Ankara BAM 15. HD 2023/4156 E. 2024/22 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
bam
2023/4156
2024/22
10 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 15. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/4156
KARAR NO : 2024/22
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 16/06/2023
NUMARASI : 2023/225 Esas sayılı ara karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
Yerel Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı davada verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmakla; dosyadaki tüm kayıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan araç kiralama sözleşmesi gereği davalı tarafa teminat olarak verilen bono bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, işbu nedenle hak kayıplarını önlemek adına tedbiren ihtiyati tedbir kararı verilmesini, teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece ara kararla; dava konusu bonoya ilişkin menfi tespit davasında 7445 sayılı kanunla 6102 sayılı kanun 5/A maddesinde zorunlu arabuluculuk şartı getirildiğinden arabuluculuk son tutanağı gerektiği, dava konusu borç-kambiyo ilişkisinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF
İstinaf Kanun Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.
İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; Yargıtay uygulaması ve doktrinde ifade edildiği üzere menfi tespit davalarının bir miktar paranın ödenmesi talebini içermeyip aksine ödenmemesi gerektiğinin tespiti talebiyle açıldığından ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarının açılabilmesi için önce arabulucuya başvuru zorunluluğu olmadığını, nitekim TTK.m.4’te ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının TTK.m.5/A dava şartı olarak öngördüğünü, ancak dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının, TTK.m.5/A uyarınca zorunlu özel dava şartı olarak kabul edilebilmesi için davanın ticari dava olması ve dava konusunun bir miktar paranın (alacak veya tazminat) ödenmesi talebi olması gerektiğini, menfi tespit davalarının ise, bir miktar paranın ödenmesi talebini içermeyip, aksine ödenmemesi gerektiğinin tespiti talebiyle açıldığından ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarının açılabilmesi için önce arabulucuya başvuru zorunluluğu olmadığını, ihtiyati tedbirin, taraflar arasındaki ihtilafın çözümüne katkı sağlayan ve hakların korunması bağlamında aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin ayrılmaz bir parçası olarak hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilebilecek bir usul hukuku müessesesi olduğunu, davacı yararına, yargılamanın sonunda verilecek hükmün gerçekleşmesini temin eder mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken iş bu talebin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ara kararın dayanağı olan Türk Ticaret Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinin 1 numaralı fıkrasına göre "...ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması" halinde arabuluculuk dava şartı sayıldığını, buna göre bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesinin bazı koşulların gerçekleşmesine bağlı olup, bu koşulların ilkinin konusu bir miktar paranın ödenmesi olduğunu, ikincisinin ise dava konusu olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talebin bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmesi gerektiğini, bu koşulların bulunmadığı hallerde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının, dava şartı olduğunu, bu koşulların gerçekleşmediği ticari davalarda davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmeyeceğini, huzurdaki davanın tespit davalarının özel bir türü olan menfi tespit davası olup, tespit davalarında arabuluculuğa başvurulmasının bir dava şartı olmadığını, dava konu içeriğinde kanun koyucunun aramış olduğu bir miktar paranın ödenmesi talebi yer almadığını, işbu davadaki istemin borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkin olduğunu, kaldı ki davanın açılması ile haksız bir takip ile karşı karşıya kalan müvekkilinin daha fazla mağduriyetinin önünde geçilmesinin amaçlandığını, bu hususa ilişkin tedbir talepleri de bulunduğunu, arabuluculuğun kanuna aykırı olarak dava şartı olarak diretilmesinin hak arama hürriyetinin kısıtlanması anlamına gediğini belirterek istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.
UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Uyuşmazlık; menfi tespit davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İhtiyati tedbir hukukumuzda geçici hukuki koruma olarak düzenlenmiştir.
HMK'nın 389.maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmünü taşımaktadır.
Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde dava konusunun çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.(Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873)
HMK’ nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır.
İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.
Bu bakımdan İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. İhtiyati tedbir, aynı uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz malların, hak ve uyuşmazlıkların devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar aynen muhafaza edilmesi veya bir tehlike yahut zararın önlenmesi amacıyla 6100 sayılı HMK'nun 389 vd. maddelerinde öngörülen durumlarda başvurulan bir yol olup ihtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur.
İİK'nun 72.maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasında 13/10/2020 tarihli araç kiralama sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafından davacı aleyhine sözleşme kapsamında verilen bono bedelinin tahsili için Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2020/1320 Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, davacı tarafından ise işbu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti istemi ile iş bu davanın açıldığı ve davacı tarafça; teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında bono bedeli hususunda uyuşmazlık bulunmakta olup, davanın konusu olmayan hususlarda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi, işbu dava icra takibinden sonra açıldığından İİK'nun 72. maddesi gereğince icra takibinin ya da tahliyenin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı da verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. O halde Mahkemece; davacı vekilinin talebinin bu yönden kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yukarıdaki gerekçe ile talebin reddi doğru görülmemiş, ayrıca dava, 30/03/2023 tarihinde açılmış olup bu tarihte yalnızca tacirler arasındaki alacak ve benzeri davalarda zorunlu arabuluculuk müessesi söz konusu olup, dava tarihi itibariyle davacının tacir olmadığı ve uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından talebin bu gerekçeyle de reddi doğru görülmemiş olup, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile yerel mahkemenin 16/06/2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden hüküm verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2023 tarih, 2023/225 Esas sayılı ara karar sayılı hükmün HMK'nun 353/1-a-6.maddesi gereğince kaldırılmasına,
Dosyanın yeniden karar verilmesi için mahkemesine gönderilmesine,
İstinaf peşin harcının istek halinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafa iadesine,
HMK 27. maddesi gereğince tarafların dinlenme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 10/01/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 06/02/2024
...
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56