Ankara BAM 20. HD 2021/1969 E. 2024/168 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1969
2024/168
26 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1969
KARAR NO : 2024/168
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/09/2021
NUMARASI : 2020/396 E. - 2021/297 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka, YİDK Kararı İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2021 Tarih ve 2020/396 Esas - 2021/297 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının merkezi Kanada’da bulunan çok uluslu bir firma olduğunu, odundan imal edilen standart kağıtların aksine mineralden yapılan kağıtlara “...” markasını verdiğini, “...”in “taş” anlamına gelmediğini, Madrid Protokolü kapsamında 1525532 uluslararası tescil numaralı Türkiye’yi de kapsar şekilde yapmış olduğu 2020/41788 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun, davalı ...tarafından SMK m. 5/1(b) ve (c) hükümleri kapsamında reddedildiğini, oysa dava konusu edilen markada geçen “...” ifadesinin tanımlayıcı bir ibare olmadığını, bu ibarenin ortalama nitelikteki tüketicinin ekstra zihinsel çaba sarfetmeden zihninde tescil edilmek istendiği emtialar ile doğrudan bir bağlantı kurulmasının mümkün olmadığını, dava konusu edilen marka başvurusunda yer alan tüm işaretlerin birlikte/bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini, dava konusu edilen YİDK kararında sadece “...” ibaresi üzerinde bir inceleme yapıldığını, söz konusu marka başvurusunun ana dili İngilizce olan Kanada, İngiltere, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkelerde ve Avrupa Birliği nezdinde tescil edilmiş olduğunu, konu işarette geçen “...” ibaresinin Türkiye’deki ortalama tüketici nezdinde “taş-kağıt” olarak algılanmasının mümkün olduğu kabul edilse dahi, aynı tüketicilerin herhangi bir ekstra çaba sarf etmeden, ürünün “kalsiyum karbonat yoluyla/mineralden elde edilen kağıt” olduğunu anlayacağını düşünmenin mümkün olmadığını, ortalama tüketicinin kalsiyum karbonat aracılığı ile kağıt üretilebileceğini bilemeyeceğini, kalsiyum karbonat ile taş arasındaki bağı kuramayacağını, dava konusu edilen işarette “...” ve “...” ibarelerinin ve dahi muhtelif şekil unsurlarının da kullanılmış olduğunu, bu unsurların markaya yeterli derecede ayırt edicilik kattığını ileri sürerek, ...YİDK’nın 26.10.2020 tarihli ve 2020-M-8628 sayılı red kararının iptalini ve davacının dava konusu edilen marka başvurusunun kapsamına giren tüm emtialar bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, " ...+şekil ... ..." işaretinin, kavramsal açıdan, “marka olabilme kabiliyeti”ne sahip soyut ayırt edici niteliği haiz bir ibare olmadığı, bundan ziyade “sunulan malın hangi maddeden/malzemeden yapıldığını doğrudan algılatan/tanımlatan bir işaret” olduğu, markanın tescili kapsamına alınmak istenilen 16. Sınıfa giren; “kağıt ve türevleri” şeklinde özetlenebilecek emtialar açısından, bu işaretin esas unsuru yönünden kavramsal olarak bu emtiaları doğrudan çağrıştırması, bu ibarenin anlamının söz konusu emtialarla doğrudan bağlantısı olması yüzünden ve bu emtiaları, aynı emtiaları piyasaya arz eden diğer ticari kaynakların/aktörlerin emtialarından ayırması mümkün görülmediğinden, “marka olabilecek nitelikte ayırt edici bir ibare” olmadığı, bundan ziyade, ancak ve sadece, “marka olarak kullanıldığı kağıt emtiasının hangi ham maddeden yapıldığını doğrudan algılatan bir işaret” olduğu, dava konusu marka işaretinin şekil unsurları ve özel kompozisyonuna rağmen, esas unsur olan “...” ibaresi nedeniyle, marka olarak tescil edilebilecek nitelikte bir işaret olmadığı, yaygın olarak kullanılan ve tanımlayıcı olan böyle bir ibarenin, bir markanın esas unsuru olarak kullanılarak, tek bir firma adına marka olarak himaye görmesinin mümkün olmadığı, emtiaların cinsini, vasfını ve türünü tanımladığı, başvuru markasının kapsamındaki mallar açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanabileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusunun birebir aynısının, anadili İngilizce olan ülkelerde ve Avrupa Birliği’nde tescilli olmasına ve ilgili marka tescil belgelerinin dosyaya sunulmasına rağmen, ilk derece mahkemesi tarafından bu vakıaların herhangi bir şekilde dikkate alınmadığını, “...” kelimesinin markanın tescil edilmek istendiği 16. sınıftaki “kağıt ve türevleri” bakımından SMK m.5/1-c anlamında tanımlayıcı olmadığını, “...” yani “taş” ve “kağıt ürünleri” arasında refleksel bir bağ kurulamadığını, ayrıca, iptali istenen YİDK kararında Türkiye’deki tüketici algısının ölçülmediğini ve yabancı internet sitelerine atıf yapıldığını, yapılmış olan bu atfın da, aslında müvekkili şirkete ait internet sitesinden alındığını gösterdiğini, marka başvurusunun, YİDK ve ilk derece mahkemesi tarafından parçalara bölünerek incelendiğini, “...” ibaresinin tanımlayıcı olduğunun kabulü halinde dahi, marka başvurusunun tüm kelime ve şekil unsurları ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ayırt edici bir kompozisyon oluştuğunun anlaşıldığını, tescili talep edilen 16. sınıftaki “kağıt ve türevleri” ürünlerinin tüketicisinin, özel bir dikkati olmayan toplumun her kesiminden insanlar olduğunu, derhal fark edilen taş şeklinin ve diğer kelime unsurlarının kendi başına ayırt ediciliğinin bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı Şirketin 2020/41788 sayılı ve "...+şekil" ibareli markanın 16.sınıf mallarda tescili için davalı Kurum'a başvuruda bulunduğu, TPMK Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca başvurunun ayırt edicilikten yoksun ve tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği, davacı tarafın bu karara yönelik itirazının ise YİDK'ın 26/10/2020 tarih, 2020-M-8628 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın 27/10/2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde (son gün Pazar gününe rastladığından) 28/12/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Kanun'un 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyecekleri düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu hükme göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla alıcı kitlesi tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmeleri mümkün değildir. Aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Alıcı işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; başvuru konusu işarette “...” ibaresi, aynı puntolarda, aralarına bir çizgi konularak aynı yazım karakterlerinde ayrı olarak yazılmış ve markanın ortasına konuşlandırılmıştır. Bu ibarelerin üstüne siyah renkli 4 adet taş
görüntüsü ve altına da daire içerisinde ağaç ve başlangıç noktasından bitiş noktasına doğru daire şeklinde ok işareti ile oluşturulmuş dairenin içinde güneş şekline ve bunların altında da "..." ve "..." ibarelerine yer verilmiştir. İncelenen işarette dikkat çekmesi istenilen unsurun tam ortaya
yerleştirilmiş ve büyük puntolarla yazılmış “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda İngilizce "..." kelimesinin Türkçe karşılığının "taş", "..." kelimesinin "kağıt" anlamına geldiği ve bir bütün olarak "..." ibaresinin "taş-kağıt" ya da "taştan kağıt" anlamı taşıdığı açıklanmıştır.
Her ne kadar mahkemenin "..." ibaresinin tescili istenen 16. Sınıf kağıt ve kağıt türevi emtia yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve tanımlayıcı olduğuna ilişkin genel değerlendirmeleri isabetli ise de, yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru sadece bu ibarelerden oluşan bir sözcük markası olmayıp karakteristik şekil ve kelime unsurlarının yer aldığı karma nitelikte bir markadır. Bu duruma göre; başvurunun, içerdiği kelime unsuru itibariyle ayırt edicilik gücü düşük olsa da, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddesi anlamında tescil engelinin bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesine yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru yönünden 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri anlamında mutlak tescil engelinin bulunmadığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 27/09/2021 gün ve 2020/396 Esas . 2021/297 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2. Davanın KABULÜ ile, TPMK YİDK'nin 26/10/2020 tarih, 2020. M. 8628 sayılı kararının İPTALİNE,
3. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40. TL harcın mahsubu ile kalan 373,20. TL'nin davalı ... alınarak Hazineye irat kaydına,
4. Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
5. Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00. TL bilirkişi ücreti, 98,00. TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 77,00. TL tebligat ve posta ücreti, 162,10. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.437,10. TL yargılama giderine, 54,40. TL peşin harç, 54,40. TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.545,90. TL'nin davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
6. Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
7. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
8. Davacıdan peşin olarak alınan 59,30. TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
9. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38