Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/956
2024/1318
10 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/01/2022
NUMARASI ....
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2022 tarih ve 2021/159 E. - 2022/7 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli 2015/99425 sayılı "... ..." ibareli markanın bulunduğunu, davalı ...'in ise 2020/04070 sayılı "... ...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkiline adına tescilli markaya dayalı olarak karıştırılma tehlikesi ve kötü niyet gerekçesi ile başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalı ...'in, müvekkilinin çalışanı olduğu bir dönemde, müvekkilinin ticari faaliyetlerinde kullandığı markayla benzer özelliklerde bir markayı kendi adına ve aynı faaliyetler için tescil ettirmek istemesinin kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, müvekkili Şirketin sahiplerinin başka bir şirketleri daha bulunduğunu ve bu iki Şirket arasında imzalanmış olan inhisari lisans sözleşmesine göre müvekkilinin/kardeş şirketinin "..." üretip satışa arz ettiğini, davalı şahsın da bu kardeş şirketin elemanı olduğu bir dönemde dava konusu edilen marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şahsın davacının tescilli markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını ve bu markanın şöhretinden yararlanmak amacıyla haksız bir biçimde huzurda dava konusu edilen marka başvurusunda bulunduğunu, taraf markalarının birbirleriyle ayırt edilemeyecek derecede benzediğini ve aynı emtialarda kullanılacağını, her iki markada da, ortada sonsuz seçenek var iken fuşi pembesi renginin kullanılmasının davalının, davacının ürünlerinin ticari takdim şeklini taklit etme saikinde olduğunu ve davacı ile haksız rekabet yaptığını açıkça gösterdiğini, bu durumun markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, davalının markasını gören ortalama tüketicilerin bu markayı davacının tanınmış markası ile karıştırma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar elde edeceğinin açık bulunduğunu, taraflar arasında İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi’nin 2020/215 Esas sayılı dosyası tahtında yargılaması süren uyuşmazlıkta, davalı şahsın iş hukukundan kaynaklanan sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı hususunda bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğunu, aynı şekilde ... web sitesinde davacıya ait görsellerin davalı şahıs tarafından haksız olarak kullanıldığına dair .... 2020/130583 soruştırma no.lu dosyası tahtında bilirkişi raporunun dosyaya sunulmuş olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-2728 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, markalarda kullanılmış olan “... ...... ...” ibarelerinin ve ... şekillerinin birbirlerinden çok farklı olduğunu, bu nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının SMK m. 6/5 hükmü kapsamındaki şartların gerçekleştiğine dair bir delil sunamadığını, davacının kötü niyet iddiasının da ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava dilekçesinde bahsi geçen inhisari lisans sözleşmesinin hangi tarihte akdedildiğinin net olmadığını, sözleşmenin sonradan düzenlenmiş olma ihtimalinin bulunduğunu, karşılaştırılan markaların birbirlerine benzemediğini, bu durumda müvekkilinin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, davalının dava konusu edilen markayı tamamen kendi fikirlerine göre orijinal olarak tasarladığını, uyuşmazlık konusu “...” ürününün, dünyada en çok ABD’de tüketilen, şeker ve yağ açısından zengin bir tatlı türü olduğunu, markalarda ortak olarak geçen “...” ibaresinin tanımlayıcı olması nedeniyle markaların sadece tali unsuru olabileceğini, markalar benzemediğinden davalı şahsın davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlaması, markanın itibarının zarar görmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşme ihtimalinin de somut olayda bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında bulunan 30. ve 43. sınıftaki tüm emtialar ile 30. sınıf malların satışına özgü 35. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, 35. sınıfa giren diğer hizmetler açısından ise bu şartın gerçekleşmediği, her iki işaretin de renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma markalar olduğu, işaretlerde kullanılan şekil unsuru/ kompozisyonu ve renkler itibariyle, işaretlerin bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimlerin, tümüne hakim görünüşlerinin ve ayırıcılıklarını vurgulayan imajların ve işaretlerde geçen kelime unsurlarının görsel açıdan birbirleriyle benzemediği, her ne kadar her iki işarette de “...” ibaresi geçmekte ise de, bu ibarenin İngilizce kökenli olan ve Türkçe’de tatlı çörekler anlamına gelen ürün adı olması, Türkçe’de de bu ürünü tasvir/işaret etmek için tatlı çörek adından ziyade “...” adının sıklıkla ve yerleşik olarak kullanılması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliği zayıf olan bu kelimenin yarattığı ortaklığın işaretleri birbirlerine benzer kıldığının söylenemeyeceği, taraf markaları benzer olmadığından, davacının itiraza mesnet markasının ilgili sektörde tanınmış olduğu kabul edilse dahi, tanınmış markanın bir benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması somut olayda söz konusu olmayacağından ve davacı da dava/itiraz dosyalarına aksi yönde bir delil sunmadığından, davalının markasını tescil ettirmesi ve kullanması sonucunda haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi ya da tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarından birinin gerçekleşme ihtimalinin olmadığı, ayrıca davacı markasının tanınmışlığının da ispat edilemediği, davaya konu marka ile itiraza mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, iltibas oluşturacak derecede benzer olmayan davalı şahsa ait markanın tescil başvurusuna konu edilmesinin kötü niyetli bir davranış olarak yorumlanamayacağı, zira dava konusu marka başvurusunun tescili halinde, davacıya aleyhine haksız rekabet, engelleme, spekülasyon, şantaj, haksız kazanç vb gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan sonuçların ortaya çıkmayacağı, buna bağlı olarak davalı şahsın, davacı şirket ile organik ilişkisi bulunduğu iddia edilen dava dışı .... ..... Şti bünyesinde işçi olarak çalışırken dava konusu marka tescil başvurusunda bulunması iddiasının da davalı şahsın dava konusu marka başvurusunda kötü niyetli olduğu anlamına gelmeyeceği, tarafların fiili markasal kullanımların dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak tescil edilip edilmediği değerlendirmesine etkisinin bulunmadığı, davacıya ait 2015/99425 sayılı markadan feragat edildiği, YİDK kararının iptali istemi bakımından bu durumun sonuca etkisi yok ise de markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, hükümsüzlüğe mesnet 2015/99425 sayılı markadan feragat edilmesi nedeniyle, bu markaya dayalı olarak dava konusu markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, davalının, müvekkili firmanın çalışanı olarak onunla aynı sektörde faaliyet gösterecek bir marka başvurusunda bulunduğunu, bu durumun yerel mahkemenin de kararında bahsetmiş olduğu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/130583 sayılı soruşturma dosyasına dair dava açılmasıyla sabit hale geldiğini, özellikle kötüniyetin varlığı açısından, ilgili soruşturma dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, bu hususun mahkemece atlandığını, davalı ...'in, inhisari lisans sahibi ... ...... bünyeside iş sözleşmesi devam ederken, yani çalışma dönemi içerisinde sigortalı olarak çalışırken marka başvurusunda bulunduğunu, anılan davalının müvekkilinin “... ...” markasından haberdar olduğunu, gerekçeli kararın 6. sayfasının son paragrafında, müvekkilinin 2015/99425 nolu markadan feragat ettiğinden ayrıca hükümsüzlük talebinde bulunamayacağı şeklinde açıklamaya yer verildiğini, bu değerlendirmenin son derece hatalı olduğunu, davalının fiillerinin TTK'nın haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili ile aynı ticari takdim şekline sahip davalı marka başvurusunda, müvekkilin baskın rengi olan fuşi pembesi rengini sonsuz seçenek var iken sırf benzeyebilmek adına kullandığını, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ..." ibareli marka arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, Türkçe'de tatlı çörekler anlamına geldiği ve bu anlamı ile de bilinip kullanıldığı, dolayısıyla anılan ibarenin, ... ürünleri yönünden ayırt ediciliğinin olmadığı, bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve taraf markalarında ortak olarak kullanılmasının iltibasa yol açmayacağı, davacı markasının tanınmışlığının da ispat edilemediği, esasen marka işaretleri benzer olmadığından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, marka işaretleri benzemediğinden, davalının kötü niyetli olduğunun da söylenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09