Ankara BAM 20. HD 2021/1723 E. 2023/1370 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1723
2023/1370
27 Ekim 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1723
KARAR NO : 2023/1370
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/06/2021
NUMARASI : 2020/136 E. - 2021/259 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/06/2021 tarih ve 2020/136 E. - 2021/259 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1997 yılından beri faaliyet gösterdiğini, günümüzde ürettiği kişisel bakım ve mutfak aletleri ile su ısıtıcıları sayesinde ilgili sektörlerde önemli bir yer edindiğini, “...” markası ile online sipariş sektöründe faaliyet göstermeye ve Türkiye’nin tüm illerinde hizmet vermeye başladığını, www...com alan adını 2007 yılında kendi adına tescil ettirdiğini, yani davacının, davalıdan çok daha önceki bir tarihte bu ibareyi kendisine tanıtma vasıtası olarak seçtiğini ve davalının markalarına yanaşma gibi bir amacının olmadığını, zira davalının bu tarihten çok sonraki bir tarihte, 2015 yılında kurulduğunu, davalının YİDK kararında kısmi redde mesnet markasının başvuru tarihinin de 2018 yılına denk geldiğini, dolayısıyla davacının “...” ibaresi üzerinde üstün hakkının bulunduğunu, yine de davacının “...” değil de, ondan kavramsal ve işitsel açılardan farklı olan “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmeyi tercih ettiğini, kısmi redde mesnet davalı markalarının zayıf ibarelerden oluştuğunu ve bu ibarelerin ufak değişikliklerle herkes tarafından tanıtma vasıtası olarak kullanılmasının mümkün olduğunu, bu yönde verilmiş ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları bulunduğunu, davalı adına tescil edilmiş olan “...” zayıf ibaresinin marka korumasının dar değerlendirilmesi gerektiğini, kısmi redde mesnet markanın kapsamına 43. Sınıfa giren “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” girmediği halde davaya konu YİDK kararında bu hizmetlerin dahi davacının markasının kapsamından çıkartıldığını, taraf markaları arasında özellikle görsel açıdan ciddi farklılıklar olduğunu, dava konusu davacı markasının tasarımının markaya özgünlük kazandırdığını ve davalının markasından farklı görsel unsurları içerdiğini, “...” ve “...” kelimelerinin kavramsal ve işitsel açılardan farklı bulunduğunu, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin makul derecede bilgili, gözlemci ve dikkatli olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2020-M-1743 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarında geçen “...” ibaresinin başvuruya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu durumda davalı markasının esas unsurunun “...”, davacı markasının da “...” ibaresi olduğunu, bu ibarelerin birbirlerine benzer olduğunu, anılan markaları gören tüketicilerin markaların aynı şirkete ait olduğu yanılgısına kapılabileceğini, bu durumun markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğuracağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 2015 yılından beri “...” markası altında verdiği hizmetle bir yılda yüzde dörtyüz büyüdüğünü, “...” markasının toplumda herkes tarafından bilinir bir marka haline geldiğini, davalının bu başarılarının uluslararası yatırımcıların dahi dikkatini çektiğini, taraf markalarının görsel işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, her iki tarafın markasında da daire şeklinde zeminin, çatal ve bıçak görsellerinin, birebir aynı “...” ibarelerinin ve yakın benzer “.../...” ibarelerinin kullanıldığını, davacının markasında geçen şekil unsurlarının ayırt edici niteliğinin olmadığını, bu markadaki esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, taraf markalarında esas unsur olan kelimeler arasında sadece bir harf farklılığının bulunduğunu, taraf markalarının ilintili emtialarda kullanılacağını, salt www...com isimli bir alan adının alınmış olmasının, bu alan adı altında hiçbir ticaret yapılmamasına rağmen üstün bir hak sağladığının kabulünün mümkün olmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan "Sınıf Kodu 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf şerbetli tatlılar, puding, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/ lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububat (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık, hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) ve Sınıf kodu:43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." ile redde mesnet 2018/55945 sayılı marka kapsamındaki mal ve hizmetler arasında aynı/aynı tür/benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin özellikle “online sipariş usulü ile sağlanan perakende satış hizmetleri”nde davalı tarafından kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış bir ibare olduğu ve bu yüzden de bu “ayırt ediciliği düşük” ibarenin geçtiği markaların koruma kapsamının arttığı, davalının “...”li markalarının yiyecek ve içeceklerin gerek perakende şekilde, gerekse sunum hizmeti şeklinde sağlanması sektöründe bilinirliğini arttırdığı, dava konusu davacıya ait “... ...”li markanın, davalının “...” unsurlu markasının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, bu itibarla her ne kadar davalının markasında geçen “...” kelime grubu başlangıçta zayıf bir ibareyse de, yiyecek/içecek maddeleri ile ilgili mal ve hizmetler yönünden kullanım yolu ile ayırt ediciliğinin güçlendirildiği, dava konusu marka başvurusunda yer alan yuvarlak/içiçe geçmiş daireleri ihtiva eden kırmızı tonlu zemin üzerinde beyaz renkli bir aşçı, çatal, kaşık, bıçak ve masa figürleri konuşlandırılmış ve masa figürünün, dava konusu markayı, redde mesnet markadan farklılaştırmaya yeter derecede somut ayırt edici gücünün bulunmadığı, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı vekili her ne kadar 2007 yılına ait www...com alan adının müvekkili adına tescil edildiğini iddia etmişse de, salt alan adının müvekkili adına tescilli olmasının, eldeki davaya konu marka başvurusu bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit edilen iltibas tehlikesini bertaraf etmeye yeter bir olgu olmadığı, davacının dava konusu yaptığı marka başvurusunu, başvuru tarihinden önce tescilsiz olarak dava konusu hizmetler üzerinde fiilen uzun süreli olarak kullandığı ve piyasada redde mesnet marka ile birlikte var olduğu ve dolayısıyla bu şekli ile iltibas tehlikesinin bertaraf edildiğini ispatlaması gerektiği, ancak marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan incelemede, davacının bu ibareyi tescilsiz olarak dava konusu hizmetler üzerinde uzun süreli olarak kullandığını ispatlayamadığı, bu nedenle dava konusu marka ile redde mesnet markanın birlikte var olmamaları nedeniyle, davacı vekilinin salt önceki tarihli alan adı iddiasından kaynaklı olarak nispi tescil engelinin bertaraf edildiği iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin araştırma yapmaksızın eksik inceleme sonucu karar verdiğini, müvekkiline ait marka ile davalıya ait marka arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait markada yer alan “...” kelimesi ile davalıya ait markada yer alan “...” kelimesi arasında, işitsel ve kavramsal olarak ciddi farklılıklar bulunduğunu, ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin düşük olacağının söylenemeyeceğini, davaya konu YİDK kararının sınıfsal değerlendirme bakımdan da hatalı olduğunu, davalının markasında “43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin bulunmamasına rağmen müvekkiline ait markadan iş bu hizmetin çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu, “...” ibaresinin yahut “...” ibaresinin zayıf marka olmaktan sıyrıldığı ve kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığının söylenemeyeceğini, “kullanım yolu ile ayırt edicilik” iddiasının yersiz olduğunu, yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "....com.tr + şekil" ibareli marka başvurusu ile davalı şirketin redde mesnet alınan 2018/55945 sayılı "... + şekil" ibareli markasının kapsamındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, diğer yandan davalı şirketin markası olan “...” ibaresinin özellikle, online sipariş usulü ile sağlanan perakende satış hizmetlerinde, kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış bir ibare olduğunun belirlendiği, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, www...com alan adının davacı adına tescilli olmasının, eldeki davaya konu marka başvurusu bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit edilen iltibas tehlikesini bertaraf etmeye yeter bir olgu olmadığı, davacının bu ibareyi tescilsiz olarak dava konusu hizmetler üzerinde uzun süreli olarak kullandığını ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85. TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30. TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55. TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/10/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/11/2023
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56