SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1109

Karar No

2024/1293

Karar Tarihi

10 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A ... I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/06/2021

NUMARASI

DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Durdurulması,

Önlenmesi, Giderilmesi ve Ortadan kaldırılması

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2021 Tarih ve 2020/44 Esas - 2021/196 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 11.12.2003 yılında ‘’... ...’’ ana unsurlu marka başvurusunda bulunduğunu ve şirket unvanının 2004 yılında değiştirilerek yeni ticaret unvanının ‘’...-... ... ... ...’’ olarak tescil edildiğini, .... adreslerinin 2004 yılından itibaren müvekkiline ait olduğunu, müvekkili şirketin ‘’... ...’’ markası üzerinde tek hak sahibi bulunduğunu, davalı yanın, fiili durumda tamamen aynı sektör ve iş alanında olacak şekilde ses ve video kayıtlarının çevirisi/çözümlemesini yapan bir program geliştirerek internet üzerinden belirli ücret tarifeleri altında bu hizmeti sunmaya başladığını ve müvekkilinin ‘’... ...’’ markasıyla karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimaline yol açacak derecede benzer olan ‘’.....+sekil+slogan’’ ibaresinden oluşan tescilsiz bir marka kullandığını, https://..../ adresi üzerinden müşterilerine sunduğu hizmete ilişkin bilgilerin tespit edilebileceğini, yine ... ve instagram sayfalarında https://...../.../.../ marka adı altında tanıtım ve reklam yaptıklarını, davalı tarafından davaya konu marka adı ile sunulan hizmetin, müvekkili şirket tarafından sunulan hizmetle birebir aynı olduğunu, hizmetler arasındaki tek farkın davalının dijital ortamda hizmet vermesi olduğunu, yine davalı şirketin http://......tr/ internet sayfasına ilk girildiğinde marka ile sunulan hizmete ilişkin ana sayfayı kaplar büyüklükte reklam ara yüzü ile karşılaşıldığını, müvekkilinin kelime ve şekil unsurundan oluşan markasına karşılık tecavüz konusu markanın kelime+slogan+şekil unsurlarından oluştuğunu ve marka örneğindeki şekil unsurunun ise kelime unsurundaki ‘’...’’ harfinin markanın genel algısını değiştirmediğini, harf üzerindeki renklendirmenin markaya ayırt edicilik katmadığını, her iki markanın işitsel, görsel ve anlamsal olarak karıştırılacağını, dava konusu markayı ilk kez gören ve müvekkili markasını tanıyan tüketicinin, müvekkilinin vermiş olduğu hizmeti internet ortamına taşıdığını ya da müvekkilinin yeni bir seri markası olduğun düşüncesine kapılabileceğini veya şirketler arasında ortaklık olduğunun zannedilebileceğini de ileri sürerek, davalının yoğun tecavüz eylemi karşısında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkili adına tescilli marka haklarının korunması maksadıyla SMK 149’uncu madde ve TTK 56’ncı madde gereğince, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine ve ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, davacı yanın “...” hizmetini yalnızca kendisinin veremeyeceğini, müvekkilinin bu yöndeki faaliyetlerine hukuken engel olamayacağını, “...” ibareli onlarca marka olmasına rağmen iş bu davanın müvekkili şirkete yönlendirilmesinin nedeninin, ürünün çok talep görmesi olduğunu, "..." kelimesinin “Çözülmüş, açıklanmış” anlamına geldiğini, kriptoloji biliminde ... işleminin geriye alınarak asıl veriye tekrar ulaşılması işlemini tanımladığını, yine “... etmek” eyleminin de “Şifreli olan bir şeyin şifresini çözmek” olarak açıklandığını, “...” kelimesinin her ne kadar ses kayıt çözümü hizmetinin doğrudan kelime anlamı olmasına, yani doğrudan hizmetin kendisini tanımlamasına rağmen, piyasada yıllardır birçok firma tarafından marka olarak kullanıldığını ve ayırt edicilik vasfı taşımadığını, müvekkilinin yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşıyan öğesinin ise “...” ibaresindeki “...” harfinin grafik tasarımı ve bu ibarenin altında hizmeti diğerlerinden ayıran “...” sloganı olduğunu, böylece müvekkilinin markasının “...” uzantısı ile internet üzerinden verilen bir hizmet olduğunun vurguladığını, “...” harfini “ses titreşimi” anlamı taşıyan bir tasarımla birleştirdiğini “...” sloganı ile hizmetinin yapay zeka tabanlı bir yazılıma dayandığını gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, "... ..." ve "..." ibarelerinin tüketici algısında yarattığı etkinin, "..." kelimesi itibariyle örtüştüğü, taraf markalarında ortak işitsel ve anlamsal unsur olarak bulunan "..." kelimesinin, “konferanslarda, seminerlerde veya toplantılarda konuşmacıların konuşmaları ses kayıt cihazı ile kaydedildikten sonra bu konuşmaların tekrar dinlenip çözümlenerek yazılı doküman haline getirilmesi” biçimindeki hizmetin adı olduğu, "..." kelimesinin “... ...” üzerinde kullanımı herkese açık olduğu, dava konusu 41. sınıftaki “... ...”nin ilgili tüketicisinin, makul derecede bilgili, dikkatli ve gözlemci olarak kabul edilen ortalama tüketici olup, özenle ve dikkatle marka ve hizmet tercihi yapan bir kitle olduğu, bu nedenle de ortalama bir tüketici tarafından, "..." sözcüğü itibariyle örtüşsen davalı ve davacı markalarının ve/veya işletmelerinin farklı ve ilişkisiz olduğunun anlaşılacağı, davacı yanın her ne kadar "...(E)..." kelimesinden kaynaklı benzerlik ve seri marka imajı olduğunu ileri sürmüşse de; "..." kelimesini farklı bir marka konsepti içinde “... ...” için kullanımı yukarıda açıklanan nedenlerle davacının marka hakkını ihlal etmediği, zayıf marka seçen ya da markası yaygın kullanımla zayıflayan taraf, bu markanın farklı unsurlarla kullanımına katlanmak mecburiyetinde olduğu, "....." şeklindeki davalı kullanımı/markasının gerek sondaki ikinci tekil şahıs iyelik eki, gerekse de "..." harfinin ses frekansı şeklindeki figüratif tasarımı itibariyle, "... ..." ibareli davacı markasından yeterli düzeyde uzaklaşıp farklılaştığı, bu bağlamda markalar arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, "... ..." ibareli davacı markası ile dava konusu "....." şeklindeki davalı kullanımı arasında 41. sınıftaki “... ...” bakımından 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dolayısıyla davalının kullanımının, davacının marka haklarını ihlal etmediği ve 6769 sayılı SMK’nun 7 ve 29. maddeleri uyarınca davacının markasından doğan haklara tecavüz teşkil etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin "... ..." esas unsurlu markasını 11.12.2003 tarihinden itibaren 2003/33606 tescil numarası ile 41. sınıfta tescil ettirerek aktif şekilde kullanmış, ... ve çözümleme hizmetlerinde bilinen, aranan bir marka haline getirdiğini, müvekkilinin, "... ..." esas unsurlu ilk markasını 10 yıllık koruma süresi sonunda yenilemese de aktif olarak kullanmaya devam ettiğini, aynı esas unsurdan oluşan, eski markasının yardımcı/tali unsuru niteliğindeki "... ... ..." ibaresi olmadan tekrar tescil başvurusunda bulunarak bu kez markasını, 14.01.2016 tarihi itibariyle 41'inci sınıfta tescil ettirdiğini, davalı ve müvekkilinin sunduğu hizmetlerin "ilişkili/benzer" hizmetler değil, birebir aynı hizmetler olduğunu, gerekçeli karar ve bilirkişi raporunda "davacının ... kelimesinin gerçek anlamı ile farklı marka konseptleri içinde kullanılmasına katlanma mecburiyeti olduğu," belirtilmiş olup davamızda tecavüz şartlarını oluşturan sebep, davalının markasında "..." ibaresinin kullanılması değil, davalının markasını oluştururken müvekkilinin markasıyla gerekli nispi ayırt ediciliğin sağlanmaması olduğunu, markaların benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması gereken esas/baskın unsurları "... ..." ve "..." ibareleri olduğunu, her iki markanın bütünsel algısının son derece benzer bulunduğunu, 41. Sınıftaki “... hizmetlerinin ilgili tüketicisinin, makul derecede bilgili, dikkatli ve gözlemci olarak kabul edilen ortalama tüketici olup, özenle ve dikkatle marka ve hizmet tercihi yapan bir kitle olduğu belirlemesinin doğru olmadığını, yaşadığımız çağda, her katmandan tüketicinin bu ... satın alabildiğini, davalının kullanımı markaya tek başlarına ayırt edicilik katmayacak olan "şekil unsuru", "iyelik eki" ve "...." unsurlarının üçü birden kullanılarak "tescil edilebilir" hale getirilmiş bir marka olduğunu, gerekçeli karar ve bilirkişi raporun temel dayanaklarından olan "zayıf markayı seçen sonucuna katlanır" yaklaşımı, somut olayımız açısından Türk Marka Hukuku ve Yüksek Mahkeme kararlarıyla bağdaşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulması, önlenmesine, giderilmesi ve ortadan kaldırılmasına istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir.

SMK’nın “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir:

Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.

(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:

a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya

hizmetlerde kullanılması.

b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya ... kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.

c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.

(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:

a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.

b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi,

bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.

c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.

ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.

...) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.

e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.

f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.

(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.

(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:

a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.

b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.

c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”

Bu madde hükümlerinden anlaşılacağı üzere, marka hakkının ihlal edildiğinin kabulü için 6769 sayılı SMK'nın 29. maddesinin delaletiyle 7/2-b bendinde tanımlanan kullanım şeklinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Yani, tecavüzün varlığına hükmedebilmek için; davacı markaları ile davalının kullandığı işaretin ve bunların emtia veya hizmetlerinin aynı veya benzer olması ve bu durumun iltibasa yol açması zorunludur.

2016/02649 tescil numaralı “... ...” ibareli markanın, davacı adına kayıtlı olduğu,

markanın 41. sınıfta yer alan “Eğitim ve öğretim .... Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare .... Spor, kültür ve eğlence ... (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama ... dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım ........ 14.01.2016 tarihinden geçerli olmak üzere, 19.10.2016 tarihinde tescil edildiği ve korumasının devam ettiği anlaşılmıştır.

Davacının eski ticaret unvanıyla yapmış olduğu, 2003/33606 tescil numaralı “... ... ... ... ...” ibareli markanın ise davacı (eski ünvanı) adına kayıtlı olduğu, markanın 41. sınıfta yer alan “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare .... ... ...: İşaret dili çeviri ..., diğer tüm ... ve çeviri ..., yabancı dilden Türkçeye, Türkçeden yabancı dile, yabancı dilden başka bir yabancı dile, normal veya yeminli simultane veya banttan dokümandan çeviri” için 11.12.2003 tarihinden geçerli olmak üzere, 04.08.2006 tarihinde tescil edildiği, ancak yenileme yapılmadığından korumasının devam etmediği anlaşılmıştır.

......başvuru numaralı “..... + ... şekil ...” ibareli markanın, davalı “...” adına kayıtlı olduğu, markanın 42. sınıfta yer alan “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma ...; mühendislik ..., mühendislik ve mimari tasarım ..., kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar ...: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması .... Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar ... kapsamına girmeyen her türlü tasarım ...; grafik sanat tasarım ... (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay ....” için 22.09.2019 tarihinde başvurusunun yapıldığı, henüz tescil edilmediği anlaşılmıştır.

2018 51575 tescil numaralı “... ...” ibareli markanın davalı “...” adına kayıtlı olduğu, markanın 41 ve 42. sınıflarda yer alan “41: Eğitim ve öğretim .... Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare .... Spor, kültür ve eğlence ... (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama ... dahil). Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım .... Haber muhabirliği ..., foto-muhabirliği .... Fotoğrafçılık .... ... .... 42: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma ...; mühendislik ..., mühendislik ve mimari tasarım ..., kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar ...: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması .... Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar ... kapsamına girmeyen her türlü tasarım ...; grafik sanat tasarım ... (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay ....” için 26.05.2016 tarihinden geçerli olmak üzere, 10.12.2018 tarihinde tescil edildiği ve korumasının devam ettiği anlaşılmıştır.

Www....” alan adının sahip ve diğer bilgilerinin tespiti için “... (Kime Ait)” kayıtlarında 10.01.2020 tarihinde yapılan incelemede, alan adının 26.07.2019 tarihinde alındığı, sahiplik bilgilerinin gizli olduğu, “www....” web sitesinde 10.01.2021 tarihinde yapılan incelemede, web sitesinde ilgili sayfanın davalı ...ne ait olduğuna dair bilgilere yer verildiği, davalının ilgili sitenin kendilerine ait olduğunu beyan etmesi de dikkate alınarak, web sitesinin davalı ...ne ait olduğu, web sayfası alan adının “.....” olduğu ve site içerisinde "..." ibarelerinin kullanıldığı; “...” alan adının sahip ve diğer bilgilerinin tespiti için “...” kayıtlarında 10.01.2020 tarihinde yapılan incelemede, alan adının 18.04.1996 tarihinde alındığı, alan adı sahibinin ... olduğu, web sitesinin açılışında “...” ibaresinin yer aldığı; “...” Instagram Hesabındaki yapılan incelemede, hesap adının “...” olduğu ve profil resminde şeklindeki logonun kullanıldığı, hesapta aynı “.....” ibarelerinin kullanıldığı; “...” ... Hesabındaki hesap adının “...” olduğu ve profil resminde şeklindeki logonun kullanıldığı tespit edilmiştir. Hesapta aynı logo ve “.....” ismi ile tanıtım fotoğrafları paylaşılmıştır. Hesapta ayrıca “.....” web sitesi bilgilerini paylaşıldığı ve bu siteye link verildiği tespit edilmiştir. Hesabın “Hakkımızda” sayfasında da aynı adres ve web sitesinin

yanı sıra “ 444 7 212” numaralı telefon bilgisinin paylaşıldığı dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.

Bahse konu internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında inceleme yapılan adreslerde "..." firmasının reklam ve tanıtımının yapıldığı, bu firma tarafından yürütülen "....." web sitesi üzerinden “.... gibi ses dosyalarındaki kayıtların yazıya çevirme hizmetinin sunulduğu, diğer web sitesi ve sosyal medya hesaplarında "....." web sitesinin tanıtımının yapıldığı, dolayısıyla internet ortamındaki bu kullanımların da, “...” markası altında faaliyet gösteren web sitesine işaret eden, markasal nitelikte ve ticari etki yaratacak türdeki kullanımlardan olduğu belirlenmiştir.

İnceleme yapılan işletmelerdeki bahse konu kullanımların 6769 sayılı SMK’nın 7. maddesi kapsamında davacı adına tescilli olan 2016/02649 tescil numaralı “... ...” markası ile aynı ya da benzer olup olmadığı, bu marka ile karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Davacının 2003/33606 sayılı markası ise dava tarihi itibariyle yenilenmeme sebebiyle hükümden düştüğünden değerlendirmeye alınmamıştır.

Davalının 2018/51575 sayılı “... ...” markası tescilli olup, mezkur kullanım "..." şeklinde olup tescilli markadan farklı olduğu, davalının 2019/89380 başvuru numaralı “..... + ... şekil ...” ibareli markası ise henüz tescilli bulunmadığı, davacının mezkur kullanımı tescilli marka kullanımı mahiyetinde değil, başvurusu yapılmış markanın kullanımı şeklinde olduğu, ayrıca SMK'nın 155. maddesinde, marka, patent veya tasarım hakkı sahibinin, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceğinin düzenlendiği, bu kapsamda tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış davalı markalarının, davacının daha eski tarihli olan 2016/02649 sayılı markasına tecavüz iddiası bakımından savunma gerekçesi yapılamayacağı için davalının, “.....” şeklindeki eylemli kullanımının tescilli markanın kullanımına ilişkin olduğu ve tescilli marka kullanımının marka tecavüzü teşkil etmeyeceği yönündeki savunmasına değer verilmemiştir.

Somut olayda marka tecavüzü olup olmadığının tespiti için, markaların aynı ya da benzer olması ve davalı kullanımına konu hizmetler ile davacı markasının kapsadığı hizmetlerin “aynı tür” ve/veya “benzer” olması gerekmektedir. “Ayniyet”, emtiaların birebir örtüşmesini ifade etmektedir. “Aynı tür” mal veya hizmetten kasıt, aynı sınıfın alt grubunda sayılan mal veya hizmetlerin birbirine göre durumudur. Farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı ise; bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle, bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, ikame imkânlarının bulunup bulunmadığı, birbirini

tamamlayıcı niteliği bulunup bulunmadığı benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı dikkate alınarak belirlenir.

Davalı "....." web sitesi üzerinden ... gibi ses dosyalarındaki kayıtları yazıya çevirme hizmeti sunduğu, bu hizmetin, gündelik hayatta “... hizmeti” olarak adlandırıldığı, konferanslarda, seminerlerde veya toplantılarda konuşmacıların konuşmaları ses kayıt cihazı ile kaydedildikten sonra, bu konuşmaların tekrar dinlenip çözümlenerek yazılı doküman haline getirilmesi şeklinde gerçekleştiği, davalının bu hizmeti online olarak, bir yazılım aracılığı ile sunduğu, davalı kullanımının 41. sınıftaki “... ...”ne ilişkin bulunduğu, davacının 2016/02649 sayılı "... ..." markası kapsamında işbu hizmetlerin (41. sınıf: ... ...) aynen yer aldığından, söz konusu hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu anlaşılmıştır.

Anlamsal açıdan yapılan karşılaştırmada; davalı markasının “... yeni nesil yapay zekâ” kelime unsurlarını içerdiği, markada yer alan “...” kelimesinin “-m” iyelik eki ile birinci tekil şahsa aidiyet bildirmekle birlikte anlamından uzaklaşmadığı, TDK Güncel Türkçe Sözlükte; “Çözülmüş, açıklanmış” olarak tanımlandığı, anlamı itibariyle “...” kelimesinin dava konusu ... doğrudan tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceği, transkripsiyon olarak da bilinen ... hizmetinin genellikle tamamı yazıya dökülmesi zahmetli bulunan, uzun ve birden çok konuşmacının söz aldığı programlarda ihtiyaç duyulan sesi yazıya dönüştürme hizmeti olduğu, ... hizmetinden farklı olarak sunulduğu, davalı markasında öne çıkan unsurun “...” sözcüğü olduğu, davacının markasının ise “...” harfi ile “...” kelimesinden oluştuğu, “...” kelimesinin TDK Güncel Türkçe Sözlükte; "1-Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü, kod. 2-Gizliliği olan kasa, kapı, çanta vb. şeylerin açılması için gereken rakam” olarak tanımlandığı, davacı markası her ne kadar “...” harfi ile “...” kelimesinden oluşuyorsa da “...” diye okunması karşısında, davalı markası ile anlamsal olarak karıştırılma ihtimalinin söz konusu olabileceği, fonetik açıdan yapılan karşılaştırmada; taraf markalarının “...” olarak telaffuz edilmesi nedeniyle kulakta aynı tınıyı bıraktıkları, bunun da işitsel benzerliğe yol açtığı, taraf markalarında görsel olarak “...” kelimesinin öne çıkması ve renk benzerliklerinin bulunması, davalının kullanımının yeterli farklılaşmayı sağlamaması nedenleriyle taraf markalarının görsel açıdan da benzer olduğu, markaların işitsel, görsel ve kavramsal açıdan bir bütün olarak bıraktığı intibaın benzer olduğu, davacı hizmetlerinden yararlanan tüketicilerin, davalı markasını davacı markalarının bir devamı olarak algılayabileceği, 41. sınıf hizmetler bakımından söz konusu olan ayniyetin iltibası artıran bir unsur olarak dikkate alınmasının gerektiği, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesinin doğduğu, dolayısıyla davalının kullanımının, davacının marka haklarını ihlal ettiği, 6769 sayılı SMK’nın 7 ve 29. maddeleri uyarınca davacının markasından doğan haklara tecavüz teşkil etttiği ve aynı zamanda TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2021 tarih ve 2020/44 Esas .  2021/196 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;	

2. Davanın KABULÜ ile, davalının davacının markasından kaynaklanan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine ve ortadan kaldırılmasına,

3. Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4. Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5. Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.950,00.TL bilirkişi ücreti, 98,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 69,50.TL tebligat ve posta giderleri ve yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harç tutarı toplamından oluşan 2.338,2‬0 TL yargılama gideri ve 54,40.TL başvurma harcı, 54,40.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.447‬,00.TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6. Davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 

7. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),

8. Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

9. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2024

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınankaraözetisavunmalarınınistinafMarkayaTecavüzünderecegerekçeRekabetinsebepleriveDurdurulması,kararınınileriiddiaHaksıznumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim