SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1096

Karar No

2024/1244

Karar Tarihi

5 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1096

KARAR NO : 2024/1244

T Ü R K M İ L L E T İ ... D I N ...

K ... R ... R

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 17/11/2020

NUMARASI : 2018/409 E. - 2020/253 K.

DAVACI : ...

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2020 tarih ve 2018/409 E. - 2020/253 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2017/24049 sayılı ve ''...+'' ibareli marka tescil başvurusuna, müvekkili tarafından 2017/45890, 2017/16568, 2016/88488, 2016/88483, 2016/88466, 2016/88452, 2016/88445, 2016/88438, 2016/88431, 2016/88379, 2016/86231, 2016/86226, 2016/84219, 2016/84213, 2016/84012, 2016/84002, 2016/107325, 2016/107316, 2016/107304, 2015/61154, 2015/61139, 2015/07060, 2014/59021, 2009/19481, 2009/19479, 97/016185, 2014/54363, 2010/38444, 2009/19480, 2007/02261, 2007/00950, 2007/00949, 2007/00948, 2007/00947, 2006/02175 sayılı markalara dayalı yapılan itirazların, 27.09.2018 tarih ve 2018-M-8132 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkilinin ülkece tanınan birçok ulusal gazete, televizyon kanalının sahibi olduğunu, elliyi aşkın markasının arasında "...+" esas unsurlarının yer aldığını, davalı markasının da “...+” şeklinde olduğunu, davalı markasının müvekkilinin piyasaya sürdüğü yeni bir seri olarak algılanabileceğini, müvekkilinin özellikle 2015/07060 ve 2017/45890 sayılı “...+” markalarının dava konusu marka ile iltibas yaratır düzeyde benzediklerini, markalar kapsamındaki emtiaların da benzer olduğunu, müvekkilin tanınmışlığının işaretler arasında iltibasa neden olacağını, sözü edilen tanınmışlık nedeniyle müvekkilin farklı sınıflarda dahi korunması gerektiğini, davalının da kötüniyetli olarak bu şöhretten yararlanma amacında olduğunu, ayrıca davalı markasının haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve tescili halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, kıyaslanan markaların görsel ve genel izlenim itibariyle benzemediğini, markaların yalnızca okunuş olarak benzeyip olaya bütünsel açıdan yaklaşılmasının gerektiğini, markalar benzer görülmediğinden SMK md.6/5'e dayalı tanınmışlık iddiasının kabul edilemeyeceğini, kötüniyet iddiasının da kanıtlanamadığını, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı Şirket vekili, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı markasının tescil sınıfının 03, 05 ve 35. sınıf olup, davacı markanın tescil sınıfları arasında da 35. sınıfın bulunduğu, 03 ve 05. sınıflar mesnet markalarda tescilli değilse de bu sınıfların 35. sınıfla ilişkili olduğu, kalan emtia gruplarında benzerlik bulunmadığı, davalı markasında mavi/lacivert renklerinin kullanılıp, daire içinde "...+" ibaresinin yer aldığı, davacı yanda ise "...+şekil", "..."... gibi çeşitli kombinasyonlar kullanılıp, yalnızca bir markada hem "..." hem de "+" ibaresinin yer aldığı, kıyaslanan markalarda esaslı unsurların aynı olduğu, davalının şekil unsuru ile kısmi ayrılmaya gitse de bunun yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, markaların benzer/aynı mal ve hizmetler yönünden iltibasa yol açabileceği, öte yandan davacı markasının yayıncılık sektöründe tanınsa da SMK md.6/5 iddiasının kabul edilemeyeceği, zira davalı markasında yer alan ilişkili bulunmayan malların çok farklı ihtiyaçları karşılayıp, karışıklığa yol açmayacağı, ayrıca söz konusu maddede aranan haksız yarar sağlama, marka itibarına zarar verme ve markanın ayırt ediciliğinin zarar görmesi koşullarının da somut olayda sağlanamadığı, kötüniyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2018-M-8132 sayılı kararının 35. sınıftaki "iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri" mal/hizmetleri yönünden iptaline, davalı şirket adına tescilli 2017/24049 sayılı "...+ ve Şekil" ibareli markanın tescilli olduğu anılan mal/hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kıyaslanan markaların aynı olup aynı/benzer emtiaları kapsadığını ve bunun mahkemece de sabit bulunduğunu, ancak mahkemenin ilişkili mal/hizmetler yönünden değerlendirme yapmadığını, davalının tescil edildiği 03 ve 05. sınıfların, davacı markasının tescil edidiği 35. sınıfın içinde de yer aldığını, ayrca davalı markasında yer alan 40. sınıftaki hizmetlerin de 35. sınıfla bağlantılı olduğunu, dolayısıyla davalının tescil edildiği tüm emtia gruplarının davacıyla ilişkili bulunduğunu, öte yandan davacı markanın yayıncılık alanında çok büyük üne sahip olduğunu, bu tanınmışlık nedeniyle de yayıncılık dışı sektörlerde de korunmasının gerektiğini, davalının da müvekkil markasının ülke çapındaki şöhretinden bihaber olmasının imkansız bulunduğunu, bunun da açıkça kötüniyet göstergesi olduğunu ileri sürerek, davanın tümden kabulünü talep etmiştir.

Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kıyaslanan markaların benzeyip benzemediği değerlendirmesinin, münferit unsurlardan ziyade bütüne bakarak yapılmasının gerektiğini, bu yönden bakıldığında ise ortalama tüketiciler açısından iltibas tehlikesinin bulunmadığını, marka işaretleri benzeseydi dahi bu durumun tek başına davanın kısmen kabulüne dayanak teşkil edemeyeceğini, tanınmışlık iddiasının kabulü halinde dahi müvekkili şirketin başvurusunun reddinin gerekmeyeceğini, ayrıca mahkeme kararının çelişkili olduğunu, zira markalara bütünüyle bakıldığında davacının davasını ispatlayamadığını, dolayısıyla davanın kısmen reddine yönelik açıklamada yer alan tespitlerin, kısmen kabul edilen hüküm açısından da geçerli olmasının gerektiğini, neticede kıyaslanan markalardaki mal ve hizmetler açısından SMK md.6/1 kapsamında hiçbir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, davanın tümüyle reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iltibas tehlikesinin kıyaslanan markaların ve emtiaların aynı/benzer mal ve hizmetlerinin kapsayıp kapsamadığına göre belirleneceğini, aynı tür maldan kastın emtiaların aynı hizmet sınıfında yer alması olduğunu, ayrıca YİDK kararında da belirtildiği üzere, itiraza mesnet markalar ile davalı markasının belirli bir düzeyde

benzer olup, bunlar dışındaki diğer itiraza mesnet markalar ile davalı markası

arasında işaret benzerliğinin bulunmadığını, davalının tescilini talep ettiği mal/hizmet konusu ile davacıya ait mal/hizmetlerin farklı olduğunu, dolayısıyla SMK md.6/1'in şartlarının olayda oluşmadığını ileri sürerek, davanın tümüyle reddini talep etmiştir.

GEREKÇE : 1- Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü

istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

2.  Davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalının "...+ ve şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının "...", "... ...", "... ...", "..." ve "...+" esas unsurlu markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, itirazının YİDK tarafından reddedildiği anlaşılmakta olup, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, davalının başvurusuna konu "...+ ve şekil" ibaresi ile davacının itirazına mesnet "...", "... ...", "... ...", "..." ve "...+" esas unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. 

Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587).

Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247). Zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline bırakılacağı da düşünülemeyeceğinden, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin marka olarak tescil edilebileceği değerlendirilmektedir.

Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, somut uyuşmazlıkta da davalının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan beyaz zemin üzerine eğik bir stil ile yazılan mavi renk tonunda büyük harfle yazılmış bir "..." harfi ve yanındaki "+" işaretinden ve bu ibareleri çevreleyen stilize edilmiş bir çember şeklinden oluştuğu, buna karşılık davacı markalarında da turuncu zemin üzerine yine eğik bir yazı stili ile yazılmış "..." ve "...+" ibarelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar ile birlikte düşünüldüğünde, bu hali ile davacının "...+" ibareli markaları dışındaki diğer markalarının, ibareler itibariyle davalının başvurusu ile benzer olmadığı açıktır. Davacının "...+" ibareli markaları da yukarıda açıklandığı üzere özel bir yazım stili ve renk tonu ile yaratılmış olup, tek başına harflerin ayırt edicilik taşımalarının mümkün olmadığı, bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılamayacağı, sadece biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin marka olarak korunabileceği hususları ile birlikte değerlendirildiğinde, Dairemizce davalının dava konusu başvurusunun da büyük harfle yazılmış "..." ibaresine, "+" ibaresi ile şekil ve özel yazım stili unsurları ilave edilerek oluşturulduğu, başvuru markasının tamamının mavi renk tonu ile yazıldığı, bu hali ile davacının "...+" ibareli markalarından yeterli derecede farklılaştığı sonucuna varılmıştır.

Bir an için mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalının "..." ibaresine "+" ibaresini de eklemek suretiyle davacının "...+" ibareli markalarına yanaştığı akla gelebilir ise de "...+" ibaresinin de bir çok sektörde kullanılan zayıf bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline verilemeyeceği düşünüldüğünde, yukarıdaki tüm açıklamaların "...+" ibaresi için de geçerli olduğu, anılan ibarenin de kimsenin tekeline verilemeyeceği, dolayısıyla davalının başvurusu ile davacının "...+" markaları arasında da, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her iki markada bulunan "...+" harflerinin düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davalının başvurusuna konu işareti, davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde, bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal algılayabileceği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin davacının "..." ve "...+" markaları hakkında verdiği 11.12.2019 tarih ve 2019/1606 Esas- 2019/8091 Karar ve 26.12.2022 tarih ve 2021/5288 Esas- 2022/9443 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, her ne kadar mesnet markalarda da "...+" ibaresi bulunmakta ise de ayırt ediciliği düşük bulunan bu ibarenin dava konusu olaydaki gibi yeterli farklılık sağlanarak kullanılabileceği, zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımalarının mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılamayacağı, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin ise marka olarak tescil edilebileceği, somut uyuşmazlıkta da davalının başvurusunun yeterli ayırtedicilik sağladığı, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır.

HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yukarıda gösterilen gerekçe ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.  Davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,	

2. Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile  Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 17/11/2020 gün ve 2018/409 Esas .  2020/253 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3. Davanın REDDİNE,

4. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 35,90 TL’nin düşümü ile kalan 391,70 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 

5. Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,	

6. Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),

8. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,

9. İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 54,00 TL posta ücreti ile 220,70. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin, davacıdan alınarak  davalı ... verilmesine, 

10-İstinaf aşamasında davalı şirket tarafından yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılamada giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,

11-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70'er TL’nin düşümü ile kalan 418,90 TL bakiye istinaf karar ve ilam harcının, davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,

12-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,

13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenİptali,HükümsüzlüğükonusutaraflarınankaraKararınınözetisavunmalarınıntemyizistinafdereceİlgiligerekçeMarkasebepleriİlekararınınKurumileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim