Ankara BAM 20. HD 2021/1835 E. 2024/155 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1835
2024/155
26 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1835
KARAR NO : 2024/155
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/06/2021
NUMARASI : 2020/271 E. - 2021/242 K.
DAVACI : ...
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/06/2021 tarih ve 2020/271 Esas - 2021/242 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı tarafça 2019/77295 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkiline ait 2017/65519, 2017/65535, 2017/44464 sayılı "..." ibareli markalara dayanılarak davalı başvurusuna itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının da YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ülke çapındaki faaliyetlerini "..." markası altında gerçekleştirdiğini, davalı markası ile müvekkili sendikaya ait markaların kelime ve şekil bileşenlerinden meydana geldiğini, işaretlerin benzer olduğunu, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin, 41. sınıftaki eğitim hizmetlerinde ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalı markasının asli ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkiline ait itiraz gerekçesi markalardan “... ...” markasında markasal özelliğin “...” ibaresinde yoğunlaştığını, itiraza mesnet diğer markalarda da ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğunu, markaların görsel unsurlarının benzer bulunduğunu, her iki ibarenin de tek heceli olduğunu, okunuşlarındaki ahenk ve vurgulama tonlarının hemen hemen aynı bulunduğunu, “...” ve “...” kelimelerinin dilimizde sözlük anlamı bulunmadığından kavramsal yokluk mevcut olduğunu ve bu durumun markaların benzerliğini güçlendirdiğini, itiraz gerekçesi “... ...” ile “...” markalarının tali unsurlarının kavramsal olarak ilişkili kelimelerden oluşmasının benzerlik düzeyini yükselttiğini, markaların tali unsurlarının yer değiştirmesi halinde değişikliğin kolay algılanamadığını, markaların 41. sınıfta aynı ve benzer hizmetleri içerdiğini, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili sendikanın Türkiye’nin en büyük işveren sendikası olması nedeniyle markalarının tanınmışlık düzeyinin yüksek olduğunu, müvekkili sendikanın asli faaliyetlerinin yanı sıra eğitim ve yayıncılık hizmetlerinde uzun yıllardır başarılı çalışmaları bulunduğunu, toplumun büyük kesimlerine ulaştığını, müvekkilinin eğitim hizmetleri, sempozyum, konferans, seminer düzenleme ve idare hizmetleri, dergi, kitap, gazete yayımlama hizmetleri gibi hizmetler üzerinde ... ibaresini marka olarak kesintisiz ve etkin bir şekilde kullandığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-6256 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkili başvurusuna konu “...” ibaresinin açılımının “... ...” olduğunu, markaların açılımlarının da benzer olmadığını, aynı harflerin dahi kullanılmadığını, müvekkilinin doktor olarak tıp alanında faaliyet gösterdiğini, davacının ... olması sebebi ile kapsadıkları mal veya hizmetlerin aynılığı yahut benzerliğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında olup davacı markaları ile aynı olan 41.sınıf hizmetlerin, dikkatli ve bilinçli tüketici kesimine hitap ettiği, tüketicinin bilinç düzeyinin ortalama emtia tüketicisine göre daha yüksek olmasının iltibas tehlikesini azaltan bir unsur olduğu, markalar arasındaki gerek fonetik, gerekse kavramsal farklılıklar dolayısıyla markalar arasında bulunan kısmi görsel benzerliğin bertaraf edildiği, 41.sınıf hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin dikkatli ve bilinçli olduğu da nazara alındığında markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davalının önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının olmadığı, davacının gerek itiraz aşamasında, gerekse dava aşamasında sunduğu belgelerin iddia edilen tanınmışlığın ispatı için yeterli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, taraf markalarının asli unsurları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğunu, bu yönden mahkemece yapılan değerlendirmenin marka hukukunun genel esaslarına aykırı bulunduğunu, mahkemenin, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, davaya konu markanın hükümsüzlüğü için şartların oluştuğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, müvekkilinin ayırt ediciliği yüksek "..." markasını asli faaliyetlerinin yanı sıra çok uzun yıllardır eğitim ve yayıncılık hizmetlerinde de kullandığını, bu markanın kesintisiz ve aktif kullanılarak Türkiye’de tanınmış hale getirildiğini, davaya konu başvurunun tescil edilmesinin veya davalı Şirket tarafından kullanılmasının, müvekkilinin yıllarca üzerinde emek verdiği markasının ayırt edici karakterinin zarar görmesine ve davalının haksız yarar elde etmesine yol açacağını, bu nedenlerle SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleştiğini, mahkemece, ek rapor talepleri dikkate alınmadığı gibi dosya kapsamında alınan rapordaki değerlendirmelerin de gözetilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira taraf marka işaretlerinin asli unsurlarının dört harften oluşan kısa kelimelerden oluştuğu, öte yandan taraf markalarının ortak olarak kapsadığı 41. sınıf hizmetlerin ortalama tüketicilerinin, dikkat ve özen düzeylerinin de yüksek bulunduğu, buna göre söz konusu markaların 41. Sınıf hizmetlerin ortalama tüketicilerince karıştırılmayacağı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında da bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, mahkemece ek rapor alınmamasında ya da iltibas değerlendirmesi yönünden dosya kapsamındaki rapora itibar edilmemesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38