Ankara BAM 20. HD 2021/1812 E. 2023/1654 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1812
2023/1654
15 Aralık 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1812
KARAR NO : 2023/1654
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2020
NUMARASI : 2019/165 E. - 2020/175 K.
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) - Markanın
Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/09/2020 Tarih ve 2019/165 Esas - 2020/175 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacı şirketin 2005 yılından beri deterjan üretimi yaptığını ve Türkiye’de ilk beş deterjan üreticisi arasında yer aldığını, davacı tarafa ait 2005/52505 numaralı “...” ibareli markanın 03, 05 ve 16. Sınıfta, 2010/04227 numaralı “...-...” ibareli markanın 05. Sınıfta tescilli olduğunu, 2018/116786 numaralı “...” ibareli başvuru markasının ise 03. ve 05. Sınıflarda tescilli olduğunu, bu bakımdan taraf markaları kapsamlarının çakıştığını, davacı yana ait ... ibareli markalar ile ... ibareli başvuru markasının görünüş, renk, okunuş, sınıf ve telaffuz açısından aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın ayırt edici, asli unsurunun ... ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin doğrudan ... ibaresine dikkati çektiğini, davalı tarafın, davacıya ait “...” ibareli markaların bilinirliğinden yararlanma amacı güttüğünü, taraf markalarının görsel bakımından ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, çekişme konusu markaların aynı satış noktalarında, yan yana ve aynı ürünler üzerinde kullanılacak olmasının iltibasa neden olacağını, davacı tarafa ait “...” ibareli markaların uzun süreli kullanımla ayırt edici niteliğinin yüksek olduğunu, bu nedenle “...” ibareli markanın davacı şirket aleyhine haksız bir yarar sağlayacağını, davacı markalarının itibarına zarar vereceğini, markaların ayırt edici karakterini zedeleyebileceğini, davalı marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK tarafından verilen 16.08.2019 tarihli ve 2019-M-6420 sayılı itirazın reddine dair kararın iptaline ve davalı adına başvurusu yapılan 2018/116786 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarının “...” ibaresini ortak olarak içerdiğini, bu ibarenin “hücre” anlamına geldiğini ve bu anlam itibariyle çekişme konusu mallar bakımından tek başına ayırt edici niteliğinin çok düşük olduğunu, davacı tarafa ait “...-...” ibareli markanın “...” ibaresine farklı eklentiler yapılmak suretiyle oluşturulduğunu, yapılan bu eklentiler arasındaki belirgin farklılığın, markaları görsel, işitsel ve kavramsal yönden birbirinden ayrıştırdığını, markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek ölçüde benzer olmadıklarını, çekişme konusu malların niteliği ve bu malların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat düzeyi de göz önüne alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı .... Ltd. Şti. tarafından davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin "Hücre" anlamı ile bilinen ve özellikle biyoloji bilimi ile ilgili sektörlerde ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğu, "...-..." ibaresinde bulunan "..." ibaresinin ise "..." teriminin kısaltması niteliğinde bulunan ve ilaç sektöründe ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, davalı şirkete ait markanın esas unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu, bu hale göre SMK m.6/1 hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmeyeceği, davacı yanın sunduğu deliller neticesinde tanınmışlığının ispatlanamadığı, söz konusu markaların tanınmışlığı varsayılsa bile karşılaştırılan işaretler arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle SMK m.6/5 hükmü koşullarının somut olayda oluşmayacağı, kötüniyet iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait “...” markaları ile 2018/116786 başvuru numaralı “...” markasının; görünüş, renk, okunuş, sınıf ve telaffuz açısından birebir aynı olduğunu, bu benzerliğin her iki marka arasında irtibat bulunduğu kanısını uyandırmaya yeterli olduğunu, bu bakımdan iki markanın aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkili markasının hücre anlamına geldiğini, davalı markasında ise "o" harfinin hücre görünümlü unsur olduğu yerel mahkeme kararında belirtilmişken, aynı zamanda markaların benzerlik çağrıştırmadığı kanaati ile çelişki oluşturulduğunu, davaya konu "...” markasının esas ve ayırt edici unsurunun "..." kelimesi olup, bu sebeple ilgili markanın reddinin gerektiğini, "..." ibaresinin 2018/116786 tescil numaralı markada hiçbir ayırt ediciliği bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte 2018/116786 başvuru numaralı “...” markasının esas unsurunun "..." ibaresi olmadığı düşünülse dahi, "..." ibareli marka başvurusunun müvekkiline ait "..." ibareli markalar ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu "..." ibareli marka ile müvekkiline ait "..." unsurlu markalar arasında 03.sınıfta olduğu kadar, 05. sınıfta da karıştırılma ihtimali olduğunu, markaların karıştırılacak derecede benzer olduklarını, aynı sınıflarda olacak şekilde marka başvurusu yaparak iltibasa yol açan davalının kötüniyetli olduğunu, yine davalının müvekkiline ait olduğunu bildiği/bilmesi gerektiği "..." ibaresini kullanmak istemesinin de kötüniyetini ortaya koyan diğer bir etken olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı kısmi bir görsel benzerlik bulunmakta ise de, başvuru markasının esas unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresi olduğu, zira başvuruda "..." ibaresinin öne çıkması ve algıyı üzerinde toplaması halinin söz konusu olmadığı, "..." markasının bir bütün olarak algılandığı, davaya konu markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktığı izlenim itibariyle davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacı şirketin "..." esas unsurlu itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabileceği, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bu yönden dosyadaki bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı, markalar benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin görülmediği, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55. TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38