SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 20. HD 2022/950 E. 2024/1089 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/950

Karar No

2024/1089

Karar Tarihi

10 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 23/03/2022

NUMARASI ...

DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2022 tarih ve 2021/315 E. - 2022/101 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/33949 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusunun davalı şirketin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz davalı ... yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin marka başvurusu ile davalı şirketin redde gerekçe

gösterilen markaları arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, markaların bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim bakımından da

benzerlik bulunmadığını,

davalı kurumun, dava konusu YİDK kararıyla kendi

kararları ile de açıkça çeliştiğini,

markalar farklı sektörlere hitap ettiğinden markalar arasında iltibas

ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, 2021-M-9768 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı şirket vekili, davacının 43. sınıfta marka tescil başvurusunda bulunduğunu, iltibas değerlendirmesinde emtia listesi nazara alınarak değerlendirme yapılacağından davacı yanın tarafların farklı sektörde faaliyet gösterdikleri iddiasının yerinde olmadığını, davacı marka başvurusunda yer alan "..." ibaresinin markanın esaslı unsuru olduğunu ve bu durumun müvekkiline ait "..." ibareli markalarla iltibas oluşturduğunu, müvekkili şirket ortaklarının dedesinin 1945 yılında "... .... kurduğunu, müvekkili markalarının hem ... nezdinde tescilli olduğunu, hem de eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzer olduğu, markalar global olarak karşılaştırıldığında; markalar arasında "..." ibaresinin müşterek unsur olduğu, ...'nin, Osmanlıların Balkan yarımadasına verdikleri coğrafi isim ve bu bölgeyi içine alan eyalet anlamına geldiği; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790-9590 E.-K. sayılı kararında, "... ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır. Örnek verilmek gerekirse ..., Ankara veya İzmir veya dava konusu olayda olduğu gibi ...'un maruf bir ilçesinin adı olan sadece "..." sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Zira, yerleşen uygulamaya göre, bu isim, markanın "kök" sözcüğü olacak ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesine neden teşkil edecektir. 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerekir. Bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcükler hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise, onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin anılan yasal düzenlemenin amacına daha uygun olduğu görüşünün benimsenmesi de bu şekilde böyle bir markayı kullanmak isteyenlerin menfaat dengelerinin korunması bakımından da uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu ilkeye göre, örneğin "..." ve "Ankara" adları coğrafi işaretlerle karışmaya meydan vermeyecek şekilde, ... gibi kullanılacağı mamul veya hizmetin nevi ile birlikte ancak işaret olarak kullanılabilecek ve bunun sonucu marka olarak tescili mümkün olabilecektir." denildiği, o halde coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulünün gerektiği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.06.2018 tarih ve 2016/11850 E.- 2018/4241 K. sayılı ilamında da, aynı ilkelerin tekrar edildiği ve kötü niyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğunun kabul edildiği; somut olayda davacı itiraza mesnet markalarda da kullanılan "..." ibareli yer adını farklı bir ön ekle marka olarak tescil ettirmek istemekte olup, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde söz konusu başvurunun tesciline engel bir durumun bulunmadığı, markalar arasında görsel düzeyde farklılaşma da bulunduğu, ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davacıya ait "... ..." markasını aynı, aynı tür veya benzer hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, salt "..." kelimesinin ortaklığından kaynaklı olarak markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi altında bulunmayacağı, zira "..." ibaresinin tek başına kimsenin tekeline verilemeyecek coğrafi bir yer adı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2021-M-9768 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin dava konusu başvuruda ve redde mesnet markalarda asli unsur konumunda kullanıldığını, davacı markasının davalı markasına yakınlaşma içinde olduğunu, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken yaptırılmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına ve bilirkişi incelemesi yapılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı şirket vekili, "..." ibaresinin günümüzde güncel bir coğrafi işaret olmadığını, bu ibarenin fiilen kullanılmadığını, kaldı ki davacının kullanımının coğrafi işaret niteliğinde olmadığını, ürünü niteleyecek şekilde de kullanılmadığını, müvekkili markasının zayıf olmasının korunmayacağı anlamına gelmediğini, davacının bu şekilde "..." ibaresini tekeline aldığını, müvekkilinin ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibaresi taraf markalarında ortak olarak yer almakta ise de, bu ibarenin coğrafi yer adı olması nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyeceği gibi, bu ibarenin ortaklığının taraf markaları arasında iltibasa da sebebiyet vermeyeceği, dava konusu başvurunun "..." ibaresi ile itiraza mesnet markalardan yeterince farklılaştığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 427,60. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ile ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0. TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 	  

3. İstinaf aşamasında davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,

4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/07/2024

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınankaraKararınınİptaliözetisavunmalarınınistinafderecegerekçeMarkasebeplerikararınınYİDKileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim