Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/1117
2024/1253
5 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1117 - 2024/1253
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1117
KARAR NO : 2024/1253
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2021
NUMARASI : 2019/80 E. - 2021/214 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/06/2021 Tarih ve 2019/80 Esas - 2021/214 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ...Bankası Anonim Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2017/109872 sayılı ve "..." ibareli başvurusunun, davalı Şirketin itirazı sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet "iş'te" ibareli markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, ayrıca redde markaların kullanımının ispatı taleplerinin dikkate alınmadığını ileri sürerek, 2018-M-11156 sayılı YİDK kararının iptaline, başvurunun tescil işlemlerinin tüm sınıflar açısından devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin tanınmış “iş” markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin “iş” ve “...” şeklinde çok sayıda markasının bulunduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait redde mesnet markaların benzer olduğunu, başvuruda kullanılan “...” ibaresinin, kullanılan renk unsurunun müvekkilinin markalarını çağrıştırdığını, taraf markalarının kapsamında aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmet sınıflarının yer aldığını, markaların halk nezdinde karıştırılma ihtimallerinin bulunduğunu, birbirlerinin serisi olarak algılanabileceklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları birebir aynı mal ve hizmetleri kapsamakta iseler de ticaret hayatında yaygın kullanımı bulunduğu görülen ve sahip olduğu anlam itibariyle de yine zayıf nitelikte bir ibare olan “...” ibaresinin dava konusu marka içerisindeki kullanımı nedeniyle, tespit edilen ilgili tüketici kitlesi tarafından her duyulduğunda, görüldüğünde veya deneyimlendiğinde refleksif olarak hep ve yalnızca davalı firmaya ait markaları çağrıştırmasının mümkün olmadığı, bu ibarenin kelime anlamı doğrultusunda bir şeyi vurgulama, işaret etme adına kullanımlarının kimsenin tekeline bırakılamayacağı, “iş” hayatına yönelik mal ve hizmetlerde “iş” kelimesinin kullanılmasının olağan ve sıradan olduğu, bu kullanımlarda herhangi bir şekilde önceki markalardan imaj transferi oluşturacak nitelikte bir kullanım teşkil edilmediği sürece, bu ibarelerin farklı ek unsurlar ile birlikte kullanımlarına önceki hak sahiplerinin katlanması gerekeceği, keza dava konusu markanın da bütün olarak zayıf bir marka olduğu, dolayısıyla tüketicinin, ticaret hayatında karşı karşıya kaldığı herhangi bir “iş” markasını, davalının markaları ile ilişkilendirebilmesi için, başvuru konusu edilen işaretin bir şekilde davacı markalarının ayırt edici özelliklerinden birine yanaşmasının beklenmesi veya sonraki markanın doğrudan asli unsurunun kendisi olması gerektiği yorumunda bulunulabileceği, halbuki somut olayda markaları oluşturan işaretlerin bütünsel algıda benzer dahi olmadıkları, ilgili tüketicinin yargılama konusu mal ve hizmetleri için ayırdığı satın alım süresi içinde dava konusu markayı gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bunun sonucunda davalı markalarını taşıyan mal veya hizmetleri satın almak isterken dava konusu işaretle sunulan ürünleri satın alma yahut hizmetlerden yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşmeyeceği, aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı ve hatta gerçekçi bir yaklaşım da olmayacağı, başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, işaretler arasında iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'ın 2018-M-11156 sayılı kararın iptaline, tescil talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, tarafların markalarında yer alan asli unsurların aynı olduğunu, başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak unsurlar bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait redde mesnet markalar arsında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin "iş" ve "..." asıl unsurlu markların serisi olarak algılanacağını, mahkemece müvekkili adına tescilli bulunan ve apostrof içermeyen markların değerlendirilmediğini, müvekkili adına tescilli bulunan "..." ibareli markada kullanılan renklerin dava konusu başvurudaki ile aynı olduğunu, dava konusu başvuruda yer alan "... "kelimesinin müvekkilinin tanınmış markalarında yer alan lacivert rengi ile yazıldığını, "iş" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ile başvurunun tescil işlemlerine devam edilmesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davalı Şirkete ait "İş'te" ve "..." ibareli redde mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira redde mesnet markalardan sadece bir tanesinin "...", diğerlerinin ise "İş'te" ibareli olduğu, dava konusu başvurunun, redde mesnet "İş'te" ibareli markalardan tamamen farklı bir algı yarattığı, "..." ibaresinin ayırt ediciliği zayıf olduğundan redde mesnet "..." ibareli marka karşısında da başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulü gerektiği, diğer taraftan dava konusu başvurunun, davalı Şirketin itirazı sonucu SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddine karar verilen Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı dava konusu başvuru sahibinin itirazının reddedildiği YİDK kararının iptali istemiyle açılan işbu davada, davalı Şirketin redde mesnet alınmayan markalarının iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması mümkün olmadığı gibi davalı Şirketin tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da tartışılma yeri bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar ..., ...Bankası Anonim Şirketi vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davalı ... ve davalı ...Bankası Anonim Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90. TL bakiye harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 05/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09