Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/1031
2024/1325
10 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2021
NUMARASI :.....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/12/2021 Tarih ve 2021/95 Esas - 2021/418 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı Şirketin 2019/131918 sayılı "... ...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusu ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "... şekil" ibareli markayı gören ortalama bir tüketicinin, bu ibarenin gerek şekil ve gerekse kelime olarak müvekkili markalarına oldukça yakınlaşması nedeniyle, müvekkili adına tescilli ve tanınmış “...” markasını esas ve/veya yan unsur olarak içeren seri markalarından biri olduğu zannıyla tercihlerini yapabileceğini, müvekkili markalarının 24. sınıf mallarda tescilli olduğunu, ayrıca müvekkili markalarının tanındığı 20. sınıftaki mobilya emtiası ile 24. sınıf malların doğrudan bağlantılı bulunduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkiline ait “...” markasının, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ve markanın ayırt edici karakterine zedeleyici sonuçların ortaya çıkmasının da kaçınılmaz hale geleceğini, aynı zamanda haksız rekabete de yol açacağını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-512 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak yeterli delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markanın kapsamında yer alan malların, davacının markalarının kapsamında yer alan mallarla ayı ya da benzer olduğu, ancak dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, davacının haksız rekabete ilişkin itirazının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davaya konu marka başvurusunda ön plana çıkan ve marka olarak tescil edilmek istenen en temel kelime unsurunun "..." ibaresi olduğunu, başvurunun asli unsurunu bu ibarenin oluşturduğunu, "..." ibaresinin, müvekkili adına tescilli ve tanınmış "..." ibaresine son derece benzediğini, davaya konu marka başvurusunda yer alan şekil unsurunun da, müvekkili adına tescilli ve tanınmış "..." markasına yakınlaşmak amacıyla tasarlandığını, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimalinin ortaya çıkabileceğini, mahkemece, emsal olarak sundukları kesinleşmiş kararları dikkate almadığını, ayrıca SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca da davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 24.12.2019 tarihinde 2019/131918 sayılı "... ...+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 24. sınıf malların yer aldığı, davacının "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, .... sayılı kararıyla reddedildiği, kararın 01.02.2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 24. sınıftaki "Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları.” malları yer almaktadır. Davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında ise 24. sınıf mallar yer almamakla beraber, bu malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri mevcuttur. Bir mal ile o malın satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri, benzer ve ilintili olduğundan, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Nitekim, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, taraf markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin benzer olduğu açıklanmıştır.
Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "... ...+şekil" ibaresinden oluşmaktadır. "..." ibaresi anlamı itibariyle ayırt edici olmadığı gibi markada çok küçük olarak yazılmış olup, markada yer verilen şekil unsuru da tali unsur konumunda bulunduğundan dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Davacının itirazına mesnet markaların asli unsuru ise "..." ibaresidir. Görüldüğü üzere davacı markaları ile davalı markasının ilk üç harfleri aynıdır. Tüketiciler nezdinde kelimelerin baş kısmı daha çok dikkat çekeceğinden ve söz konusu markaların ilk üç harfleri aynı olduğu gibi sonrasında dava konusu başvuruda "..." ibaresi telaffuz edildiğinden, markalar arasında işitsel ve görsel benzerlik olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4723 E., 2024/968 K. sayılı kararında "..." ibaresi, 2021/2864 E., 2022/6882 K. sayılı kararında "...", 2018/2241 E., 2019/3641 K. sayılı kararında "...", 2016/6931 E., 2018/2829 K. sayılı kararında "cassara" ibareleri, davacı markaları ile benzer görülmüştür. Bu itibarla, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, en azından ortalama tüketiciler tarafından markaların ilişkilendirileceği ya da dava konusu başvurunun, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağı kanaatine varılmış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, teknik yönlerden bilirkişi raporundan faydalanılmış, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Davacı tarafça hem davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazında hem de dava dilekçesinde tanınmışlık vakıasına da dayanılmış olup, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da, davacının "..." ibareli markasının, mobilyacılık sektörüne dahil mallar bakımından yaygın bilinen tanınmış markalardan olduğu, bu tanınmışlığın davalı Kurum tarafından da kabul gördüğü açıklanmıştır. Dairemizce de davacının "..." markasının, mobilyacılık sektörüne dahil mallar bakımından tanınmış marka olduğu kabul edilmiş, bu mallarla başvuru kapsamındaki tekstil ürünleri arasındaki yakın ilişki de gözetildiğinde, başvurunun tescili halinde davalının, davacı markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği, davacı markasının itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında da YİDK kararının iptali koşulları gerçekleşmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu başvuru ile davacının "..." ibareli markaları arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 24. sınıf mallar bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, ayrıca davacı markasının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5 maddesinde ön görülen hallerin de somut olayda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden, hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 30/12/2021 gün ve 2021/95 Esas . 2021/418 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2. Davanın KABULÜ ile YİDK'in 28.01.2021 tarih, 2021. M. 512 sayılı kararının İPTALİNE,
3. Dava konusu marka tescilli olmadığından, marka hükümsüzlüğü talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30. TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5. Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6. Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.250,00. TL bilirkişi ücreti, 85,00. TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 112,70. TL tebligat masrafı, 220,70. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.668,40. TL yargılama giderine, 59,30. TL başvurma harcı, 59,30. TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.787,00. TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7. Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
9. Davacıdan peşin olarak alınan 80,70. TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09