Ankara BAM 20. HD 2021/1933 E. 2024/114 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1933
2024/114
18 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/1933 - 2024/114
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1933
KARAR NO : 2024/114
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/12/2020
NUMARASI : 2020/16 E. - 2020/334 K.
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/12/2020 Tarih ve 2020/16 Esas - 2020/334 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... A.Ş. ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının “...” markasını ilk olarak 1994 yılında kendi adına tescil ettirdiğini, davacının 2018/83128 sayılı 30. sınıfta “...” ibareli marka başvurusunun davalı firmanın itirazı üzerine reddine ilişkin davalı ... YİDK kararının yerinde olmadığını, davacının “...” ibareli seri markalarının bulunduğunu, nitekim Ankara 1. FSHHM’nin 2017/417 E., Ankara 3. FSHHM’nin 2018/141 E., Ankara 2. FSHHM’nin 2018/43 E., Ankara 3. FSHHM’nin 2018/202 E., Ankara 2. FSHHM’nin 2018/38 E., Ankara 3. FSHHM’nin 2018/466 E. sayılı dosyalarında davacının “...” ibaresi üzerinde müktesep hakkının bulunduğu yönünde karar verildiğini, davacının seri markalarında kullanılan “...” ibaresinin ve lacivert renkli buğday başağı görselinin 2018/83128 sayılı marka başvurusunda da aynen kullanıldığını, markanın asli unsurunun muhafaza edildiğini ve aynı mal/hizmet sınıflarını kapsadığını, başvurunun davacının müktesep hakkı gözetilerek tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ... YİDK’nın 2019-M-9686 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim itibariyle ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, davacının önceki tarihli markalarının dava konusu edilen marka başvurusu açısından müktesep hak teşkil edemeyeceğini, konu markanın lacivert renkteki yarım ay biçimli şekil unsurunun ve başvurunun tertip tarzının, davalıya ait markalardaki şekil unsuruyla benzerlik gösterdiğini, davacının markasının davalının markalarına yanaştığını, müktesep hak müessesesinin hak sahibine başka markalar ile karışıklığa yol açacak şekilde marka tescil ettirme hakkını vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davalının binlerce markayı bünyesinde barındıran Türkiye’nin öncü firmalarından biri olduğunu, “...” ibareli markalarının da 2013 49254, 2009 60928, 2003 12021, 2011 32755, 2011 52871 ve 2013 49248 numaralar ile tescilli olduğunu, davalının “...”lı ilk markasının 1983 yılında tescil edildiğini, kesik oval şekil içerisindeki “...” ibareli markaların ise 2009 yılından beri tescil edilegeldiğini, davacının dava konusu edilen markasında yer alan “...” sözcüğünün etrafında yer alan kesik çizgiler itibariyle davacının davalının markalarına yanaşma kastının açıkça görüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin rengi ve yazım şeklinin redde mesnet markaların yazım şeklinden ziyade davacının önceki tarihli 2001/26441 ve 2007/04994 sayılı markalarının yazım şeklini andırdığı, dava konusu marka başvurusunda, önceki tarihli markalardan farklı olarak buğday başağı figürünün yer aldığı, redde mesnet markalarda ise tava sapı ve ahçı şapkası bulunduğu, dava konusu markada yer alan buğday başağı figürünün redde mesnet markadaki şekil unsurları ile benzeştiğinin, böylece bu markanın redde mesnet markalar ile yakınlaştığının söylenemeyeceği, müktesep hakka mesnet 2001/26441 ve 2007/04994 sayılı markaların kapsamındaki emtiaların dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan "Mantılar, tatlılar: Ekmek, pide, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Buzlu çaylar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç." emtialarını kapsadığı, redde mesnet bu markaların davaya konu marka başvuru tarihinden önceki 5 yıllık hükümsüzlük tehdidi süresinden daha önce tescilli oldukları, davacının müktesep hakka mesnet gösterdiği markalarını "Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Pirinç." emtiaları üzerinde kullandığı, müktesep hak olgusunun ancak önceki tarihli markanın fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından dikkate alınabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, "Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Pirinç." emtiaları bakımından 2019-M-9686 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili adına aynı tasarımda aynı mal ve hizmet sınıfında onlarca marka bulunduğunu, önceki tarihli markalar dikkate alındığında yeni marka başvurusunda da asli unsurun eskisiyle aynı şekilde muhafaza edildiğini, mal ve hizmet sınıfının aynı olduğunu ve 5 yıllık hükümsüzlük davası açma süresinin dolduğunu, somut olay bakımından müktesep hak koşullarının oluştuğunu, bütüncül incelemede markaların karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, müvekkili şirketin halihazırda kendi alanında tanınmışlığı bulunan, bu sebeple herhangi başka bir markanın itibarından faydalanma ihtiyacında olmayan bir firma olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markası ile diğer davalı şirkete ait davaya konu markaların bütüncül anlamda oluşan etki anlamında benzer markalar olması nedeniyle, başvuru sahibinin belirtilen şekil unsurunu içermeyen markalarının inceleme konusu başvuru için müktesep hak teşkil etmediğini, ilk derece mahkemesince verilen kararda “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Pirinç “ emtiaları bakımından müktesep hakkın bulunduğu tespitine dayalı gerekçenin hukuka aykırı olduğunu savunarak, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin itiraza mesnet gösterdiği markaları ile dava konusu markanın, hem işaret benzerliği hem de mal ve hizmetler yönünden ayniyet/benzerlik taşıdığını, yeterli inceleme ve değerlendirme yapıldığında markalar arasında 6769 Sayılı SMK'nın m.6/5'in koşullarının oluştuğunu, davacının önceki hiç bir markasında olmayan yazı karakteri kullanımının, çok daha önce TPMK nezdinde tescil edilen müvekkili markalarında mevcut yazı karakteri ile aynı olduğunu, dava konusu markanın bu hali ile müvekkili markasına yakınlaştığını, müvekkiline ait birçok markanın çok tanınmışlık seviyesinde ayırt edicilik kazandığını, davacı tarafın yapmış olduğu başvurunun ise müvekkilinin tanınmışlığından faydalanarak haksız bir yarar sağlama amacıyla yapıldığını ve kötü niyetli olduğunu, somut olayda haksız rekabetin söz konusu olduğunu savunarak, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK karar iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2. Davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesine gelince; işlem dosyasının incelenmesinden, davacının "... ...+şekil" ibaresinin 30. sınıfta tescili için yaptığı 2018/83128 sayılı marka başvurusuna, davalının "..." asıl unsurlu markalarına dayanarak yaptığı itirazının nihai olarak YİDK tarafından kabul edildiği ve başvurunun tümden reddine karar verildiği, 07/11/2019 tarihli YİDK kararının davacı tarafa 19/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davanın (son gün Pazar gününe rastladığından) iki aylık hak düşürücü süre içinde 20/01/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, başvuru kapsamındaki bir kısım mallar yönünden davacı lehine müktesep hak koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne verilmiş olup, taraf vekillerinin istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlık başvuru ile davalı markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı ve davacı şirketin önceki tarihli tescilli markalarının, işbu davanın konusu olan başvuru yönünden davacıya müktesep hak sağlamasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Somut olayda başvuru markasının kapsamında yer alan ve uyuşmazlık konusu olan 30.sınıf mal ve hizmetler, davalı Şirket'in redde mesnet markaları kapsamında aynı/benzer şekilde yer aldığından markalar arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.
Davacının başvuru konusu markası, bir buğday başağını andıran şekil ile çerçevelenmiş beyaz zeminli elips içerisine yerleştirilmiş kırmızı ve küçük harflerle ve düz yazı karakterinde yazılmış “...” ibaresi ile bu kompozisyonun altına konumlandırılmış büyük harflerle, düz yazı karakterinde ve siyah renkte yazılmış “...” ibarelerinden oluşan karma bir markadır. Markada geçen “...” ibaresinin Türkçe'de iyi bilinen/yerleşik bir anlamı olduğundan, markadaki bu unsurun ayırt edici niteliği yoktur. Marka görselinde "..." ibaresinin geçtiği kompozisyon ilk anda göze çarpan ve algılanan unsur olarak, markanın esas unsurudur. Davalının redde mesnet markalarında, beyaz zeminli, etrafı çizgilerle çerçevelenmiş beyaz renkli elips şekli üzerine mavi renkli küçük harflerle ve düz yazı karakteriyle yazılmış “...” ibaresi ve bu kompozisyonun altına yerleştirilmiş, yine Türkçe'de yerleşik/bilinen anlamları olan, ayırt edici niteliği bulunmayan “...” ibareleri kullanılmıştır. Bahsi geçen elips şeklinin sağ tarafına kırmızı renkli bir “tava sapı” şekli, sol tarafına da yine kırmızı renkli bir “ahçı şapkası” şekli yerleştirilmiştir. Buna göre, markalarda yer alan “...” kelimesinin ve bu kelimenin konumlandırıldığı elips şeklinin ortaklığının, taraf markalarını genel görünümleri itibariyle SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzer kıldığı, davalının YİDK tarafından redde mesnet alınan 2013/49254 ve 2013/49248 sayılı markaları açısından, ortalama alıcı kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacı şirketin önceki tarihli tescilli markalarının, işbu davanın konusu olan başvuru yönünden davacıya kazanılmış hak sağlaması da mümkün bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Davacının başvurusuna konu markada, "..." kelimesinin, birinin ucunda başak figürü bulunan iki adet yay şekli ile çerçevelenmesi ve ucunda başak figürü bulunan bu yay figürleri için, başak figürü ile tamamen ilgisiz şekilde, davalı markaları ile benzeyen lacivert rengin seçilmesinin, başvuru markasını davalının markalarına yakınlaştırdığı ve görsel benzerliği artırdığı anlaşılmıştır.
Davalının itirazına mesnet markalarıyla müştereken aynı kelimeyi içeren davacının başvurusunun, benzer şekil unsurunun kullanılması suretiyle davalı markasına yakınlaşması nedeniyle de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin müktesep hak müessesesine ilişkin belirlediği kriterler çerçevesinde, dava konusu markada müktesep hak iddia edilen tescilli markanın aslı unsuru olan "..." kelimesinin muhafaza edildiği, ancak marka örneğinin davalı markalarına yakınlaşma çabası ve iltibas tehlikesi içerdiği için davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Nitekim aynı taraflar arasında görülen, davacı şirketin yine birinin ucunda başak figürü bulunan lacivert renkli iki yay şekli içerisine kırmızı harflerle yazılmış olan 2016/33403 numaralı ve "..." asıl unsurlu başka bir marka başvurusunun konu edildiği benzer bir uyuşmazlıkta da aynı gerekçelerle davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı kabulüyle verilen Dairemizin 13.02.2020 tarih ve 2018/2008 Esas 2020/204 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.02.2021 tarih ve 2020/1793 Esas-2021/1644 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas ihtimalinin oluştuğu, davacı lehine müktesep hak koşullarının gerçekleşmediği, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 02/12/2020 gün ve 2020/16 Esas . 2020/334 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Davanın REDDİNE,
4. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40. TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20. TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5. Davalı ... A.Ş. ile davalı ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,
6. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7. Davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 162,10. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
8. Davalı ... tarafından ilk derece yargılamasında yapılan 44,00. TL posta masrafı ile istinaf aşamasında yatırılan 162,10. TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 206,10. TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
9. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
10-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
11-Davalı ... A.Ş. tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, kesinleştiğinde ve talebi halinde anılan davalıya iadesine,
12-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,
13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38