Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/1221
2024/1457
20 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1221
KARAR NO : 2024/1457
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/04/2022
NUMARASI : 2021/294 E. - 2022/132 K.
DAVA KONUSUNU
DEVRALAN
DAVACI :
VEKİLİ
DAVA KONUSUNU
DEVREDEN
DAVACI : ...
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali İle Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/04/2022 tarih ve 2021/294 E. - 2022/132 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı üçüncü bir kişiden usulünce devraldığı “...”lu seri markalarını uzun yıllardır yoğun ve ciddi surette kullandığını, davalının 2019/130960 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusuna karşı “...”lu tescilli markalarına benzerlik, tanınmışlık, gerçek hak sahipliği ve kötü niyete dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalının “... ...” ibaresini markasal hüviyette kullanmadığını, nitekim Bakırköy 1. FSHHM’nin 2020/120 Esas no.lu dosyasında davalının 2014 27782 sayılı “... ...” ibareli markasının kullanmama nedeniyle iptali konulu davada alınan bilirkişi heyeti raporunda davalının sadece inşaat alanında faaliyet gösterdiğinin tespit olunduğunu, müvekkilinin “... ...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, zira müvekkilinin bu markayı 12.12.2019 tarihinde tahsis edilen www.gecoholding.com alan adlı internet sayfasında da kullandığını, ayrıca müvekkilinin İstanbul Ticaret Odası’na kayıtlı ticaret unvanının da bu ibareden oluştuğunu, bu unvanın 14.02.2020 tarihinde tescil edildiğini, dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin tasviri/tanımlayıcı bir ibare olduğundan markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, karşılaştırılan markaların aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, davalının faaliyet alanına girmeyen emtialarda ve kullanmadığı sınıflarda marka tescil başvurularında bulunmasının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın dava konusu edilen 13.09.2021 tarih ve 2021-M-6668 sayılı kararının iptali ile 2019 130960 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı olduklarını, ayrıca davacının markalarının dava konusu markanın kapsamına alınmak istenilen mal ve hizmetler açısından tescilli olmadığını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu emtialar açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, diğer taraftan davacının SMK m. 6/4, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davacının 2. el otomotiv ticareti alanında faaliyet göstermek üzere 2016 yılında kurulduğunu, o tarihten bu yana da müvekkili firmanın çok önceki tarihlerde tescil ettirdiği “...”lu markaların benzerlerini tescil ettirme gayesinde olduğunu ve müvekkili aleyhine davalar açtığını, davalı firmanın kuruluşunun 2011 yılına dayandığını ve müvekkilinin o tarihten bu yana “...” ibaresini ticaret unvanında ve işletme adı olarak kullanageldiğini, “...” ibaresine tanınmışlık kazandıranın davacı değil müvekkili firma olduğunu, davacının markalarında geçen “...” ibaresinin “geko/gecko kertenkele”nin adından geldiğini, müvekkili markalarında geçen “...” ibaresinin ise, müvekkilinin şirket ortaklarının soyadlarının yerel söylenişinden ve doğdukları köyün isminden geldiğini, nitekim internet araştırma motorlarında aratıldığında “Gecolar Mahallesi” yerel adının görülebildiğini, bu ibarenin yıllardır üçüncü kişi ve kuruluşlar tarafından da soyadı/şirket unvanı olarak kullanıldığını, davacının “...” markasının gerçek hak sahibi olmadığını, bu markayı 19. yüzyılda kurulmuş Alman bir firmanın kullandığını ve dünya çapında tanıttığını, asıl bu markayı taklit eden ve haksız davalar ikame eden davacının kötü niyetli olduğunu, karşılaştırılan markaların görsel ve işitsel özellikler ve kapsadıkları emtialar açısından tamamen farklı olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtialar ile davacının markalarının tescilli olduğu emtiaların aynı/benzer/türdeş olmadığı, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların büyük kısmının hitap ettiği alıcıların, bu emtiaları satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin ortalamanın üstünde olduğu, karşılaştırılan markalar arasında, iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının “önceki kullanıma dayalı gerçek hak”, “tanınmışlık” ve “ticaret unvanından/alan adından kaynaklanan öncelikli hak” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davalının kötü niyetli olmadığı, 13.09.2021 tarihli ve 2021-M-6668 sayılı YİDK kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli ve esas unsurlu markalarını 1994 yılından bu yana tescil ettirerek kullandığını, markalarının tanınmış hale geldiğini, dava konusu "... ..." esas unsurlu markanın ortalama tüketici tarafından müvekkilinin seri markalarının devamı niteliğinde algılanabileceğini, markaların yazılış, okunuş, telaffuz bakımından aynı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin müvekkili markalarının kullanıldığı emtialarda kullanılmasının ve müvekkilinin "... ..." adıyla yapacağı holdingleşme duyurusunun ve internet alan adı alımının hemen ardından “... ..." markasının tescil ettirilmesinin, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalının dava konusu markanın tescil sınıflarında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, davacının "... ..." ibaresinin gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının davacı markalarının tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını, davalı yanın "... ..." ibaresi ile herhangi bir markasal kullanımı ve faaliyetinin bulunmadığını, Bakırköy 1. FSHHM'de "... ..." ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptali talebiyle açtıkları davada markalarının iptal edileceğini düşünen davalının dava konusu başvuruyu yaptığını, nitekim anılan kullanmama nedeniyle iptal davasında davalının inşaat sektörü dışında marka kullanımının bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin ticaret siciline tescil edilen "... ... A.Ş." ibareli ticaret unvanının ve yine aynı ibareyi içeren alan adının da sahibi olduğunu, mahkemece davalının kötüniyetli olarak marka başvurusunda bulunduğuna dair delillerinin dikkate alınmadığını, davacının önceki markalarının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfları ile dava konusu markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmet sınıflarının aynı/aynı tür olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü
istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili 15/02/2023 tarihli dilekçesinde, 30/12/2022 tarihli (ilk derece mahkemesinin karar tarihinden sonra) marka devir sözleşmesi ile davaya dayanak olan markalarının diğer müvekkili "...'ne devredildiğini bildirerek 30/12/2022 tarihli marka devir sözleşmesini sunmuş ve HMK'nın 125/2.maddesi uyarınca taraf değişikliği talep etmiş olduğundan, Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan talep kabul edilerek karar başlığı yukarıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşmadığı, zira davacının itiraza mesnet markalarının, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 16, 35, 37, 43 ve 44.sınıftaki mal ve hizmetler için tescilli olmadığı, davacının markalarının tescilli olduğu 09, 12, 25, 36, 38, 39 ve 41. sınıflardaki
mal ve hizmetler ile başvuru kapsamındaki emtiaların aynı tür/benzer/ilişkili de sayılamayacağı, bunun yanında davacının itiraza mesnet 2005/22217, 151467 ve 2018/54301 sayılı
markalarının tescilli olduğu 09, 12 ve 25.sınıflara giren emtialar dava konusu başvuruya dahil edilmediğinden,
35.5. sınıfa giren mağazacılık hizmetleri açısından da emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, davacının "..." ibareli markaları yönünden SMK'nın 6/5.maddesi uyarınca tanınmışlık koşullarının oluşmadığı, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği mal ve hizmet sınıflarında davacının "..." ibaresi üzerinde ticaret unvanından/alan adından kaynaklanan üstün hakkının söz konusu olmadığı, hukukumuzda hangi marka başvurularının kötü niyetle yapılmış sayılacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, her somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılması gerektiği, bununla birlikte uygulamada ve öğretide, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusunun, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla, başkalarından para koparma veya şantaj yapma amacıyla yapılan başvuruların kötü niyetli marka başvuruları olarak kabul edildiği (Yargıtay 11. HD, 19/1285 E., 19//8003 K., 09/12/2019), davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde dahi, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatının gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafından davalı aleyhine "..." asli unsurlu sair markaları için kullanmama nedeniyle iptal davası açıldığı, davacının bu nedenle kötüniyetli olduğu iddia edilmiş ise de anılan Bakırköy 1. FSHHM'nin 2020/120 esas sayılı dosyasının dava tarihi olan 29/04/2020 tarihinin dava konusu başvuru tarihi olan 23/12/2019 tarihinden sonra olduğu, yine başvurunun "... ... A.Ş." nin kuruluşunun ticaret sicil gazetesinde ilan tarihi olan 20/02/2020 tarihinden de önceki tarihli olduğu, bu nedenle anılan hususlara işbu davada kötüniyet gerekçesi olarak dayanılamayacağı, keza davalı Şirket'in markanın tescil sınıflarında faaliyet göstermemesinin de, ileride bu alanda faaliyette bulunmayacağı anlamına gelmediğinden, kötüniyetini ortaya koymadığı, HMK'nın 357. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddiaların istinaf aşamasında ileri sürülmesinin ve yeni delillere dayanılmasının mümkün olmadığı, sonuç olarak davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı ... Otomotiv Sanayi Anonim Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/09/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32