Ankara BAM 20. HD 2022/919 E. 2024/1101 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/919
2024/1101
10 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/831 - 2024/1104
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/831
KARAR NO : 2024/1104
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/10/2020
NUMARASI : 2019/137 E. - 2020/207 K.
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/10/2020 tarih ve 2019/137 E. - 2020/207 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı yanın marka tescil başvurusunda bulunduğu “...” ibareli marka ile müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış “...” ve “...” ibaresini taşıyan markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, söz konusu ibarenin marka olarak tescili halinde tüketiciler nezdinde karışıklık yaratacağını, bunun yanı sıra müvekkili şirket markalarının ayırt edici karakteri ile itibarını zedeleyeceğini, davalı markasının, müvekkilinin “...” ve “...” ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya “...” markaları ile işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığını, davaya konu marka başvurusunun kötüniyet taşıması sebebiyle tüm mal ve sınıfları açısından hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek 2019-M-558 sayılı YİDK kararının iptaline, 2017/121367 kod no ile tescil başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden “...” ibareli markanın tescili halinde iptaline, hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı yanın “...” ibareli itiraz markaları ile diğer davalının ...+ şekil ibareli başvuru markasına bir bütün olarak bakıldığında, görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan benzer olmadığını, “...” kelimesinin ayırt edici gücü zayıf bir ibare olduğunu, bu nedenle ortalama tüketicilerin “...” ibaresini ortak olarak içeren tüm markalar ile sağlanacak hizmetlerin aynı ticari kaynağa veya ticari-ekonomik yönden birbiriyle bağlı firmalara ait olduğunun varsayılacağını düşünmenin hatalı olacağını, yine “...” ibaresinin piyasada yaygın kullanımı bulunan bir ibare olduğunu, fantezi-orijinal olmayan ve ayırım gücü zayıf bir ibare olduğundan özellikle ayırt edici ek/sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, ... ibaresinin tescilli olduğu mal ve sınıflar için yüksek düzeyde tanımlayıcı ve zayıf nitelikte bir ibare olduğunu, markalar arasında işitsel ve kavramsal benzerlik olmadığını, markalarda ortak olarak yer aldığı iddia edilen 09., 38., 41 ve 42. sınıflardaki mal/hizmetlerin kullanıcılarının/üreticilerinin sektörde her türlü yeniliği takip eden ve aynı ürünün/hizmetin yüzlerce çeşidi arasından rahatlıkla seçim yapabilen bilinçli tüketicilerden oluştuğunu ve markaların bu tüketici kesimi tarafından karıştırılmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı başvurusunun tescilli olduğu sınıflar ile davacıya ait markaların tescilli bulunduğu hizmet sınıfları aynı tür olsa da, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik veya iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davalı markası ile itiraza mesnet davacı markaları fonetik, görsel, anlamsal bakımdan benzer bulunmadığına göre SMK'nın 6/4, 5. maddelerinin iş bu dava açısından uygulama alanı bulamayacağı, kötüniyet hususunda ispat yükü üzerinde bulunan davacı yanca davalının kötüniyetli davrandığına dair dosyaya yeterli delil ibraz edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, tescil edimek istenen sınıflarda kablo kelimesinin daha zayıf olduğunu, markaların esas unsurunun “...” ibaresi olarak ele alınması gerektiğini, dava konu marka ibaresi ile müvekkiline ait seri markalar arasında bağlantı kurulacağının açık bulunduğunu, tanınmışlık unsurunu da haiz olduğundan bir an için markaların benzer olmadıkları düşünülse dahi YİDK'nin iptalinin gerekeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira "..." kelimesinin ... telefonu özelliklerinden istifade edilmek suretiyle anılan ürün ve hizmetin sunulduğuna ilişkin mesaj verdiği, davacının "..." ibareli markalarının bu yönü itibariyle zayıf bir marka olduğu, başvuru markasının ilk kelimesi olan "..." kelimesinin davalı markasını yeterli ayırt ediciliğe kavuşturduğu, SMK'nın 6/4 ve 5. maddelerinin koşullarının bulunmadığı, kötüniyet ispatının da olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25