Ankara BAM 20. HD 2022/943 E. 2024/1093 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2022/943
2024/1093
10 Haziran 2024
.
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2021
NUMARASI .....
DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2021 tarih ve 2019/470 E. - 2021/450 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2018/64217 sayılı ve "..." ibareli marka başvurunun, davalı şirketin 2007/51221 sayılı ve "..." ibareli markasını mesnet göstererek yaptığı itiraz neticesinde davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunu kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarında farklı karakterde harf ve şekillerin kullanıldığını, markaların farklı olduğunu, müvekkilinin cnc torna/kesim makineleri işi ile iştigal ettiğini, davalının ise tamamen farklı bir iş yaptığını ileri sürerek, 2019-M-9251 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin aynı zamanda tescilli ticaret unvanı olan “...” ibaresini, verdiği hizmetlerle tanınır hale getirdiğini, markasını tüm ticari mecralarda kullandığını, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, tek ya da çift harf kullanımının markaları ayırt edilebilir hale getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait başvuru markası kapsamında 35. sınıf altında 07. sınıf malların perakendecilik hizmetine yer verildiği, ret gerekçesi davalı şirket markasında ise önceki tebliğlere uygun olarak ve genel ifadelerle “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).”nin yer aldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/8877 E.- 2018/171 K., 2015/8504 E.- 2016/3492 K., 2015/12715 E.- 2017/1112 K., 2011/15502 E.- 2013/461 K. ve 2017/3588 E.- 2019/642 K. sayılı müstekar içtihatlarında da belirtildiği üzere; mağazacılık hizmeti daha önceki tarihte 35. sınıf için bir belirleme yapılmaksızın genel olarak tescil edilmiş ise, bir marka ile aynı ya da benzer tür hizmetler olduklarının kabulü için, tescilli marka sahibinin itiraz ettiği başvuru kapsamında sayılan malların da kendisi tarafından bu hizmet altında satışa sunulduğunu kanıtlaması gerektiği, genel perakende satış hizmetleri için tescilli bir markanın koruma kapsamının "Çoğun içinde az da vardır." görüşüyle ticari alandaki tüm sektörler tarafından satışa arz edilen malları kapsayacak şekilde geniş belirlenmesinin markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından korunması ilkesine uygun düşmeyeceği gibi benzer işaretler altında ancak farklı sektörlerde satışa arz edilecek mallar bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacağı düşüncesinin de kabul edilemeyeceği, yukarıda yer verilen yerleşik yüksek yargı içtihatları uyarınca davalı şirketin redde mesnet markasını 35. sınıfta hangi emtiaların satışı hizmetlerinde kullandığının tespiti için talimat mahkemesi aracılığıyla davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde yerinde inceleme yaptırıldığı, dosya kapsamında yapılan talimat incelemesinde, mal satışı içerikli yalnızca birkaç adetten ibaret fatura tespit edildiği, davalının 35.05 alt grubunda gerçekleştirdiği satış hizmetleri açısından, bu satışların yalnızca bilgisayar donanımları – yazılımları, aplikasyonu ve elektronik ekipmanlar kategorisinde değerlendirilebilecek nitelikte ürünlerin satışına ilişkin olduğu, bu satış hizmetlerinin ise dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkartılan emtiaların satışı hizmetlerini kapsamadığı, davalı tarafça marka işlem dosyasında gerçekleştirilen itirazlarda, işlem dosyası kapsamına dava konusu marka başvurusu kapsamında sınırlandırılmış emtialarda kullanımı bulunduğuna dair hiçbir delil sunmadığı, bununla birlikte davalıya ait ..... alan adında yapılan incelemelerde de davalının “sistem entegrasyon, bilgisayar ve danışmanlık firması olarak broadcast ve post-prodüksiyon sektörüne danışmanlık ve teknik destek hizmetleri sağlama” faaliyetleri yürüttüğünün görüldüğü, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan hizmetler ile redde mesnet marka kapsamında yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık hizmetleri (muhasebecilik hizmetleri dahil). Alışveriş merkezleri, dükkanlar, marketler ve mağazalar zincirinin kurulması, işletilmesi, organizasyonu, yönetimi ile ilgili danışmanlık hizmetleri... İthalat ihracat acente hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri." arasında da benzerlik bulunmadığı, zira karşılaştırılan hizmetlerin farklı tüketici kesimine hitap ettikleri, farklı ihtiyaçları giderdikleri, farklı yerlerde satışa arz edildikleri, aralarında rekabet veya birbirini tamamlama ilişkisi bulunmadığı, taraf markaları arasında "..." ibaresinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerlik bulunsa da, karşılaştırılan hizmetler arasında benzerlik bulunmadığından, SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2019-M-9251 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, emtia listelerinin benzer olmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, davacının markasını 35.06. alt sınıfta en geniş haliyle tescil ettirdiğini, genel olarak perakende satış hizmeti için marka tescil ettiren kişinin markasını hangi emtiaların satışı için kullanacağının bilinemeyeceğini, davalının satış hizmetlerine ilişkin dava özel şekilde gelen marka başvurusuna engel olma hakkının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarının iltibasa sebep olacak derecede benzer olduğunu, davacının müvekkilinin markasının bilinirliğinden haksız yarar sağlayacağını, markaların kapsadıkları hizmetlerin de son derece benzer olduğunu, bir an için hizmetlerin farklılaştığı düşünülse dahi markalar arasındaki yüksek benzerlik nedeniyle tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalının itiraza mesnet markasını oluşturan işaretler arasında benzerlik bulunmakta ise de, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanabilmesi için taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, öte yandan, davalı şirketin dava konusu başvurunun SMK'nın 6/1 ve 6/5. maddesi uyarınca reddini talep ettiği, itirazının SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca kabulü üzerine, 6/5. madde uyarınca yaptığı itirazın yeniden değerlendirilmesi için davalı kuruma başvurmadığından, mahkemece tanınmışlık ile ilgili bir değerlendirme yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90. TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25