SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 20. HD 2021/1627 E. 2024/16 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1627

Karar No

2024/16

Karar Tarihi

12 Ocak 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2021/1627 - 2024/16

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1627

KARAR NO : 2024/16

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 30/06/2021

NUMARASI : 2020/113 E. - 2021/258 K.

DAVACI

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/06/2021 tarih ve 2020/113 E. - 2021/258 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2007/44727 sayılı “...” markasının sahibi olduğunu, dava konusu 2019/44981 sayılı “...” markasının ise müvekkilinin markası ile benzer olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali doğurabilecek mahiyete bulunduğunu, müvekkilinin markalarının uzun yıllardır bilinen ve kabul edilmiş markalar olduklarını, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali oluşacağını ve markaların birbirlerinin serisi olarak algılanabileceklerini ileri sürerek 2020-M-597 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2019/44981 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, markaların ortalama tüketiciler nezdinde benzer olarak değerlendirilmeyeceğini, taraf markalarının farklı alanlarda mal ve hizmet sağladıklarını, taraf markalarının seri olarka algılanamayacaklarını, davacıya ait markanın birden fazla unsuru bulunan bileşke bir marka olduğunu, markaların sadece tek bir ögelerinin dikkate alınarak değerlendirilme yapılmaması gerektiğini, markalarda “...” ibaresinin ortak olmasının yeterli olmadığını, ortak unsur “...” ibaresinin yaygın kullanılan bir ibare olduğunu ve davacının tekeline bırakılamayacağını, markalar arasında bir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, "...+ŞEKİL" şeklindeki başvurunun stilize olarak yazılmış bir sözcük markası olduğu, markanın “...” harfleri ile oluşturulmuş yedi harf tek kelimelik bir sözcükten oluştuğu, dilimizde ya da yabancı dillerde bilinen bir kelime olmadığı, bu anlamda uydurulmuş, yaratılmış, farazi bir ibare olduğu, bununla birlikte Türkçe dilbilgisi kurallarına uygun yazımı nedeniyle anılan ibarenin yazıldığı şekliyle “...” olarak üç heceli telaffuz edileceği, markadaki “d” ve “e” harflerinin stilize şekilde yazıldığı, kelimenin üst kısmında ise tüm harfleri kapsayan yatay bir çizgiye yer verildiği, esas unsurunun “...” kelimesinin kendisi olduğu, davacı taraf markası ise "..." şeklinde herhangi bir figüratif unsur taşımayan bir sözcük markası olduğu, markanın “...” ve “...” şeklinde iki ayrı kelimenin “&” işareti ile ayrılarak yazıldığı, “...” kelimesinin İngilizce “...” anlamına geldiği, “...” kelimesinin ise “bekar, tek başına yaşayan” gibi anlamları bulunan bir kelime olduğu, tüketicinin “...” kelimesinin anlamını bileceği, zira anılan ibarenin gül çiçeğinin de İngilizce karşılığı olması nedeniyle tüketicinin sıkça duyumsayabileceği İngilizce kelimelerden olduğu, ancak aynı değerlendirmenin “...” kelimesi açısından yapılmasının ise mümkün olmayacağı , davacı markasının bu çerçevede “roz end bah” şeklinde ya da “rosebaç” şeklinde telaffuz edileceği, taraf markaları bu kapsamda karşılaştırıldığında her iki markanın da başlangıç sesinin “...” şeklinde başladığı, ancak her iki markanın da devam seslerinin ise farklı olduğu (dem – ...), davacı markasının “...” ve “...” şeklinde iki ayrı kelimenin ayrı ayrı yazımı ile oluşturulduğu ve “&” işareti ile ayrıldığı, her iki kelimenin de yabancı sözcükler (İngilizce) olmaları nedeniyle tüketicinin bu markaları “...” şeklinde telaffuz etme eğiliminin daha yüksek olacağı, halbuki dava konusu markanın ne yabancı dilde ne dilimizde bilinen bir kelime olmadığı, dolayısıyla bu kelimenin yazıldığı gibi “...” şeklinde telaffuz edileceği ve bu telaffuzu ile davacı markasından farklılaşacağı, keza yine her iki markanın da bütünsel görsel algılarında, ortak harf dizilimleri dışında başkaca bir benzerlik taşımadıkları, davacı markasının tek başına “...” kelimesinden değil “...” şeklinde bir bütünden oluştuğu, dolayısıyla bu bütün üzerinden taraf markalarının değerlendirilmeleri gerektiği, davacının “...” ibaresi etrafında yarattığı bir seri marka ailesi olmadığı, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle yalnızca tek bir markasının bulunduğu da gözetildiğinde, dava konusu markanın davacı markasının yeni bir serisi olarak algılanma ihtimali de son derece zayıf olduğu, dolayısıyla taraf markaları kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetler bakımından emtia benzerliği bulunmakta ise de markaların bütünsel anlamda yarattıkları algılar itibariyle birbirlerinden uzaklaştıkları, markaları oluşturan işaretlerin görsel, sözel ve kavramsal unsurları açısından meydana getirdikleri bütünsel algıların, ilgili tüketici kitlesi nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik oluşturmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markası ile dava konusu “...” ibareli markanın karıştırılması ihtimalinin açıkça görüldüğünü, marka işaret ve ibarelerinin benzer olduğunu, dosya kapsamında alınan raporun açıkça çelişkiler içerdiğini, müvekkili firma markası ile davaya konu davalı yan markasının ilk dört harfi aynı olup, “...” sözcüğünün İngilizce dilinde “gül” anlamına geldiğini, davaya konu marka ile müvekkili firma markası arasında emtia benzerliği olduğunu, müvekkili firmanın 2007 yılından beri kullanmak sureti ile nihai tüketiciler nezdinde ayırt edicilik kazandırmış olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ...'un "...+ŞEKİL" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira "...+ŞEKİL" şeklindeki başvurunun bütün olarak algılanan ve stilize olarak yazılmış bir sözcük markası olduğu, markadaki esas unsurunun “...” kelimesinin kendisi olduğu, davacı tarafın markasının ise "..." şeklinde herhangi bir figüratif unsur taşımayan bir sözcük markası olduğu, markanın “...” ve “...” şeklinde iki ayrı kelimenin “&” işareti ile ayrılarak yazıldığı, markaların hem görsel hem de sözel olarak yeterince farklılaştığı, markaların meydana getirdikleri bütünsel algıların, ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik oluşturmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 	

3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,

4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/02/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülen"+şekil"konusutaraflarınankaraKararınınİptaliözetisavunmalarınınHükümsüzlükistinafdavacıderecegerekçesebeplerikararınınYİDKileileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim