Ankara BAM 20. HD 2024/912 E. 2024/1075 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/912
2024/1075
4 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/912 - 2024/1075
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/912
KARAR NO : 2024/1075
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/02/2024
NUMARASI : 2022/847 E. - 2024/60 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/02/2024 tarih ve 2022/847 Esas - 2024/60 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkiline ait servis araçları ile davalıya ait ... Okullarının ... kampüsündeki öğrencilerin taşınması işinin yapıldığını, müvekkili tarafından yapılan işler nedeniyle ödenmeyen 15.10.2021 tarihli 52.624,00 TL tutarlı faturaya dayalı olarak girişilen icra takibinin, davalının haksız itirazı sonucunda durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece 09/11/2023 tarihli duruşmada, HMK’nun 150 maddesi gereğince yasal süresinde yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve aradan 3 ay geçtiği halde davanın yenilenmediği gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150/5. maddesi gereğince 09/02/2024 tarihi itibariyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/9643 E.- 2020/5686 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 09.11.2023 tarihli duruşmada verilen dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararın müvekkiline tebliğ edilmesinin gerektiğini, tebliğ edilmemiş olması nedeniyle işbu kararın usul ve yasalara aykırı olup, Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Basit yargılama usulünün uygulandığı somut uyuşmazlıkta mahkemece taraflar HMK'nın 139. maddesine uygun şekilde meşruhat içeren tensip zaptının tebliği suretiyle ön inceleme duruşmasına davet edilmiş, taraf vekillerinin hazır bulunduğu 13.07.2023 tarihli oturumda duruşmanın 09.11.2023 tarihine bırakılmasına karar verilmiş, davacı vekilince herhangi bir mazeret bildirilmeden 09.11.2023 tarihli oturuma katılım sağlanmamış, davalı vekilince de davayı takip etmek istediklerine yönelik bir beyanda bulunulmaması üzerine, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından, mahkemece 09.11.2023 tarihli duruşmada verilen dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararını içeren duruşma zaptının müvekkiline tebliğ edilmediği, oysa müvekkilinin bu durumdan da haberdar edilmesinin gerektiği, yerel mahkemece böyle bir tebliğ yapılmadan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüş ve bu konuya ilişkin olduğunu bildirdiği Yargıtay 8. H.D.'ne ait ilam sunulmuşsa da, davacı vekilince sunulan Yargıtay ilamı, anılan yargılama konusu duruşmaya katılmayan davacı vekilinin mazeretinin mahkemece reddine karar verilmesine ve dosyada bu kararın tebliği için gerekli avansın bulunmasına rağmen, davacı vekilinin mazeretinin reddedildiğine ve dosyanın işlemden kaldırıldığına dair mahkeme kararının davacı vekiline tebliğ edilmemesinin ve devamında da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu hususu ile ilgilidir. Gerçekten de dosyada gerekli avansın bulunması kaydıyla davacı vekilinin mazeretinin reddedildiğinden ve dosyanın işlemden kaldırıldığından haberdar edilmemesi ve devamında da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan, mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olup, bu durumda işlemden kaldırılması kararının verilmesi değil, bu kararın mazereti reddedilen davacıya bildirilmemesi suretiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olmaktadır. Yargıtay 11. H.D.'nin 29.04.2019 tarih ve 2018/1652 E.- 2019/3236 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.
Somut uyuşmazlıkta ise davacı vekilince bir önceki oturumda duruşma gününün kendisine bildirilmesine rağmen, duruşmaya katılım sağlanmamış, mazeret de bildirilmemiştir. Bu durumda davacı vekilince dosyaya sunulan Yargıtay ilamının somut uyuşmazlıkta uygulanma yeri bulunmadığından, davacı vekilinin anılan Yargıtay ilamına yanlış anlam vererek ileri sürdüğü bu iddiasına Dairemizce itibar edilmemiştir.
Esasen gerek Anayasa Mahkemesinin gerekse Yargıtayın, işlemden kaldırma kararının niteliği itibariyle bir ara kararı olduğuna ve kural olarak taraflara tebliğinin gerekmediğine dair emsal kararları da aynı yöndedir.
"Somut olayda başvurucunun 17/11/2016 tarihli duruşmaya vekili aracılığıyla iştirak ettiği, dolayısıyla dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilen 19/1/2017 tarihli duruşmadan haberdar olduğu, başvurucunun duruşmaya katılmaması ya da usulüne uygun mazeret bildirilmemesi hâlinde usul hukuku hükümlerine göre ne gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğini öngörebilecek durumda bulunduğu, ayrıca Mahkemenin taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin duruşma tutanağını davacıya tebliğ etmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığının açık olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun ilk derece mahkemesinin dosyayı işlemden kaldırmasından sonra üç aylık yenileme süresi içinde dosyanın tekrar işleme alınmasını sağlaması mümkün olduğu hâlde bu yöndeki sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla Mahkemece bu şekilde karar verilmesinin başvurucunun mahkemeye erişimini aşırı derecede zorlaştırmadığı, yapılan müdahalenin ölçülü olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre şikâyete konu yargılama işlemlerinde mahkemeye erişim hakkı yönünden bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır." (Anayasa Mahkemesinin 10/3/2020 tarih ve 2017/39270 Başvuru Numaralı, İbrahim Hayat Kararı).
"Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı vekilinin duruşmalara katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesinden sonra üç aylık yasal süre içerisinde davanın yenilenmediğinin ve ara kararı niteliğinde olan işlemden kaldırma kararının taraflara tebliği gereken kararlardan olmadığı gibi, tebliğini gerektirir yasal bir mecburiyetin de bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir." (Yargıtay 3. HD'nin 21.03.2023 tarih ve 2022/8196 E.- 2023/709 K. sayılı kararı).
Yargıtay 1. HD'nin 22.06.2023 tarih ve 2021/9275 E.- 2023/3709 K., Yargıtay 8. HD'nin 19.06.2023 tarih ve 2023/2339 E.- 2023/3756 K., Yargıtay 10. HD'nin 20.06.2023 tarih ve 2023/5185 E.- 2023/6977 K. sayılı ilamları da bu yöndedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5. Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 04/06/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45