Ankara BAM 20. HD 2024/308 E. 2024/407 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/308
2024/407
1 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/308 - 2024/407
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/308
KARAR NO : 2024/407
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/07/2021
NUMARASI : 2020/309 E. - 2021/273 K.
DAVACI
YARGILAMA SIRASINDA
BİR KISIM MARKALARI
DEVRALAN DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/07/2021 tarih ve 2020/309 Esas - 2021/273 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı ...’ın, müvekkili Şirketten 01.04.2015 tarihli marka lisans sözleşmesi ile 4 yıl süreli isim hakkını aldığını, sözleşme süresi sona erdikten sonra sözleşmenin yenilenmediğini, buna rağmen davalının piyasada kendisini müvekkili markalarıyla tanıttığını, sözleşmeden sonra müvekkili markasından haksız yararlanmak amacıyla dava konusu 2019/78262 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasını, 1997 yılından bu güne yoğun ve yaygın kullanım ve tanıtım çalışmaları ile tanınmış marka haline getirdiğini, müvekkili markasının kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, davalı başvurusunun müvekkili markalarına yanaşma çabası ile oluşturulduğunu, bu şekilde müvekkili markalarının itibarından haksız yarar elde etmenin amaçlandığını, davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin tanınmış "..." ve "ŞEKİL" unsurlu markalarını bilmesine rağmen, birebir aynısını ve ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini tescil ettirmeye çalıştığını, davalının müvekkilinin markalarının sahip olduğu imajı transfer etme amacıyla hareket ettiğini, davaya konu markanın müvekkili markasına benzediğini, davalı başvurusundaki asıl ve ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin başına "..." ibaresinin eklenmesinin, markaların ayırt edilmesi noktasında hiçbir farklılık yaratmadığını, dava konusu markanın müvekkili markası ile ilişkilendirileceğini, müvekkilinin şubesi izlenimi yaratacağını, müvekkilinin marka ve ticaret unvanının gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-6979 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin iyi niyetli olarak dava konusu marka başvurusunu yaptığını, davacının imajını zedelemek ya da davacıyı engellemek veya zarara uğratmak gibi bir amacının olmadığını, "..." ibaresinin, davacı tarafa özgülenen ya da sadece onun kullanımına mahsus bir kavram olmadığını, bu ibarenin, fizik, kimya biyoloji gibi bilimlerin ortak adı olarak kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2019/78262 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacı yanın itirazına dayanak markalarının aynı/aynı tür hizmetleri kapsadığı, "..." ibareli davacı markaları ile davalı marka başvurusu arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olduğu, benzer görülen 41. sınıf hizmetler açısından dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında iltibas bulunduğu, davacının "..." ibaresini, eğitim ve öğretim hizmetlerinde aktif ve fiili olarak dava konusu markanın başvuru tarihinden daha evvel markasal anlamda kullandığı ve buna bağlı olarak ilgili hizmetler açısından bu ibareyi tanımlayıcı bir ibare olmaktan çıkardığı, davacının ticaret unvanından kaynaklı olarak da 41. sınıfta yer alan eğitim öğretim hizmetleri bakımından hak sahibi olduğu, davalının marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 10.08.2020 tarih 2020-M-6979 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacıya ait "..." ibareli markalar arasında ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlik bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, fizik, kimya, biyoloji gibi fen dersine ait bilimlerin ortak adı olduğu gibi anılan ibarenin günlük dilde yoğun olarak farklı unsurlarla ve farklı kişilerce kullanıldığını, dolayısıyla bu ibarenin ayırt ediciliği zayıf bir sözcük olduğunu, taraf markalarının görsel, sesçil ve kavramsal bakımdan bir bütün olarak ele alındığında farklı bulunduğunu, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat ve özen düzeyinin yüksek olduğunu, bu nedenle de markaların karıştırılmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacı markaları ile müvekkili başvurusu arasında ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin, davacı tarafa özgülenemeyeceği gibi sadece onun kullanımına açık ya da davacıyı çağrıştıran bir ibare de olmadığını, çünkü bu ibarenin, fizik, kimya biyoloji gibi bilimlerin ortak adı olarak kullanıldığını, evrensel kullanımı olan bu kavram üzerinde hiç kimsenin hak sahibi olamayacağını, ortalama tüketiciler tarafından görsel, sesçil ve kavramsal bakımdan bir bütün olarak ele alındığında, taraf markalarının farklı bulunduğunu, başvuru kapsamındaki 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat ve özen seviyelerinin yüksek olması nedeniyle de markaların karıştırılmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacıların "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin bir yerleşim yerinin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "..." markasının ... bölgesine özel seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı anlaşılmakla, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davalı ... ile davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davalı ... ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/03/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39