SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 20. HD 2021/1800 E. 2023/1671 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1800

Karar No

2023/1671

Karar Tarihi

15 Aralık 2023

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2021/1800 - 2023/1671

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1800

KARAR NO : 2023/1671

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/04/2021

NUMARASI : 2020/312 E. - 2021/166 K.

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Marka Hakkının İhlâli / Haksız Rekabet / Ticaret Unvanının

Korunması

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/04/2021 tarih ve 2020/312 Esas - 2021/166 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı "..." unvanlı şirketin Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 27.10.2010 tarihinde tescil edildiğini ve kuruluşunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 08/11/2010 tarih ve 7685 sayılı nüshasında ilan olunduğunu, oysa müvekkili şirketin “...A.Ş.” şeklindeki ticaret unvanının 26/01/1993 tarihinden beri, “...” markasının ise 2000 yılından bu yana tescilli olarak kullandığını, davalı şirketin faaliyet alanının müvekkilinin “...” ibareli markalarının emtiaları ve faaliyet alanı ile aynı olması sebebiyle müvekkili şirketin yürüttüğü faaliyeti ve ticari işletmesi ile iltibaslar yaratacağını, "..." ibaresinin bu şekilde ticaret unvanında kullanılmasının SMK kapsamında marka hakkına tecavüz niteliği taşıdığını, ayrıca TTK kapsamında haksız rekabet ve ticaret unvanına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ilgili kullanımın haksız olduğunun tespitini ve haksız rekabetinin önlenmesini,“...” ibaresinin davalı şirketin unvanından silinmesini, verilecek kararın gazetede ilanını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, mal ve hizmet sınıflarının aynı olmadığını, davacının markası ile müvekkilinin ticaret unvanının karıştırılmayacak düzeyde farklılıklar arz ettiğini, bu sebeplerle marka tecavüzünün yasal şartlarının oluşmadığını, davacı tarafça süresi içerisinde davanın açılmadığını, haksız rekabete ilişkin taleplerin yerinde olmadığını, kötü niyet iddiaların asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamından, davalı şirketin içinde "..." ibaresini de barındıran ticaret unvanını 27/10/2010 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiği, bu tescilin 08/11/2010 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlandığı, tescilin olumlu etkisi uyarınca davacı şirketin, davalıya ait şirketin "..." ibareli ticaret unvanının varlığından haberdar olmadığının 08/11/2010 tarihinden itibaren ileri sürülemeyeceği, davalı şirketin sicil bilgilerinin yayınlandığı 08/11/2010 tarihi ile dava tarihi olan 09/11/2020 tarihi arasında 10 yıllık süre bulunduğu, bu süre içerisinde, davacı tarafın önceki tarihli marka hakları ve ticaret unvanından kaynaklı olarak davalı tarafın ticaret unvanında "..." ibaresini bulundurmasına sessiz kaldığı, 10 yıllık süre boyunca sessiz kaldıktan sonra eldeki davanın açılması suretiyle davalı şirketin ticari unvanından bu ibarenin çıkartılması isteminin TMK m.2 hükmü uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında "..." ibaresini bulundurması ve tescil ettirmesi eyleminin davacıya ait marka haklarını ihlal, haksız rekabet ve ticaret unvanını ihlal eylemlerine sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK m. 25/6’nın somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu ve "..." ibaresinin kullanımının iltibasa neden olacağını, davalı şirketin ticaret unvanınını tescilli olduğu biçimiyle değil "..." ibaresini öne çıkararak markasal olarak kullandığını, bu sebepten sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilince işbu davanın, davalı tarafça "..." ibaresinin ticaret unvanının asıl unsuru olarak kullanılmasının, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiasıyla açıldığı ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi ile ticaret unvanının terkininin talep edildiği, buna karşılık davalı şirketin 27/10/2010 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, kurulduğu tarihten itibaren de 09/11/2020 dava tarihine kadar 10 yıldan fazla bir sürenin geçtiği, dolayısıyla mahkemece davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, her ne kadar davacı vekilince ilk kez istinaf dilekçesi ile davalının ticaret unvanını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı ve bu durumun dahi müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüşse de, HMK'nın 357. maddesi hükmü uyarınca, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği ve yeni delillere dayanılamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. Alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 

3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,

4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınankaraözetisavunmalarınıntemyizistinafderece/TicaretgerekçeMarkasebepleriUnvanınınkararınınRekabetileriHakkınıniddiaHaksızmahkemesihükümİhlâli

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim