Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/1083
2024/1367
13 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1083
KARAR NO : 2024/1367
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2021
NUMARASI : 2019/320 E. - 2021/193 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2021 tarih ve 2019/320 Esas - 2021/193 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2018/66341 nolu ve "..." ibareli marka başvurusunun, davalı şirketin 2003/06255, 2014/57043, 2004/42844 nolu ve "...", "..." ve "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine davalı ... kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal ve genel intiba bakımından farklar bulunduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun “...” olduğunu, bu nedenle ret gerekçesi markalardan farklılaştığını, müvekkilinin daha önceki markaları nedeniyle müktesep hakkının da bulunduğunu, müvekkilinin markalarını 2005 yılından beri kullandığını, “...” ibaresinin zayıf bir işaret olduğunu ileri sürerek, 2019-M-5408 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, taraf markaları arasında yalnızca “t” harfinden ibaret fark bulunduğunu, bu durumun markaları benzer ve birbirlerinin serisi izlenimi yarattığını, markalar arasında büyük bir yakınlık bulunduğunu, tüketicinin markaları her zaman hatırında tüm detayları ile tutamayacağını, davacının “perakendecilik-mağazacılık” sektöründe kullanmak üzere kendisine tercih edebileceği sayısız işarete rağmen müvekkili markaları ile benzerlik teşkil eden bir işareti tescil ettirmeye çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği, davacı markalarının yalnızca sözcüklerden oluştuğu, bir frekans biriminin adı olup saniye başına düşen devir sayısını ifade eden İngilizce "..." kelimesinin telaffuzunun yine yazıldığı gibi “...” şeklinde olacağı ve hatta bu telaffuzda “t” harfinin yutulabileceği, başvuruda ön plana çıkan ve tüketici algısına markasal nitelikte hitap edecek tek unsurun “...” olarak algılanacağı; ret gerekçesi markaların esas unsurlarının da sözlük anlamları bulunmayan "...", "..." ve "..." ibareleri oldukları, “...” ve “...” kelimeleri arasında yalnızca tek bir harften oluşan farklılığın, işaretleri birbirlerinden yeterince uzaklaştırmadığı, ilgili tüketici kitlesinin dikkat ve bilgi düzeyinin yüksek olmasının, işaretler arasındaki benzerlik ve karıştırılabilirlik düzeyine üstün olamayacağı, başka bir ifadeyle “...” ve “...” ibarelerinin, bütünsel olarak tüketici nezdinde birbirleri ile karıştırılabilir algılar yaratacağı, ancak aynı kanaate “...” markası açısından varılamadığı, bu durumun ise teknik anlamda yapılan nihai incelemeyi ve sonucu etkiler nitelikte olmadığı, bütünsel algıda işaretlerin tüketici nezdinde ilişkilendirilebilir oldukları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müktesep hak iddialarının değerlendirilmediğini, iddialarına dayanak markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müktesep hak bakımından markaların birebir aynı emtialarda tescil edilmesine gerek olmadığını, benzer mal ve hizmetlerde de kazanılmış hak oluşacağını, taraf markalarının benzer de olmadığını, bütünsel değerlendirme yapılmadığını, ayrıca sadece "..." ve "..." ibarelerinin karşılaştırılmasının da hatalı olduğunu, tüketiciler nezdinde müvekkilinin markasının tanınır hale geldiğini, tescil edilmek istenen hizmetlerin bilinçli tüketicilere hitap ettiğini, "..." kelimesinin de zayıf bir ibare olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli marka başvuru ile davalı şirketin redde mesnet alınan "..." ibareli markası arasında yüksek düzeyde görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, zira jeneratör anlamına gelen "..." ibaresinin tanımlayıcı olması nedeniyle marka işaretlerinin karşılaştırmasında dikkate alınmayacağı, "..." ve "..." ibarelerinin karşılaştırılmasında ise tek harf farklılığının somut uyuşmazlıkta başvuruyu görsel ve işitsel olarak davalının "..." esas unsurlu markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, markaların bu hali ile aynı mal ve hizmetlerde kullanılması halinde markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunup, emtia benzerliğinin de gerçekleştiği anlaşılmakla davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2. Ancak dava konusu başvuru sahibi davacı, davalı Kurum nezdindeki itirazında müvekkilinin 2013/58972 sayılı "... ...", 2007/67048 sayılı "... ..." ve 2005/59212 sayılı "..." ibareli markaları nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu da ileri sürmesine rağmen ilk derece mahkemesince bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Oysa davacının bu iddiasının doğru olması halinde, redde mesnet markanın davacının marka tesciline engel olmayacağı açıktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Bu açıklamadan sonra somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davacının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü 2013/58972 sayılı markanın 09.11.2016 tarihinde tescil edildiği ve hem dava konusu başvuru tarihi itibariyle uzun süreli kullanım şartını taşımadığı, hem de başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden tescilli olmadığı, 2005/59212 sayılı markanın da sadece 07. sınıf mallar yönünden tescilli olduğu ve bu marka bakımından da emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartının oluşmadığı, 2007/67048 sayılı markada ise farklı bir esas unsurun daha yer aldığı, başvuruda ise "..." kelimesi yer almadığından başvurunun davalının markalarına yaklaştığı anlaşılmış, bu durum karşısında müktesep hak koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, Dairemizce, davacının müktesep hak iddiası yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla mahkemece, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunduğu gerekçesinin yanında, davacının işbu dava konusu başvuru yönünden müktesep hakkının bulunmadığına dair yukarıda açıklanan gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacının müktesep hak savunmasının incelenip değerlendirilmemesi doğru olmadığından ve HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 08/06/2021 gün ve 2019/320 Esas . 2021/193 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Davanın yukarıda açıklanan gerekçeyle REDDİNE,
4. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40. TL’nin mahsubu ile kalan 383,20. TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5. Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ve istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.900,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6. Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7. Davalı şirket ve davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
9. Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/09/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/09/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32