Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/1191
2024/1413
13 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1191 - 2024/1413
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1191
KARAR NO : 2024/1413
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/04/2022
NUMARASI : 2021/167 E. - 2022/110 K.
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka 2021-M-2269 Sayılı YİDK Kararı İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/04/2022 Tarih ve 2021/167 Esas - 2022/110 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacı kulübün, hali hazırda ... ilinin profesyonel
futbol liglerinde mücadele eden tek ... kulübü niteliğinde olan bir dernek olduğunu, davacının
faaliyet alanında uzun yıllardır kullandığı ve bilinir hale getirdiği "..." ibaresini 41. Sınıf hizmetlerde tescili tescili yaptıkları başvurunun, davalı gerçek kişinin 2018/18140 sayılı markasına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibas bulunmadığını, davacının tescilli ismi olan “...” ibaresini MK 26. madde
çerçevesinde dürüstçe ve hukuka uygun olarak kullandığını, bu ismin Dernekler Masası’nda ve Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde davacı
adına tescilli olduğunu, taraf
markalarında ortak olan “...” ibaresinin bilinen bir coğrafi yer adı olması nedeniyle
markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını ve marka olarak kimsenin tekeline
verilemeyecek bir ibare olduğunu, markaların genel görünümleri itibariyle de benzemediğini,
markaların hitap ettiği toplum kesiminin bilinçli olduğunu, bu nedenle de
markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, diğer tarafın davalı şahsın 2018/18140 sayılı markayı
... 3. Noterliği’nin 21.02.2019 tarihli ve 01695 yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi ile
devraldığını markayı devreden ... Kulübü Derneği’nin divan kurulunun kararına
dayanak olarak verilen vekaletnamenin, bu konuda karar merci derneğin genel kurulu
olduğundan geçersiz olduğunu, yani marka devir işleminin hukuki dayanağı bulunmadığından
yoklukla malul olduğunu, bu hususun davalı Kuruma da bildirildiğini, ayrıca söz konusu devir
işleminin geçersizliğinin tespiti ve iptali için ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/314 esasında kayıtlı davanın açıldığını ve davanın derdest olduğunu, o davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek,
TÜRKPATENT YİDK’ın 2021-M-2269 sayılı kararının iptaline karar
verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davacının tescil ettirmek
istediği markada yer alan “...” ibaresinin ve fındık şeklinin redde mesnet
markasının unsurları ile aynı bulunduğu, ayrıca taraf markalarının kapsamına giren hizmetlerin de
aynı/ aynı tür hizmetler olduğunu, davacının haksız marka kullanımı ve tescili çabalarına
karşılık davalı tarafından davacıya ... 7. Noterliği marifetiyle 02.12.2020 tarihinde 13420
yevmiye no.lu ihtarnamenin keşide edildiğini, davacının kendi markasını geçerli kılabilmek adına
gerek kendi kurumu adına gerekse çalışanları aracılığı ile hakkaniyete aykırı olarak davalar
açarak davalının markasını hükümsüz kılma çabası içerisinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davalının "... 1967+şekil" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki marka açısından "..." ibarelerinin baskın unsur olarak öne çıktıkları için karşılaştırmada bu ibarelerin esas alındığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının "...+şekil" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "... 1967+şekil" ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı yani görsel ve sesçil benzerlik nedeniyle her iki markada yanılgı yaşayabileceği , yine benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğu, davacı yararına müktesep hak koşullarının bulunmadığı, davacı taraf davalının mesnet markasının devir
işleminin geçersizliğinin tespiti ve iptali için ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de YİDK kararı iptali davasında iptale konu kararın alındığı tarihteki mevcut hukuksal durum dikkate alınacağından ve bu davayı etkilemeyeceğinden bu talebinde de haklı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet markanın birbirinden farklı olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin coğrafi yer adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağını, uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetlerin tüketicisinin de bilinçli olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin tescilli dernek ismi olduğunu, anılan ibarenin kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini, ayrıca redde mesnet markanın davalıya devri işleminin geçersizliği istemiyle açılan derdest davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, anılan dava sonucunda davalının redde mesnet marka üzerinden hak sahipliğinin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda davalının dava konusu başvuruya itirazının dayanıksız hale geleceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacının "...+şekil" ibaresinin, 41. sınıf hizmetler yönünden tescili için yaptığı 2020/03397 sayılı başvurusuna, davalı gerçek kişinin 2018/18140, 2019/128815 sayılı ve "... 1967+şekil", "... FK+şekil" ibareli markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca yaptığı itirazının, Markalar Dairesi Başkanlığınca dava konusu başvuru ile itiraza mesnet 2018/18140 sayılı marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunduğu gerekçesiyle kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiği, başvuru sahibi davacının bu karara yaptığı itirazının da YİDK'ın 2021-M-2269 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 07/04/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 04/06/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile redde mesnet 2018/18140 sayılı marka arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 41. sınıf hizmetler, redde mesnet 2018/18140 sayılı marka kapsamında da yer aldığından , markalar arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.
Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; dava konusu başvuru "...+şekil" ibaresinden oluşmaktadır. Redde mesnet 2018/18140 sayılı marka da "... 1967+şekil" ibareli olup, somut olayda uyuşmazlık "..." ibaresinin taraf markalarında ortak olarak yer almasının iltibasa sebebiyet verip vermeyeceği noktasında toplanmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin maruf bir yerleşim yeri yer adı olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.1999 tarih, 1999/5790-9590 E.K. sayılı kararında da belirtildiği gibi ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, "..." ibaresinin de uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, bu durumda küçük farklılıkların dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabileceği ve uyuşmazlık konusu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinçli olduğu hususları gözetildiğinde, dava konusu başvuruda yer alan şekil ve diğer kelime unsurlarının dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı kabul edilmiş, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kabulü yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafça redde mesnet marka devrinin geçersizliği istemiyle ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/314 esasında açtıkları derdest davanın bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüşse de başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemiyle açılan işbu davada YİDK karar tarihindeki hukuki durumun dikkate alınması gerektiğinden ve yukarıda da açıklandığı üzere tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığı kabul edildiğinden, davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile redde mesnet 2018/18140 sayılı marka arasında, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/04/2022 gün ve 2021/167 Esas . 2022/110 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2. Davanın KABULÜ ile, TÜRKPATENT YİDK'ın 2021. M. 2269 sayılı kararının İPTALİNE,
3. Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30. TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00. TL bilirkişi ücreti, 147,10. TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 82,50. TL tebligat gideri, 220,70. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 2.550,30. TL yargılama giderine 59,30. TL başvurma harcı, 59,30. TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.668,90. TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
-
Davacıdan peşin olarak alınan 80,70. TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 13/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32