Ankara BAM 20. HD 2021/2040 E. 2024/350 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/2040
2024/350
23 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/2040 - 2024/350
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2040
KARAR NO : 2024/350
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2020
NUMARASI : 2019/309 E. - 2020/339 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2020 tarih ve 2019/309 Esas - 2020/339 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2005/ 14436, 2017/5954 sayılı “...” ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin "... ..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazın dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının asıl unsuru olan "..." ibaresini aynen içerdiğini, başvuruda yer alan diğer ibarenin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'ın 2019-M-4791sayılı kararının iptaline, 2018/62944 sayılı “... ...” ibareli markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, taraf markalarının benzer bulunmadığını, müvekkilinin markasındaki vurgunun "..." ibaresinde, davacıya ait markada ise “...” ibaresinde olduğunu, iki markanın ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibaresinin günlük ve ticari hayatta yaygın kullanıldığını, davalı Kurum nezdinde anılan ibareyi içeren çok sayıda markanın bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı, davacının gerçek sahipliği ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvuruda müvekkili markasının aynen yer aldığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin 29. ve 30. sınıf mallarda tescili için 2018//62944 sayılı ve “... ...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davacı Şirketin 2005/14436, 2017/75954 sayılı ve "...","... ...+şekil ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, başvuru sahibi davalı tarafça davacının itirazına mesnet markalarına karşı kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, davacının 2005/14436 sayılı markasının tescilli olduğu mallarda kullanıldığı ispatlanamadığından, anılan markanın iltibas değerlendirilmesinde dikkate alınamayacağı, davacının diğer markası ile de dava konusu başvuru arasında iltibas koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, tarafların marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/1 maddesine dayalı itiraz yerinde görülmediğinden, kullanım ispatının değerlendirilmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle YİDK'ın 2019-M-4791 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 27.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 11.07.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve davacı vekilinin istinaf itirazları gözetildiğinde; istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, başvurunun aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca tescili engeli bulunup bulunmadığı hususlarındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409).
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu başvuru sahibi davalı, davacının başvuruya itirazı üzerine sunduğu karşı görüşünde, SMK'nın 19/2 maddesi uyarınca davacının itirazına mesnet markalarının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden kullanımının ispatı talebinde bulunmuştur. Davacının 2017/75954 sayılı markasının tescil tarihinden dava konusu başvuru tarihine kadar 5 yıllık süre geçmediği anlaşıldığında bu markanın kullanımının ispatına gerek yoktur. Ancak davacının 2005/1436 sayılı markası, tescil tarihi itibariyle, kullanım ispatına tabi olup, anılan markanın iltibas değerlendirmesinde dikkate alınabilmesi için Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekir. Davacı bu kapsamda işlem dosyasına bir kısım deliller sunmuş ise de bu deliller davcının bahsi geçen markasının kullanımını ispatlar mahiyette değildir. Zira sunulan deliller 9 adet faturadan ve tarih içermeyen tarihisiz kataloglardan ibarettir. Bu duruma göre davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden kullanımı ispat edilmeyen 2005/1436 sayılı davacı markasının nazara alınması mümkün değildir. Ancak davanın, YİDK kararının iptali isteminin yanı sıra, aynı zamanda markanın hükümsüzlüğü istemini de içerdiği, hükümsüzlük istemi bakımından davalının kullanmama def'i ileri sürmediği anlaşıldığından, hükümsüzlük istemi yönünden davacının 2055/1436 ve 2017/75954 sayılı markalarının dikkate alınarak iltibas değerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, dava konusu başvuru "... ...", davacının 2005/1436 ve 2017/75954 sayılı markaları ise "...", "... ...+şekil" ibarelerinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere, hem dava konusu başvurunun hem de davacının anılan markalarının asli unsuru "..." ibaresidir. Zira davacının 2005/1436 sayılı markasında başkaca kelime veya şekil unsuru bulunmadığı gibi 2017/75954 sayılı markasında yer alan "..." ibaresi ve şekil unsuru ayırt ediciliği bulunmayan veya zayıf olan tali unsur niteliğindedir. Başvuruda yer alan "..." ibaresi de ,mahkemece alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, "yiyeceğin ve içeçeğin tadı" anlamına geldiğinden, uyuşmazlık konusu 29 ve 30 sınıf mallar yönünden ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğindedir. Bu hale göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru ile davacının 2005/1436 ve 2017/75954 sayılı marka işaretleri arasında, asli unsurlarının aynı olmasından kaynaklı olarak, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kabul edilmiştir. Nitekim mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca varılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunulmuşsa da anılan ibarenin uyuşmazlık konusu mallar yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu söylenemeyeceği gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3299 E- 2022/7121 K sayılı ilamında davacının "..." ibareli markasının "..." ibareli başvuru ile benzer kabul edilmesi karşısında davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Tarafların marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kapsamında 29 ve 30 sınıf mallar yer almaktadır. Davacının 2005/14436 sayılı markası 29,30 ve 32 sınıf mallarda, 2017/75954 sayılı markası ise sadece 30. sınıf mallar yönünden tescillidir. Yukarıda açıklandığı üzere davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından iltibas değerlendirmesinin davacının 2017/75954 sayılı markası dikkate alınarak yapılması gerekmektedir, Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf mallar davacının 2017/75954 sayılı markası kapsamında aynen yer aldığından dava konusu başvuru ile davacının 2017/75954 sayılı markası arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf tüm mallar yönünden, emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, buna karşın 29. sınıf mallar yönünden böyle bir benzerliği bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Marka hükümsüzlüğü istemi yönünden ise yine yukarıda açıklandığı üzere iltibas değerlendirmesinin, davacının 2017/75954 sayılı markası yanında 2005/14436 sayılı markasının da dikkatte alınarak yapılması gerekir. Davacının 2005/14436 sayılı markası 29. sınıfta yer alan "Kuru bakliyat, yani fasulye, bezelye, nohut , mercimek, soya ... Kuru bakliyat hariç kurutulmuş, pişirilmiş, konservelenmiş, dondurulmuş sebzeler, yemek pişirmek için sebze suları... Hazır çorbalar ve hazır yemekler... Zeytinler, turşular... Konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş meyveler; pekmezler, reçeller, marmelatlar, meyve ezmeleri, kompostolar... Kuru yemişler, kurutulmuş meyveler, pestiller ..." malları ile 30. sınıfta yer alan "Makarnalar, mantılar, erişteler... Kahve, kakao, suni kahve, moka (kahve), kahve yerine geçen maddeler, kahve veya kakao esaslı içecekler... Bal, arı sütü, propolis ... Pirinç, bulgur, keşkek, yarmalar, gıdalar için malt... Her türlü un, irmikler, nişastalar, Yiyecekler için .../lezzet vericiler: Ketçaplar, mayonezler, hardallar, limon suları, soslar, salata sosları, salçalar, sirkeler, yiyecekler ve içecekler için koku vericiler (aromalar), baharatlar..." malları ve 32 sınıf mallarda tescillidir. Görüldüğü üzere davacının 2005/14436 sayılı markası 29. ve 30. sınıfın bazı alt sınıflarında yer alan mallarda, dava konusu başvuru ise 29 ve 30 sınıfın tüm alt gruplarında yer alan mallarda tescilli olup, dava konusu başvuru kapsamında 29. sınıfta yer alan "Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler." malları ve 30. sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için .../lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." malları davacının 2005/14436 sayılı markası kapsamında da yer almaktadır. Bu duruma göre ve davacının 2017/75954 sayılı markasının başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf tüm mallar yönünden tescilli bulunduğu da gözetildiğinde, marka hükümsüzlüğü istemi yönünden davacının anılan markaları ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamında yer alan 29. sınıfta yer alan "Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler." malları ile 30 sınıf tüm mallar yönünden emtia benzerliğinin oluştuğu, sayılanların dışında 29. sınıfta yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. . Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." yönünden ise böyle bir benzerliği bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporunda sayılan mallar yönünden de emtia benzerliği şartının gerçekleştiği belirtilmişse de; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken, her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususların dikkate alınması gerektiğinden, aralarında açıklanan türden bir ilişki bulunmayan malların sırf aynı sınıfta yer alması veya gıda malı olması nedeniyle benzer kabul edilmesi mümkün değildir. Dairemizce açıklanan ilke kapsamında yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru kapsamında 29. Sınıfta yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. . Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." mallarının davacının markları kapsamında yer alan 29, 30 ve 32. sınıf mallarla benzer olmadığı kanaatine varıldığından, bilirkişi raporundaki aksi yöndeki tespitlere iştirak edilmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. H.D.'nin 2021/3299 E-2022/7121 K sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.-2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce emtia benzerliği yönünden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir.
Her ne kadar davacı tarafça, tanınmışlık vakıasına dayanılmış ise de gerek marka başvuru aşamasında gerekse de işbu dava sırasında sunulan delillerle davacı markalarının tanınmışlığı ispat edilemediğinden, bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından dava konusu başvuru ile davacının 2017/75954 sayılı markası arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf tüm mallar yönünden, hükümsüzlük istemi yönünden ise dava konusu başvuru ile davacının 2005/14436 ve 2017/75954 sayılı markaları arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf "Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler." malları ile 30 sınıf tüm mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu YİDK kararının 30. sınıf tüm mallar yönünden iptaline, dava konusu markanın ise 29. sınıf "Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler." malları ile 30 sınıf tüm mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2020 gün ve 2019/309 Esas . 2020/339 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA
2. Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... YİDK'ın 2019. M. 4791 sayılı kararının 30. sınıf tüm mallar yönünden KISMEN İPTALİNE
3. Davalı ... adına tescil edilen 2018/62944 sayılı ve "... ..." ibareli dava konusu markanın 29. sınıfta yer alan "Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler." malları ile 30. sınıf tüm mallar yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE
-
Fazlaya ilişkin istemin reddine
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40. TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20. TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-
Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00. TL bilirkişi ücreti, 120,40. TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 67,50. TL tebligat masrafı, 162,10. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.150,00. TL yargılama giderinin, davanın kabul. red oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.075,00. TL'ye 44,40. TL başvurma harcı, 44,40. TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.163,80. TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
11-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59