SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1051

Karar No

2024/1210

Karar Tarihi

28 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1051

KARAR NO : 2024/1210

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 31/03/2022

NUMARASI : 2021/171 E. - 2022/91 K.

DAVACI :

VEKİLLERİ :

DAVALI

DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/03/2022 tarih ve 2021/171 Esas - 2022/91 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2014/49864, 2002/17298, 2000/19316, ve 90/006107 (120834) sayılı ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptığı itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarıyla iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, başvuruda yer alan "..." ibaresinin "maksimum" anlamına gelen ve nicelik bildiren bir sıfat olduğunu, bu nedenle markaya ayırt edicilik katmadığını, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'ın 2021-M-2277 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın 30. Sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35. sınıf hizmetler ve ve 43. sınıf “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, “...” ibaresinin İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve daha pek çok dilde “üstat” anlamına gediğini, Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te de “1. Besteci. 2.Orkestra şefi.” olarak tanımlandığını, “Bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse” anlamına gelen söz konusu ibarenin herkesin kullanabileceği türden, tüketicilerin her sektörde maruz kaldıkları, fantezi-orijinal olmayan ayrım gücü zayıf, basit bir ibare olduğunu, başvurudaki “...” ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığını, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetler itibariyle taraf markaları arasında aynı, aynı tür veya benzerlik düzeyinde bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, dava konusu markadaki “...” ibaresinin kullanımın davacı markalarına yanaşma amacı taşır mahiyette değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, anılan ibarenin marka içerisindeki asli/hakim unsur olarak kullanılmadığı, bir bütünün ilk hecesini oluşturduğu, dolayısıyla tüketicinin de bu ibareyi bir bütün olarak algılayağı, taraf markalarının ilgili tüketici kitlesi genel anlamda ortalama dikkate sahip tüketiciler olmakla bu tüketicilerin her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin oldukça düşük olacağı, zira tüketicinin “...” ibaresini, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde ve farklı birçok sektörde çok sayıda farklı versiyonda, çok sayıda farklı kullanım içerisinde görmeye alışkın olmasından kaynaklı olarak anılan ibareye güçlü bir markasal vasıf zaten yüklemeyeceği, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin, davacı markasını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, tarafların marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava dilekçelerinde 2014/49864 sayılı markalarının yanında 2002/17298, 2000/19316, 120834 sayılı markalarına da dayandıklarını, ancak bu markaların dikkate alınmadığını, seri marka özelinde bir değerlendirme yapılmadığını, dava konusu başvuru ile müvekkilinin markalarının arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarının asli unsurun oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, anılan ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, ortala tüketicinin tamamının İtalyanca bilmesi yada müzikle ilgilenememesinin beklenemeyeceğini, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, anılan ibareli 170 markanın bulunduğunu, "..." ibaresinin tüketicinin ilk dikkatini çeken başvurunun başlangıç kısmında yer aldığını, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2014/49864 sayılı ve "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere tarafların markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresi ile başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlandığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

  1. Ancak davacı gerek davalı Kurum nezdindeki dava konusu başvuruya ve Markalar Dairesi Başkalığı kararına itiraz dileklerinin içeriğinde gerekse de dava dilekçesinde, 2014/49864 sayılı marka yanında 2002/17298, 2000/19316, ve 90/006107 (120834) sayılı markalara da dayandığından iltibas değerlendirmesinde anılan markaların da nazara alınması gerekirken, ilk derece mahkemesince iltibas değerlendirmesinin davacının itirazına mesnet markalarından sadece 2014/49864 sayılı markası yönünden yapılması olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.

Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409)

Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davalı Kurumun resmi internet sitesinden yapılan araştırmada, 2002/17298, 2000/19316, ve 90/006107 (120834) sayılı davacı markalarının "... ..." ibarelerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere davacının anılan markalarının asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Zira davacının bahsi geçen markalarında yer alan "..." ve "..." ibareleri davacının çatı markaları olup, 2000/19316 sayılı markada yer alan "kek" şekli de ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğindedir. Bu duruma göre yapılan değerlendirmede, her ne kadar davacının bahsi geçen markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer alsa da mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere "..." ibaresinin İtalyanca’da “usta”, İngilizce ve

Fransızca'da “üstat” anlamlarına geldiği, Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te de

"Besteci, Orkestra şefi.” olarak tanımlandığı ve bilim veya sanat alanında üstün bilgisi

yeteneği olan kimse” anlamlarında kullanıldığı, bir işte, sektörde “usta olma” halini

belirten, akla getiren bu ibarenin üçüncü kişilerce de kullanılan, fantezi orijinal olmayan bir ibare olup ayırt ediciliği zayıf olduğundan dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı kanaatine varıldığından, davacının 2002/17298, 2000/19316, ve 90/006107 (120834) sayılı markaları ile dava konusu başvuru arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kabul edilmiştir.

Dava konusu başvuru ile davacının 2002/17298, 2000/19316, ve 90/006107 (120834) sayılı marka işaretleri işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Sonuç olarak, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2002/17298, 2000/19316, ve 90/006107 (120834) sayılı markaları arasında da SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, yukarıda açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair aşağıda gösterilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

  1. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/03/2022 gün ve 2021/171 Esas . 2022/91 K.

Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,

  1. Davanın REDDİNE,

    1. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30. TL’nin düşümü ile kalan 368,3‬0. TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

    2. Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 7.375,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

    3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7. Davalılar tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

    4. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),

    5. Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 28/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2024

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkaldırılmasınakonusutaraflarınankaratürkpatentİptaliözetisavunmalarınınistinafdereceİlgiligerekçeMarkasebepleridavalıkararınınileKararlarınınKurumileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim