Ankara BAM 20. HD 2021/2028 E. 2024/287 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/2028
2024/287
16 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2028
KARAR NO : 2024/287
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2021
NUMARASI : 2020/82 E. - 2021/338 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : 1 -...
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2021 tarih ve 2020/82 E. - 2021/338 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1978 yılından beri faaliyet gösterdiğini, 1998 yılından bu yana da cüzdan, kemer, valiz, çanta imalatı, satışı gibi alanlarda pek çok markalaşmış firma ile ve internet üzerinden e-ticaret siteleri aracılığıyla satış yapan bir şirket olduğunu, gerek yurtiçi gerekse de yurtdışında çok ciddi satışlarının bulunduğunu, müvekkilinin “...” markasını 2001/16567 sayısı ile 18, 25 ve 35. Sınıflarda tescil ettirdiğini, 2001 yılından itibaren ... markasını 18. Sınıfta kemer ve 25. Sınıfta ayakkabılarda ve ayrıca 35. Sınıfta imal ettiği ürünler ile alt lisansör olarak satış ve pazarlamasını yaptığı diğer marka ürünlerde kullandığını, müvekkilinin ciddi ve yoğun kullanımlarının bulunduğunu, müvekkilinin hali hazırda 2014/05894 sayılı markasının da tescilli olduğunu, 35. Sınıfta kazanılmış hakkının bulunduğunu, 2001/16567 sayılı marka kapsamında 25. Sınıf mallar arasında, ilgili markanın başvuru tarihi itibariyle kemer emtiasının bulunmadığını, ancak müvekkilinin bu mal grubunda yoğun kullanımı olduğunu, müvekkilinin tescilsiz olarak da ... markası üzerinde eskiye dayalı kullanıma bağlı gerçek hak sahibi olduğunu, davalı şirketin ise kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2019-M-9758 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2017/72293 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin 2017/72293 sayılı başvurusunun 18, 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetleri kapsadığını, başvurunun ilk olarak 5/1-ç maddesi uyarınca davacı firmaya ait kötüniyetle tescil edilmiş 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı markalar ile 2015/102624 ve 2015/102634 sayılı markalar nedeniyle reddedildiğini, müvekkilinin itirazları sonucunda, redde gerekçe markaların hükümsüz kılınmış veya reddedilmiş olmaları nedeniyle 25. Sınıf mallar bakımından müvekkilinin başvurusunun ilana çıktığını, başvurunun ilanına karşı davacı yanın 2017/107764, 2016/80310, 2015/33087, 2015/33079, 2015/102634, 2014/05894 ve 2001/16567 sayılı markalara dayalı olarak itirazda bulunduğu, ancak bu itirazların reddolunduğunu, davacının hükümsüzlük talebinin mevsimsiz olduğunu, YİDK kararının iptali istemli davalara sonrasında delil sunulamayacağını, müvekkilinin davacı yandan çok daha önceden beri tescillerinin bulunduğunu, davacının itiraza mesnet markalarının 25. Sınıfta tescilli olmadığını, bu sınıfı içerir şekildeki tüm başvurularının reddedildiğini, bu kararlara karşı açılan davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, davacının, müvekkili şirketin www...com adlı internet sitesinin “tr” uzantısı olan www...com.tr adlı internet sitesini dahi 12.02.2014 tarihinde aleyhine ikame edilen davalardan daha sonra kötüniyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki hukuki süreçlerden bağımsız bir şekilde YİDK karar tarihi itibariyle, davacı yana ait olan ve tescil koruması devam etmekte olan markalar kapsamında yer alan mallar ile dava konusu marka kapsamında yer alan “Baş giyecekleri; şapkalar. Giysiler; kemerler; tek parmaklı eldivenler; eldivenler; Ayak giyecekleri” malları arasında var olan benzerlik hali ile taraf markalarını oluşturan işaretlerin ayniyet düzeyindeki benzerliği bir arada ele alındığında, ilgili tüketicinin, taraf markalarını taşıyan bu ürünlerin her birinin aynı iktisadi kaynağa ait oldukları yanılgısını yaşamalarının kuvvetle muhtemel olacağı, tüketicinin farklı markalar karşısında olduğunu algılamasının mümkün olmayacağı, buna bağlı olarak markalar arasında doğrudan bir yanılgı yaşayacağı, zira söz konusu ürünlerin her birinin aynı satış noktaları aracılığıyla tüketiciye ulaşımının yaygın olduğu, nihai olarak tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağı, davacı yanın “...” markalarını, hangi ürün grubunda aktif ve yoğun bir biçimde kullandığına kanaat getirelemediği, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı, dava konusu 2017/72293 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 25. Sınıftaki emtiadan “Baş giyecekleri; şapkalar. Giysiler; kemerler; tek parmaklı eldivenler; eldivenler; Ayak giyecekleri” malları ile davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamındaki “deri ürünleri – deri aksesuarları” malları arasında ortalama düzeyli bir benzerlik ilişkisinin mevcut olduğu, bununla birlikte taraf markalarını oluşturan sözcük unsurlarının da birebir aynı oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2019/M-9758 sayılı kararının "baş giysileri, şapkalar. Giysiler, kemerler; tek parmaklı eldivenler; eldivenler; ayak giyecekleri" malları bakımından iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, tarafların tüm iddialarını karşılamayan bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulmasının tek başına karar bozma nedeni olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu markanın gerçek hak sahibi olduğu hususunun hiçbir şekilde incelenmediğini, “...” ve türevi markaların müvekkili tarafından vücuda getirilmiş ve ülkemiz dâhil piyasada maruf hale getirildiğini, müvekkili şirketin dava konusu marka üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu, davacının bu tescillere yıllarca sessiz kaldığını, davacının markalarını 25. sınıfta kullanmadığına ilişkin kesinleşmiş yargı kararı bulunduğunu, müvekkilinin yıllarca ülkemizde davacının haksız tescilleri yüzünden 25. sınıfta faaliyet gösteremediğini, davacının kötüniyetli olduğunu, davacının TMK m.2’ye aykırı şekilde müvekkiline karşı marka haklarını ileri süremeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu marka ve itiraza mesnet olarak gösterilen 2016/80310, 2015/33079, 2015/102634 sayılı markaların hükümden düşmüş bulunduğunun tespit edildiğini, öte yandan, itiraz gerekçesi 2017 107764, 2015 33087, 2014 05894, 2001 16567 sayılı markaların ise başvuru konusu marka ile benzer görülmesine rağmen farklı sınıftaki malları/hizmetleri kapsadıklarından davacının karıştırılma ihtimali gerekçesinin yerinde olmadığını, ihtilaf konusu ibarenin başvuru sahibi adına 01.04.1991 tarihinden bu yana ülkemiz sınırları içerisinde tescilli olduğunu, ibarenin başvuru sahibi adına dünya genelinde 60 dan fazla ülkede ihtilaf konusu mallar bakımından tescilli bulunduğunu, buna karşılık muteriz firma adına ihtilaf konusu mallar bakımından ülkemiz sınırları içerisinde tescilli bulunmadığını, geçmişte tescil edilen markalarının ise ilgili mahkemeler tarafından kötüniyet gerekçesiyle hükümsüz kılındığını, muterize ait eskiye dayalı kullanım ve kötüniyet gerekçeli itirazların kabulünün de mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava,YİDK kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." esas ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede, dava konusu 2017/72293 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 25. Sınıftaki “Baş giyecekleri; şapkalar. Giysiler; kemerler; tek parmaklı eldivenler; eldivenler; Ayak giyecekleri” malları yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların aynı olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, davacının “...” esas unsurlu markalarını, hangi ürün grubunda aktif ve yoğun bir biçimde kullandığını kanıtlayamadığı, kötüniyet iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davalı şirket vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davalı şirket vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 59,30'ar TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30'ar TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davalı şirket ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı şirket ve davalı ... uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59