Ankara BAM 20. HD 2021/1864 E. 2024/26 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1864
2024/26
12 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1864
KARAR NO : 2024/26
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/11/2020
NUMARASI : 2019/217 E. - 2020/317 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüze Dayalı Maddi ve Manevi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/11/2020 tarih ve 2019/217 E. - 2020/317 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2010/076522 sayılı “... Şekil” markası ile “...” esas unsurlu diğer markalarını tescil ettirerek “...” markası altında franchise sistemiyle bayilikler vererek faaliyet gösterdiği, aralarında yapılan bayilik sözleşmesi gereği önce “...” markasının ... İlçesindeki ... bayisinin, daha sonra “...” adresindeki ... bayisinin davalı tarafından işletildiğini, buna rağmen müvekkili şirketten 18.12.2018 tarihi itibariyle ürün alımını durdurarak başka yerlerden temin ettiği ürünleri müvekkilinin markası ve bayisi adı altında satmaya devam ettiğini, bunun üzerine davalıya 07.01.2019 tarihinde tebliğ edilen 04.01.2019 tarihli yazı gönderilerek başka yerlerden ürün temini, ödemelerin yapılmaması ve sözleşmeye uyulmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinin ve müvekkili markasının ve tabelasının kullanılmamasının bildirildiğini, davalının müvekkili şirketin markalarını kullanmaya devam etmesi üzerine Ankara 25. Noterliği’nin 24.01.2019 tarihinde tebliğ edilen 22.01.2019 tarihli ihtarnamesi ile marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasının ihtar edildiğini, marka hakkına tecavüz eylemlerine devam eden davalı ve eşi hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, Ankara 2. FSHHM’nin 06.03.2019 tarih ve 2019/16 D.İş sayılı dosyası ile üzerinden marka hakkına tecavüzün oluştuğu yönündeki bilirkişi raporu üzerine 28.03.2019 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini ileri sürerek, 6769 sayılı SMK’nın 151/2(a) hükmü gereğince 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tazminini, hesaplanacak zarara aynı Kanun’un 151/4 maddesi gereğince uygun bir miktarın eklenmesini, davalının ısrarlı ve kötü niyetli tecavüz fiilleri nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, ihtiyati tedbir dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi ve diğer masraflar nedeniyle 754,50 TL’nin de davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, “...” adresindeki işletme için taraflar arasında imzalanmış bir bayilik sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafça da bu adresteki işletme için bir sözleşme ibraz edilmediğini, bu adreste kendi ürünlerini satması için davacı tarafın davalıdan sözlü olarak talepte bulunduğunu, davalının olmayan bir sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğini, 04.01.2019 tarihinde “...” tabelasının indirilmesini talep eden, kim tarafından kaleme alındığı belli olmayan imzasız bir yazı gönderildiğini, bunun üzerine davalının davacı tarafla irtibata geçerek, işletmede ne ... Firmasına ne de başka bir firmaya ait çiğ köfte ürünü satılmadığını, işlerin kötü olduğunu, çay, kahve ve meyve suyu satışı yaptıklarını, işler iyi olmadığı için işletmeyi devredeceklerini bildirdiğini, davalının o tarihteki ticari defter kayıtlarından bu durumun sabit olduğunu, davacının işletmeyi devralmak üzere kendisinin müşteri bulacağını ilettiğini, davacı tarafından müşteri bulması beklenirken bu kez davalıya Ankara 16. Noterliği’nin 22.01.2019 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, davalıya ait söz konusu işletmenin Nisan 2019 tarihinde davacının bulduğu bir şahsa aynı tabela ve totemlerle devredildiğini, işletmenin devrine kadar da tabelanın kalmasını davacının talep ettiğini, bu hususta tanıkların bulunduğunu, davacının dayanaksız ihtarla davalıdan tabela, totem vb. emtiaları kaldırmasını talep etmesinin esasen davalının itibarını zedelediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli markalar ile tecavüz iddiasına konu olan davalı kullanımlarının davacı adına 2010/076522 sayı ile tescilli bulunan marka ile aynıya yakın düzeyde benzer olduğu, davalının davacının önceki bayisi olduğu da dikkate alındığında davalı kullanımları ile davacı markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen 04.01.2019 tarihli ihtar yazısı ve 22.01.2019 tarihli noter ihtarnamesi ile daha önce yapılan sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği bildirilmesine rağmen davalı tarafından bu ihtarnamelere yazılı bir cevap gönderilmediği ya da yazılı olarak itiraz edilmediği, davalı tarafından her ne kadar, davalının ihtar bildiriminden sonraki süreçte ürün satışı yapılmadığı, tarafların sözlü mutabakatı uyarınca işletmenin davacı tarafından devrinin beklendiği ileri sürülmüşse de bu iddiaları ispatlayıcı nitelikte delil sunulmadığı, davalının ihtarnamenin tebliğ edildiği 24.01.2019 tarihi ile ihtiyati tedbir kararının verildiği 28.03.2019 tarihi arasındaki kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalının, davacıdan son olarak 18.12.2018 tarihinde ürün satın aldığı, davacı tarafından tercih edilen hesaplama yöntemine (sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir) göre 2018 yılı için marka kullanımına ilişkin sözleşme devam ettiğinden 2018 yılında markaya tecavüzün olmadığı, yoksun kalınan kazancın marka kullanımına ilişkin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği 2019 yılı için 185,67-TL olabileceği, manevi tazminat miktarının 1.000,00-TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 185,67-TL maddi ve 1.000,00-TL manevi tazminatın 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ihtiyati tedbir dosyası için yapılan 754,50-TL masrafın 06.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı yanın ...'nde bulunan işletmesinde satmak üzere davacı şirketten en son ürünü 18.12.2018 tarihinde satın aldığını, bu tarihten sonra müvekkili şirketten hiçbir ürün almamasına rağmen, davacı şirket markası altında, "..." bayisiymiş gibi başka yerden temin ettiği ürünleri 28.03.2019 tarihine kadar satışa devam ettiğini, bu süre zarfında hem davacı şirketten ürün almayarak zarara uğrattığını hem de nereden temin edildiği bilinmeyen denetlenmemiş ve uygun üretilmemiş tadı ve görünümü davacı çiğ köftesinden farklı ve kötü ürünleri satarak markanın itibarını zedelediğini, davacı markasına duyulan güveni sarstığını, dava dilekçelerinde talep ettikleri 1.000,00-TL maddi tazminatın 185,67-TL'sinin ve 10.000,00-TL manevi tazminatın 1.000,00-TL'sinin kabulünün yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, maddi tazminata yalnızca davalının ibraz etmiş olduğu işletme defterine göre hükmedildiğini, oysa daha önce davalıya yapılan satışların fatura asıllarının dosyaya sunulduğunu, bu faturalarda yapılan satış tutarlarından elde edilen karın davacı şirketin davalı şirketten elde ettiği karın ortalamasını kolaylıkla ortaya koyabilecekken bu yönteme başvurulmadığını, BK 50. maddesine göre de zararın hesaplanması ve ona göre sonuca gidilmesi gerekirken olanaksız bir yöntemle hesaplanan rakama göre sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, markaya tecavüze dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının bayisi olarak faaliyet gösteren davalının,18/12/2018 tarihinden itibaren davacıdan ürün alımını durdurduğu halde davacının marka ve tabelalarını kullanmak suretiyle ticari faaliyetine devam etmesi üzerine, davacı tarafından Ankara 16. Noterliği'nin 22/01/2019 tarih, 01248 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile tecavüzün durdurulmasının ve bakiye borcun ödenmesinin ihtar edildiği, buna rağmen davalının mahkemece ihtiyati tedbir kararının verildiği 28/03/2018 tarihine kadar davacıya ait marka ve tabelaları kullanmaya devam etmek suretiyle davacının marka hakkına tecavüz eylemi gerçekleştirdiği, davalının, davacının icazeti ile markayı kullanmaya devam ettiklerine dair savunmasının ispatlanamadığı, bu durumda mahkemece davacı vekilinin talebine uygun olarak SMK'nın 151/2-a maddesi uyarınca maddi tazminat miktarı belirleyen denetime elverişli bilirkişi raporu alındıktan sonra yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56