Ankara BAM 20. HD 2024/914 E. 2024/1076 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/914
2024/1076
4 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/914 - 2024/1076
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/914
KARAR NO : 2024/1076
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2023
NUMARASI : 2022/705 E. - 2023/989 K.
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/12/2023 tarih ve 2022/705 Esas - 2023/989 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı Amerika Birleşik Devletleri menşeili satıcı ... arasında
Hemostatik Kanama Durdurucu (toplam 450 adet) alımı konusunda sözleşme yapıldığı, müvekkilinin alınan emtia bedeli olan 29.716,00 USD’nı 14.08.2020 tarihinde dava dışı satıcı firmaya
peşin olarak ödediğini, sözleşme konusu emtianın havayolu ile taşınmak üzere 14.08.2020 tarihinde
davalı kargo şirketine teslim edildiğini, gümrükte vergi vs toplam 2.600 USD tutarında
masrafın da yine davacı şirket tarafından karşılandığını, emtianın tesliminin bir türlü yapılmaması ve görüşmelerden netice alınamaması
nedeniyle davalıya 28.09.2020 tarihli noter ihtarnamesinin
gönderildiğini, söz konusu emtianın ivedilikle teslimi veya oluşan (emtia bedeli olarak ödenen
29.716,00 USD + gümrük masrafları için ödenen 2.600 USD=) 32.316 USD bedelin ödenmesinin ihtar edildiğini, sorunun çözümü konusunda ihtarname öncesinde ve sonrasında yapılan
tüm iyi niyetli girişimlere rağmen, bugüne kadar davalının ne söz
konusu emtiayı teslim ettiğini ne de davacı şirketin zarar ve ziyanını karşıladığını ileri sürerek, öncelikle emtianın müvekkiline teslimine, bu mümkün değilse şimdilik yapılan masraflar toplamı 704,00
USD’nin, ihtarnamenin tebellüğ edildiği tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte
davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin taşıyıcı değil, ABD'deki taşıyıcı yerel ...'nin Türkiye'deki acentesi olduğunu, acente
olarak gümrüklenen gönderinin, Türkiye Gümrüğünden alınıp, gönderi alıcısı davacı firmanın
adresine kadar, acentesi olduğu ABD'deki taşıyıcı adına taşımayı üstlendiğini, zaten davacı yanın ABD'deki taşıyıcı yerel ...'den kayıp tazmin talebinde de bulunduğunu, acenteye karşı doğrudan
husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Montreal Sözleşmesi'nin 35. maddesinde, taşıma esnasında meydana gelen hasar /
kayıp ve geç taşıma sebebiyle dava açma süresinin, taşınan eşyanın ulaşması gereken tarihten
itibaren iki yıl olduğunu, iki yıl içinde açılmaması halinde hakların geçersiz olacağının hüküm altına
alındığı, konşimento ile ve Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/662 Esas sayılı dosyası ile
sabit olduğu üzere, hasarın 22.08.2020 tarihinde meydana geldiğini, huzurdaki davanın ikame tarihinin 26.10.2022 olmakla arabuluculuk sürecinin, 22.08.2020 -
26.10.2022 tarihleri arasındaki süreden mahsup edilse dahi, huzurdaki davanın iki yıllık süre içinde ikame edilmediğini, taşıyıcının kargonun tahrip olması / hasara
uğraması veya kayıp edilmesi halinde her bir kilogram için sorumluluğunun (19) SDR karşılığı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece meydana gelen zarardan dava konusu işletmenin
işleteni konumundaki ... A.Ş.’nin sorumlu olduğu, taşımanın Montreal Konvansiyonlarının kapsamında bulunduğu, bu
halde SDR birimiyle yapılan hesapta davalı ...'nin kendi kayıtlarında da yer
alan kayıp eşyaların ağırlığı olan toplam 32 kg’ın dikkate alınmasının gerekeceği, yapılan tazminat hesaplamasında davalı tarafın davacıya ödemesi
gerekecek olan azami tazminat tutarının da USD 291,59 olacağı,
bu alacağa reeskont faizi değil ve fakat Devlet bankalarınca USD para cinsinden
mevduata uygulanacak en yüksek faizin talep edilebileceği, Montreal Sözleşmesinin 35. maddesi gözetildiğinde, söz konusu kargonun 22/08/2020 tarihinde hasara uğradığı ve işbu davanın ise 26/10/2022 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu olayda yangından dolayı davacı müvekkilin uğradığı zarardan, işleten sıfatıyla davalı şirketin kusurlu ve sorumlu olduğunu, yangının emsal Yargıtay kararlarında da haksız fiil sayıldığını, bu sebeple emtianın zıyaı hususunda taşımacılık hukukunda uygulanan zamanaşımının değil, TBK madde 72'de düzenlenen haksız fiillere uygulanan zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiğini, buna göre fiilin işlendiği tarihten başlayan on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, bununla birlikte TBK m.72/1 e. cümle gereğince dava konusu zararı oluşturan olayın aynı zamanda "mala zarar verme" ve "taksirle genel güvenliği tehlikeye atma" suçlarını oluşturduğundan, burada uzamış ceza dava zamanaşımının uygulama alanı bulacağını, bu durumda 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin gündeme geldiğini, TTK m. 855'in 5. fıkrasının a bendi gereğince de "Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde hükme bağlandığını, EEI formunda ve gümrük beyannamesinde emtianın değerinin 29.716 USD olarak belirtildiğini, bu beyanların fayda beyanı olarak kabul edilmesinin ve davalı acentenin gerçekleşen zarardan sorumlu olmasının gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının da taşımanın bir kısmını üstlendiği gözetildiğinde, mahkemece somut uyuşmazlığa Montreal Sözleşmesinin 35. maddesi uyarınca 2 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, buna göre davanın 22/08/2020 hasar tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinde açılmasının gerektiği, işbu davanın ise 26/10/2022 tarihinde açıldığı, her ne kadar davacı vekilince aynı sebebe dayalı olarak davalı aleyhine Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/662 Esas- 2022/675 Karar numarası ile alacak davası açılmışsa da 09/09/2023 tarihinde anılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, anılan kararın taraflara tebliğ edilmediği anlaşılıyor ise de davanın açılması ile oluşan hukuki sonuçların, davanın açılmamış sayılmasını gerektiren şartların salt doğumu ile kendiliğinden ortadan kalkacağı ve derdest olmaktan çıkacağı, zamanaşımını kesme etkisinin dahi sona ereceği, Yargıtay HGK'nın 1996/19-461 Esas, 1996/607 Karar sayılı, Yargıtay 4. HD'nin 2021/5213 Esas- 2021/7691 Karar sayılı, Yargıtay 3. HD'nin 2019/1124 Esas- 2020/557 Karar sayılı, Yargıtay 7. HD'nin 2021/1104 Esas- 2021/925 Karar sayılı ilamlarında da bu hususun açıkça belirtildiği, dolayısıyla anılan kararın kesinleşmesinin de gerekmediği, ayrıca somut uyuşmazlıkta dava şartı arabuluculuğun başladığı 29/08/2022 tarihi ile bittiği 24/10/2022 tarihi arasında geçen sürede, 6325 sayılı Kanun'un 16/2. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğunun kabul edilmesi gerekirken, mahkemece bu konuda karar yerinde hiçbir değerlendirmenin yapılmaması doğru değilse de, anılan sürelerin dikkate alınması halinde dahi 26/10/2022 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın zamanaşımı süresinin geçirilmesi nedeniyle reddine karar verilmesinin sonuca itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 04/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45