SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 20. HD 2023/2084 E. 2024/290 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2084

Karar No

2024/290

Karar Tarihi

21 Şubat 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2084

KARAR NO : 2024/290

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 10/11/2020

NUMARASI : 2020/208 E. - 2020/695 K.

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Dairemizden verilen 02/12/2021 tarih ve 2021/520 Esas 2021/1515 sayılı kararı Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/09/2023 tarih ve 2022/1640 Esas 2023/5344 Karar sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22/08/2017 tarihinde ''İşyeri Devir Sözleşmesi'' imzalandığını, anılan iş yerinin maliki olan davalının annesi ... ile bir de kira sözleşmesinin imzalandığını, davalıya ait adreste faaliyet gösteren ''...'' adlı işletmenin 18.000,00 TL bedel karşılığında müvekkiline devredildiğini ve işletmenin açıldığını, imzalanan devir sözleşmesi uyarınca bir ''rekabet yasağının'' hükme bağlanarak, davalının ''bu marketin sokağında veya beşyüz metre yakınında market türü açamaz, ortak olamaz, çalışamaz, işletemez'' şeklinde taahhütte bulunduğunu, ancak 2 ay geçmeden müvekkilinin beş bina yakınına ''...'' adıyla bir market daha açarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalının 01.02.2018 tarihli ihbarı ile tahliye ihbarında bulunduğunu ileri sürerek, davalının fiilinin haksız rekabet ve rekabet yasağının ihlali olduğunun tespitini ve önlenmesini, davalıya ait ''...'' işletmesinin kapatılarak faaliyetten men edilmesini, ihtarname tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, müvekkilinin kiracılık hakkının devam ettiğinin ve 01.02.2018 tarihli ihtarnamenin hükümsüz olduğunun ve bu haliyle mecurun tahliye olunamayacağının tespitini talep ve dava etmiş, 19/10/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 26.912,06-TL'na yükseltmiştir.

Davalı, sözleşmede böyle bir maddenin olmadığını, tutanağa ilgili maddenin sonradan eklendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının davacının güven ve itibarını sarsacak söz ve davranışlarda bulunduğu iddiası konusunda yargılama aşamasında dosyaya herhangi bir delilin sunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşme maddesinin bir haksız rekabet ya da rekabet yasağına ilişkin olmadığı, bundan dolayı çözümün haksız rekabet veya rekabet yasağı değil, sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilmesinin gerektiği, söz konusu maddenin sözleşme imzalandıktan sonra davalının haberi olmadan eklendiği iddiası konusunda mahkemece dinlenen tanık beyanlarından, davalı tarafın sözleşme anında söz konusu maddenin eklendiğini bizzat bildiğinin anlaşıldığı, bundan dolayı davalının anılan savunmasına itibar edilmediği, söz konusu şarta davalı tarafından uyulmadığının da sabit olduğu, davalının söz konusu maddeye uymaması nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığı, davalının dükkanının açmasından sonra davacının işlerinin düştüğü, ancak düşen bu işlerin tamamının sorumlusunun davalı olamayacağı, davacının ve davalının vermiş olduğu hizmet kaliteleri, söz konusu dükkanların etrafında olan büyük marketlerin indirim uygulamaları gibi hususların da davacının gelirlerini etkileyeceği, bundan dolayı davacının zararının bilirkişi tarafından her ne kadar 26.912,06-TL olarak belirlenmiş ise de, söz konusu belirlemenin haksız rekabete göre yapıldığı, yukarıda belirtilen sebepler göz önüne alındığında, davacının zararının TBK 50/2. maddesi uyarınca sözleşmeye aykırılıktan dolayı 10.000,00-TL olacağı yönünde kanaatin oluştuğu, yine davacı tarafından manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de mevcut olayda sözleşmeye aykırılığın bulunduğu, davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir saldırının olmadığı, bundan dolayı manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği, yine olayda herhangi bir şekilde haksız rekabet ve rekabet yasağı bulunmadığından dolayı, davacının işletmenin faaliyetinin sonlandırılmasına yönelik talebinin reddinin gerektiği, ayrıca davacının kiracılık ilişkisinin devamına yönelik talebinin ise söz konusu ilişkinin, taraflar arasındaki ilişkiden bağımsız, davacı ile üçüncü kişiler arasındaki başka bir ilişki olduğundan dolayı reddinin gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin kabul edildiği yerde, bunun en doğal/yasal hüküm ve sonuçları arasında yer alan rekabet yasağının varlığının kabul edilmemesinin büyük bir çelişki olduğunu, “Ticari işletmenin devri, işletme içinde yerine göre en önemli unsuru teşkil eden müşteri çevresinin de alıcıya geçmesine neden olur. Bu itibarla taraflar, devir sözleşmesinden devreden bakımından bir rekabet yasağı öngörmemiş olsalar bile devreden, devrettiği işletme ile rekabet etmeme borcu altına girer (Yarg.11.HD, 25.11.1976, E.4568, K.5124, Eriş, Gönen : Açıklamalı İçtihatlı TTK, Ticari İşletme ve Şirketler, I.Baskı, Ankara 1987, s.203-204, Nr.238). bu borcun kaynağını MK.'nın 2. maddesi oluşturur (Yarg.11 HD, 25.05.2006, E.2005/3383, K.6167 (Batider 2008, C.24, S.3, s.544-545)" (Arkan, Sabih:,s.44; Arslanlı, Halil: Kara Ticareti Hukuku, s.113), bu durumun hem de bir kötüniyet/kasıt (=kusur) ile zarar doğuracak surette kurulan bir illiyet bağına da konu olmasına, yani tam bir haksız (fiil) rekabet oluşturmasına rağmen, aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, dolayısıyla haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi tazminat bakımından bu doğrultuda karar verilmesinin zaruri olduğunu, devrin (akdi ve kanuni) hüküm ve sonuçları arasında yer alan kiracılık hakkının devamının tespitine de karar verilmesinin gerektiğini “Ticari işletmenin tacire ait olmayan bir taşınmazda faaliyet göstermesi halinde işletmenin devrinin, kiracılık hakkının da devralana geçmesine neden olacağı söylenebilir (TTK.m.11,3)..”(Arkan:s.44 vd.), nitekim somut olayda kendilerine ait dükkanın kirasının devamı yönünde tarafların baştan rızasının ve muvafakatinin de bulunduğunu, manevi tazminat bakımından ise davalının en başından beri kötüniyet sergilediğini, dahası bunu bir rekabet hakkı olarak gördüğünü, müvekkilinin ve ailesinin güvenlerinin boşa çıkarılarak şehir değişikliği dahil, tüm fedakarlıklarının ve beklentilerinin boşa gittiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde, davacının sözleşmeye aykırılığa ilişkin bir talebinin olmadığından ve davanın da sözleşmeye aykırılıktan değil, haksız rekabete dayalı olarak açıldığından, hukuki olarak dinlenilmesinin bile sakıncılı iken, buna dayanarak 10.000,00-TL tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tartışmalı hükmün sözleşmeye haberleri olmadan eklendiğini, davacı yan tarafından eklenen bu hükmün ekonomik özgürlüğü sınırlayan, TBK'nın 27. maddesine de aykırı, kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olduğundan, kesin olarak hükümsüz bulunduğunu, tarafların marketlerinin olduğu yerde 5-6 adet marketin ve birçok ekmek satan bayiinin bulunduğunu, davacının sürekli zarar etmesinin mümkün olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemize ait 02/12/2021 tarih ve 2021/520 E.- 2021/1515 K. sayılı karar ile somut uyuşmazlıkta ticari işlemesini devreden davalının, devir sözleşmesinde davacıya devrettiği marketin sokağında veya 500 metre yakınında, market işletemeyeceğine dair bir hüküm bulunduğu halde, devrettiği işletme ile aynı sokakta, aynı iştigal konusuyla faaliyette bulunmasının, ticari işletme devir sözleşmesinden doğan rekabet etmeme borcuna aykırılık ve TTK.'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğu ve davacının anılan Yasanın 56. maddesinde düzenlenen istemlerde bulunabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 26/09/2023 TARİH VE 2022/1640 ESAS - 2023/5344 K. SAYILI KARARININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce, taraflar arasındaki sözleşmenin açık hükmü karşısında, davanın rekabet yasağı veya haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değil iken Bölge Adliye Mahkemesinin bu hususa ilişkin gerekçesinin yerinde görülmediği ve davacının, manevi tazminat isteminin dayanağı olarak yine sözleşmenin anılan hükmünü göstermiş ise de 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince manevi tazminat koşullarının varlığına ilişkin hiçbir somut kanıtın göstermediği, bu durumda manevi tazminat talebinin de reddedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE : Dava, TTK'nın 54 vd. maddelerine dayalı, davalının fiilinin haksız rekabet ve rekabet yasağının ihlali olduğunun tespiti ve önlenmesi, davalıya ait işletmenin kapatılarak faaliyetten men edilmesi, davacının kiracılık hakkının devam ettiğinin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Taraflar arasında, davalıya ait işletmenin davacıya devri konusunda 22.08.2017 tarihli adi yazılı bir sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmeye dayalı olarak resmi kurumlar nezdinde devir işlemlerinin gerçekleştirildiği, davalının buna rağmen aynı sokakta, davacının devraldığı iş yerine yaklaşık 120 metre yakında, aynı iş kolunda, 23.11.2017 tarihinde yeni bir işletme açarak marketçilik faaliyetine başladığı, davacının da bu nedenle zarara uğradığı, mahkemece dinlenen tanık beyanlarından ve davalı tarafça 02.04.2019 tarihli dilekçe ekinde sunulan sözleşmenin asıl nüshasında dahi söz konusu hükmün yer almasından, davalının sözleşme anında söz konusu maddenin eklendiğini bizzat bildiği, diğer bir deyişle taraflar arasındaki sözleşmede yer alan hükmün, sözleşme imzalandıktan sonra, davalının haberi olmadan eklendiği savunmasına itibar edilemeyeceği ve davacının kiracılık hakkının devam ettiğinin tespitine yönelik taleplerinin reddinin gerektiği hususları, dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi, esasen bu konular davacı vekilinin temyiz kanun yoluna başvurmaması ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesiyle taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturmuş ve kesinleşmiştir.

Yargıtay Yüksek 11. H.D. ile Dairemiz arasında uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşme hükmüne, rekabet yasağı anlamı verilip verilemeyeceği, rekabet yasağı anlamı verilemese dahi davalının anılan eyleminin, ticari işletme devir sözleşmesinden doğan ve kaynağını TMK'nın 2. maddesinden alan rekabet etmeme borcuna aykırılık ve TTK.'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, bunun sonucuna göre davacının anılan Yasanın 56. maddesinde düzenlenen istemlerde bulunmasının mümkün olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki 22.08.2017 tarihli sözleşme, bir iş yeri devir sözleşmesidir. Zira anılan sözleşme ile davalıya ait "..." isimli iş yeri davacıya devredilmiştir. Sözleşmenin uyuşmazlık konusu maddesinde ise aynen "Devreden ..., bu marketin sokağında veya 500 metre yakınında market türü açamaz, ortak olamaz, çalışamaz/işletemez" denmektedir.

Geçerli olarak kurulan bir sözleşmenin yorumlanmasında amaç, tarafların gerçek iradelerinin tespitidir. Taraflar birbirlerini fiilen doğru olarak anlamışlarsa, sözleşme zaten tarafların gerçek iradelerine göre kurulduğundan, ayrıca sözleşmenin yorumuna da ihtiyaç yoktur. Ama taraflar birbirlerini fiilen doğru anlamamışlarsa, yani birbirlerinin gerçek iradelerini bilmiyorlarsa, bu durumda makul ve dürüst bir üçüncü kişinin bakış açısı ile TMK'nın 2. maddesinde ifade edilen güven ilkesine göre yorum yapılacaktır.

Somut uyuşmazlıkta ise davacının yukarıda açıklanan iddialarına karşı, davalı gerçek kişi tarafından, sözleşmede böyle bir maddenin olmadığı, tutanağa ilgili maddenin sonradan eklendiği savunulmuş, ancak yine yukarıda açıklandığı üzere, mahkemece dinlenen tanık beyanlarından ve daha da önemlisi, davalı tarafça 02.04.2019 tarihli dilekçe ekinde kendisi tarafından sunulan sözleşmenin asıl nüshasında dahi söz konusu hükmün yer almasından, davalının sözleşme anında söz konusu maddenin eklendiğini bizzat bildiği anlaşılmıştır. Bu durumda sözleşmenin anılan maddesinin lafzi yorumundan başka bir çare bulunmamaktadır.

Sözleşmenin anılan hükmünün lafzından ise Dairemizce, davalı devredenin davacı devralan yararına, devrettiği marketin sokağında veya 500 metre yakınında, marketçilik türünden bir iş yeri açmamayı taahhüt ettiği, diğer bir deyişle sözleşmede davalının aynı iş kolunda davacı ile rekabete neden olacak şekilde çalışmasının yasaklandığı, dolayısıyla sözleşmenin anılan maddesinin, Yargıtay ilamında belirtildiğinin aksine, açıkça rekabet yasağı hükmünü içerdiği, hayatın olağan akışı nazara alındığında, sözleşmenin bu hükmüne başka bir anlam verilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Kaldı ki Dairemizin önceki kararında da belirtildiği üzere, bin an için sözleşmenin anılan hükmüne bu şekilde bir anlam yüklenmese, hatta sözleşmede bu yönde bir hüküm hiç yer almasa dahi, TBK.'nın 202 vd. maddeleri uyarınca bir işletmenin devri, işletmenin en önemli unsuru olan müşteri çevresinin de alıcıya geçmesi amacıyla yapıldığından, işletmenin devri sözleşmesinde rekabet yasağı hiç öngörülmemiş olsa bile devreden, devrettiği işletme ile rekabet etmeme borcu altına girecektir. Bu borcun kaynağını da TMK.'nın 2. maddesi oluşturur. Yargıtayın yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. H.D., 25.05.2006 tarih ve 2005/3383 E.- 2006/6167 K.).

Ayrıca yine Dairemizin önceki kararında bildirildiği gibi "Devir sözleşmesinde müşteri çevresinin kapsam dışında tutulduğu açıkça belirtilmemişse, devir sözleşmesinin rekabet yasağını da içerdiği kabul olunmalıdır." (Prof. Rıza Ayhan, Prof. Hayrettin Çağlar, Prof. Mehmet Özdamar, Ticari İşletme Hukuku, Genel Esaslar, 14. Baskı, s:157).

Dolayısıyla açıklanan yerleşmiş Yargıtay kararları ve doktrin görüşleri dikkate alındığında, sözleşmenin rekabet yasağını içermediğinin kabulü için, ticari hayatın olağan akışının aksine olan bu durumun, diğer bir deyişle müşteri çevresinin devir sözleşmesinin dışında tutulduğunun, sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gereklidir. Bu itibarla Yargıtay ilamında belirtildiği gibi "taraflar arasındaki sözleşmenin açık hükmü karşısında, davanın rekabet yasağı veya haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmaması" ancak, sözleşmede müşteri çevresinin devir sözleşmesinin dışında tutulduğunun açıkça belirtilmiş olması halinde mümkündür. Sözleşmenin anılan hükmüne bu yönde bir anlam yüklenemeyeceği açıktır.

Somut olayda da ticari işlemesini devreden davalı, devir sözleşmesinde davacıya devrettiği marketin sokağında veya 500 metre yakınında, market işletemeyeceğine dair bir yükümlülük altına girdiği halde, devrettiği işletme ile aynı sokakta, aynı iştigal konusuyla ilgili faaliyette bulunmuş, 22.08.2017 tarihli devir sözleşmesinden hemen sonra, 23.11.2017 tarihinde yeni bir işletme açarak, marketçilik iş kolunda çalışmaya başlamıştır.

Bu durumun ticari işletme devir sözleşmesinden doğan rekabet etmeme borcuna aykırılık ve TTK.'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğunun ve davacının anılan Yasanın 56. maddesinde düzenlenen istemlerde bulunabileceğinin kabulü gerekir. Nitekim davacı da dava dilekçesi ile TTK.'nın 56/1-c maddesi uyarınca, haksız rekabetin önlenmesini ve davalıya ait ''...'' işletmesinin kapatılarak faaliyetten men edilmesini talep etmiştir.

Davalının eyleminin TTK.'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğunun ve davacının anılan Yasanın 56. maddesinde düzenlenen istemlerde bulunabileceğinin kabulü halinde, davacının TTK'nın 56/1-e maddesine dayanarak manevi tazminat talep edebileceği sonucu da beraberinde doğar. Esasen Yargıtay bozma ilamında da davacının manevi tazminat talep etmesi şartlarının oluşmadığı tespiti, davanın rekabet yasağı veya haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna bağlanmıştır. Zira Yargıtay 11. H.D.'nin yerleşmiş içtihatları uyarınca, TTK.’nın 56/1-e maddesi hükmünün yollamasıyla TBK’nın 58. maddesinde açıklanan şartların varlığı halinde, haksız rekabete maruz kalan yararına manevi tazminatın da hüküm altına alınması gerekir. Anılan hükme göre, manevi tazminata hükmedilebilmesi için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca kusurun özel bir kasta veya ağırlığa bağlı olması şart değildir. Davalı da tacir olup basiretli şekilde hareket etmek ve ticari işlerinde daha dikkatli ve özenli davranmak zorundadır. Bu zorunluluğunun doğal bir sonucu olarak, ticari menfaatlerin zarara uğratılmasını veya böyle bir tehlikeye maruz kalmasını önleyici davranışlarda bulunması da gereklidir. Aksi davranış manevi tazminat istemine haklılık kazandırmış olur. Zira TBK.'nın 58. maddesi, daha geniş bir mefhum olan kişilik hakkının ihlali esasına dayandığı halde, TTK.'nın 56. maddesi, sadece ekonomik menfaatin zarara uğratılmasına ve hatta böyle bir tehlikeye maruz kalınmasına işaret etmektedir. Bu durumda anılan 56 ve 58. maddelerin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre, hakimin haksız rekabet eylemi dolayısıyla manevi tazminata hükmedebilmesi için davacının ekonomik menfaati yönünden zararın veya tehlikenin varlığı ile kusurun mevcudiyeti yeterlidir. Somut olayda da Dairemizce haksız rekabetin tespitine karar verilmekle davalının eyleminin hukuka aykırı olduğu belirlendiğine göre, davacı yararına manevi tazminat isteminin koşullarının da ilke olarak oluştuğunun kabulü ile somut olayın özellikleri de dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.

Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davalının, davacı ile aynı yerde ve aynı iştigal konusunda faaliyette bulunduğu ve davalının bu fiili ile davacının müşteri portföyünün etkilenip zarara uğradığı anlaşıldığından, Dairemizce bu konuda daha ileri bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Davacının uğradığı zarar bedeline ilişkin mahkemece karar yerinde yapılan değerlendirmelere Dairemizce de iştirak edilmiş, mahkemece hükmedilen maddi tazminat bedeli kadri maruf bulunmuş, her ne kadar dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulduğu halde, mahkemece hükmedilen maddi tazminat için faize hükmedilmemesi doğru değilse de, davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde bu konuda hiçbir itirazda bulunulmadığından, mahkemece yapılan bu yanlışlık, Dairemizce kararın kaldırılması nedeni yapılamamıştır.

Yine davacının bu durumda TTK'nın 56/1-e maddesine dayanarak manevi tazminat talep etmesi mümkün bulunduğundan, Dairemizce tarafların sosyal ve ekonomik durumları, oluş şekli ve olay tarihindeki paranın satın alma gücü nazara alınarak, 7.000,00 TL tutarında manevi tazminatın tahsiline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmüş, özünde bir haksız fiil olan bu eylemi nedeniyle davacı yararına dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak, hükmedilen manevi tazminat miktarına, 16.04.2018 tarihli ihtarnamenin 17.04.2018 tebliğ tarihi ve ihtarnamede verilen 10 günlük atıfet mehili dikkate alınarak, 27.04.2018 tarihinden itibaren yasal türden temerrüt faizi yürütülmüştür.

Bu nedenlerle Dairemizce bozma ilamındaki görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Dairemizin 02.12.2021 tarih ve 2021/520 Esas.  2021/1515 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, 

2. HMK’nın 353/1. b. 1. maddesi gereğince, davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının ESASTAN REDDİNE, 

3. Davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2020 gün ve 2020/208 E. .  2020/695 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;

4. Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının ... adresinde, davacıya devrettiği işletme ile aynı iş kolunda, marketçilik faaliyetinde bulunması fiilinin, haksız rekabet ve rekabet yasağının ihlali olduğunun tespitine ve önlenmesine, 

5. Davacının maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; 10.000,00.TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

6. Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; 7.000,00.TL'nin, 27.04.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7. Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE,

8. Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 1.161,27. TL nispi karar ve ilam harcından, peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 801,14. TL'nin mahsubu ile bakiye 360,13. TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

9. Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen maddi nitelikli talepler yönünden 5.100,00.TL, maddi tazminat yönünden 5.100,00.TL ve manevi tazminat yönünden 5.100,00.TL olmak üzere toplam 15.300,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre reddedilen maddi nitelikli talepler yönünden 5.100,00.TL, reddedilen maddi tazminat yönünden 5.100,00.TL ve manevi tazminat yönünden 5.100,00 TL olmak üzere toplam 15.300,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

11-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.400,00-TL bilirkişi ücreti, 288,25-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 92,00 TL tebligat ve posta masrafı, temyiz aşamasında yapılan 112,00-TL tebligat ve posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.054,35-TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 744,45-TL.'ye, 35,90-TL başvurma harcı, 358,63-TL peşin harç ve 442,51-TL ıslah harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.581,50-TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

12-Davalı tarafından istinaf aşamasında istinaf aşamasında yapılan 100,00-TL tebligat ve posta gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 262,10-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 167,12-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

14-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

15-Davalıdan Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 1.161,27-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.101,97.TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

16-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına,

Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 21/02/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/02/2024

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenbozulmaklabölgeTazminatkonusutaraflarınankaraKaynaklanan)tarihFiildenözetisayılısavunmalarınıntemyizistinafderece(Haksızgerekçesebeplerikararınınyargıtayileriadliyedairesininiddiamahkemesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim