Ankara BAM 20. HD 2021/1897 E. 2024/48 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1897
2024/48
12 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1897
KARAR NO : 2024/48
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2020
NUMARASI : 2019/325 E. - 2020/218 K.
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/10/2020 tarih ve 2019/325 Esas - 2020/218 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır sağlık sektöründe hizmet verdiğini, "..." asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğu gibi aynı ibareyi taşıyan alan adlarının da bulunduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, başvurunun tescil edilmek istendiği 10. sınıf malların müvekkilinin 2003/06232 sayılı markası kapsamında yer aldığı gibi diğer markalarının tescil kapsamında bulunan 44. sınıf hizmetlerle 10. sınıf malların benzer bulunduğunu müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan dava konusu markanın müvekkilinin markalarının itibarına zarar vereceğini, ayrıca müvekkilinin "..." ibareli alan adlarından kaynaklı olarak SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca üstün hakkının da bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2019-M-5719 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2018/66250 sayılı dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin “...” ibaresinin bir bütün olarak esas unsur teşkil ettiğini, “...” ibaresinin coğrafi kaynak belirtmesi nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyeceğini, davacının markalarının ayırt edici gücünün zayıf olduğunu, bu nedenle geniş bir marka korumasından yararlanmasının mümkün bulunmadığını, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli "..." ve "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddelerinin uygulama alanı bulmayacağı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin sektörde kullanılan anlamı itibariyle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin ... alanında faaliyet gösteren bir hastanesi olarak algılanacağını, dava konusu markanın tescil edilmek istendiği 10. sınıf tüm mallar yönünde emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, müvekkilinin markalarının asıl unsuru olan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, bu yönde kesinleşen mahkeme kararları bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluştuğunu, müvekkilinin alan adından kaynaklı üstün hakkı bulunduğundan dava konusu markanın SMK'nın 6/6 maddesi gereğince de tescil edilemeyeceğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin "..." ibaresini 10. sınıfta yer alan mallarda tescili için, 16/07/2018 tarihinde davalı Kuruma başvuruduğu, davacının 2017/55373, 2018/08673, 2017/111973, 98/019261, 2016/88593, 2015/47016, 2015/44502, 2014/34050, 2008/41653, 2003/06232 sayılı “... ... şekil”, ...”, ...” ibareli markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, bu karara karşı davacının aynı iddialarla yaptığı itirazının da YİDK'ın 02.07.2019 tarihli ve 2019-M-5719 sayılı kararı ile reddedildiği ve davanın 2 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı, SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddeleri uyarınca da dava konusu başvurunun tescili engeli bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin istinaf itirazları gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 ve 6/6 maddelerinin koşullarının oluşup oluşmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunup bulunmadığı noktalarındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 10. sınıf mallar yer almaktadır. Davacının itirazına mesnet 2003/06232 sayılı markası kapsamında da 10. sınıf mallar bulunmaktadır. Davacının diğer markaları ise genel olarak 44. sınıf hizmetler de tescillidir. Bu duruma göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 10. sınıf malların ile davacının itirazına mesnet 2003/06232 sayılı markası kapsamında aynen yer aldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının itirazına mesnet diğer markaları kapsamında yer alan 10. sınıf “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. Ameliyathane giysileri ve steril örtüler. Tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler ” mallarının benzer bulunduğu kanaatine varıldığından, taraf markaları arasında başvuru kapsamında 10. sınıfta yer alan tüm mallar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kabul edilmiştir. Her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporunda başvuru kapsamında yer alan “Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar” |malları ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı açıklanmışsa da yukarıda da açıklandığı üzere, davacının 2003/06232 sayılı markası kapsamında anılan mallar birebir yer aldığından, bilirkişi raporundaki bu görüşe itibar edilmemiştir.
Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kırmızı, kalın yazı karakteri ile yazılan "..." ve mavi, kalın yazı karakteri ile oluşturulan "..." ibaresinden oluşmaktadır. Mahkemece aralarında sektör uzmanın da yer aldığı bilirkişi heyetinden alınan raporda da belirtildiği üzere, başvuruda yer alan "..." ibaresi medikal sektöründe "..." teriminin kısaltması olarak kullanıldığından, dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu da "..." ibaresi oluşturmaktadır. Zira, itiraza mesnet markalarda yer alan "..." ibareleri maruf coğrafi yer adı olduğundan, "..., ..." gibi ibareler de , marka kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı bulunduklarından ayırt edicilikte bir etkileri yoktur. Görüldüğü üzere, taraf markalarının asli unsurları arasında ayniyet düzeyinde benzerlik bulunmaktadır. Çünkü, davacı markalarının asli unsuru belirtildiği gibi "..." ibaresi iken davalı başvurusunun asli unsuru ise "..." ibaresidir. Başvurudaki "C" harfinin Türkçe'de "K" olarak telaffuz edileceği de düşünüldüğünde, işaretler arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak yüksek düzeyli benzerlik mevcuttur. Bu itibarla, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet davacı markaları arasında, başvuru kapsamında kalan mallar yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, en azından başvurunun davacının seri markalarından birisi olarak algılanacağı ve tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporunda taraf markalarında yer alan "... -..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle iltibas tehlikesinin doğmayacağı bildirilmiş ise de bir markanın tescilli olduğu sürece korunacağı, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, başvuru kapsamındaki mallar yönünden tanımlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı, söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilse dahi yukarıda da açıklandığı üzere başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin, medikal sektöründe "..." teriminin kısaltması olarak kullanıldığı, bu hali ile uyuşmazlık konusu 10. sınıf mallar yönünden başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı hususları gözetildiğinde, bu değerlendirmelere itibar edilmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/2248-2022/6062 E/K ve 2021/2863-2022/7313 E/K sayılı ilamlarında da aynı tespitlere yer verilerek "....com.tr" ve "..." ibareli başvurular ile davacının itirazına mesnet marka işaretlerinin iltibasa neden olacak düzeyde benzer bulundukları kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Ayrıca, davacının "..." asıl unsurlu alan adları ile dava konusu başvuru arasında da, yukarıda açıklanan nedenlerle benzerlik bulunduğu, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacının bahsi geçen alan adını taşıyan internet sitelerini "tıbbi hizmetlerde" kullandığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu hizmetlerle dava konusu başvuru kapsamında yer alan 10. sınıf "“Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. Ameliyathane giysileri ve steril örtüler. Tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler ”mallarının benzer ve ilişkili bulunduğu kanaatine varıldığından, sayılan mallar yönünden dava konusu başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da tescili engeli bulunduğu kabul edilmiştir.
SMK'nın 6/5 maddesi yönünden yapılan değerlendirmede ise; yukarıda açıklandığı üzere, taraf markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan malların tamamı yönünden emtia benzerliği bulunduğundan, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışmanın sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Öte yandan, her ne kadar başvurunun kötü niyetli olduğu ileri sürülmüş ise de iyi niyetin asıl olması ve davalının başvuruyu kötü niyetli olarak yaptığının ispat edilememesi karşısında bu yönden de davacı iddiaları yerinde görülmemiştir.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/10/2020 gün ve 2019/325 Esas . 2020/218 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2. Davanın KABULÜ ile TÜRKPATENT YİDK'ın 02.07.2019 tarihli ve 2019. M. 5719 sayılı kararının İPTALİNE,
-
Davalı Şirket adına tescil edilen 2018/66250 sayılı ve "..." ibareli dava konusu markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40. TL harcın mahsubu ile kalan 383,20. TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00. TL bilirkişi ücreti, 178,90. TL tebligat ve posta gideri ile istinaf aşamasında yapılan 27,50. TL tebligat ve posta ücreti, 162,10. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.468,50. TL yargılama giderine, 44,40. TL peşin harç, 44,40. TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.557,30. TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin yargılamasında ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin uhdesinde bırakılmasına,
-
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
-
10-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56