Ankara BAM 20. HD 2024/707 E. 2024/959 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/707
2024/959
22 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/707
KARAR NO : 2024/959
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/11/2019
NUMARASI : 2018/499 E. - 2019/467 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü
Dairemizce verilen 23/02/2022 tarih ve 2020/161 Esas, 2022/199 Karar sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2024 tarih ve 2022/4181 Esas, 2024/880 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin özellikle küçük ev aletleri ve endüstriyel mutfak makineleri alanında faaliyet gösterdiğini, 2014/02414 ve 2016/00944 sayılı tescilli tasarımlarının bulunduğunu, davalı ...'ın ise 2018/01949 sayılı "Tost Makinesi" konulu tasarım başvurusunu yaptığını, başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini haiz olmadığını, tasarım başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, müvekkilinin davalıya karşı açmış olduğu davalarda, uzman bilirkişilerce yapılan incelemelerde her iki ürünün birbirine ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunun tespit edldiğini, TÜRKPATENT tarafından yapılan incelemenin eksik ve yetersiz olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2018/T-901 sayılı kararının iptaline, dava konusu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin 1998 yılında faaliyetlerine başladığını, adına tescilli patent, marka ve tasarımların bulunduğunu, müvekkilinin sadece kendisine ait tasarımlı ürünleri ürettiğini ve kendi markaları ile piyasaya sürdüğünü, müvekkiline ait dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğunu, davacının kötü niyetli hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2018/01949 numaralı tescilli tasarımın, davacının gösterdiği deliler karşısında yeni ve ayırt edici olduğu ve bu değerlendirme neticesinde tescilin iptalini oluşturacak koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu tasarımla ilgili birbiriyle çelişkili raporlar bulunduğu halde mahkemece bu çelişkiyi giderecek ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları teknik itirazları karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu alınmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tasarımların genel görünümleri itibariyle karşılaştırılmadıklarını, bilirkişi raporunda tespit edilen farklılıkların da genel görünüme etkisi olmayan farklılıklar olduklarını, oysa ürünlerin önden görünümlerinin, şekil ve büyüklüklerinin, yay bağlantılarının, şekillerinin ve duruşlarının, orta bağlantı ve arka dayanma stop noktalarının, yüksekliğe ilişkin ayarlarının, ayakların yapısının, şeklinin ve konumlandırılmasının, kulp görünüşlerinin, düğmelerin ve vidaların tasarımdaki yerlerinin birebir aynı olduklarını, tasarımcının seçenek özgürlüğü kriterinin de ayrıntılı olarak değerlendirilmediğini, akıllı taklit konusunun mahkeme gerekçesinde açıklanmadığını, kötü niyet iddialarının ne gerekçeli kararda ne de hükme esas bilirkişi raporunda yer almadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 23.02.2022 tarih, 2020/161 Esas, 2022/199 Karar sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davacı tarafça yapılan ciddi itirazların karşılanmadığı, bu nedenle Dairemizce, HMK'nın 356. maddesi uyarınca davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmesi hususunda ek bilirkişi raporu alınması için duruşma açılması yoluna gidildiği, dosyada mevcut bilirkişi raporunda söz konusu ürünlerin benzer ve farklı yönlerinin açıklandığı, dava konusu tasarımın, yeni ve bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin, ayırt edici niteliğe sahip olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 08/02/2024 TARİH 2022/4181 E. - 2024/880 K. SAYILI İLAMININ ÖZETİ : Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle, "6769 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi gereğince tasarımın başvuru veya rüçhan tarihinden önce aynısının kamuya sunulmamış olması, yenilik, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimden farklılık taşıması, ayırt edicilik niteliğe haiz olması gerekir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir. Davaya konu tasarım ise davacının dayanak tasarımları karşısında küçük ayrıntılarda farklılık arzetmekle birlikte genel görünüş itibariyle benzerlik taşımaktadır. Bilirkişi heyetince farklılık olarak nitelenen hususlar ayırt edicilik sağlamayan küçük ayrıntılar kapsamında kalmaktadır. Bu bakımdan davalı ...'ın tasarım başvurusunun yenilik ve ayırt edicilik niteliği taşıdığından söz edilemeyeceğinden Mahkemece davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda özetlenen yargılama safhalarından da anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli görülmediği, davacı tarafça bu rapora yapılan ciddi itirazların da karşılanmadığı, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmesi hususunda ek rapor alınması gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nın 356. maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına karar verilmiş, bu kapsamda duruşma açılarak ek bilirkişi raporu alınmış, yapılan yargılama sonucunda dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşıdığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemiz ile Yüksek Daire arasındaki uyuşmazlık, davaya konu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, buna bağlı olarak dava konusu YİDK kararının iptali ve davalı tasarımının hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 266. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanunun 282. maddesinde ise hakimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hüküm altına alınmıştır. O halde, çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, bilirkişi raporu alınması gerekli olup, rapor alındıktan sonra mahkemece yapılacak iş, özel ve teknik bilginin hukuki denetimidir. Şayet sunulan rapor yetersiz ve noksan ise hakim, HMK'nın 281. maddesi uyarınca bilirkişiden izahat ve açıklama için ek rapor isteyebileceği gibi yeni bir rapor alınmasına da karar verebilir. Bunun dışında hakimin, çözümü hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, bilirkişinin yerine geçerek teknik değerlendirme yapması mümkün değildir.
Tasarım, 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesinde, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümü olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 56. maddesinde, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların anılan Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiş, maddenin 4. bendinde yenilik unsuru tanımlanmış ve bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceği, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımların aynı olduğu hüküm altına alınmıştır. Ayırt edicilik ise aynı maddenin 5. bendinde düzenlenmiş, bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin, tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğunun kabul edileceği belirtilmiştir. O halde bir tasarımın tescil edilebilmesi için yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşıması gerekli olup, bu özelliklerin bulunup bulunmadığının çözümü ise hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husustur. Bu itibarla, bir tasarımın yenilik ve ayırt edicilik koşullarını taşıyıp taşımadığının belirlenmesi için mahkemece bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında da, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşıyıp taşımadığının, özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husus olduğu kabul edilmiştir. Örneğin Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2023 tarih, 2021/975 Esas, 2023/143 Karar sayılı ilamında "Hemen belirtilmelidir ki yenilik ve ayırt edicilik incelemesi, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir husus olması nedeniyle bilirkişi marifetiyle yapılması gerekmektedir. Başka bir deyişle yenilik ve ayırt edicilik unsurunun incelemesi genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan bir durumdur." denilerek, bu husus vurgulanmıştır. 29.03.2023 tarih, 2021/943 Esas, 2023/288 Karar sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da aynı ilke kabul edilmiştir.
- Hukuk Dairesinin 25.02.2008 tarih, 2007/734 Esas, 2008/2051 Karar sayılı ilamında da, "Öte yandan, dava konusu (1) nolu tasarımda yer alan şekil, renk ve çizgilerin yarattığı kombinasyonun tasarım vasfında olup olmadığı ve tasarım vasfında ise yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına sahip bulunup, bulunmadığının belirlenmesi de hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek bir husus olmayıp, HUMK.nun 275 vd. maddeleri uyarınca tasarım konusunda uzman bilirkişi görüşüne başvurulması gerekmektedir." açıklamasına yer verilerek, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik koşullarını taşıyıp taşımadığının, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği kabul edilmiştir. Yine Yüksek Dairenin 16/03/2016 tarih, 2015/8417 Esas, 2016/2927 Karar sayılı ilamında da "Dava, davalının tescil başvurusunda bulunduğu tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığı iddiasına dayalı TPE YİDK kararının iptali ve tescili halinde tasarımın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar mahkemece uyuşmazlığın hukuki bilgi ile çözümü gereken konulara ilişkin bulunması nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı belirtilerek karar verilmiş ise de, 554 sayılı KHK’nın 6. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşuluna haiz olması, mutlak yenilikten de söz edilebilmesi için, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip bulunması gerekmektedir. 554 sayılı KHK’nın 7. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise, yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı KHK’nın 11. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, uyuşmazlığın halli özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden HMK’nın 266 vd. maddeleri uyarınca dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olup olmadığı hususunda aralarında tasarım uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. " denilmiştir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde Dairemizce de, davaya konu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği kabul edilmiş, ancak ilk derece mahkemesinin aldığı bilirkişi raporu yeterli görülmemiş, davacının bu rapora itirazlarının karşılanması için ek rapor alınmıştır.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; dava konusu tasarım başvurusu tost tasarımına ilişkin olup, öncelikle tasarımcının seçenek özgürlüğünün ve bilgilenmiş kullanıcının kim olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bir tost makinesi olan dava konusu üründe, ısıtılarak hazırlanan iki yüzey arasında tutulacak yiyecek malzemelerinin pişirilmesi esastır. Hazırlama ve pişirme süreçleri açısından harcıalem hale gelmiş bir yöntemde işlemleri karşılayacak şekilde bir alt blok ve üzerinde ısıtılmış plaka ile onun üzerinde yer alan ve kaldırılıp indirilebilecek üst blok olması işlemlerin doğasına uyumludur. Bu yapısal çözümleme ile üst bloğun bir kulp/kol yardımı ile hareketinin sağlanması da yine beklenen bir unsurdur. Halihazırda açıkça bilinen ve uygulanan tost hazırlama işlemleri ve makinelerinin çoğu da bu temel yapısal çözümleme üzerine inşa edilmiştir. Ancak diğer taraftan bu yapısal elemanların her birinin çözümünde veya yukarıda belirtilen her bir elemanın tasarımında farklı yaklaşımlar görülebilmektedir. Alt üst blok formu için temel bir geometri çizgisi kabul edilebilir olmakla birlikte, kulp/kol, ayak, göstergeler ve kontrol düğmeleri gibi temel elemanların her biri kendi içerisinde sınırsız seçenek özgürlüğü sunan ve tasarımcıların hem genel form yapısı hem form içerisinde kullandığı yüzey hareketleri, malzeme çeşitliliği ve tasarım çizgisi farklılıkları gibi her bir noktada sonsuz sayıda seçenek üretilmesi mümkündür.
6769 sayılı SMK'nın 56/5 maddesi uyarınca ayırt edici niteliğin belirlenmesinde bilgilenmiş kullanıcı esas alınmış olmakla birlikte bilgilenmiş kullanıcının kim olduğu tanımlanmamıştır. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere bilgilenmiş kullanıcı, söz konusu ürünün doğası, görünümü ve teknik olarak sahip olduğu zorunlu özellikleri hakkında görüş sahibi olan ve başka bir deyişle ürün hakkında uzman kadar olmasa da temel düzeyde görüş belirtebilecek kişidir. Bilgilenmiş kullanıcılar birer uzman olmayacakları için tasarımın detaylarındaki küçük farklılıklara dikkat etmeyecek ancak alım tercihlerini etkileyecek hususlarda yapılan değişiklikleri fark edebilecek kişilerdir. Bu bilgiler ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu tost makinesi olduğunda emtianın kullanım ve temas sıklığından dolayı bilgilenmiş kullanıcının sıradan bir tüketici/kullanıcı olacağı kabul edilmiştir.
Davacı tarafça dayanılan 2014/02414 ve 2016/00944 sayılı tasarımlarla dava konusu tasarımın karşılaştırılmasına gelince; dosyada mevcut bilirkişi raporunda söz konusu ürünlerin benzer ve farklı yönleri açıklanmıştır. Bu kapsamda, taraf ürün ayaklarının yere bastığı yüzeyler, her iki ürün kolunun kullanım şekli ve kesiti, arka blok bağlantı kısmı dışında kol çizgisinin yan görünüşü açısından ürünler benzerdir. Buna karşılık, ürün üst bloğunu hareket ettirmeye yardımcı kol üzerinde konumlanan plastik parça, davacı ürününde arkaya doğru oval bir formda ve üzerinde tutmaya referans veren kıvrımlı bir yapıya sahipken davalı ürününde karşı ürüne oranla düz ve temel bir geometri kullanılmıştır. Yine davacı ürününde bu plastik parça kesiti, alttan görünecek şekilde yer alırken davalı ürününde ise metal kolu kaplayacak şekilde konumlanmıştır. Bunun dışında kontrol düğmesi her iki üründe hem konumlandırma pozisyonu ve ona zemin oluşturan yüzey hem de düğmesi ile birbirinden farklıdır. Davalı ürünü metal kolunun alt blokla bağlantısı, alttan yukarı yükselen bir elemana ve düz bir form ile sağlanırken, davacı ürününde kolun yukarıdan kavisli bir şekilde aşağı kıvrılması ile elde edilmiştir. Davalı ürün ayak yapısı yandan incelendiğinde önden arkaya 2 tekrarla kavis alarak yanda boşluklar oluşturarak ortada kalan bölümde kumanda düğmesine bir alan oluştururken, davacı ürününde boşluk önde bırakılmış ve arka kısımda kumanda düğmesi için bir yüzey oluşturulmuştur.
Yukarıda özetlenen taraf ürünlerinin benzer ve farklı yönleri birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu tasarımın, yeni ve bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin, ayırt edici niteliğe sahip olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafça dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazların da değerlendirilmesi gerekmektedir. Öncelikle her ne kadar bilirkişi heyetinin teşekkülüne yönelik itirazda bulunulmuş ise de HMK'nın 266. maddesi uyarınca, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, bilirkişi incelemesi yapılması mümkün olup, hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Somut olayda da uyuşmazlık, dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olup olmadığı noktasında toplandığından, Dairemizce bilirkişi heyeti, tasarımlar konusunda uzman iki kişi ile bir marka vekilinden oluşturulmuştur. Dolayısıyla, davacının bilirkişi heyetinde mutlaka hukukçu bir marka uzmanının yer almasına ilişkin itirazı yerinde değildir.
Davacı taraf, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, ürünlerin genel görünümlerinin dikkate alınmadığını, oysa ürünlerin genel görünümleri itibariyle ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, ürünler arasındaki farklılıkların ise küçük farklılıklar olduklarını ileri sürmüştür. Ancak, yukarıda seçenek özgürlüğü hususu değerlendirilirken açıklandığı üzere, davaya konu tasarım tost makinesine ilişkin olduğundan, bir alt blok ve üzerinde ısıtılmış plaka ile onun üzerinde yer alan ve kaldırılıp indirilebilecek üst blok bulunması zorunludur. Öte yandan, bu alt ve üst blokların temel bir geometrik yapısına sahip olmaları da doğaldır. Nitekim, piyasadaki tost makineleri, genel olarak daire veya kare/dikdörtgen şeklinde tasarlanmışlardır. O halde davaya konu ürünlerin, anılan yönlerden benzer olmaları, dava konusu tasarımın yeniliğini ve ayırt ediciliğini etkilemeyecektir. Bunun dışında, yine yukarıda belirtildiği üzere, dava konusu tasarım, kulp, ayak, kontrol düğmesi ve metal kolun, alt blokla bağlantısı yönlerinden davacının itirazına mesnet tasarımlardan farklı olduğu, bu farklılığın da genel görünüm yönünden dava konusu tasarıma ayırt edicilik kattığı gözetildiğinde, davacı vekilinin bu itirazı da yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın seçenek özgürlüğü ve dava konusu tasarımın akıllı taklit olduğu yönündeki itirazları da yerinde olmadığı gibi dava konusu tasarım başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin iddia da ispat edilememiştir. Zira, dava konusu tasarım, davacının itirazına mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olup, taklit bir tasarımdan söz edilemeyeceği gibi taraf ürünlerinin aynı renk üretilip, piyasaya sunulması da davalı tasarımının kötü niyetli olduğunu göstermez. Bu itibarla, dava konusu tasarım başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının ispat edilemediğinin kabulü gerekmiştir. Bunun dışında, davacı tarafça başka mahkeme dosyalarında alınan bilirkişi raporlarına dayanılmış ise de, bu raporlara konu tasarımlar, dava konusu tasarım ile aynı olmadıklarından, anılan raporların eldeki uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, bir tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşımadığı hususunun çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, bu nedenle anılan hususların tespiti için bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Dairemiz kararının bozulmasına ilişkin Yüksek Daire kararında da bu raporu yetersiz olduğuna ve hüküm kurmaya elverişli olmadığına dair bir gerekçeye yer verilmediği, yalnızca davaya konu tasarımın, davacının dayanak tasarımları karşısında küçük ayrıntılarda farklılık arz etmekle birlikte genel görünüş itibariyle benzerlik taşıdığı, bilirkişi heyetince farklılık olarak nitelenen hususlar ayırt edicilik sağlamayan küçük ayrıntılar kapsamında kaldığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulduğu, ancak yukarıda açıklandığı üzere bu hususların hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlar olmadığı, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda başvuru konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığı anlaşıldığından, Dairemizce bozma ilamındaki görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Dairemizin 23/02/2022 tarih ve 2020/161 Esas, 2022/199 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
2. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/11/2019 gün ve 2018/499 Esas. 2019/467 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Davanın REDDİNE,
4. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70. TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5. Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre tayin ve tespit olunan 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7. Davalılar tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9. Davacıdan peşin olarak alınan 54,40.TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine,
10-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02