Ankara BAM 20. HD 2021/1598 E. 2023/1579 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1598
2023/1579
1 Aralık 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1598
KARAR NO : 2023/1579
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/06/2021
NUMARASI : 2020/267 E. - 2021/274 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka
(Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/06/2021 Tarih ve 2020/267 Esas - 2021/274 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin, 21.06.2019 T.'li ve 2019/59436 başvuru numaralı "..." ibaresini 35. sınıftaki bir kısım emtia için marka olarak almak üzere TPMK nezdinde marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından “...” esas unsurlu 2003/38044 ve 2016/87123 numaralı markalarının tescil ve kullanım önceliği, aynılık/benzerlik, tanınmışlık boyutundaki ayırt edicilik ve kötü niyetli tescil iddiasıyla, ... Kurumu Markalar Dairesi Başkanlığı nezdinde yayınlanan iş bu marka başvurusuna itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın itirazın reddi kararına karşı, davalı TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde yapılan itirazın da reddine karar verildiğini, verilen kararın müvekkiline ait itiraza mesnet 35. sınıfta tescilli 2003/38044 sayılı “...” ile 2016/87123 numaralı "... " markalarının tanınmışlık düzeyindeki ayırt edici özelliğine aykırı olduğunu, davaya konu 2019/59436 sayılı “...”ibareli marka başvurusunun da yine aynı 35. sınıftaki hizmetler için tescil edilmek istenildiğini, “...” kelimesinin tek başına SMK md.5 hükmü gereği marka olarak kullanılamayacak nitelikteki bir coğrafi ad olduğunu, markadaki asli unsurun “...” kelimesi olduğunu, “...” ibaresinin de seçme eyleminden sonra yapılacak eylem olması itibariyle ikincil nitelikte bulunduğunu, markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu, internet arama motorunda “... ...” yazılarak yapılacak kısa bir aramada dahi markanın yaygın kullanımı ve tanınmışlığına ilişkin bilgi sahibi olunabildiğini, davalının “...” ana unsurlu farklı marka başvurularını ısrarla yaparak müvekkilinin markasından haksız kazanç sağlama niyetini de ortaya koyduğunu, davalının başvurusunda iyi niyetli olmadığını ileri sürerek, 2020-M-5859 sayılı YİDK ret kararının iptaline, tescile bağlanması halinde anılan markanın hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının markaları ile müvekkili başvurusuna konu işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu 2019/59436 sayılı “...” ibareli markaları incelendiğinde, markada görünen ve ilk algılanan unsurun “...” unsuru olduğunu, markadaki yeri, konumu vs. dikkate alındığında, markanın bütünsel olarak bıraktığı izlenimin davacının “... ...” ibareli markasından tamamen farklı bir intiba oluşturduğunu, markaların hem görsel, hem işitsel olarak birbirinden tamamen ayrılmakta olduğunu, markalarda ortak olan “...” ibaresinin, 35/5. sınıf için tanımlayıcı olduğunu, müvekkili markasıyla sunulan 35. sınıf hizmetlerden yararlanacak ortalama yararlanıcı ve tüketicilerin, sadece bu ibareyi işletmesel kaynağı gösteren bir işaret olarak algılamalarının mümkün olmadığını, davacının markalarının tanınmış olduğuna ilişkin gerekli ispatı yapamadığını, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu 2019/59436 sayılı, itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzerliğin bulunmadığını, davalı markada “...” ibaresine değil, “...-...” tamlama şeklinde kullanımına yer verildiğini, “...” ibaresi ile “...-...” tamlamasının yarattığı algının tamamen farklı olduğunu, kaldı ki markalarda yer alan “...” kelimesinin, günlük dile yerleşmiş, herkesçe anlamı bilenen ve anılan ayırt ediciliği düşük bir kelime olduğunu, davalı markasının esas unsuru konumunda olan diğer unsurlara davacı markalarında yer verilmediğini, başvuru konusu markanın, davacı markalarından yeterince farklılaştığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, dava konusu mal ve hizmetler kapsamında ortalama tüketicilerin markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, tanınmışlık iddiasının ispatının, iddia eden davacı tarafa ait olduğunu, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "..." kelimesinin, ayrı ve müstakil olarak, diğer kelime unsurlarının önüne geçecek şekilde davalı markasında yer almadığı, diğer kelime unsurları ile birlikte bir bütün olarak algılandığı, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak, ilgili tüketici kesimi nezdinde bağlantı kuracak kadar benzerlik bulunmadığı anlaşıldığından, SMK m.6/5 hükmü koşullarının oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirkete ait "..." marka başvurusu kapsamında bulunan tüm mal/hizmetlerin, müvekkiline ait "..." ve "... ..." ibareli markaların tescilli olduğu 35. Sınıftaki tüm mal/hizmetler ile aynı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun "..." olup "..." ibaresinin tek başına SMK md.5 hükmü gereği marka olarak kullanılamayacak nitelikteki bir coğrafi ad olduğunu, dava konusu markadaki asli unsurun "..." kelimesi olup, "..." ibaresinin de seçme eyleminden sonra yapılacak eylem olması itibariyle ikincil nitelikte olduğunu, markanın asli unsuru olan "..." ibaresinin de müvekkilinin itirazına konu 2003/38044 sayıdaki “...” ve 2016/87123 numaralı "... ..." markalarının asli unsuru ile birebir aynı olduğunu, davacı markalarının yaygın kullanımı ile tanınmışlığı sebebiyle, aynı sınıfta ve aynı tüketici kitlesine hitap eden yeni bir "..." ibareli markanın tescili halinde, sonraki tarihte tescil edilen markanın müvekkilinin "..." ibareli markasının bir türevi veyahut serisi niteliğinde algılanacağını, davalının, müvekkilinin "..." unsurlu tanınmış markalarını bilmesi veya bilebilecek durumda olmasına rağmen müvekkili markası ile karıştırılma/ilişkilendirme ihtimalinin çok yüksek olduğu bir işaret tercih etmesinin, davalının müvekkili firmanın itibarından haksız yarar sağlama gayesi ile kötüniyetli olarak hareket ettiğini gösterdiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabülüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, marka hakkında verilen itirazın reddine dair YİDK kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı şirketin "..." ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacı Şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacı itirazının YİDK'in 2020-M-5859 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında, SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca mutlak ret nedeni bulunup bulunmadığı, dava konusu olan 35. sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca başvurunun tescili engeli bulunup bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.
6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç bendi uyarınca, ... Kurumu tarafından re'sen uygulanacak mutlak ret nedeni kapsamında bir marka başvurusunun reddedilebilmesi için başvuru konusu işaretle önceki tarihte tescil edilen veya tescil başvurusu yapılan markaların hem emtia listelerinin aynı veya aynı tür mal ve hizmetleri kapsaması hem de marka işaretlerinin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması gerekir. Anılan hüküm, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi hükmünden farklı olarak, ayırt edilemeyecek kadar benzer olmayı aramaktadır. Yine 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi hükmünden farklı olarak 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç bendi hükmünde, "markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali"nden ayrıca söz edilmemiştir. Bu durumda, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin, iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekir. Somut olayda başvurudaki "..." ibaresine eklenen unsurlar nedeniyle SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında aynılık söz konusu değildir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetler yer almaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık konusu anılan hizmetler davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuru markasında öne çıkan unsurun “...” ibaresi olduğu, markadaki diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde bulundukları, davacıya ait itiraza mesnet “...” ve “... ...” ibareli markalar ile davalı şirkete ait "... ...-..." ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, "..." ibaresinin özellikle 35.05. sınıfa giren hizmetler açısından ayırt edici niteliği düşük ise de, ayırt ediciliği zayıf markaların da korunmasının esas olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davacı Şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Diğer taraftan davacı vekili, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/5 . maddesindeki koşulların oluştuğunu ileri sürmüşse de, uyuşmazlık konusu olan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, Dairemizce davacının bu iddiaları yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmediği gibi SMK'nın 6/9. Maddesine dayanan kötü niyet iddiası da ispatlanamamıştır.
Sonuç olarak; dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 30/06/2021 gün ve 2020/267 Esas . 2021/274 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2. Davanın KABULÜ ile ... Kurumu YİDK'nin 04/08/2020 tarih, 2020. M. 5859 sayılı kararının İPTALİNE,
3. Dava konusu 2019/59436 sayılı "..." ibareli markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile SİCİLDEN TERKİNİNE,
4. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85. TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40. TL harcın mahsubu ile kalan 215,45. TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
5. Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davalı şirket ile davalı ... Kurumundan alınarak davacıya verilmesine,
6. Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.700,00. TL bilirkişi ücreti, 195,00. TL tebligat ve posta gideri ile istinaf aşamasında yapılan 67,50. TL tebligat ve posta ücreti, 162,10. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.124,60. TL yargılama giderine, 54,40. TL peşin harç, 54,40. TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.233,40. TL'nin davalı şirket ile davalı ... Kurumundan alınarak davacıya verilmesine,
7. Davalı şirket ile davalı ... Kurumu tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
8. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9. Davacıdan peşin olarak alınan 59,30. TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2023
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:54