SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 20. HD 2023/2112 E. 2024/72 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2112

Karar No

2024/72

Karar Tarihi

17 Ocak 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2023/2112 - 2024/72

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2112

KARAR NO : 2024/72

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 01/03/2018

NUMARASI : 2017/299 E. - 2018/85 K.

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali

Dairemizce verilen 30/06/2021 tarih 2021/736 E., 2021/985 K. sayılı karar, Hukuk Genel Kurulunun 27/09/2023 tarih ve 2022/11-61 E., 2023/859 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla, dosya incelendi işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Asıl ve birleşen davada davacı vekili, "..." ibareli 16. sınıf ürünleri içeren 2011/58410, 2011/58411, 2010/84952 sayılı markaların sahibi olan müvekkilinin 16.03.2016 tarihinde "... ...+şekil" ibaresinin 16. sınıftaki ürünler üzerinde tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, 2016/23697 kod numarası verilen başvuruya davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin "..." ibareli, 16. sınıf ürünleri içeren 2015/38305 sayılı markasına dayanarak iltibas, tanınmışlık ve kötüniyet vakıalarına dayanarak; davalı ... San. ve Tic. AŞ'nin de "..." ibareli 2016/16600; 2016/7827; 2016/7816; 2016/7812; 2015/19918; 2015/17993; 2014/53875; 2014/12266; 2014/12258; 2014/12250; 2013/79232; 2013/38182, 2012/50096; 2011/92659 sayılı markalarına dayanarak iltibas, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, kötüniyet vakıalarına dayanarak başvurunun reddi istemiyle ayrı ayrı itirazda bulunduklarını, her iki itirazın Markalar Dairesi tarafından kabul olunduğunu ve başvurunun davalı markaları ile iltibasa neden olacağı gerekçesiyle reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin Markalar Dairesinin ret kararına her iki muteriz yönünden ayrı ayrı başvurunun reddi kararının kaldırılması istemiyle itirazda bulunduğunu, YİDK'nın 2017/M-5361 ve 2017/M-7342 sayılı kararlarıyla her iki itirazın reddine karar verildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bütünsel olarak bıraktıkları umumi intiba itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak başvuru konusu işaret ile redde mesnet markalar arasında karıştırma doğmasının mümkün bulunmadığını, davalı ... AŞ'ye ait markaların sadece zeytinyağları ürününü içerdiğini, davacının halefiyet ilkesi gereği markaların devrine ilişkin sözleşmedeki ürün listeleri ve içerik ile bağlı olduğunu, anılan davalının kötüniyetli olduğunu, zira temizlik maddeleri ile ilgili markaların müvekkili ile aynı grup içerisinde olan ... ... AŞ'ye geçtiğini, davalıya devredilen markaların sadece yağ ürünlerini içerdiğini, ... ibareli markaları müvekkilinin de kullanma hakkı olduğunu, müvekkilinin aynı grup içerisinde bulunduğu şirketlerin sahibi olduğu temizlik ürünlerini içeren markaların devamı niteliğinde bir başvuru yapıldığını, öteden beri mevcut marka tescilleri ve kullanımları gözetildiğinde, başvurunun 16. sınıf için tescilinin davalının markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamasının veya onun itibar ve ayırt edici karakterini zedelemesinin mümkün olmadığını, davalı tarafın dayandığı Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen kararın Yargıtay incelemesinde olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin anılan davaya konu 16. sınıf ürünleri içeren ... ibareli 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411, 2010/84952 sayılı marka ve başvurularının tescillerinin varlığının gözetilmesinin gerektiğini, davacının iddialarının haksızlığını ortaya koyan Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10.02.2016 gün ve E.2014/440, K.2016/40 sayılı kararının Yargıtay incelemesinden onanarak döndüğünü, müvekkilinin davalının markalarından yararlanma, onları zarara uğratma gibi bir kastının olmadığını, ayırıcı tüm işaretlerin kullanıldığını ileri sürerek, asıl ve birleşen davalarda YİDK'nın 2017/M-5361 ve 2017/M-7342 sayılı kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı ... San ve Tic. vekili, müvekkilinin tanınmışlık vasfı olan "..." ibareli birçok seri markasının bulunduğunu, ... markasının, zeytinyağı ve bağlantılı ürünler yönünden tanınmış olduğunu, iptali istenen YİDK kararının yasaya uygun bulunduğunu, zira markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olduğu gibi dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yararlanılacağını, davacının "... ...", "... ..." ve "..." ibareli 16. sınıf ürünleri içeren 2011/58410, 2011/58411, 2011/58409 sayılı markalarının mahkeme kararı ile hükümsüz kılındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, başvuru konusu ibare ile müvekkilinin "..." ibareli markası arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, marka kapsamlarının da aynı tür ürün ve hizmetlerden oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıya ait olup her iki davalının ayrı ayrı itirazı üzerine reddedilen tek bir marka tescil başvurusunun bulunduğu, Markalar Dairesinin her iki davalının itirazını tek bir kararla kabul ettiği ve başvuruyu reddettiği, davacının anılan Markalar Dairesi kararına tek bir itirazda bulunması gerekirken sanki ortada iki adet karar varmış gibi, aynı tarihli iki değişik sıra numarası alan dilekçeyle karara itirazda bulunduğu, yine davalı ... da tek bir kararla itirazın esası hakkında karar vermek yerine iki ayrı kararla davacının itirazını hükme bağladığı, her iki YİDK kararında da davacının iki dilekçeyle gerçekleşen itirazlarının, her iki muterize ait markaları göstererek anılan markalar mesnet alınarak reddedildiğinin ifade edildiği, bu nedenle anılan kararlar, tek bir muterizin itirazı yönünden hukuka uygun olsa bile sonucu itibariyle hukuka uygun olacağı, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin "..." ibareli, 16. sınıf ürünleri içeren 2015/38305 sayılı markanın sahibi olduğu, bu markanın asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, davacının başvurusunun da "... ...+şekil" ibareli bulunduğu, işarette asıl ve ayırt edici unsurun "..." ibaresi tarafından temsil olunduğu, çünkü oldukça büyük yazıldığı, "..." ibaresinin farkedilmeyecek derecede küçük olduğu, redde mesnet marka ile başvuru konusu işaretin "..." ibareleri itibariyle aynı veya benzer varsa anlamsal, sescil ve görsel etkiyi bıraktıkları, redde mesnet alınan markanın 16. sınıf ürünleri içerdiği, başvurunun da bu ürün ve hizmetler için reddedildiği, bu haliyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dolayısıyla davalı Kurum kararının başvuru kapsamında olup da reddedilen mal ve hizmetler bakımından hukuka uygun bulunduğu, davacının müktesep hakkından da söz edilemeyeceği, davalı ... San. ve Tic. AŞ'nin itirazı yönünden ise; davalı şirketin 1988/104244 sayılı 29. sınıf ürünleri içeren ...; 1999/012777 sayılı 29.sınıf ürünleri içeren ...; 2008/70580 sayılı 29.sınıf ürünleri içeren ... ZEYTİNYAĞI; 2008/70579 sayılı 29. sınıf ürünleri içeren ... YAĞ ibareli markalarının Türk Patent nezdinde tescilli bulunduğu, diğer pekçok ... ibareli seri markaların sahibi olduğu, davacı şirketin de ... ibareli 16. sınıf ürünleri içeren 2011/58410, 2011/58411, 2011/58409 sayılı markalarının ... nezdinde tescilli bulunduğu, bu markaların başvuru tarihlerinin davalı şirketin 16. sınıf ürünleri içeren markalarının başvuru tarihlerinden daha eski olduğu, dolayısıyla 16. sınıf ürünler bakımından ... ibareli marka tescilinde öncelik hakkının davacıya ait bulunduğu, davalının, bu markaların hükümsüzlüğü istemiyle Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/307 esas sayılı dosyasında açtığı davanın kabul olunduğu, ancak davanın henüz Yargıtay incelemesinde bulunduğu ve kesinleşmediği, davalının markalarının ... esas ve ayırt edici unsurlu oldukları, başvuru konusu işarette de işletmesel bağlantılandırmayı tesis edecek nitelikteki unsuru ... ibaresinin teşkil ettiği, her iki işaretin belirtilen unsurları itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama alıcıları özellikle işletmesel bağlantılandırma suretiyle iltibasa düşürebilecek derecede benzer bulundukları, ancak başvuru konusu işaretin kapsamında yer alan 16. sınıf ürünlerin, davalının, davacıdan daha eski tarihli olan markalarının kapsamında bulunmadığı, davalının önceki tarihli yağ ürünlerini içeren markalarının tanınmışlığına dayanarak, aynı işaretin sonraki tarihli 3, 5 ve 16.sınıflardaki temizlik amaçlı ürünlerin tesciline engel olamayacağı, nitekim davacı şirketin ... ibareli 16.sınıftaki “Kağıttan mamul tuvalet kağıdı, kağıt havlu, kağıt peçete, kağıt mendil" ürünlerini içeren 2011/58410, 2011/58411, 2011/58409 sayılı markaları Türk Patent nezdinde tescilli ettirdiği, bu markaların hükümsüzlüğüne ilişkin kararın henüz kesinleşmediği, dolayısıyla her ne kadar davalının 16. sınıf ürünleri içeren ... ibareli markaları varsa da davacının da ... ibareli 16.sınıftaki “Kağıttan mamul tuvalet kağıdı, kağıt havlu, kağıt peçete, kağıt mendil" ürünlerini içeren 2011/58410, 2011/58411, 2011/58409 sayılı markalarının bulunduğu, buna göre 16.sınıf ürünler bakımından ... ibareli markanın kullanım önceliğinin davacı şirkete ait olduğu, açıklanan sebeplerle davalının iltibas vakıasına dayanarak davacının başvurusunu engelleme olanağının bulunmadığı, davalının ... ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle zeytinyağı ve benzer ürünler sektörü bakımından tanınmış bir marka olduğu, fakat davacı dışında onun grubuna da dahil daha başka firmaların da ... ibareli, farklı malları içeren ilk marka tescillerinin davalının markasıyla aynı anda tescil edildiği, uzun zamandır kullanıldığı, davacı ve davalının ... ibareli markaların ilk ihdas edeni veya kullananı olmadıkları, bu markaları ilk olarak davalının selefi olan dava dışı firma tarafından ihdas edilip kullanıldığı, ilk olarak markayı ihdas ve istimal eden firmanın zeytinyağı ürünleri için bir grup; sabun, kişisel temizlik ürünleri için bir grup; zeytin ve zeytin ezmeleri ürünleri için bir grup olmak üzere üç grup marka tescili gerçekleştirdiği, zaman içerisinde bu marka gruplarının farklı firmalara devredildiği, en son zeytinyağı grubunu içeren markaların davalıya; sabun ve kişisel temizlik ürünlerini içeren markaların davacıya devredildiği, davacı işaretinin, 16. sınıf ürünler için tescilinin, davalıya ait zeytinyağı ve benzer ürünler sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesinin olanaksız olduğu, zira davalı markasının zeytinyağı ve benzer ürünler sektöründe elde ettiği tanınmışlık yahut bilinirlikden doğan imajın 16. sınıf ürünlere transferinin mümkün olmadığı, diğer taraftan başvuru konusu işaretin 16. sınıf ürünler için tescilinin, "zeytinyağı ve benzer ürünler" sektöründe bilinirliği kanıtlanmış olan davalı markasının gücünün ve etkileme alanının zayıflamasına da neden olmayacağı, çünkü davacı başvurusunun konusu işaretin, davalının markasının kapsamında bulunan "zeytinyağı ve benzer ürünler" ile benzer ürünler yönünden, uygun görülmeyecek ve hoşgörü ile karşılanamayacak istenmeyen bir bağlılık yaratmasının söz konusu olmadığı, başvurunun tescilinin, davalı markasının ayırt ediciliğini zayıflatmasından da söz edilemeyeceği, sonuç olarak her iki YİDK kararında da "..." ibareli markaya dayanılması, her iki YİDK kararının başvurunun reddine dair bulunması, anılan markanın tek başına davacıya ait 2016/23697 sayılı başvurunun reddi sonucunu doğurması karşısında, davacı itirazlarının reddine dair Kurumun her iki kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davalı ... AŞ'nin itirazının haksız olduğu açıklanmasına rağmen bu gerekçenin hükümde yer almamasının doğru olmadığını, en azından bu davalı yönünden de davanın reddine ve anılan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı bulunduğunu, diğer deyişle davalı ... AŞ'nin itirazının kabulüne ilişkin YİDK kararının yerinde olmadığını ve bu kararın iptalini istemekte müvekkilinin haklı olduğunu, mahkemece de bu durum tespit edildiğinden kendi yararlarına yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken karşı taraf yararına hükmedilmesinin doğru bulunmadığını, yine birleşen davada, YİDK'nın verdiği kararın yeni bir karar olması, itiraz edilmeyerek varlığını sürdürmesi halinde lehe sonuçlanacak önceki davanın infazına engel teşkil edeceği, dolayısıyla dava açmakta haklı oldukları gözetilerek lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, davalılar ... ve ... yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili, ilk derecesi mahkemesi kararının gerekçesinin eksik, hatalı ve çelişkili olduğunu, dava konusu marka başvusundan önce davacı tarafın yaptığı ... ibareli marka başvurularına karşı müvekkilinin yaptığı itirazın reddine ilişkin kararlar aleyhine açtıkları davanın kabulüne karar verilerek davalı markalarının hükümsüz kılındığını, buna rağmen dava konusu başvurunun yapılmasının kötüniyetli olduğunu, bu iddialarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, başvurunun tescilinin müvekkilinin tanınmış markalarından haksız yararlanılması sonucunu doğuracağını, müvekkilinin tanınmış ... markasını devir yolu ile iktisap etmesinin marka üzerindeki hak sahipliğini değiştirmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinin düzeltilmek suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 19.09.2019 tarih 2018/1403 E., 2019/890 K. sayılı kararıyla, davacı şirketin 2016/23697 sayılı ... ...+şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğu, davalı şirketlerin başvuruya yaptıkları itirazların Markalar Dairesi Başkanlığınca yerinde görülerek başvurunun reddine karar verildiği, her iki davalının başvuruya itirazının da tek bir kararda değerlendirildiği, buna karşılık davacının iki ayrı dilekçe ile bu kararın yeniden incelenmesi talebinde bulunduğu, iki ayrı dilekçe ile itiraz edilmesi üzerine YİDK'in iki ayrı kararla davacının itirazlarını reddettiği, asıl ve birleşen davaya konu her iki YİDK kararında da, davalı şirketlerin itirazlarının değerlendirildiği, davacının da 2017-M-5361 sayılı YİDK kararının iptali istemli asıl dava ile 2017-M-7342 sayılı YİDK kararının iptali istemli birleşen davayı açtığı, açmış olduğu asıl ve birleşen davalarda da başvuruya itiraz eden her iki şirkete de husumet yönelttiği, iptali istenen YİDK kararlarının yerinde bulunması nedeniyle her iki davanın da ayrı ayrı reddine karar verildiği, YİDK kararında tartışılmayan hususların, YİDK kararının iptali istemli davalarda tartışılmasının mümkün bulunmadığı, eldeki davalara konu YİDK kararlarının ise marka başvurusunun iltibas nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca reddine ilişkin Markalar Dairesi kararına karşı davacı başvurucu tarafından yapılan itirazların değerlendirilmesine ilişkin olduğu, diğer deyişle başvurunun kötü niyetli olup olmadığının bu kararlarda tartışılmadığı, bu durumda davalı ... San. ve Tic. AŞ'nin başvurunun kötü niyetli olduğuna ilişkin istinafının yerinde bulunmadığı, kaldı ki taraflar arasında devam eden ve mahkemelere yansıyan uyuşmazlıklar gözetildiğinde başvurunun kötü niyetli olduğunun da söylenemeyeceği, Markalar Dairesi Başkanlığınca redde mesnet alınan davalı ... San. ve Tic. adına tescilli markaların asli unsurlarının "..." ibaresi olduğu, marka kapsamlarında 16. sınıf ürünlerin yer aldığı, davacı şirketin 2016/23697 sayılı 16. sınıf ürünleri içeren başvurusunda da "..." ibaresi asli unsur olarak kullanılmış olduğundan bu haliyle redde mesnet markalar ile dava konusu başvuru arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar davacı şirkete ait ... ibareli 16.sınıf ürünleri içeren 2011/58410, 2011/58411, 2011/58409 sayılı markalar bulunmakta ve bu markaların başvuru tarihinden önceki tarihli 16. sınıf ürünleri içeren "..." asıl unsurlu davalı şirket markası bulunmamakta ise de anılan markaların başvuru ve tescil tarihleri ile bu markalara ilişkin olarak taraflar arasında devam eden davalar bulunduğu gözetildiğinde, yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde bu markaların 16. sınıf ürünler yönünden davacıya bir müktesep hak sağlamasının söz konusu olmadığı, öte yandan, davalı şirkete ait 16. sınıf ürünleri içeren "..." esas unsurlu markaların veya başvuruların mevcut olduğu, dava konusu başvuruda 16. sınıf ürünleri içerdiğinden ve davalı şirketin redde mesnet markalarına iltibasa yol açacak derecede benzer bulunduğundan, marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararı yerinde bulunduğu, diğer bir deyişle, davacının kendisine müktesep hak sağlamayan 16. sınıf ürünleri içeren 2011/58410, 2011/58411, 2011/58409 sayılı önceki markaların varlığının, davalı şirketin redde mesnet markaları karşısında kendisine tescil imkanı sağlamayacağı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi yönünden kaldırılmasına ve asıl dava ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 01/03/2021 TARİH VE 2020/1056 E., 2021/1843 K. SAYILI İLAMNIN ÖZETİ :Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, "davacıya ait "..." ibareli markalar hakkında açılan hükümsüzlük davasında ilk derece mahkemesinin davanın kabulü ile markaların hükümsüzlüğüne ilişkin kararının, Dairemizin 2016/5707 Esas, 2018/591 Karar, 24.01.2018 tarihli kararı ile hükümsüzlük davasının reddi gerektiği gerekçesiyle kesin nitelikte sonuç doğuracak şekilde bozulduğu, bu karara karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin Dairemizin 2018/2616 Esas, 2019/7675 Karar, 02.12.2019 tarihli kararı ile reddedildiği, ayrıca, davalı ... A.Ş.'nin itirazına dayanak markalardan 2015/17993 numaralı ''...'' unsurlu markası hakkında açılan hükümsüzlük davasının kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararının Dairemizin 2019/4495 Esas, 2020/3298 Karar sayılı, 29.06.2020 tarihli kararı ile onanmış, yine davalı Şirkete ait 2014/12266 numaralı ''...'' unsurlu markası hakkında açılan hükümsüzlük davasının kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararı Dairemizin 2019/4419 Esas, 2020/4235 Karar sayılı, 19.10.2020 tarihli kararı ile onanmış, yine davalı Şirkete ait 2014/12250 numaralı ''...'' unsurlu markası hakkında açılan hükümsüzlük davasının kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararı Dairemizin 2019/2141 Esas, 2020/316 Karar sayılı, 13.01.2020 tarihli kararı ile onandığı, bu durumda, uyuşmazlığa konu davacıya ait marka başvurusunun esas unsurunu oluşturan ''...'' ibaresi için, 16. emtia sınıflarında davacının müktesep hakka sahip olduğunun kesinleşmiş yargı kararları ile tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacının ''...'' ibareli markalar yönünden kazanılmış hakkı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı" gerekçesiyle Dairemiz kararının davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

HUKUK GENEL KURULUNUN 27.09.2023 TARİH ve 2022/11-61 E., 2023/859 K. SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 30/06/2021 tarih, 2021/736 Esas, 2021/985 Karar sayılı direnme kararının, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyizi üzerine anılan Hukuk Genel Kurulu ilamı ile özetle, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen davada davacı tarafından 16. ncı sınıf mallar bakımından "..." ibaresi üzerindeki müktesep hak iddiasına dayanak olan 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411 markaların çekişmesiz olma koşulunu sağlamadıkları gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı lehine müktesep hak sağlamayacağı kabul edilmiş ise de; müktesep hak iddiasına dayanak markaların hükümsüzlüğü istemiyle asıl ve birleşen davada davalı ... A.Ş. tarafından açılan davaların reddine dair verilen kesinleşmiş kararların mevcudiyeti karşısında, asıl ve birleşen davada davacının 16 ncı sınıf mallar bakımından "..." ibaresi üzerinde müktesep hakka sahip olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bu itibarla yargılama aşamasında kesinleşen yargı kararları ışığında; asıl ve birleşen davada davacının, 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411 sayılı ve “..." esas ibareli markalara dayalı olarak dava konusu marka başvurusunun esas ibaresini oluşturan "..." ibaresi üzerinde 16 ncı sınıf mallar bakımından müktesep hakka sahip olduğu kabul edilerek asıl ve birleşen davada davacının kazanılmış hakkı nazara alınıp yapılacak değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE :Asıl ve birleşen dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Yukarıda özetlenen yargılama sürecinden de anlaşılacağı üzere; davacının 2016/23697 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusuna her iki davalı Şirket tarafından ayrı ayrı itiraz edilmiş, Markalar Dairesi Başkanlığı her iki davalı Şirketin itirazını tek bir kararla değerlendirerek kabul etmiş ve başvurunun reddine karar vermiş, bu karara karşı davacı tarafından iki ayrı dilekçe ile itiraz edilmiş, bunun üzerine YİDK tarafından da iki ayrı dilekçeye istinaden iki ayrı karar oluşturulmuş, her iki kararda da, davalı Şirketlerin itirazlarına mesnet markalara dayalı olarak başvurunun reddi koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmiş ve davacı itirazlarının reddine karar verilmiştir. O halde, dava konusu edilen 2017-M-5361 ve 2017-M-7342 sayılı YİDK kararlarının içerikleri aynı olup, her iki kararda da, davacının 2016/23697 sayılı başvurusunun, davalı şirketlerin markaları ile iltibasa yol açıp açmayacağı değerlendirilmiştir. Buna göre, söz konusu kararların yerinde olup olmadığı eldeki davanın konusunu teşkil ettiğinden, tek bir davalının itirazı yönünden de olsa söz konusu kararlar yerinde ise asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Çünkü, yukarıda belirtildiği gibi, davaya konu edilen iki ayrı YİDK kararında, davalı şirketlerin itirazları ayrı ayrı değerlendirilmemiş, her iki davalı şirketin itirazları da bu kararlarda incelemeye konu edilmiştir.

İlk derece mahkemesince de, yukarıdaki paragrafta açıklanan hususlar aynen kabul edilmiş, dava konusu başvuru ile davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2015/38305 sayılı "..." ibareli markası arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu, bu yönden asıl ve birleşen davaya konu her iki Kurum kararının da sonucu itibariyle hukuka uygun olduğu, her ne kadar davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'nin itirazı yönünden, davacının önceki tarihli markalarından kaynaklı kazanılmış hakkı bulunduğu ve anılan davalının, davacının başvurusunu engelleme imkanı bulunmadığı tespit edilmiş ise de, bu durumun sonuca etkili olmadığı, çünkü sonuç olarak her iki YİDK kararında da, davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2015/38305 sayılı "..." ibareli markasına da dayanıldığı, bu markanın da tek başına davacıya ait 2016/23697 sayılı başvurunun reddi sonucunu doğurduğu, dolayısıyla dava konusu her iki YİDK kararının da hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ile davalı ... Sanayi ve Ticaret tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'nin istinaf başvurusu ise ilk derece mahkemesi kararının sadece "gerekçesi" yönünden yerinde görülmüş, bu davalı yönünden de marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararlarının yerinde olduğu, zira davacının 2011/58410, 2011/58411, 2011/58409 sayılı önceki markalarının, kendisine müktesep hak sağlamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, asıl ve birleşen davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmiştir.

Dairemiz kararının, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1056 E. 2021/1843 K. sayılı ilamı ile, uyuşmazlığa konu davacıya ait marka başvurusunun esas unsurunu oluşturan ''...'' ibaresi için, 16. emtia sınıflarında davacının müktesep hakka sahip olduğunun kesinleşmiş yargı kararları ile tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacının ''...'' ibareli markalar yönünden kazanılmış hakkı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle, Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiş, Dairemizce de önceki kararda direnilmiştir.

Dairemizin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2023 tarih, 2022/11-61 Esas, 2023/859 K. sayılı ilamı ile, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen davada davacı tarafından 16. sınıf mallar bakımından "..." ibaresi üzerindeki müktesep hak iddiasına dayanak olan 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411 markaların, çekişmesiz olma koşulunu sağlamadıkları gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı lehine müktesep hak sağlamayacağı kabul edilmiş ise de; müktesep hak iddiasına dayanak markaların hükümsüzlüğü istemiyle asıl ve birleşen davada davalı ... A.Ş. tarafından açılan davaların reddine dair verilen kesinleşmiş kararların mevcudiyeti karşısında asıl ve birleşen davada davacının 16. sınıf mallar bakımından "..." ibaresi üzerinde müktesep hakka sahip olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bu itibarla yargılama aşamasında kesinleşen yargı kararları ışığında; asıl ve birleşen davada davacının, 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411 sayılı ve “..." esas ibareli markalara dayalı olarak dava konusu marka başvurusunun esas ibaresini oluşturan "..." ibaresi üzerinde 16. sınıf mallar bakımından müktesep hakka sahip olduğu kabul edilerek asıl ve birleşen davada davacının kazanılmış hakkı nazara alınıp yapılacak değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Dairemiz kararı bozulmuştur.

Dairemizce verilen direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca bozulmuş olup, HMK'nın 373/7. maddesi uyarınca bu karara uyulması zorunlu bulunduğundan, artık asıl ve birleşen davada davacının, 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411 sayılı ve "..." esas ibareli markalara dayalı olarak dava konusu marka başvurusunun esas ibaresini oluşturan "..." ibaresi üzerinde, 16. sınıf mallar bakımından müktesep hakka sahip olduğunun kabulü zorunludur. Diğer bir deyişle, asıl ve birleşen davada davacının, adına tescilli 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411 sayılı "..." esas ibareli markalarına dayalı olarak, dava konusu başvurunun esas ibaresini oluşturan "..." ibaresi üzerinde, 16. sınıf mallar bakımından müktesep hakka sahip olduğu, Dairemiz kararının bozulmasına dair Hukuk Genel Kurulu kararı ile kesinleşmiştir.

Dolayısıyla asıl ve birleşen davada davacı, adına tescilli 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411 sayılı "..." esas ibareli markalarına dayalı olarak, dava konusu başvurunun esas ibaresini oluşturan "..." ibaresi üzerinde, 16. sınıf mallar bakımından müktesep hakka sahip olup, davalı ... AŞ'de, "..." ibareli markalara dayalı olarak davacının marka başvurusuna itiraz ettiğinden, anılan davalının marka başvurusuna itirazı yerinde değildir.

Ne var ki bu durum, dava konusu YİDK kararlarının iptali sonucunu doğurmayacaktır. Çünkü, yukarıdaki paragraflarda açıklandığı üzere, davacının marka başvurusu, davalı ... AŞ'nin "..." ibareli markalarına dayalı itirazı yanında, diğer davalı Şirketin "..." ibareli markasına dayalı itiraz nedeniyle de reddedilmiş ve dava konusu YİDK kararlarında da, "..." ibareli marka üzerine başvurunun reddine dair Markalar Dairesi Başkanlığı kararı da değerlendirilmiştir. Davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd.Şti.'nin "..." ibareli markasına dayalı itirazının yerinde olduğu, diğer bir deyişle dava konusu başvuru ile anılan davalıya ait "..." ibareli marka arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu, bu itibarla anılan davalının itirazları yönünden her iki YİDK kararının yerinde olduğu hususları ilk derece mahkemesince kabul edilmiş, bu yönden ilk derece mahkemesi kararı Dairemizce de yerinde görülmüş ve bu husus, bozma dışında kalarak kesinleşmiştir.

Yapılan açıklamalar çerçevesinde, asıl ve birleşen davaya konu her iki YİDK kararı da, davalı ... Ltd. Şti.'nin anılan markasına dayalı itirazı yerinde olduğundan, sonucu itibariyle doğru bulunmaktadır. Gerçekten de, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2015/38305 sayılı "..." ibareli markası tescilli iken, davacının 2016/23697 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunun tescili mümkün değildir. Çünkü, söz konusu markalar arasında iltibas tehlikesi olduğu, açıklanan yargılama süreci ile kesinleşmiş olup, yine davacının "..." ibaresi üzerinde müktesep hakkının olmadığı da sübut bulmuştur. Bu itibarla, her ne kadar davalı ... AŞ'nin, "..." markalarına dayalı itirazı yerinde değil ise de, her iki davalının itirazları aynı YİDK kararlarında birlikte değerlendirildiğinden ve davalı ... Ltd. Şti.'nin itirazı yönünden, bu kararlar yerinde olduğundan, anılan kararların iptal edilmesi mümkün görülmemiştir. Zaten, gerek ilk derece mahkemesince gerekse de Dairemizce, değişik gerekçelerle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, Dairemiz ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık da hükmün gerekçesi yönünden ortaya çıkmıştır.

Sonuç olarak Dairemizce de, Hukuk Genel Kurulu kararı ile kesinleşmiş bulunan, davacının 2011/58409, 2011/58410 ve 2011/58411 sayılı "..." esas ibareli markalarına dayalı olarak, dava konusu başvurunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresi üzerinde, 16. sınıf mallar bakımından müktesep hakka sahip olduğu hususu kabul edilmiş, ancak bu durum, söz konusu YİDK kararlarının iptali sonucunu doğurmamıştır. Nitekim, hem Dairemiz kararının bozulmasına ilişkin Özel Daire kararında, hem de Hukuk Genel Kurulu kararında, davacının müktesep hakkı gözetilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, bunun dışında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönünde bir açıklamaya yer verilmemiştir. Zaten aksinin kabulü, yani söz konusu YİDK kararlarının iptaline karar verilmesi, davalı ... Ltd. Şti.'nin 2015/38305 sayılı "..." ibareli markası olmasına rağmen, bu marka ile iltibasa yol açtığı kesinleşmiş bulunan dava konusu başvurunun tescili sonucunu doğurur ki bu durumun, gerek 6769 zayılı SMK'nın 6/1. maddesi hükmüne, gerekse de usulü kazanılmış haklar ilkesine aykırılık oluşturacağı açıktır.

Tüm bu nedenlerle, davacının önceki tarihli "..." ibareli markaları nedeniyle dava konusu başvurunun esas ibaresini oluşturan "..." ibaresi üzerinde, 16. sınıf mallar bakımından müktesep hakka sahip olduğu, davalı ... AŞ'nin "..." ibareli markalara dayalı itirazının yerinde bulunmadığı, ancak dava konusu YİDK kararlarının, diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin itirazı yönünden doğru olduğu ve bu durum karşısında her iki YİDK kararının da iptaline karar verilemeyeceği anlaşıldığından, asıl ve birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Her ne kadar davacı tarafça, davalı ... AŞ'nin itirazı yönünden haklı oldukları, bu Şirketin itirazının kabulüne ilişkin YİDK kararının yerinde olmadığı, kararın bu yönden iptali ve kendi yararlarına yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, yukarıda açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle davanın reddine karar verildiğinden, davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde, davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmemiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Asıl davanın REDDİNE,

2. Birleşen davanın REDDİNE,

3. Asıl davada alınması gereken 427,60. TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40. TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20. TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

4. Asıl davada davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve kanun yoluna başvuran taraf aleyhine olacak biçimde karar verilemeyeceğinden, Dairemizin önceki kararı tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 5.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5. Asıl davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6. Asıl davada davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),

8. Birleşen davada alınması gereken 427,60. TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40. TL'nin mahsubu ile eksik kalan 396,20. TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

9. Birleşen davada davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve kanun yoluna başvuran taraf aleyhine olacak biçimde karar verilemeyeceğinden, Dairemizin önceki kararı tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 5.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

10-Birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

11-Birleşen davada davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan 14,00 TL tebligat giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,

12-Birleşen davada davalılar ... ile ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),

14-Davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 35,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesini müteakip talebi halinde davacıya iadesine,

15-Davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den peşin alınan 35,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,

16-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... A.Ş vekili, davalı ... Ltd. Şti. vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 17/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/01/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenbölgekonusutaraflarınankaraKararınınİptalitarihözetisayılısavunmalarınıntemyizistinafkurulununderecegerekçezeytinyağısebepleriilamnındairesi'ninkararınınYİDKyargıtaygenelileriadliyeiddiamahkemesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim