Ankara BAM 20. HD 2021/1458 E. 2023/1461 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1458
2023/1461
9 Kasım 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1458
KARAR NO : 2023/1461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/05/2021
NUMARASI : 2020/342 E. - 2021/189 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/05/2021 tarih ve 2020/342 Esas - 2021/189 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin ... Ltd. Şti. unvanıyla faaliyet göstermekte iken unvan ve tür değişikliği ile ... A.Ş. ticari unvanıyla ... Ticaret Odasına kayıtlı olarak faaliyet göstermeye devam ettiğini, “...” ibareli markanın müvekkili şirketin iştigal alanı olan bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistemi tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting vb. hizmetlerde kullanılmak üzere müvekkili şirket tarafından yaratıldığını ve 2008/35745 sayı ile 41 ve 42. Sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkili şirketin sektöründe bilinen ve tercih edilen bir firma olduğunu, müvekkili şirketin müşterilerinin bir çok büyük/tanınmış şirket ve kuruluş olduğunu, 2008/35745, 2014/ 74573, 2018/29855, 2019/65185, 2019/65171 sayılı markaların sahibi olduğunu, müvekkili şirkete ait markaların asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davalı şirket tarafından 2015/20407 sayı ile yapılan “....” ibareli marka başvurusuna dava dışı grup şirket ... Tic. A.Ş. tarafından itiraz edildiğini, itirazın kabul edildiğini, davalı şirketin bunun üzerine 2016/91803 sayı ile 42. sınıfta “...” ibareli markanın tescili için başvuruda bulunduğunu, söz konusu başvuruya müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, ancak itirazın kabul edilmediğini ve “...” ibareli markanın davalı şirket adına tescil edildiğini, dava konusu markaların asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu, yazılış ve anlam benzerliği nedeniyle ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı şirketin iştigal konusunun da müvekkili şirket ile aynı olduğunu, tüm bu benzerliklerin tüketici nezdinde iltibas yarattığını, davalı şirketin iyi niyetli hareket etmediğini ileri sürerek, dava konusu 2016/91803 sayılı markanın hükümsüzlüğü ve iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 31/03/2021 tarihli kısmi ıslah dilekçesi ile; davalı şirketin unvanının "... Ltd.Şti." olduğunu, ayrıca davalı şirketin "www..." uzantılı web adresinin bulunduğunu, web sitesi haricinde sosyal medya hesaplarında da davaya konu "..." markasının kullanıldığını ileri sürerek, dava dilekçesindeki taleplerini tekrarla, davalının 42. sınıfta 2016/91803 numarası ile tescilli “...” markasının hükümsüzlüğü ve iptali ile sicilden terkinine, ıslah taleplerinin kabulü ile öncelikle, mevcut durumun korunması ve davanın etkinliğini temin etmek amacı ile 2016/91803 sayılı davalı taraf adına tescilli bulunan “...” ibareli markanın ticari maksatla kullanılmasının önlenmesine, davalının "..." ibaresini ticaret unvanında kullanımının engellenmesine, davalıya ait "www..." adresindeki web sitesi ve internetteki tüm mecralardaki tanıtım ve kullanımının durdurulmasına, markanın web sitesinden çıkartılmasına, mümkün olmadığı takdirde web sitesine erişimin engellenmesine, davalının müvekkiline ait markayı haksız ve kötü niyetli kullandığının tespiti ile tecavüzün önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "..." markasının davalı tarafından izinsiz kullanımının dava sonuna kadar tedbiren ve dava sonuçlandığında tamamen durdurulmasına, davalının "..." ibaresini içeren her türlü reklam, afiş, ambalaj ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, “...” ibaresinin müvekkili şirket tarafından 2004 yılından bu yana kesintisiz şekilde kullanıldığını ve kullanımın özellikle 42. sınıf mal ve hizmetler kapsamında gerçekleştiğini, davacı şirketin 2008/35745 sayılı markası ile müvekkili şirkete ait 2016/91803 sayılı markanın aynı olmadığı gibi ayırt edilemeyecek ölçüde benzer de olmadığını, markaların birbiriyle karıştırılmalarının mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından gerekçe gösterilen markaların bir kısmının müvekkili şirket markası ile benzer bulunmadığını ve aynı sınıfta olmadığını, bir kısmının da müvekkili şirket markasından sonra yapılan başvurular olması sebebiyle tescile engel teşkil etmesinin mümkün bulunmadığını, davacı markasının asli unsurunun “...” ibaresi olmadığını, markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafça kurum kararına karşı YİDK nezdinde itiraz edilmediğini, ancak yıllar sonra huzurdaki davanın ikame edildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca ıslah ile dava türünün değiştirilemeyeceğini, davacının ıslah işlemini kötüniyetli olarak yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başlangıçta dava konusu edilmeyen marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı istemlerin, kısmi ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı, davalı tarafın 05/02/2020 tarihli cevap dilekçesi ile kullanmama def'i ileri sürmediği, bu yönde def'iyi davacı tarafın 31/03/2021 tarihli kısmi ıslah dilekçesine karşı ibraz ettiği 26/04/2021 tarihli ıslaha cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü, kısmi ıslah dilekçesinin dava dilekçesindeki talep sonucuna ek olarak, marka hakkı ihlalinden kaynaklı istemlerin davaya dahline ilişkin olduğu, bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile ileri sürmediği kullanmama def'ini, daha sonra kısmi ıslaha konu olmayan markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, ıslaha karşı cevap dilekçesinde ileri süremeyeceğini, davalı tarafın kullanmama def'ine davacı tarafın açıkça muvafakatinin bulunmadığı, bu nedenle 26/04/2021 tarihli dilekçe ile ileri sürülen bu def'inin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı, davalıya ait 2016/91803 sayılı marka kapsamında yer alan hizmetler ile davacıya ait 2008/35745 sayılı marka kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka, bir kelime markası olup, markanın tek ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacıya ait karma nitelikli 2008/35745 sayılı marka, baskın bir şekil unsuru içermekle birlikte, hem “...” hem “...” ibaresinin, markanın esaslı unsurlarından biri olduğu, gerek davalı markasında, gerekse davacıya ait 2008/35745 sayılı markada "..." ibaresinin markaların esas unsurunu oluşturduğu, davacı markasında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin davaya konu 42. sınıf hizmetler bakımından marka algısı yaratmadığı, bu hale göre davacı markasında "..." ve "..." ibarelerinin markanın esas unsurlarını oluşturduğu, karşılaştırılan markalarda "..." ibaresinin müşterekliğinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davalı şirketin daha önce "..." ibareli 42. sınıftaki marka başvurusunun davacı şirket ile ilintili başka bir şirketin yapmış olduğu itiraz üzerine reddedilmiş olmasına rağmen, davalı şirketin daha sonra eldeki davaya konu yine "..." ibareli ve yine 42. sınıfta yer alan hizmetler bakımından marka başvurusunda bulunması, kendisinden önceki tarihli ve "..." esas unsurlu ve kendi tescil başvurusu ile aynı/aynı tür hizmetlerde tescilli marka bulunduğunu bildiği halde, yine de böyle bir başvuruda bulunmasının ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı ve iyi niyetli bir yaklaşım olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla eldeki davaya konu marka başvurusu bakımından davalı şirketin kötü niyetli olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, davalıya ait 2016/91803 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı markasında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin davaya konu 42. sınıf hizmetler bakımından marka algısı yaratmadığı tespitinin hatalı olduğunu, "..." ve "..." ibarelerinin (42. sınıfta dahi) marka olarak tescil olunabilen işaretlerden olduğunu, davacı markasındaki "..." ve "..." ibarelerinin görmezden gelinerek, sadece "..." ve "..." ibarelerinin markanın esas unsurlarını oluşturduğu tespitinin doğru olmadığını, kararın hatalı ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak verildiğini, itirazların dikkate alınmadığını, müvekkilinin sırf mevzuatın kendisine tanıdığı ve kısıtlama koymadığı başvuru hakkını kullanmasının mahkemece kötüniyet olarak değerlendirilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafın cevap dilekçesi ile kullanmama def'ini ileri sürmediği, bu yöndeki def'iyi davacı tarafın kısmi ıslah dilekçesine karşı ibraz ettiği ıslaha cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü, davalı tarafın cevap dilekçesi ile ileri sürmediği kullanmama def'ini, daha sonra kısmi ıslaha konu olmayan markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, ıslaha karşı cevap dilekçesinde ileri süremeyeceği, davalıya ait 2016/91803 sayılı marka kapsamında yer alan hizmetler ile davacıya ait 2008/35745 sayılı marka kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, davalının markasının tek ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacının davaya mesnet 2008/35745 sayılı markasının da hem “...” hem “...” ibaresi yönünden ön plana çıktığı, gerek davalı markasında, gerekse davacıya ait 2008/35745 sayılı markada "..." ibaresinin markaların esas unsurunu oluşturduğu, tarafların karşılaştırılan markalarında "..." ibaresinin ortak olmasından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2. Ancak, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11. 501 Esas, 2008/507 Karar).
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2725 Esas, 2021/445 Karar ve 26/01/2021 Tarihli kararında; olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’da açıkça düzenlenmese de, Dairemiz uygulamalarında KHK’nın 35/1, 42/1-a maddeleri ile TMK’nın 2.maddesi birlikte yorumlanarak, kötüniyetin bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edildiği, marka başvurusunun hangi hallerde kötü niyetle yapıldığının her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Daire uygulamalarında daha ziyade markanın ticaret yapmak için değil, başkalarına şantaj yapmak ve para koparmak, başkalarının ticaretine engel olmak veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususların genel kötü niyet sebepleri olarak görüldüğü, kötüniyetli marka tescilinde, başvuru konusu tüm mal ve hizmetler yönünden marka başvurusunun reddi gerektiği belirlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4210 Esas, 2019/5769 Karar ve 24/09/2019 Tarihli kararında; somut olayda, davacı tarafça marka başvurusuna itiraz aşamasında, kötüniyetle tescil iddiasına delil olarak, markaların benzerliği ve internet alan adı bilgileri dışında başkaca bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin, markayı kullanmak amacıyla değil de sırf başkalarına zarar vermek, başkalarının ticaretini engellemek gibi kötüniyet emaresi yönünde her hangi bir delil sunulmaksızın, tescil başvurusunda bulunulan markanın, bir başka ülkede başkaları adına tescilli olduğunu bilebiliyor olma ihtimali kötüniyetli marka başvurusu olarak değerlendirilemeyecek olup, Mahkemece hatalı değerlendirme ile kötüniyetli marka başvurusu gerekçesiyle de YİDK kararının iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı ve hükmün bu sebeple de temyiz eden davalı kurum yararına bozulması gerektiği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ve emsal kararlar karşısında, somut olayda, davalı şirketin, markayı kullanmak amacıyla değil de sırf başkalarına zarar vermek, başkalarının ticaretini engellemek gibi bir kötüniyeti bulunduğuna dair her hangi bir delil sunulmaksızın, sırf tescil başvurusunda bulunulan markanın, davacı şirket adına tescilli olduğunun bilinebilecek olma ihtimalinin davalıyı kötüniyetli yapmayacağı, bu nedenle mahkemece, sırf, davalı şirketin daha önce "..." ibareli 42. sınıftaki marka başvurusunun davacı şirket ile ilintili başka bir şirketin yapmış olduğu itiraz üzerine reddedilmiş olmasına rağmen, davalı şirketin daha sonra eldeki davaya konu yine "..." ibareli ve yine 42. sınıfta yer alan hizmetler bakımından marka başvurusunda bulunması davalının kötüniyetli olduğu sonucuna varılması doğru görülmemiş olup, Mahkemenin, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki gerekçesi yerinde bulunmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/05/2021 Tarih ve 2020/342 Esas . 2021/189 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2. Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle KABULÜ ile; davalıya ait 2016/91803 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3. Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 269,85.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45.TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4. Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 5.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5. Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.700,00.TL bilirkişi ücreti, 138,55.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 22,75.TL tebligat ve posta giderleri toplamından oluşan 1.861,30 TL yargılama gideri ve 44,40.TL başvurma harcı, 44,40.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.950,10.TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6. Davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
8. Davalıdan peşin olarak alınan 59,30.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
9. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/11/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2023
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32