Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/968
2024/1220
28 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/06/2021
NUMARASI ......
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/06/2021 Tarih ve 2020/177 Esas - 2021/229 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili Şirketin dava dışı ... AŞ ile birlikte ... Alışveriş Merkezinin sahibi olduğunu, "..." ibareli markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2018/76266 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ... tarafından kısmen kabul edildiğini ve 19. sınıf malların başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, her ne kadar davalı Kurum tarafından müvekkilinin bir kısım markalarının kullanıldığının ispat edilemediği kabul edilmiş ise de müvekkilinin "..." ibareli markalarının kullanımının ispat edildiğini, "..." markasının tanınmışlığı sayesinde İstanbul’da başlı başına bir lokasyon haline geldiğini, açık adres belirtmeye gerek kalmaksızın "..." ibaresinin İstanbul’da tek başına konum ifade etmek için kullanıldığını, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını, davalının müvekkil markasının tanınmışlığından yararlanmak için dava konusu başvuruyu yaptığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-1551 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının kullanım ispatına tabi olan markaların kullanıldığının ispat edilemediğini, kullanım ispatına tabi olmayan 2014/109106 sayılı davacı markası ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 1974 yılından beri inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, yurt içi ve yurt dışında tanınmış bir firma olduğunu, "..." markası ile inşaat ve gayrimenkul alanında önde gelen bir marka haline geldiğini, davacının markalarını kullanmadığını, müvekkilin önceki markaları nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik de olmadığını, Ankara 2.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/43 E. Sayılı dosyasının, işbu dava yönünden emsal niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "... ...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, sesçil benzerliğin de düşük düzeyde olduğu, başvuru markasındaki şekil ibaresinin davacı markalarından uzaklaşmayı sağladığı, bu nedenle kullanım ispatı hususunun değerlendirilmesine gerek olmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısının da oluşmayacağı, SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların somut olayda bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen koşulların da gerçekleşmediği, başvurunun SMK'nın 4. maddesinde belirtilen marka tanımına uyar şekilde somut ve soyut ayırt ediciliğinin olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, "... ..." ibaresinin ayırt edici özelliği haiz olmadığını ve tescilinin mümkün bulunmadığını, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının yazılış-okunuş, görsel ve işitsel olarak birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma olasılığının bulunduğunu, müvekkili markalarının sektörel tanınmışlığa sahip olduğunu, davalı tarafın, müvekkiline ait markaların toplumdaki tanınmışlığından ve bilinirliğinden faydalanmak istediğini, müvekkili markalarının ciddi kullanımının ispatlanamadığına yönelik Kurul kararının açıkça hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı Kurumun internet sitesinden tespit edilen bilgilere göre, davaya konu olan 2018/76266 sayılı markanın, dava tarihinden sonra dava dışı ... ... ... Şirketine devredildiği anlaşılmaktadır.
HMK'nın 125. maddesi gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan birinin davanın konusunu 3. kişiye devretmesi halinde, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından vazgeçip, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18/12/2017 T., 2016/5733 E. ve 2017/7361 K.). Mahkemece bu durum gözetilerek HMK'nin 125. maddesi hükmü uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak anılan gerekçe ile esas hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu nedenle HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp esas hakkında yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
2. İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/06/2021 gün ve 2020/177 Esas . 2021/229 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2. Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3. Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4. Davacı tarafından yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6. İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7. Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/06/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09