SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1101

Karar No

2024/1296

Karar Tarihi

10 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/06/2021

NUMARASI ....

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/06/2021 tarih ve 2018/4 E. - 2021/257 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1978 yılından bu yana ... markasını Türkiye’de kesintisiz olarak kullandığını, müvekkili markasının üzerinde kullanıldığı mallar ile davalının 2016/88205 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun kapsadığı emtianın aynı/benzer olduğunu, müvekkilinin dava konusu marka başvurusuna yönelik itirazının önceki tarihli kullanıma dair yeterli bilgi ve belgeye rastlanılmadığı gerekçesiyle hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, ... ibaresinin müvekkili şirketin kurucularının soy isimlerinin ilk harfi olan H ile her bir ortağın adının ilk harfinin bir araya getirilmesi sonucu özgün şekilde oluşturulduğunu, müvekkili şirketin kullanımı dışında ve bunun öncesinde bu ibarenin kimse tarafından kullanılmadığını, ilk kez müvekkilleri tarafından yaratılıp kullanıldığını, ... ibaresinin müvekkili şirketin ticaret unvanı olduğunu ve 1978 yılından bu yana 05. ve 30. sınıflarda yer alan malların ithalatı ve satışı hizmetleri üzerinde yoğun biçimde markasal olarak kullanıldığını, müvekkilinin ... markasını dünyaca ünlü ......satışı hizmetlerinde kullandığını, dünyaca ünlü bu ürünlerin Türkiye’de satışa arz edildiği kutular üzerinde müvekkiline ait ... markasının ve şirket ticaret unvanının yer aldığını, dosyaya tanınmış firmalar adına kesilmiş fatura örneklerinin sunulduğunu ve bu faturaların tamamında ... ibaresinin markasal kullanımının görüldüğünü, 1978 yılından bu yana kullanılan ... ibaresinin 05 ve 30. sınıflarda müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, ... markası üzerinde müvekkilinin önceye dayalı kazanılmış hakkı olduğunu, 2016/88205 sayılı ... ibareli marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek .... sayılı YİDK kararının iptaline,.....sayılı “...” ibareli marka başvurusunun reddine, tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, davacı yanın itiraz dilekçesi ve ekinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde davacının ... markasını 05. ve 30. Sınıflarda yer alan emtianın ithalatı ve satışında kullandığının tespit edildiğini, davacının bu mallar bakımından üretim faaliyetlerinin bulunmadığını, dolayısıyla ... ibareli markasal kullanımlarının 35. sınıf kapsamında yer aldığını, markanın 05. ve 30. sınıf emtiada yer alan bazı yabancı markaların ithalat ve satışında kullanılmasının davacıya ... ibaresi üzerinde eskiye dayalı kullanımlar nedeniyle hak sahipliği imkanı sağlamayacağını, bu kullanımın davalı markasının 05 ve 30. Sınıflardaki mallar üzerinde tescilinin reddi için yeterli olmadığını, ayrıca davacının 35. sınıftaki perakendecilik sektöründe yapmış olduğu ithalat ve satışın ilgili sektörde belirli bir bilinirliğe sahip olma kriterini sağlamadığını, davacı tarafın kullanımlarının 05. ve 30. sınıf emtialar yönünden önceye dayalı hak sahipliği yaratmadığını, davalı yanın kötüniyetli olduğu iddialarını kanıtlamaya yeterli delil sunulmadığını, dolayısıyla kötüniyet iddialarının ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı şahıs vekili, dava dilekçesinin müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, bu nedenle davaya cevap dilekçesini geç sunabildiklerini, müvekkilinin 1987 yılından beri “... ... ... ...” ticaret unvanı ile 05. ve 30. Sınıflardaki emtialarda üretim ve satış yaptığını, müvekkilinin piyasada tanınır bir üretici olduğunu 39 çeşit çay üretip satmakta olduğunu, müvekkilinin dava konusu markadan önceki tarihli olarak 2015 yılında tescil ettirdiğini “...”, “... ...” ve “...” ibareli markalarının olduğunu, bu markaları piyasaya sunmuş olduğu ürünlerde kullandığını, davacı yanın kötüniyet iddialarının afaki nitelikte olduğunu, sunmuş oldukları delillerin dahi yalnızca oteller vb. müşterilere kestiği faturalardan ibaret olduğunu, hal böyleyken müvekkilinin davacı yandan haberdar olmasının mümkün olmadığını, davacının eskiye dayalı kullanım nedeniyle hak sahipliği iddialarının kabul edilemez olduğunu, davacının 05 ve 30. Sınıflarda herhangi bir üretimi olmadığı gibi delil olarak sunduğu ürünlerin üzerinde de ... markasının yer almadığını, davacı kullanımlarının yalnızca 35. Sınıfta gerçekleştiğini, bu sınıf için de davacı kullanımlarının asgari bilinirlik düzeyi için yeterli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile YİDK'nın 2017-M-9752 sayılı kararının 05. Sınıfta yer alan "01 alt grubunda yer alan; insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler; 02 alt grubunda yer alan; Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, bebek mamaları, tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler; 03 alt grupta yer alan; diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç), diş dolgu malzemeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." mal ve hizmet sınıfları yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, hükümsüzlük talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı şirket adına tescilli 2016/88205 sayılı "..." ibareli markanın tescilli olduğu 05. Sınıfta yer alan "01 alt grubunda yer alan; insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler; 02 alt grubunda yer alan; Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, bebek mamaları, tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler; 03 alt grupta yer alan; diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç), diş dolgu malzemeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, gerekçeli kararda yer verilmeyen 30. Sınıfın 9. ve 10. alt sınıflarına dair müvekkilinin hak sahipliği mahkemece tespit edilmiş olduğundan iş bu hususun gerekçeli karara eklenerek kararın düzeltilmesi gerektiğini, bu hususun, kısa ve gerekçeli kararda ifade edilmemesinin hatalı olduğunu, huzurdaki davada, davalının marka başvurusunun kötüniyetli olmadığı tespitinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının ... adı altında çay üretir ise malların karışmamasının olanaksız olduğunu, tescil başvursunun reddinin doğru olduğunu, davacının tüm bu zamanlarda tescilli bir markası olmadığı gibi işletme adını da ... adı altında herhangi bir çayın üretim ya da ithalatında kullanmadığını, davacı şirketin ... ibaresini herhangi bir ürünün üzerinde kullanmadığını, davacının sadece 35. Sınıfa girecek işlerde hizmet verdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu olayda YİDK kararının verildiği tarihte yapılan incelemede, itiraz sahibi davacı tarafından kullanıma ilişkin sunulan belgelerin uyuşmazlık konusu markaya ilişkin ticari etki oluşturacak, aktif ve süreklilik arz edecek şekilde ve başvurunun tescilini engelleyecek mahiyette bir markasal kullanımı ispatlayamadığı kanaatine varıldığını, davacı ... ......... markasını 5. ve 30. sınıflarda yer alan bazı yabancı markalı ürünlerin ithalatı ve satışında kullandığı görülmekle birlikte, markanın söz konusu malların üretiminde kullanılmadığı, kullanımın sadece farklı yabancı markalı malların yerli piyasaya sunulması ve satışı ile sınırlı kaldığı, bahsi geçen kullanımın ise Nice Sınıflandırması uyarınca 35. sınıf kapsamında bulunduğu, oysa ki başvurunun 5. ve 30. sınıfa dahil mallardan oluştuğu, mal ve hizmetlerin niteliğinin ve doğasının farklı olduğu, bahsi geçen mal/hizmetler arasındaki benzerliğin düşük seviyede kaldığı, salt ilgili ürünlerin ithalatının ve satışının gerçekleştirilmesinin başvurunun eskiye dayalı kullanım hükmü çerçevesinde reddi için yeterli olmadığı ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, mahkemece gerekçe kısmında, "30/09: Çaylar, buzlu çaylar 30/10: Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." yönünden de, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabul edilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, duruşma sırasında sehven bu sınıfın hüküm fıkrasına yazılmadığı anlaşılmıştır.

Bu husus, az yukarıda açıklanan kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.

Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 25/06/2021 gün ve 2018/4 E. .  2021/257 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;

2. Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,

3. Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4. Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 80,70'er. TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, 

5. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 

6. İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 

7. Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,	

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/07/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2024

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenİptali,HükümsüzlüğükonusutaraflarınankaraKararınınözetisavunmalarınınistinafdereceİlgiligerekçeMarkasebepleriİlekararınınKurumkesinileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim