SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 20. HD 2021/1931 E. 2023/1714 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1931

Karar No

2023/1714

Karar Tarihi

22 Aralık 2023

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1931

KARAR NO : 2023/1714

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/09/2020

NUMARASI : 2019/160 E. - 2020/128 K.

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/09/2020 tarih ve 2019/160 Esas - 2020/128 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2018/68033 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa başvuru markasının, müvekkili markalarından farkının, ... ibaresinin ardından gelen "..." kelimesi ile bu sözcüklerin başına eklenen "..." kısaltması olduğunu, markada yer alan ayırt edici unsurların baş harflerinden oluşan kısaltmanın markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığını, başvuru markasının da esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, bu nedenle müvekkiline ait markalarla dava konusu başvurunun, görsel, işitsel ve bütünsel olarak iltibas yaratacak düzeyde benzer bulunduğunu, ortalama seviyedeki tüketici nezdinde başvuru markasının, müvekkili markalarını akla getireceğini ve müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, taraf markalarının tescil kapsamlarının da örtüştüğünü, müvekkiline ait "..." ibareli markaların tanınmış marka statüsünde olduğunu, tanınmış markaya benzer markanın, farklı sınıflarda dahi tescilinin söz konusu olamayacağını, "..." ibaresinin, müvekkilinin ticaret unvanının da esas ve ayırt edici unsurunu oluşturduğunu, bu nedenle de dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, dava konusu başvurunun tescili halinde haksız rekabetin doğacağını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-6207 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvuru tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, bu husus da gözetildiğinde taraf markaları arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirme ihtimali de dahil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun 42. sınıfta yer alan hizmetleri kapsadığı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında ise 1, 3, 4, 29, 30, 31, 32. sınıf malların yer aldığı, davacıya ait markaların kapsamlarında bulunan mallar ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin benzer olmadığı, farklı amaçlara hitap eden, doğaları ve piyasaya arz biçimi farklı olan türden mal ve hizmetler olduğu, dolayısıyla somut olayda emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, taraf markaları bir bütün olarak işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzer olsa bile emtia benzerliği bulunmayan markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi bağlamında iltibas tehlikesi oluşmayacağından, davacının anılan madde kapsamında ileri sürdüğü iddiaların ispatlanamadığı, davacı markalarının tanınmışlığının esas olarak gıda sektöründe mevcut olduğu, ancak karşılaştırılan mal ve hizmetlerin, birbirlerinden oldukça farklı ve bambaşka amaçlara hizmet eden özellikleri dikkate alındığında, davalı şahsın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanmasından söz edilemeyeceği, yine davacı markalarının itibarına zarar verebilecek nitelikte olmadığı, davacı markalarının Türkçe anlamı bilinen ve toplumda yaygın kullanılan "..." ibaresinden oluştuğu ve tanınmışlığının çok yoğun olup gıda sektörü dışına taştığı tespit edilemediğinden ayırt edici karakterinin de zedeleneceğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5. fıkralarında yer alan koşulların oluşmadığı, davacı şirketin faaliyet alanları ve başvuru markasının tescil kapsamının tamamen farklı olduğu, davacının ticaret unvanı altında dava konusu markanın tescilli olduğu 42. sınıfta bulunan hizmetler bakımından fiili kullanımının bulunmadığı, bu nedenle 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesi anlamında bir tescil engelinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvurunun, 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesi uyarınca, müvekkili adına tescilli markalar ile iltibasa yol açacak derecede benzer olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı bulunduğunu, dava konusu başvurunun kapsamında 42. sınıf hizmetlerin yer aldığını, müvekkili adına tescilli markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler ile dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetlerin benzer/ilintili olduğunu, nitekim "..." tanınmış markasının da, 42. sınıf dahil olmak üzere tüm mal ve hizmet sınıflarında tescil edildiğini, ilk derece mahkemesinin değerlendirmelerinin aksine, hem görsel-işitsel-bütünsel-kavramsal açıdan şekli anlamda hem mal/hizmet sınıfları açısından emtia anlamında çifte benzerlik koşulunun oluştuğunu, müvekkili adına tescilli "..." esas unsurlu markaların, SMK'nın 6/4-5. maddeleri kapsamında tanınmış olduğunu, bu hususun da göz ardı edilmemesi gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun, 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek kısmı olan "..." ibaresinin, davalı ... ... adına tescilinin mümkün olmadığını, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresini kullanması, hukuka aykırı bir şekilde müvekkili açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağından, "..." ibaresinin, davalı ... ... tarafından kullanılmasının önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı ile birlikte davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mallar arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, davacı markalarının tanınmış olduğu gıda sektörü ile dava konusu başvuru kapsamındaki 42. sınıf hizmetler hizmetler arasında hiçbir ilişki olmaması, davacı markalarının tanınmışlık düzeyi ve davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ayırt edicilik seviyesi gözetildiğinde, SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça ticaret unvanına dayanılmış ise de davacı fiilen 42. sınıf hizmetlerin yer aldığı sektörde faaliyet göstermediğinden, SMK'nın 6/6 maddesi anlamında da bir tescil engelinin olmadığı, yine haksız rekabete dayalı iddianın da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

 2. Davacı vekilinin Dairemizce ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki istemine gelince; 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 390/3. maddesine göre de ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Ancak somut uyuşmazlıkta, yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle, yaklaşık ispatın sağlanmadığı anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talebinin reddine  karar vermek gerekmiştir.  

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 

3. Alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 

4. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin  uhdesinde bırakılmasına,

5. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/12/2023 tarihinde, asıl hükme yönelik istinaf başvurusunun reddine yönelik (1) numaralı karar yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik (2) numaralı karar yönünden HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2023

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenİptali,HükümsüzlüğükonusutaraflarınankaraKararınınözetisavunmalarınıntemyizistinafderecegerekçeMarkasebeplerikararınınYİDKkesinileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim