Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/1232
2024/1461
20 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1232
KARAR NO : 2024/1461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/04/2022
NUMARASI : 2021/118 E. - 2022/109 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/04/2022 tarih ve 2021/118 E. - 2022/109 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin ''...'' adlı markanın 38.sınıfta yer alan hizmetlerde tescili için 05.12.2019
tarihinde 2019/122046 no başvuru yaptığını, bu başvurunun ilanına davalılardan ... ... tarafından
itiraz edildiğini ve itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini ancak bu karara karşı davalı
firmanın itirazı üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun bu itirazı kabul ederek
başvurularının reddine karar verdiğini, davalı şirketin itirazına konu ettiği markalardan sadece 2018/114268 sayılı ''... ...'' markasının
38.sınıfta yer aldığını, sadece bu markanın değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirkete ait 16,35 ve 41 sınıflarda tescilli 2016/31464 sayılı ''...'' ibareli markanın bulunduğunu,
davalı şirketin, itirazına gerekçe gösterdiği markaların ''zayıf ayırt edici"
işaretlerden meydana geldiğini, ''...'' ibaresinin çok genel, halkın günlük dilde yaygın olarak kullandığı, jenerik bir kelime olduğunu, herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, müvekkili tarafından tescil ettirilmek istenen markanın çocuklara ve gençlere eğitim içerikli yayınların
yapılacağı bir marka olduğunu, tescil talebine itiraz eden ... ...'un itirazına konu ettiği markaların ise
eğlence sektörüne ilişkin olduğunu, bundan dolayı ortalama bir tüketicinin bu iki markayı karıştırma
ihtimalinin bulunmadığını, davalı şirketin SMK m.6/5 kapsamında yaptığı tanınmışlık itirazının yerinde olmadığını, tanınmışlık şartının ne şekilde sağlandığı konusunda bilgi dahi verilmediğini, tescilini talep ettikleri "...'' markasının müvekkili şirkete ait 16,35 ve 41 sınıflarda tescilli 2016/31464 sayılı markanın devamı niteliğinde olduğunu, ''...'' markasının asli unsurunun, davalı şirketin markalarındaki gibi ''...''
kelimesi değil, bir bütün olarak "..." deyimi olduğunu ileri sürerek, 2021-M-1081 sayılı YİDK kararının iptalini ve marka
başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, 2015 yılında kurulan müvekkili şirketin "..." dergisi, "... ..."
dergisi gibi piyasanın prestijli dergilerini bünyesinde bulundurduğunu, kuruluşundan sonra müvekkili tarafından yayımlanan ve tüm
Türkiye’de bulunabilen ulusal bir yayın olan "..." dergisinin ülkenin en çok satan edebiyat dergisi
olduğunu, müvekkili adına tescilli “...” ibareli birçok tanınmış marka bulunduğunu ve bunların kullanıldığını, davacının markalari ile müvekkilin “...” ibareli tescilli markallarinin
asli unsurlarinin aynı olduğunu ve aynı hizmetleri kasadığını, iltibas ihtimalinin en yüksek seviyede
olduğunu,
SMK 6/1 maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğini, davacının marka başvurusuna konu işaretin, müvekkilinin hem ticaret ünvanının hem
de birçok tescilli markasının esas unsuru olan "..." kelimesi aynen kullanılmak suretiyle ve yanına
hiçbir ayırt ediciliği olmayan "... tv" ibarelerinin eklenmiş halinden ibaret olduğunu, ihtilafa konu işaretin, müvekkili markasından farklılaşmayı sağlayacak renk, şekil ve sair başkaca
hiçbir unsur içermediği gibi müvekkilinin tescilli markaları ile aynı hizmet sınıfını kapsadığını, müvekkilinin, anılan markaların üstün ve öncelikli
gerçek hak sahibi olduğunu, markalarının tanınmış olmasının iltibas/karışıklık
tehlikesini daha da kuvvetlendirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "... " ibareli marka başvurusu ile davalının 2018/114268 sayılı " ... ... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki marka açısından tv ve ... ibareleri tanımlayıcı olup "...-..." ibarelerinin baskın unsur olarak öne çıktıkları için karşılaştırmada bu ibarelerin esas alındığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "... ... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, görsel ve sesçil benzerlik nedeniyle her iki markada yanılgı yaşayabileceği , yine benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait 16,35 ve 41.sınıflarda tescilli 2016/31464 sayılı ''...'' ibareli markanın bulunduğunu, davalı şirketin itirazına gerekçe gösterdiği markaların ''zayıf ayırt edici" işaretlerden meydana geldiğini, bu nedenle başka marka başvurularında kullanılmasını engelleme hakkının bulunmadığını, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markaların parçalara ayrılmadan bir bütün olarak incelenmesinin gerektiğini, davacının marka başvurunun bir bütün olarak "..." ibaresini içerdiğini ve davalının "..." ibareli markaları ile benzer olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, başvurunun reddine dair YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davalının redde mesnet 2018/114268 sayılı "..." ibareli markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davalı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen yar aldığı, başvuruya eklenen "..." kelimesinin de yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, "..." ibaresine vurgu yaparak dikkati bu ibare üzerinde yoğunlaştırdığı, öte yandan başvuru kapsamındaki 38.sınıf hizmetlerin dava Şirket'in redde mesnet markasının kapsamında da yer aldığı, bu nedenle taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK 6/1 maddesine göre iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacı adına tescilli 2016/31464 sayılı markanın dava konusu başvuru yönünden kendisine herhangi bir hak sağlamadığı anlaşılmakla, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/09/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32