Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/906 E. 2024/73 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/906
2024/73
26 Ocak 2024
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/906 Esas
KARAR NO : 2024/73
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2022
KARAR TARİHİ : 25/01/2024
YAZIM TARİHİ : 25/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça müvekkili aleyhine, müvekkili keşideci olarak gözüktüğü 05.06.2022 vade tarihli 40.000,00 TL Meblağlı bono ile .... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığı ve müvekkiline ödeme emri gönderildiği, neticede haksız haciz işlemleri uygulandığı, ancak takibe dayanak olan bonodaki imzanın müvekkili ...'a ait olmadığı, dolayısı ile söz konusu bonodan dolayı hiçbir borç bulunmadığını, icra takibine konu edinilen bonodaki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde söz konusu bonoyu imzalamadığını ve düzenlemediğini, bu nedenlerle, söz konusu bononun müvekkilince düzenlenmemiş olması ve imzalanmamış olması dolayısıyla, borcu olduğu düşünülemeyeceğini, takibe konu evrak üzerinde bilirkişilerce yapılacak olan imza incelemesi sonucunda da söz konusu imzanın ve yazıların müvekkiline ait olmadığının anlaşılacağını, müvekkilin takip alacaklısına işbu bonodan ötürü herhangi bir borcu da bulunmadığını, davacı tarafça .... Esas sayılı dosyada imzaya itiraz edildiğini, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu imzanın davacıya ait olmadığı anlaşıldığından imzaya itirazın kabulüne karar verilerek takibin durdurulması kararı verildiğini, ancak davalı tarafça söz konusu karara ilişkin istinaf talebinde bulunulmuş olup, halihazırda söz konusu dosyadaki hacizler dolayısıyla müvekkilinin mağduriyet yaşadığını, bu nedenlerle, menfi tespit talebiyle işbu davanın açıldığını, müvekkiline karşı ve müvekkili ile ilgisi bulunmayan bir senetle haksız ve kötüniyetle icra takibine geçildiğini, bu nedenle %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin,.... ilinde ikamet etmekte ve .... ilinde emlakçılık işi yaptığını, mesleği gereği taşınmaz mal alımı yapmak isteyen kişiler ile satım yapmak isteyen kişileri bir araya getirmdiğini ve harcamış olduğu emek ve zaman karşılığında rızai olarak belirli bir ücret aldığını, iş bu davaya konu kıymetli evrağın bu hususlardan vuku bulduğunu, davacının beyanlarının gerçek ile en ufak bir ilgisi bulunmadığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olmakla birlikte herhangi bir borç veya ilişkiye esas olarak da tedavüle çıkarılabildiğini, böylelikle, kambiyo senedindeki hak kıymetli evraktan ayrılmamakla birlikte temel borca da bağımlı hale geldiğini, İş bu davaya konu kambiyo senedi, kıymetli evrağın tanzim edilmesi sebep olan asıl ilişki ile sıkı bir bağ ihtiva etmekte olup davacının bahsetmiş olduğunun aksine davacı taraf iş bu bonoyu kendisi tanzim etmiş olup halen de borcu bulunduğunu, Davacının abisi ...'ın, 15.05.2022 tarihinde .... adresinde kain bulunan ve müvekkiline ait olan "..." isimli iş yerine gelerek elinde iki adet taşınmazının olduğunu ve satılması için kendisine yardımcı olunmasını talep ettiğini, Müvekkilinin işi gereği bu teklifi kabul ettiğini, ...'ın, zaman zaman yurtdışına veya şehir dışına çıktığını, işlerinin yoğun olduğunu ve bu sebepten ötürü de kardeşi ... ile ortak çalıştıklarını müvekkiline ve yanındaki kişilere izah ettiğini, ...'ın, taşınmaz alım satımı için gerekli olan işlemleri kardeşi ile yapabileceklerini, her ne kadar tapu kayıtlarında kendisi malik olarak gözükse de aslında kardeşinin de mal sahibi olduğunu ve taşınmazların ikisine ait olduğunu beyan ettiğini, müvekkilinin bu açıklamalar üzerine, ...'dan ...'a yetki verdiğine dair yazılı bir evrak sunmasını istediğini, 15.05.2022 tarihli, "Taşınmaz Satışı Yetki Sözleşmesi" adı altında tanzim edilen yetki sözleşmesi müvekkiline teslim edildiğini ve iki adet taşınmazın satışı için yetki verildiğini, yetki sözleşmesinin tanzim edilmesinden yaklaşık on gün sonrasında, 24.05.2022 tarihinde, davacı şahsın müvekkiline ait iş yerine gelerek komisyon oranını sorduğunu ve bunun yazıya dökülmesini talep ettiğini, Bunun üzerine müvekkilinin 15.05.2022 tarihli yetki sözleşmesinin (1) numaralı maddesinde belirtilen taşınmaz için 24.05.2022 tarihli komisyonculuk sözleşmesi tanzim ederek taraflara imzaya sunduğunu, bu sözleşmede satıştan vazgeçen tarafın %4 oranında tellallık ücreti ödeyeceğini ve bu ücretin emlakçıda kalacağı kararlaştırıldığını, 15.05.2022 tarihli yetki sözleşmesinde (1) numaralı taşınmaz için 500.000 TL, (2) numaralı taşınmaz için 700.000 TL değer biçildiğini, iki taşınmazın o tarihteki satış yetkisi sınırı 1.200.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, davacı taraf ve kardeşi müvekkili ile daha önceden de başka bir satış için görüşmüş olup önceki satışlardan da, iş bu davaya konu olan satış gibi caydığını, ancak herhangi bir sözleşme, nakit para ya da kıymetli evrak almayan müvekkilinin ücretini alamadığını ve davacı tarafın bunu kötü niyetli olarak göz ardı ettiğini, bu durumdan ders çıkaran müvekkilinin, sözleşmede belirtilen 1.200.000,00 TL'lik alacağını teminat altına almak amacı ile kambiyo senedi düzenlemek istediğini, davacı tarafın bunu kabul ettiğini, hem komisyonculuk sözleşmesi imzaladığını hem de senet tanzim ettiğini, 24.05.2022 tarihli sözleşmenin (1) numaralı maddesinde cayan tarafın %4 tazminat ödeyeceği belirtildiğini, aynı sözleşmede emlakçının 5.000 TL kapora almış olduğu da izah edildiğini, bu doğrultuda, 1.200.000,00 TL'nin %4'ü 48.000 TL ettiğini, Müvekkilinin 5.000 TL'sini nakit almış olduğu için geriye 43.000 TL'lik bir miktar kaldığını, Davacı ile müvekkilinin gerçekleştirdiği görüşmeler neticesinde miktarın düz olması adına 40.000 TL de mutabakata varmdıklarını, böylelikle iş bu davaya konu olan 24.05.2022 düzenleme tarihli ve 40.000 TL bedelli kambiyo senedi tanzim edilerek müvekkiline teslim edildiğini, İş bu kambiyo senedi alım-satım ilişkisinde müvekkilinin haklarını teminat altına almak amacıyla düzenlendiğini, zira davacı tarafın kötü niyetli olarak, müvekkilini aradan çıkararak taşınmazlarını sattığını ve müvekkiline satıştan caymış olduğunu belirterek komisyon ödemekten kendini kurtardığını, bu durumdan ders çıkaran müvekkilinin ise çareyi kambiyo senedi almakta bulduğunu, ancak davacı tarafın imzasında çok ufak bir değişiklik yaptığını ve bu durumu da lehine çevirdiğini, hal böyle olunca müvekkilinin kambiyo senedinin vadesini beklediğini ve vadesi geldiğinde, 05.06.2022 tarihinde bono için icra takibine giriştiğini, davalı borçlunun imzaya kötü niyetli olarak itiraz ettiğinin aşikar olduğunu, müvekkilinin bir an dahi sahte imza atmış olduğunu kabul etmediğini, senette imza sahte olsa dahi bu imzayı atan kişinin müvekkili olduğunun hem Mahkemece hem de davacı tarafça yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
-.... Esas sayılı dosyası,
-Bono aslı, davacıya ait imza örnekleri,
-Kriminaloji Uzmanı bilirkişi ve Jandarma Kriminal raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, .... sayılı takip dosyasına dayanak senet nedeniyle davalı yana borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davalarında ispat yükü, davacının iddiasının dayandığı nedenlerin niteliğine göre değişkenlik gösterir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (....).
Somut olayda; davacı, davalı yanı tanımadığını, dava konusu senedi imzalamadığını, böyle bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, senet altındaki imzayı inkar etmiş ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Bu halde, hukuki ilişkinin varlığını, senet üzerindeki borçlu imzasının davacıya ait olduğunu ispat etmek davalı alacaklıya düşmektedir.
Mahkememizce takip dayanağı senet üzerindeki keşideci borçlu adına atfen atılı imzaların, davacı ait olup olmadığına yönelik bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve alınan Kriminoloji uzmanı bilirkişi raporu ve ... raporunda bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir.
Bu durumda, takip dayanağı 24/05/2022 tanzim ve 05/06/2022 ödeme tarihli 40.000,00-TL bedelli bono üzerindeki keşideci imzalarının davacıya ait olduğu ispatlanamadığından, davacının davasının kabulüne, 24/05/2022 tanzim ve 05/06/2022 ödeme tarihli 40.000,00-TL bedelli bono nedeniyle davalı yanlara borçlu olmadığının tespitine ve davalı lehtar olup elindeki bonoda yer alan imzaların huzurunda atıldığı karine olduğundan davacı lehine kötü niyet tazminatına da karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KABULÜNE,
.... esas sayılı icra takibine konu 24/05/2022 tanzim, 05/06/2022 vade tarihli 40.000,00 TL senet nedeniyle davacı ...'ın borçlu olmadığının tespitine,
Hükmedilen 40.000,00 TL üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 2.732,40 TL harçtan peşin alınan 683,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.048,74 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 2.938,36 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı vekili Av. ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29