Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/1107
2024/1286
5 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2021
NUMARASI :...
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2021 tarih ve 2018/220 E. - 2021/31 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1994 yılından bu yana ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, 2012 yılında yenilenme safhasına girerek “...” ibareli marka ile ticaret hayatlarına devam ettiğini, seri markalarının esas unsurunu ve ayırt edici unsurunu ... ibaresinin oluşturduğunu, müvekkili şirkete ait “...” ibareli ....sayılı tanınmış marka tescilinin mevcut olduğunu, taraf markalarının iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğunu, davalı yan markasının müvekkili firmaya ait tanınmış markalar ile karıştırılacağını, irtibatlandırılacağını, davalı yana ait başvuru ile müvekkilinin seri markaları arasında ortalama tüketicinin doğrudan ilişkilendirme yapacağını, davalı yan markasının başlangıç kısmındaki 3 harfinde aynı sıra ile müvekkiline ait tanınmış ve seri markalarda yer aldığını, davalı yana ait başvurunun kötüniyetli olduğunu, müvekkiline ait www.....com.tr ibareli alan adının 30.12.2013 tarihinden itibaren tescilli olduğunu, bu alan adının varlığı karşısında da davalı yan markasının reddi gerektiğini, ortalama tüketicilerin dava konusu markayı gördüklerinde doğrudan müvekkili şirket ile ilişkilendireceğini, ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu uyuşmazlığa dair bütüncül değerlendirme yapıldığında davaya konu marka ile redde mesnet gösterilen markaların tüketici zihninde bir ilişkilendirilmeye yol açmasının mümkün olmadığını, davacı yanın tanınmışlık kriterlerini ispat etmeye yeter kanıt sunmadığını, davacı yanın kötüniyet iddialarını ispatlayamadığını, YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markaların kapsamlarının aynı olduğu, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, SMK'nın 6/1. maddesi yönünden davanın kabul edilmesiyle diğer hususların davanın esasına daha fazla katkı sağlamayacağı gerekçesi ile davanın kabulü ile, YİDK'nın .... sayılı kararının iptaline, hükümsüzlük yönünden dava konusu marka tescil edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu marka ile redde mesnet markaların bıraktığı bütünsel etki itibariyle benzer olmadıklarını, davacı markaları “...” ibaresinden müteşekkil olup “...” “yanardağların püskürme sırasında yeryüzüne çıkardıkları, yerin derinliklerinden gelen ve genellikle yanardağ ağzından aşağılara doğru akan kızgın, sıvı durumunda kayaç maddeleri ”anlamına sahip olduğunu, davalı markası ise “...” ibaresinden oluşmakta olup bu kelimenin “...” ibaresinin Türkçe okunuşunu ifade ettiğini, markaların tüketici zihninde oluşturdukları “... ...” farklılık arz ettiğinden davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira "..." ibaresi ile "..." ibaresi arasında markanın üç harfinin aynen kullanılması yanında, taraf markalarının ilk hecelerinin ayniyet gösterdiği, markaların fonetik olarak birbirine yakın olduğu, mevcut farklılığın fonetik olarak markayı farklı kılmaya yetecek düzeyde olmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, ayrıca dava konusu markaların kapsamlarının aynı olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90. TL'nin anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09