SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/966

Karar No

2024/1218

Karar Tarihi

28 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/02/2020

NUMARASI : .....

DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Kaldırılması, Maddi Tazminat

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/02/2020 tarih ve 2018/498 E. - 2020/53 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği konularında toplumsal eğitime ve bilinçlendirmeye duyulan ihtiyacı görerek bir animasyon karakteri oluşturduğunu, bu karaktere "... ..." adını verdiğini, gerekli çalışmaların yapılması için "... ..." adıyla hazırladığı projesini 2011 yılında davalı ... Bakanlığıyla paylaştığını, tarafların projeyi birlikte hayata geçirmek için görüşmelere başladıklarını, bu süreçte müvekkilinin 2011/43612 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı ... Bakanlığının ise müvekkili başvurusundan 1 gün sonra aynı marka için başvuru yaptığını ve müvekkiliyle görüşmeleri sonlandırdığını, davalının bu karakterini 11-15 Eylül 2011 tarihindeki ..... tanıtım animasyonları ile başlayıp bazı tanıtımlarında kullandığını, ilerleyen zamanlarda ise birçok animasyonda marka ve şekil ile birlikte kullanmaya devam ettiğini, yine aynı davalının ülke genelinde düzenlediği çeşitli ulusal ve uluslararası sempozyumlarla panellerde ve konferanslarda markayı kullandığını, her iki davalının 2014 yılı içinde protokol yaparak "... ..." markasını geniş kapsamda kullanmaya başladıklarını ve "... ... ..." projesini başlattıklarını, bu kapsamda "... ..." markasıyla araç giydirmeleri yaparak iş sağlığı konusunda çalışmalar, konferanslar ve paneller yürüttüklerini, "... ..." markasıyla afiş, broşür, el ilanı, boyama kitabı bastırarak, çanta ve şapka hazırlayarak ülke geneline dağıttıklarını, iki bakanlığın resmi internet sitesinde "... ..." markalı afişleri, broşürleri, el ilanları, animasyon videoları ve organizasyon haberlerini yayımladıklarını, animasyon yayımları gerçekleştirdiklerini, 2014-2015 öğretim yılından itibaren 2017-2018 öğretim yılına kadar kitapların arka kapaklarında ve belki de iç sayfasında "... ..." markasını kullandıklarını, taraflarınca tespit edilmeyen başka mecralarda da markanın kullanılma ihtimalinin olduğunu, markasının tescilinden sonra müvekkilinin "..." markasını da adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin sonrasında da 2018/86530 sayılı markanın tescili için de başvuruda bulunduğunu, davalıların müvekkilinin projelerini sahiplendikleri gibi projeler kapsamında yürüttükleri bütün faaliyetlerinde müvekkilinin marka başvurusu yaptığı sınıflara ilişkin olduğunu, müvekkilinin davalıların hukuka aykırı tecavüzleri nedeniyle maddi ve manevi zararlara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin markasına tecavüzün kaldırılmasına, şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, kendilerine karşı açılan davanın öncelikle husumet yönünden reddinin gerektiğini, diğer davalı bakanlığın tescil ettirdiği markadan dolayı husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, söz konusu faaliyetlerinin ... ve ... Müdürlüğünce yapıldığını, müvekkilinin hukuki bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının, dağıtılan kitapların tamamında "... .... görselinin kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 2015-2016 yıllarında kitap arkasında "... ..." markasının bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir maddi menfaat elde etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı .....vekili, davanın süresinde açılıp açılmadığının tetkikini talep ettiklerini, davacının markası ile kendi bünyelerinde geliştirilen karakterin isim, şekil ve ... yönünden hiçbir benzerliği bulunmadığını, bakanlıklarının kullandığı isim ve şeklin kamuya mal olduğunu, Türkiye çapında tanındığını ve bakanlıklarıyla bütünleştiğini, markalarının bakanlıkları adına 2011/44193 sayı ile tescilli olduğunu, markanın bakanlıklarının toplumu bilinçlendirme ve farkındalık yaratmaya dönük bir ... sorumluluk projesinin ismi ve karakteri olarak kullanıldığını ve kullanımlarının markasal kullanım olmadığını, kaldı ki kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte kullanımlarının markasal kullanımlar olduğunun kabul edilmesi durumunda dahi bu kullanımların davacı markasının tescili kapsamında olan hizmetlerle herhangi bir ilgisi bulunmadığını, kullanımların kendi markalarının kapsamındaki hizmetlerin kapsamında kaldığını, davacı ile bakanlıkları arasında bir sözleşme bulunmadığını, davacının bu konuda herhangi bir delil sunmadığını, davacının markanın kullanıldığını bildiği halde bu duruma sessiz kaldığını ve markanın tanınırlık kazanmasından sonra dava açtığını, dolayısıyla kötü niyetli olduğunu, davacının zarara uğramadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalıların kullanımlarının, davalılardan..... ... Bakanlığı adına 2011/44193 sayı ile tescilli “... ... ...” markasının kapsamında kaldığı, dolayısıyla bu kullanımların, davacı adına tescilli markadan doğan hakları ihlal etmediği, aksinin kabulü halinde dahi davacının sesiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gibi davalıların kullanımının, davacı markasının tescilinden önce başlaması sebebiyle davacı adına tescilli markadan doğan hakları ihlal etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalıların kullanımlarının davalılardan ..., ... ve ... ... Bakanlığı adına tescilli markanın kapsamında kaldığı iddiasının doğru olmadığını, bu hususun tespiti konusunda gerekli teknik bilgisi ve uzmanlığı olmayan bilirkişi heyetinin, bu kabulün izahına yetecek bir açıklama da yapamadığını, danışmanlık hizmetlerinin uzmanlık gerektiren konularda muhatapların ihtiyaç duydukları gerekli bilgilerin verilmesi suretiyle aydınlatılmalarını kapsadığını, bu muhatapların sayısının ve hizmeti talep edip etmediklerinin hizmetin niteliğini değiştirmeyeceğini, dolayısıyla söz konusu bilginin, ihtiyaç duyduğu bilgiyi almak için soru soran bir muhataba verilmesiyle aynı ihtiyacı mevcut olan geniş kitlelere talepleri beklenmeksizin verilmesi arasında, yapılan işin niteliği açısından fark olmadığını, bilirkişi raporunda, bunun aksine, iş güvenliği konusunda toplumu bilinçlendirmenin bu konuda danışmanlık hizmeti sayılmayacağını belirtilmesine karşın, başka ne sayılabileceğinin izah edilmediğini, ..., ... ve ... ... Bakanlığı adına tescilli markanın kapsamında kalan hangi hizmete dâhil edilebileceğine dair en ufak bir açıklama yapılmadığını, bilgisayarlı ve bilgisayarsız animasyon tasarımları ile davalıların kullanımları arasında yer alan web sitelerinin tasarımlarının 42. sınıf ... kapsamında olduğunu, müvekkilinin susmak suretiyle hak kaybına uğradığı veya davalıların kullanımının, müvekkilinin markasının tescilinden önce başlaması sebebiyle marka tescilinden doğan hakları ihlal etmediği yönündeki görüşlerinin de kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin marka başvurusunu önceden yaptığı hâlde, markanın müvekkili adına tescilinin ancak yedi yıl sonra gerçekleştiğini, tescil işleminin gerçekleşmesinden hemen sonra da müvekkilinin işbu davayı açtığını, ayrıca davalı ..., ... ve ... ... Bakanlığı kötü niyetli olduğu için müvekkili tarafından her zaman dava açılabilmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, markaya tecavüzün kaldırılması ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı adına tescilli 2011/43613 sayılı "... ...+şekil" ibareli markanın kapsamında 35. ve 42. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davalıların ispat edilen kullanımlarının ise bu sınıflarda yer alan hizmetlere ilişkin olmadığı, ... Bakanlığı adına tescilli 2011/44193 sayılı "... ...+şekil" ibareli markanın kapsamında kaldığı, ayrıca davalı ..., ... ve ... ... Bakanlığı tarafından söz konusu markanın ilk olarak 11-15 Eylül 2011 tarihlerindeki 19. ... Kongresinden önce kullanıldığı, davacının bu kullanımdan ve sonraki davalı kullanımlarından haberdar olduğu, eldeki davanın ise aradan yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra açıldığı, dolayısıyla davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, davalı Bakanlığın kullanımının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden, davacı vekilinin davanın her zaman açılabileceğine ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, yine davacı markasının sonradan tescil edilmesinin de, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramasını ortadan kaldırmadığı, çünkü SMK'nın 23. maddesi uyarınca marka korumasının başvuru tarihinden itibaren başlayacağı, davacı markasının başvuru tarihinin ise 24.05.2011 olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 

3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,

4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/06/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenTazminatkonusutaraflarınankaraMaddiözetisavunmalarınınistinafMarkayaTecavüzünderecegerekçesebepleriKaldırılması,kararınınileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim