SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1265

Karar No

2024/1481

Karar Tarihi

20 Eylül 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1265 - 2024/1481

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1265

KARAR NO : 2024/1481

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/02/2022

NUMARASI : 2021/235 E. - 2022/117 K.

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/02/2022 tarih ve 2021/235 E. - 2022/117 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Ankara ilinde faaliyet gösteren müvekkilinin sigorta şirketleri ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde bu şirketlerin ürünlerinin tanıtımını, pazarlama aktiviteleri ve satışını yaptığını, davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin de bu şekilde olduğunu, müvekkil şirketin, davalı şirketin sahip olduğu araç ve gayrimenkuller için sigorta poliçesi düzenleyip ödediğini ve akabinde davalı şirket tarafından müvekkil şirkete ödemeler yapıldığını, davalının düzenli olarak müvekkili şirket bünyesinde tutulan cari hesapların yıl sonu bakiyelerini ödemekteyken 2016 cari hesabından kalan miktar ile 2017 yılı cari hesap bakiyesi toplam 34.889,84-TL'yi ödemediğini, davalıya mutabakat mailleri gönderildiğini, itiraz edilmemesi ve ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptaline ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunmuş, davacının tanzim ettiğini iddia ettiği sigorta poliçeleri için müvekkilinin talimatı yahut talebi olmadığını, müvekkilinin bu poliçelerden faydalanmadığını, müvekkilinin onayı ile tanzim edilen poliçelerin bedellerinin ödendiğini, iddia edilen hesap ekstresinin müvekkilinin defterlerinde kaydının bulunmadığını, müvekkiline mutabakat maillerinin gönderilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı tarafından davalının onayı ile sigorta poliçelerinin düzenlendiği, dolayısıyla davalının takibe konu borç karşılığında hizmet alıp almadığı davacı tarafça ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraflar arasındaki anlaşmaya göre, müvekkilinin davalı şirketin araç ve gayrimenkulleri için sigorta poliçesi düzenleyip ödediğini, daha sonra davalı şirketten ödeme aldığını, bu kapsamda davalının toplam 34.889,84-TL ödemeyi yapmadığını, sigorta sözleşmesinin şekle tabi olmadığını, dosyaya sunulan maillerin poliçeler için onay istemek amacıyla değil, ödenmeyen poliçe tutarlarının ödenmesini istemek için atıldığını, müvekkilinin usulünce tutulan ticari defter kayıtlarına göre davalıdan alacağının bulunduğunu, kararın gerekçe ve hüküm kısmının çelişkili olduğunu, müvekkilinin sigorta şirketi acentesi olduğunu, borcun doğması için hizmet görülmesi gerekmediğini, poliçe konusu risklerin gerçekleşmediğini, davalının poliçelere itirazının bulunmadığını, başka bir sigorta şirketi ile sözleşme yaptığına dair beyanının da bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan prim alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/21-1791-1676 E-K sayılı kararında “... mahkeme kararlarının gerekçeli olması Anayasal bir zorunluluktur. Mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayanıldığını ortaya koyar; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur” denilmiştir. Keza bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ile ona paralel bir düzenleme içeren HMK'nın 297. maddesi de bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. İstinaf denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması gerekir.

Diğer yandan, 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 E. - 2009/123 K. sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991/7 E. - 1992/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta da, prim borçları davacı tarafça icra takibine konu edilen ve davalı tarafça da onay alınmadan tanzim edildiği iddia olunan poliçelere ilişkin olarak, ilk derece mahkemesince sigorta poliçelerinin davalının onayı ile düzenlendiği açıklandıktan sonra, davalının hizmet alıp almadığının ispat edilemediği belirtilip, davanın reddine karar verilmiş; böylece, hem gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşmuş, hem de gerekçe kendi içinde çelişmiştir.

Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi, kararın HMK'nun 391.maddesine uygun bir karar olmadığı, HMK'nun 297. ve Anayasa'nın 141/3. maddesi bağlamında yasal gerekçe içermediği açıktır.

Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

2. İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 25/02/2022 gün ve 2021/235 E. .  2022/117 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;

2. Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,

3. Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4. Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70. TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 

5. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 

6. İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 

7. Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/09/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenbölgekonusutaraflarınankaraİptaliözetisavunmalarınınistinafderecegerekçesebepleriİtirazınmahkemesikararınınkesinileriadliyeiddiadairesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim