Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/1099
2024/1335
10 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2021
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2021 tarih ve 2019/359 E. - 2021/322 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkil Şirket tarafından 2018/06436 numaralı "... ... ..." ibareli marka başvurusunun yapıldığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca karıştırılma tehlikesine dayalı itirazın haklı bulunarak, müvekkili başvurunun kısmen reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin tanınmış “...” markalarının sahibi bulunduğunu, "... ... ..." markasının asli unsurunun da başvuruda kullanılan logodan da görüleceği üzere "..." ibaresi olduğunu, bu doğrultuda değerlendirildiğinde ayırt edicilik niteliğini haiz müvekkili markasının, davalı firmanın markaları ile karıştırılma ihtimaline sebep olmayacağını, davalı firma tarafından tek başına tescil ettirilen "..." markasının ayırt edici niteliği bulunmadığını, "..." ibaresinin genel kullanıma açık ve tek başına tescil edildiğinde ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, davalı firma adına tescilli markaların Türkiye'de ciddi bir şekilde kullanıldığının ispatlanması gerektiğini, itirazda bulunan davalı firmanın, müvekkili şirkete ait marka başvurusuna dair itirazları değerlendirilirken, SMK m. 19/2 hükmü uyarınca itiraza dayanak 2000/21708, 2001/22219, 2005/07791, 2010/75634 ve 2011/105524 numaralı markaların davalı firma tarafından ciddi bir biçimde kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini, bu hususun YİDK kararında dikkate dahi alınmadığını, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2014/80 Tal. numaralı dosyasından alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafın bahse konu markaları kullanmadığının tespit edildiğini, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E. 2018 / 91 sayılı dosyası ile de davalı markalarının iptali istemiyle dava açıldığını, davalı firmadan önce bu markaların sahibi olan ... ...... aleyhine Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen E. 2014/65 sayılı davanın ikame edildiğini, davalı firmanın 2000/21708 numaralı “...”, 2001/22219 numaralı “...” ve 2005/07791 numaralı “... ...” markalarının tescilli oldukları tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kullanım ispatı bakımından dikkate alınmadığı belirtilen üç adet 2010/75634, 2011/105524, 2015/50051 sayılı marka bulunduğunu, bu markalardan 2010/75634 numaralı "... şekil" ve 2011/105524 numaralı "..." ibareli markalar hakkında kullanmama sebebiyle iptal talepli dava açıldığını, bu davanın İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin E. 2019 / 114 sayılı dosyası ile görülmeye devam ettiğini, dikkate alınmayan diğer marka olan 2015/50051 numaralı "... ..." markasının başvuru tarihinin, müvekkili adına tescilli 2014/29581 numaralı “... ...”, 2009/32968 numaralı “... ...” ibareli markaların başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğunu, 2018/06030 numaralı "..." ve 2017/122497 numaralı "... ..." marka başvurularına ise taraflarınca itiraz edildiğini, bu markaların zaten dikkate alınmasının dahi mümkün olmadığını, ayrıca müvekkili şirket tarafından başvurusu yapılan "... ... ..." markası ile davalı firma markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalı firmanın SMK m. 19/2 kapsamında öncelikle itirazına dayanak gösterdiği 2000/21708, 2001/22219, 2005/07791, 2010/75634 ve 2011/105524 numaralı markaları tescil edildikleri tüm sınıf ve alt sınıflar bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispatlaması gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in.... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkartılan emtia yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin davacı yan aleyhine Bursa 3. AHM’nin 2018/52E. sayılı dosyası üzerinden hükümsüzlük davası açarak, davacı markalarının hükümsüzlüğünü talep ettiğini, müvekkilinin “...” markası üzerinden üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” markalarını 2015 yılında ... ... .... firmasından devraldığını, bu markanın eski sahiplerinin 1999 yılında “...” markasını oluşturduklarını ve bu marka altında başta reçel olmak üzere marmelat, jöle, preparat vb. ürünlerin üretimini yaptıklarını, ilk defa 2000/21708 sayısı ile markayı tescil ettirdiklerini, davacının “...” markasını asli unsur yaptığı ilk markası olan 2009/32968 sayılı markanın başvuru tarihinin 23.06.2009 olduğunu, davacının müvekkilinin ilk markalarından yaklaşık 8 yıl sonra marka başvurusunda bulunduğunu, davacı markalarında “...” sözcüğünün şemsiye marka olduğunu, “...” ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, bu durumun anılan uyuşmazlıkta da tespit edildiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu hususuna yönelik kesin bir karar olduğunu, davacı yanın markalarında asıl amacının “...” ibaresinin ön plana çıkarmak bulunduğunu, müvekkilinin taze/dondurulmuş meyve alım satımı ile iştigal ettiğini, bu faaliyetlerinde de “...” markasını kullandığını, davacının müvekkili markalarının “reçel” dışında kullanılmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı markalarının aynı zamanda müvekkili markaları ile haksız rekabete yol açtığını, dava konusu markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerin müvekkili markalarındaki mal ve hizmetler ile bağlantılı olduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen mahkeme kararlarının kesinleşmiş kararlar olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında ret gerekçesi emtiaların tamamı bakımından aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyli bir benzerlik ilişkisinin mevcut bulunduğu, keza yine dava konusu markadaki ön planda yer alan ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin davalı markalarının kendisi olmasından kaynaklı olarak işaretler arasında yüksek düzeyli işitsel, kavramsal ve görsel benzerliklerin mevcut bulunduğu, emtia benzerliği ve işaret benzerliğinin bir bütün olarak ele alındığında markaların aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar olarak algılanabilecekleri, sonuç olarak reddedilen emtiaların tamamında taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, davacı tarafın SMK m. 19/2 kapsamındaki kullanmama itirazı kapsamında davalının sunduğu delillerin hiçbirinin, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki son beş yıllık süreci kapsamadığı, anılan belgelerin dava konusu markaların güncel kullanımlarını göstermeye elverişli olmadığı, bu nedenle her ne kadar ...+şekil ve ... +şekil markaları, dava konusu marka ile benzer görülmüş ise de anılan markaların kullanımlarının ispatlanamadığı, karıştırılma ihtimali bakımından değerlendirmede dikkate alınmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte taraf markalarının, davalıya ait sair markalar bakımından benzer görülmüş olmaları nedeniyle nihai anlamda varılan kanaatini değiştirmeyi gerektirecek bir hususun mevcut olmadığı, davacı taraf her ne kadar 2009/32968 sayılı ''... ...+şekil'' markası nedeni ile kazanılmış hakkı olduğunu ileri sürmüş ise de 2009/32968 sayılı markanın taraflar arasında daha evvel Ankara 3. FSHHM’nin 2012/81E - 2013/262K sayılı ilamına da konu olan marka olduğu, anılan davanın davacı aleyhine sonuçlandığı, bununla birlikte bir kısım emtia bakımından markanın tescili tamamlanmış ise de bu emtialar yönünden de hükümsüzlüğü talebiyle Bursa 3 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/52 E sayılı davasının açıldığı ve taraflar arasında derdest olduğu, davacının 2014/29581 sayılı ... ...+şekil ve 2015/105849 sayılı ... ... ... ...+şekil markalarının ise dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle henüz tescilleri üzerinden 5 yıllık hak düşürücü sürelerin geçmediği, bahsi geçen markaların hiçbirinin müktesep hakka dayanak olamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili Şirket adına başvurusu yapılan "... ... ...+şekil" markası ile davalı firmanın "..." ibareli markaları arasında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, aksi yöndeki mahkeme değerlendirmesinin yerinde bulunmadığını, markaların benzerlik incelemesinde, başvuruya konu marka ile itiraza dayanak markaların başlangıç kısımlarının önem arz ettiğini, markaların başlangıç kısımlarının farklı olduğu durumlarda marklar arasında benzerliğin bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılması gerektiğini, davalı tarafa ait markalar ile müvekkiline ait markaların mal ve hizmet sınıflarının da farklı olduğunu, kaldı ki, davalı Şirketin marka kullanımlarının reçel grubu ile sınırlı bulunduğunu, davalı tarafın kullanımları ile müvekkili başvurusunun kapsadığı mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalının karıştırılma iddiasının bu kapsamda da haksız bulunduğunu, mahkeme bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmasızın hatalı şekilde hüküm tesis edildiğini, davalı tarafın, itiraz dayanak markalarını kullanmadığı hususu sabit olmasına rağmen, bu hususun dikkate alınmadığını, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/91 E. sayılı dosyası ile açtıkları davada davalının, markalarını tescil ettirmiş olduğu mal ve hizmet sınıflarında kullanmadığı tespit edilerek,2000/21708 numaralı "...", 2001/22219 numaralı "..." ve 2005/07791 numaralı "... ..." markalarının, tescil edildiği tüm sınıflar ve alt sınıflarda iptaline karar verildiğini, yine İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/114 E. sayılı dosyası kapsamında, davalının 2011/105524 numaralı "..." ve 2010/75634 numaralı "..." ibareli markalarının tescil edildiği mal ve hizmetlerde kullanılmaması sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verildiğini, böylece davalı Şirketin tekrarlama/yedekleme amacıyla tescil başvurusunda bulunduğu ancak uzun yıllardır tescilli markalarını dahi kullanmadığının, mahkemeler tarafından kabul edilerek eski tarihli toplam 5 markanın tamamı için sicilden terkin kararları verildiğini, mahkemeler tarafından verilen kararlardan da anlaşılacağı üzere bahse konu iptal kararları sonrası davalı Şirketin dayanak gösterdiği markaların en yenisinin 2015 tarihli 2015/27590 numaralı marka başvurusu olduğunu, müvekkil Şirketin 2009 tarihli 2009/32968 numaralı ve 2014 tarihli 2014/29581 numaralı tescilli "..." ibaresini içeren markalarının önceki tarihli tescil konumuna geldiğini, bu doğrultuda, müvekkil firmanın “...” ibaresini içeren markalarının başvuru tarihlerinin, davalı Şirketin “...” ibareli markalarının başvuru tarihlerinden önce olması sebebiyle, “...” ibaresi üzerinde eskiye dayalı kullanımdan kaynaklı öncelik hakkının bulunduğunu, müvekkilinin “..." ibaresini içeren seri markaları olduğunu, işbu seri markalar kapsamında kazanılmış haklarının bulunduğunu, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, dosyaya sundukları uzman görüşüyle, "..." ibaresinin zayıf marka olduğu, davalının itiraza dayanak markalarını kullanmadığı ve davalının markalarının kötü niyetli olarak yedekleme kastı ile tescil ettiridiği hususlarının sabit hale geldiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin başvuru konusu yaptığı markanın "... ... ...+şekil” ibareli olduğu, dava konusu bu markanın kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin, YİDK kararında redde mesnet alınan 2018/06030, 2017/122497,
2015/50051, 2015/27590, 2011/105524, 2010/75634, 2005/07791, 2001/22219 ve 2000/21708 sayılı davalı markalarının koruma kapsamı altında bulunan mal ve hizmetler ile aynı ve benzer bulunduğu, davacının başvurusuna konu marka ile davalı şirketin itirazına mesnet markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, başvuru konusu "... ... ...+Şekil" ibareli markadaki "..." ibaresinin çatı marka olduğu, başvuru konusu olan markadaki "..." ibaresinin diğer ibarelere göre farklı ve büyük yazılarak ön plana çıkarılması nedeniyle "..." ibaresinin asıl unsur bulunduğu, redde mesnet markaların da esas unsurunun "..." ibaresinden oluşması nedeniyle karşılaştırılan markalar arasında "..." ibaresinin müşterek varlığından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik olduğu, "..." kelimesinin davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça, davalının redde mesnet bir kısım markalarının kullanılmama nedeniyle iptal edildiği ve davalının markalarını kullanmadığı ileri sürülmüş ise de tescil tarihleri ile dava konusu başvuru tarihi arasında beş yıllık süre geçmediğinden kullanım ispatına tabi olmayan markalar yönünden de emtia ve işaret benzerliğinin gerçekleştiği, bu hususun ilk derece mahkemesi kararında da vurgulandığı, dolayısıyla SMK'nın 6/1. maddesindeki koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacı şirketin önceki tarihli 2009/32968 sayılı markası haricindeki diğer markalarının tescil tarihleri ile dava konusu marka başvurusu arasında beş yıldan daha az süre bulunduğundan, söz konusu markaların hali hazırda hükümsüzlük tehdidi altında bulundukları, bu nedenle müktesep hak iddiasına mesnet olamayacakları, davacının önceki tarihli 2009/32968 sayılı "... ...+Şekil" ibareli markanın da taraflar arasında çekişmeli bulunduğu ve müktesep hak koşullarının bu marka yönünden de oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09