Ankara BAM 20. HD 2023/1395 E. 2023/1316 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2023/1395
2023/1316
25 Ekim 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1395
KARAR NO : 2023/1316
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/05/2019
NUMARASI : 2017/454 E. - 2019/421 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Maddi ve Manevi Tazminat, Cezai Şart Alacağı
Dairemizce verilen 02/07/2021 tarih, 2019/1600 E. - 2021/1002 K. sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/03/2023 tarih ve 2021/7253 E. - 2023/1376 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla, okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirkette davalı gerçek kişilerin imzalamış oldukları hizmet sözleşmesi ile 1993 yılından itibaren çalışmaya başladıklarını, davalı ...'nın görevinin elektrik teknisyeni, davalı ...'nın görevinin ise teknik ressamlık olduğu, ...'nın 23 yıl süreyle çalıştıktan sonra 26/03/2016 tarihinde, davalı ...'nın da aynı şekilde 12/02/2016 tarihinde kendi istekleri ile işten ayrıldıkları, ancak anılan davalıların istifalarının hemen ardından diğer davalı Şirkette çalışmaya başladıklarını, 2014 yılında kurulan davalı Şirketin faaliyete başladıktan kısa bir süre sonra davalı ...'nın bu şirkete hissedar olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirkete ait tasarımları kopyalayarak bu şirket altında üretip sattıklarını, davalı ...'nın çalıştığı dönemde aynı iş kolunda çalışan şirkete ortak olarak hukuka ve imzaladığı hizmet sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, müvekkili Şirketin kilit personellerinden iki tanesinin birbiri ardına istifa ederek müvekkili ile rakip olan davalı Şirkette çalışmaya başlamalarının, bu esnada davalılardan ...'nın davalı Şirkete ortak olmasının hayatın olağan akışı dahilinde mümkün olmadığını ileri sürerek, tüm davalıların haksız rekabette bulunduklarının tespitine ve menine, davalıların haksız rekabet eylemi nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabet eyleminin başladığı günden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların rekabet yasağına aykırı davranışları nedeniyle davalı ...'dan 57.727,70 TL ve davalı ...'dan da 45.977,90 TL'nin temerrüt tarihi olan 18/03/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilleri ...'nın ve ...'nın işten ayrılma sebebinin, davacı şirkete sonradan atanan müdürün baskıları ve iş koşullarının çalışılamaz hale gelmesi olduğunu, kendilerinin iş koşullarında değişiklik yapma taleplerinin davacı şirket tarafından kabul görmediğini ve bu sebeple işten ayrıldıklarını, müvekkillerinin, davacı Şirkette çalıştıkları dönemde hiç bir zaman davacı şirkete zarar verecek şekilde ticari sırlara vakıf olmadıklarını, müvekkillerinin meslekleri, davacı firmadaki pozisyonları, davacı firmanın ürettiği ürünler ve müşteri çevresi bakımından davalıların davacıyı zarara uğratacak eylemlerinin olmadığını, bu nedenle rekabet yasağına aykırı bir davranışta bulunmadıklarını, müvekkili ...'nın davacı şirketten ayrıldıktan sonra dava dışı şirkette çalıştığını ve doğrudan davalı şirkette çalışmaya başlamadığını, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer ve konu bakımından sınırlandırılmaması dolayısıyla hukuka aykırı ve geçersiz olduklarını, dava dilekçesinde mülkiyeti davacıya ait tasarımların aynen kopyalanarak üretilip satıldığı ifade edilmiş ise de bu iddiaların mesnetsiz olduğunu, haksız rekabetin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının somut olarak müşteri kaybına uğradığı ve davalı şirket tarafından piyasaya sunulan ürünlerin davacı şirkete ait ürünlerle iltibas oluşturacak mahiyette olduğu hususlarının ispat edilemediği, davalı şahısların davalı şirkette çalışmak ve davalı şirketin de davalı şahısları bünyesinde çalıştırmak suretiyle, davalı şahısların davacı nezdindeki çalışmaları sırasında öğrendikleri gizli ve ticari bilgiler ile tasarımların kopyasını davalı Şirkete verdikleri yönündeki iddiasının incelenmesinde ise, somut olarak bu hususun ispatına ilişkin herhangi bir belge sunulamadığı, davacının haksız rekabete ilişkin taleplerinin ispat edilemediği, rekabet yasağı yönünden ise taraflar arasında imza edilmiş rekabet yasağı sözleşmelerinde işlerin türü bakımından, anılan yasa hükmüne uygun şekilde bir sınırlama getirilmediği ve tarih yazılı rekabet yasağı sözleşmelerinde Marmara ve İç Anadolu Bölgeleri denilmekle yer bakımından getirilen sınırlamanın hakkaniyete aykırı olduğu, belirleyici mahiyette olmadığı, konu itibariyle de geçerli bir sınırlama içermeyen sözleşmenin davalı şahısların mesleki faaliyetini sürdürmesini bütünü ile engelleyebilecek nitelikte bulunduğu, davalı şahısların davacı nezdindeki iş akitlerini kanunun kendilerine tanıdığı hak çerçevesinde feshettiklerinin anlaşılması ve fakat davalı şahısların davacı nezdindeki çalışmaları sırasında davacı şirketin müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edindiklerinin ve bu bilgilerin kullanılmasının davacı şirketin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğunun ispat edilememesi karşısında da rekabet yasağı sözleşmesi uyarınca davacının herhangi bir talepte bulunamayacağı, zira, sadece aynı sektörde başka bir firmada işe girmenin başlı başına haksız rekabet doğurmayacağı, aksi durumun Anayasa'nın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, bilirkişi raporu ile dosyaya sundukları uzman görüşü arasında ciddi şekilde çelişkiler bulunmakta iken, ilk derece mahkemesince, bu çelişkinin giderilmesine yönelik yeni bir heyetten rapor alınmaksızın eksik incelemeye istinaden hatalı karar verildiğini, kök ve ek rapordaki hesap hatalarına dair yeni bir heyetten rapor alınması gerekirken, bu eksiklik giderilmeksizin yanlış hesaplamaya dayanılarak verilen kararın hatalı olduğunu, davalıların müvekkili sırlarına ulaşma imkânı olup olmadığına dair herhangi bir tahkikat yapılmadığını, tanık deliline dayanmalarına rağmen dosyada tanık dinlenmeksizin ve konumları, iş tanımları da dikkate alınarak taşıdıkları ticari sır ve hassas bilgiler nedeni ile davalıların müvekkili şirkete zarar vermiş olup olmadıklarına dair sektörde uzman bir bilirkişiden ayrıca bu yönde bir rapor alınmaksızın eksik tahkikat ile karar verildiğini, herhangi bir hukuki dayanağı olmaksızın rekabet yasağı sözleşmelerinin geçersiz olduğu sonucuna varıldığını, rekabet yasağına dair davalı imzalarına havi sözleşmelerin geçerli olduklarını, hem rekabet yasağı hükümlerinin tamamen geçerli, hem de davalıların eylemlerinin tipik bir haksız rekabet örneği olmasına rağmen, ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı şekilde davayı reddettiğini, rekabet yasağına dair sözleşmelerin eski Borçlar Kanunu döneminde akdedildiğinin gözden kaçırıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 02/07/2021 tarih, 2019/1600 E. - 2021/1002 K. sayılı kararıyla, davalı gerçek kişilerin, davacı nezdindeki işlerinden ayrıldıktan sonra davacı ile rekabet halindeki diğer davalı Şirkette çalışmaya başlamalarının tek başına haksız rekabet oluşturmadığı, bunun dışındaki davacı iddialarının ise ispat edilemediği, buna göre haksız rekabet iddiasının ispat edilemediği, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmelerinde, TBK'nın 445. maddesinde belirtilen süre sınırlamasına uyulmadığı, coğrafi sınır olarak İç Anadolu ve Marmara Bölgelerini kapsadığı, öte yandan konu bakımından da, davacı Şirketin faaliyet konusuna giren hiçbir işte çalışılamayacağının öngörüldüğü, bu hali ile sözleşmelerin zaman, yer ve işlerin türü bakımından aşırı olduğu, Dairemizce kapsam bakımından aşırı nitelikte kabul edilen rekabet yasağına TBK'nın 445/2. maddesi gereğince müdahele edilerek rekabet yasağı sözleşmesi kapsamının, davalıların, davacı şirketle aynı ilde aynı alanda faaliyet gösteren şirkette, davacı Şirketteki çalıştıkları pozisyonlarla aynı veya benzer pozisyonda çalışmaları ve iş akdinin sona ermesinden sonra iki yıl süre ile sınırlı bulunması olarak belirlendiği, davalıların, davacının işlerine, üretim süreçlerine, teknik bilgilerine ve müşteri bilgilerine vakıf olabilecek pozisyonda çalıştıkları, davalı ...'nın, davacı şirketteki görevinden ayrılmasından itibaren iki yıl dolmadan, davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı Şirkette çalışmaya başladığı, davalı ...'nın ise şirkete ortak olduğu, aksi savunulmadığından davacı şirkette çalıştıkları pozisyona benzer pozisyonda çalışmaya başladıklarının kabulünün gerektiği, davalı gerçek kişilerin çalışmaya başladıkları şirketin de davacı ile aynı ilde faaliyet gösterdiği, bu kapsamda TBK'nın 445/2. maddesince verilen yetki doğrultusunda kapsamı belirlenen rekabet yasağı sözleşmesine, davalı gerçek kişilerin aykırı davrandıkları, taraflar arasında kararlaştırılan son aylık brüt ücretin 10 katı tutarında cezai şart miktarının fahiş olduğu, cezai şarttan bir miktar hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, aylık maaş tutarları gözetilerek davalı ... yönünden 20.000,00 TL, davalı ... yönünden ise 15.000,00 TL'lik cezai şart miktarının hak ve nasafet ilkesine uygun bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ksımen kabulü ile 20.000,00 TL cezai şart alacağının temerrüt tarihi olan 18.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin cezai şart alacağı talebinin reddine, 15.000,00 TL cezai şart alacağının temerrüt tarihi olan 18.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin cezai şart alacağı talebinin reddine, tüm davalılar yönünden haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 07/03/2023 TARİH 2021/7253 E. - 2023/1376 K. SAYILI İLAMININ ÖZETİ : Dairemiz kararının, taraf vekillerince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 48 inci maddesine göre, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddelerinde de rekabet yasağı kaydı veya sözleşmesinin koşulları ile sınırlarının düzenlendiği, söz konusu rekabet yasağı kaydı veya sözleşmenin geçerli olabilmesi koşullarından birinin de, hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması neticesinde işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması bulunduğu, somut olayda, davalılardan ...'nın elektrik teknisyeni, ...'nın ise teknik ressam olduğu, yaptıkları işlerin niteliği itibariyle bu işçilerin ayrıldıkları iş yerinin müşteri çevresi, üretim sırları ve işverenin yaptığı işler itibariyle bu iş yerine önemli bir zarar verebilecek nitelikte olmayıp, aldıkları eğitim icabı elektrik ve teknik resim yapmış olmalarının davalıların mesleki faaliyetini sürdürmesi niteliğinde bulunduğu gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine ve Dairemiz kararının davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE : Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat ile rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur.
Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 48 inci maddesinde, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin geçerli olabilmesi için hizmet ilişkisinin, işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlamasının ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zarara uğramasına sebep olacak nitelikte olmasının gerektiği, davalılardan ...'nın elektrik teknisyeni, ...'nın ise teknik ressam olduğu, yaptıkları işlerin niteliği itibariyle bu işçilerin ayrıldıkları iş yerinin müşteri çevresi, üretim sırları ve işverenin yaptığı işler gözetildiğinde, bu iş yerine önemli bir zarar verebilecek nitelikte olmadığı, aldıkları eğitim icabı elektrik ve teknik resim yapmış olmalarının davalıların mesleki faaliyetlerini sürdürmeleri niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla somut olayda rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığın bulunmadığı, bunun dışında davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediğine dair Dairemizin önceki kararının da bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği, buna göre somut olayda haksız rekabetten de söz edilemeyeceği anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesince tek bir vekalet ücretine hükmedilmiş olmasına karşın, bu yönden davalılarca istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, Dairemizce de davalılar yararına tek bir vekalet ücretine hükmedilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1. Davanın REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 269,85. TL maktu karar ve ilam harcının, peşin olarak alınan 2.283,34. TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.013,49. TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3. Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre tayin ve tespit olunan 25.500,00. TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5. Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 100,00. TL tebligat ve posta masrafı, 292,10 TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 392,10. TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6. Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
7. Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2. 96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına,
Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalılar vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/10/2023 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/11/2023
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56