Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/516 E. 2024/475 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/516
2024/475
19 Temmuz 2024
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/516 Esas
KARAR NO : 2024/475
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... - ....
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : ... - ... -...
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 17/07/2024
KARAR TARİHİ : 19/07/2024
KARAR Y.TARİHİ : 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA :
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 21.10.2022 tarihinde davalı ...'in oğlu ... ile birlikte ....Şirketi'ni kurduğunu, şirketin tasfiyesine kadar iki ortağın münferiden yetkili olarak faaliyet gösterdiğini, şirketin ticari faaliyetleri kapsamında dava dışı ... A.Ş.'den mazot aldığını ve işbu alıma karşılık dava konusu çeklerin keşide edildiğini, çeklerin bedellerinin elden ödendiğini, bu hususun ... A.Ş. Ve ... Tic. Ltd. Şti. arasındaki cari hesapta ve muhasebe kayıtlarında da çeklerin seri numarası ile eşleşen ödemelerden anlaşılacağını, şirket ortaklarından ...'in çekler üzerindeki lehtar ve düzenlenme tarihi kısımlarında şirketi temsil yetkisini kötüye kullanarak değişiklik yaparak ilgili çekleri babası ... adına keşide ettiğini, dava konusu çeklerin keşide edilmesine sebebiyet veren borcun ödenmiş olduğundan dava konusu çeklerin dayanağı olan hukuki ilişkinin sona erdiğini belirterek, dava konusu çeklere ilişin borçlardan şirketin ve şirket ortağı davacının sorumlu olmadığının tespitene karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı tarafa tebligat çıkarılmamıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava konusunun, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının davalı tarafa dava konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik açılan ticari dava niteliğinde olup, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Davanın, 17/07/2024 tarihinde açıldığı, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı, ve dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun, yerleşik yargı kararları da dikkate alınarak tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilmeyeceği anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Anlatılan nedenlerle,
HÜKÜM :
1. Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2. Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 427,60 TL harcın karar harcı sayılmasına, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3. Masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
- Dair tarafların yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/07/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:55