Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/963
2024/1215
28 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/02/2022
NUMARASI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/02/2022 tarih ve 2021/67 E. - 2022/67 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2019/130633 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı gerçek kişinin bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini ve davalının 2019/31775 sayılı markası ile müvekkili başvurusu arasında karıştırılma tehlikesi olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 2009 tarihinde başladığı ticari faaliyetleri kapsamında "..." ve "..." ibareli markaları kullandığını, bu markaları tanınmışlık düzeyine eriştiren emek ve çabaları
gözetildiğinde, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, 2009-2019
yılları arasında müvekkilinin faaliyetlerini "..." ibareli ticaret unvanı altında yürüttüğünü, davalı şahsın
redde mesnet alınan markasının, müvekkilinin önceki tarihlerde tescilli markalarının
sulandırılmasıyla oluşturulmuş bir marka olduğunu, davalı şahsın bu şekilde müvekkilinin gerçek
hak sahibi olduğu tanınmış markalarından haksız menfaat sağlama saikiyle hareket ettiğini, bu nedenle müvekkili tarafından davalı şahıs aleyhine 2019/31775 sayılı markanın hükümsüzlüğü
için açılmış olan davanın yargılamasının İzmir FSHHM’nde
devam ettiğini, müvekkilinin müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markaları ile dava
konusu edilen markasının yazı tipi, renk şeması ve algıda bıraktıkları görsel etki açılarından
birebir aynı olduğunu, davalı şahsın, müvekkili başvurusuna itiraz ederken dürüstlük
kurallarına aykırı davrandığını ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-10859 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarının
birbirleriyle benzer olduğunu ve benzer mallarda kullanılacaklarından karıştırılma
ihtimalinin yüksek bulunduğunu, davacının öncelikli hak/gerçek hak sahipliği iddialarının, tescil yerine uygulanan alternatif bir
sistemi ifade edemeyeceğini, yani davacının bu iddialara dayalı olarak başvurusunun, önceki
tarihlerde tescile bağlanmış ve korunan bir markanın önüne geçerek korunmasını talep
etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının "..." ve "..." ibareli markaları için yaptığı
tanıtımlara dayanarak, dava konusu edilen "..." markasının tanıtıldığını ileri süremeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalı şahsın "... ... ...+şekil" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markasında yer alan "..." işaretinin, baskın olarak ön planda görüleceği, diğer yönden 16. sınıf mallar açısından emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşabileceği, yani markaların karıştırılabileceği, SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluştuğu, davacı taraf daha önceden tescilli olan "..." veya "..." ibareli markalarına dayalı müktesep hak iddiasında bulunmuş ise de başvuru konusu işaret ile davacının önceki markalarındaki işaret aynı olmadığından, müktesep hak koşullarından yararlanamayacağı, diğer yönden davacı taraf, başvuru ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, SMK'nın 6/9 maddesi anlamında kötü niyet iddialarını ileri sürmüş ise de bu hususların nispi ret sebebi olarak başkasının başvuru markasına engel oluşturan sebepler olup, davacının kendi başvurusunun tescilini sağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı gerçek kişinin ısrarlı ve kötü niyetli bir şekilde müvekkilinin "..." ve "..." esas unsurlu markalarını sulandırarak, aynı mal ve hizmetler üzerinde kullandığını ve bu suretle haksız kazanç elde ettiğini, bu markalarla ilgili tescil başvuruları yaptığını ve tıpkı huzurdaki davada olduğu gibi müvekkili marka başvurularına karşı haksız itirazlarda bulunduğunu, redde mesnet gösterilen markanın, müvekkiline ait markalarda kullanılan "..." ve "..." ibarelerine "-siz" ve "-sz" gibi basit eklemeler yapılmak suretiyle meydana getirildiğini, eldeki davada, işaretler arasındaki kıyaslamadan daha önce hakkaniyet gereği müvekkilinin öncelik hakkının gözetilmesi ve gerçek hak sahipliğinin müvekkili lehine sonuç doğurması gerektiğini, her ne kadar taraf markalarında yer alan tek ortak unsur "..." ibaresi olsa da bu ibarenin müvekkiline ait markalardan sulandırılarak meydana getirildiğinin ve marka sahibinin söz konusu ibare üzerinde müvekkiline karşı hiçbir üstünlüğünün bulunmadığının kabul edilmesinde zorunluluk olduğunu, müvekkili adına davalı ... nezdinde koruma altına alınan 2017/79537 sayılı "... ... sizsiniz.... özel öğretim kursu" ibareli marka tescilinin de bulunduğunu, markada "..." ibaresinin, başlangıç ve esas unsur niteliğinde yer aldığını, müvekkilinin bu markasının, koruma ve başvuru tarihi itibarıyla ret kararına dayanak markadan daha önceye dayandığını, bu itibarla müvekkilinin "..." ibaresi üzerindeki gerçek ve öncelikli hak sahipliğinin bu marka dolayısıyla da ayrıca kabul edilmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların yeniden rapor alınmak suretiyle karşılanmadığını, çelişkili açıklamalar içeren ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet 2019/31775 sayılı "... ... ...+şekil" marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet alınan markada asli unsur olarak kullanılan ibarelerden biri olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvuru yönünden davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı, çünkü davacı adına tescilli önceki tarihli markaların esas unsurlarının başvurudan farklı olduğu, "..." ibaresini içeren 2017/79357 sayılı markanın ise süre yönünden müktesep hak koşullarını sağlamadığı, öte yandan gerçek hak sahipliği ya da başvuruya kötü niyetli olarak itiraz edildiği iddialarının ise eldeki davanın mahiyeti itibariyle tartışılmasına imkan olmadığı, YİDK karar tarihi itibariyle hüküm ifade eden redde mesnet markanın, karıştırılma tehlikesi değerlendirmesinde dikkate alınmasında zorunluluk bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/06/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09