Ankara BAM 20. HD 2021/1569 E. 2024/88 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1569
2024/88
18 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/1569 - 2024/88
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1569
KARAR NO : 2024/88
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/07/2021
NUMARASI : 2020/273 E. - 2021/263 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2021 tarih ve 2020/273 E. - 2021/263 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili bankanın, 9, 35, 36, 41. ve 42. sınıflar başta olmak üzere birçok sınıfta “...” ve “...” ana unsuru ile tescilli markasının bulunduğunu, hizmet sektöründe “...” markası ile tüketiciler nezdinde ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığını, davalının ise, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 05.06.2015 tarihinde müvekkilinin tescilli ve tanınmış çatı markası olan “...” ibaresini ticaret unvanının ana unsuru olarak kullanmak sureti ile, “... ... ... ve ... A.Ş.” tam unvanı ile kurulduğunu, "..." ibareli markanın başvurular ile öğrenildiğini, müvekkilinin "..." ibareli çatı markasının gerek Türkiye'de gerekse de Dünya çapında oldukça büyük bir tanınırlık seviyesine ulaştığını, "..." ibareli markanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış marka sıfatına çıkarılmış olduğunu, davalıya ait markanın, müvekkilinin tanınmış markasının birebir aynısı olup, bu haliyle nihai tüketici bakımından markaların iltibasa/karıştırılmaya yol açacağını, davalı şirket markası ile müvekkilinin markaları karşılaştırıldığında bu markaların görünüş, ses ve genel izlenim bakımından iltibasa sebebiyet vereceğini, bu nedenle nihai tüketici gözünde müvekkiline ait bir markaymış izlenimi uyandıracağını, zira nihai tüketicinin müvekkiline ait bir hizmet aldığı kanaatiyle davalı şirketten hizmet alma olasılığının oldukça büyük olduğunu, davalıya ait "... ... ... ... ve ... +şekil" başvurusunun, itiraz doğrultusunda müvekkiline ait markalar ile oluşturacağı iltibas sebebi ile kesin olarak reddedilmiş olduğunu ileri sürerek davalıya ait 2019 06735 tescil numaralı ve “...” ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, davalı tarafın “... ... ... ve ... A.Ş." şeklinde unvanında yer alan "..." ibaresinin unvandan terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin kuruluşundan bu yana “...” kısaltmasını kullanan ... tarafından kurulan vakfın iştiraki olup “...” ibaresi üzerinde davacı taraftan da önce kullanım hakkına sahip olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, markaların farklı mal ve hizmet sınıfında tescil edilmek istenmekte olup faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davacının 36. Sınıfta yer alan başvurularının olmasına rağmen, sigortacılık hizmetlerine ilişkin “...” adıyla tescilli olmadığı gibi ... hizmeti sunmak için “...” adıyla kullanımının bulunmadığını, müvekkilinin “...” ibaresini 1961 yılından bu yana markasal olarak kullandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu “... hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” hizmetlerinin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu markada yer alan “...” ve “...” ibarelerinin dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliği haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf ibareler olduğu, dava konusu markanın esas unsurunun marka işaretindeki ilk ibare olan “...” ibaresi olduğu, davacıya ait redde gerekçe markaların esas unsurunun da “...” ibaresi olduğu, dava konusu marka ile davacıya ait redde gerekçe “...” esas unsurlu markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davacıya ait söz konusu redde mesnet markaları arasında söz konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, davacı yan tarafından söz konusu ibarenin, dava konusu hizmetler üzerinde Türkiye’de yaygın bir şekilde, aralıksız kullanımının ispatlanamadığı, dolayısıyla dava konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanım hakkının bulunmadığı, dosya kapsamında, davacı markalarının tanınmış olduğuna dair yeterli bilgi ve belge sunulmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, davalı ticaret unvanının “... ... ... ... A.Ş.” ibarelerinden oluşurken davacı adına tescilli markaların asli ayırt edici unsurunun “...” ibaresinden oluştuğu dikkate alındığında, davacı markaları ile davalı ticaret unvanı arasında asli ve kılavuz unsurları itibariyle karıştırılacak düzeyde benzerlik bulunduğu, bununla birlikte, 13.04.2016 tarihli 9053 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde davalı şirketin “Amaç ve Konu” başlıklı bölümde yer alan faaliyetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında yer aldığı, davacı markası ile davalı ticaret unvanı arasında iltibas ihtimalinin yüksek olduğu, dava konusu ticaret unvanının kılavuz unsurundan “...” ibaresinin çıkartılmasıyla davacı markalarıyla dava konusu ticaret unvanı arasındaki iltibas ihtimalinin ortadan kalkacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı şirkete ait 2019/6735 sayılı markanın "... ... ..." adlı markanın hükümsüzlüğüne, davalı tarafın ... ... ... ve ... A.Ş. şeklinde ünvanında yer alan ... ibaresinin ünvandan terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin sadece davacı yanın beyan ve delillerini esas aldığını, ... ibaresinin müvekkili ve hizmet verdiği eczacılar açısından ...'ni ifade ettiği, müvekkili şirketin ... şirketi olması sebebiyle bu çekirdek ünvanı kullandığını, müvekkili şirketin ürünlerinin alıcısının sadece eczacılar olduğunu ve bu tüketiciler açısından ... ibaresinin ... olduğunun açık olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı hiç dikkate alınmadığını, yeterli araştırma yapılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu markanın kapsamında yer alan hizmetlerin davacının redde mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, diğer yandan hükümsüzlüğü talep edilen markada bulunan “...” ve “...” ibarelerinin dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliği zayıf ibareler olması nedeniyle, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacıya ait redde gerekçe markaların esas unsurunun da “...” ibaresi olarak algılanacağı, bu bağlamda tarafların “...” esas unsurlu markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, ayrıca davalının ticaret unvanının asli ve ayırt edici unsurunun da “...” ibaresinden oluştuğu, davacı markaları ile davalının ticaret unvanı arasında asli ve kılavuz unsurları itibariyle karıştırılacak düzeyde benzerlik bulunduğu, bununla birlikte, davalının faaliyet alanının davacının redde gerekçe markalarının kapsamında yer aldığı anlaşılmakla, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38