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda karşı davalı şirketin ana sözleşmesinde karın dağıtımı başlığı altında 11. maddesinde "şirketin safi kari yapılmış her çeşit masrafların çıkarılmasından sonra kalan miktardır. Safi kardan her sene %5 ihtiyat akçesi ayrılır. Kalan hissedarlara ödenmiş sermaye üzerinden hisseleri oranında dağıtılır. Kara iştirak edenlerle hissedarlara dağıtılması kararlaştırılan miktardan Türk Ticaret Kanunu'nun 466. Maddesinin 2. fıkrasının 3 numaralı bendi gereğince %10 ayrılarak umumi yedek akçeye eklenir. Kardan bir kısım hissedarlara dağıtılması veya şirket adına işletilmesi veya memurlara ve hizmetlilere ikramiye olarak verilmesi gibi kararlar şirket sermayesinin en az %51'ini temsil eden hissedarların kararına bağlıdır.", ihtiyat akçesi başlıklı 12. maddesinde ise; "İhtiyat akçesi şirket sermayesinin %20 sine çıkıncaya kadar ayrılır. Bu miktarın azalması halinde yeniden ihtiyat akçesi ayrılmasına devam olunur. Kanuni ve ihtiyat akçeleri ile kanun ve bu ana sözleşme hükümlerine göre ayrılması gereken miktar safi kardan ayrılmadıkça hissedarlara kar dağıtılmaz." düzenlemelerine yer verilmiştir.

Yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda, kar dağıtımı konusunda alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, karşı davacının kar payı talep edemeyeceği tespit edilmiş, ek raporda ise, kar payı verilecekse dava tarihi itibarıyla karşı davacının 6.856,22 TL kar payı talep edebileceği belirtilmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere kar payı hakkında karar vermek genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Kar dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisi ortaklar kuruluna ait olup, bu yetki başka bir organa devredilemeyeceği gibi ortaklar kurulu, kar dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağı dava açarak kendisine ait karı isteyemez. Bu kural emredici nitelikte olduğundan, sözleşmeye aksine bir hüküm konulamaz. Nitekim Yargıtay 11. HD'nin 19/11/2013 tarih ve 2013/16155 Esas 2013/20847 Karar sayılı emsal nitelikteki kararı da aynı yöndedir. Kaldı ki karşı davacı vekili TTK'nun 416/3. maddesinde yapılan atıfla 411. maddesindeki usulü izleyerek eldeki davayı açtığını usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır.

Bu durumda mahkemece karşı davacı vekilinin TTK'nun 416/3. maddesinde yapılan atıfla 411. maddesindeki usulü izleyerek eldeki davayı açtığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek karşı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın ve karşı davanın reddi yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı, davalı-karşı davacı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davacı, davalı. karşı davacı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 

2. Davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 

3. Davalı. karşı davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL'nin davalı. karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4. Taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 

5. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/10/2023

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...

... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ÇıkarmakararOrtaklığındandavalıPayı-KarAlacağıhükümŞirketLimitedankaranumarasıkarşıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim