Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/269 E. 2024/265 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/269
2024/265
19 Nisan 2024
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/269 Esas - 2024/265
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/269
KARAR NO : 2024/265
BAŞKAN : ....
ÜYE :...
ÜYE : ....
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Menfi Tespit / Genel Kredi Sözleşmesine Dayalı
DAVA TARİHİ : 28/02/2024
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
KARAR Y.TARİHİ : 26/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
- Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 30/05/2018 tarihli 25.000.000,00 TL tutarlı, 05/08/2019 tarihli 25.000.000,00 TL tutarlı ve 09/06/2020 tarihli 50.000.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmelerinden dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, bankanın krediye asıl borçluya kullandırdığını, müvekkilinin kredi sözleşmelerinden doğan kefaletinin geçersiz olduğunu, davacı bankanın elinde asıl borçlu tarafından verilmiş farklı ve çok değerli taşınmazlar üzerinde ipotekler bulunduğunu, alacağını tümüyle karşılayan rehinle temin edilmiş olmasına rağmen davacı bankanın kefile karşı takip yapmasının hukuka aykırı olduğunu, takip dayanağı olarak gösterilen kredi çerçeve sözleşmesindeki kefaletin yetkisiz temsilci tarafından imzalandığından geçersiz olduğunu, takip dayanağı olarak gösterilen kredi çerçeve sözleşmesindeki yazılardaki imzanın atıldığı tarihlerde müvekkili şahısların şirket ortağı olmadıklarını beyan ederek fazlaya ilişikin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin dava konusu sözleşmelerden dolayı karşı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
II-SAVUNMA
- Davalı vekili cevap dilekçesinde; birleştirme taleplerinin reddi gerektiğini, dava açılırken harcın eksik yatırıldığını, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk müessesine başvurulmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, menfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, itirazın iptali davası açılmış iken davacı borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuku yararı bulunmadığını, kredi taksitlerinin süresinde ödenmemesi üzerine kat ihtarnamesi keşide edildiğini ve firmanın borcunun muacceliyet kesbettiğini, kefalet beyanlarının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraflar arasında borcun yenilenmediğini, karşı davacının kefaletinin teminatı için tesis ettiği herhangi bir ipotek bulunmadığından kefaletten önce teminata başvurulması gerektiğine ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
- Uyuşmazlık bulunmayan hususlar bu aşamada belirlenmemiştir.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
- Taraflar arasındaki uyuşmazlık belirlenmemiştir.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
-
Dava, davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
İşbu dosya, Mahkememizin .... sayılı dosyasından davacı ... Mühendislik tarafından cevap dilekçesi ile ikame edilen karşı dava yönünden tefrik edildiği ve yukarıdaki esas sırasına kaydı yapıldığı görülmüştür.
-
Uyuşmazlığın esasının çözümünden önce dava şartlarından olan Arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
-
Davacı vekilince Mahkememizin .... sayılı dosyasında sunduğu karşı dava dilekçesi ile menfi tespit talep etmesi nedeniyle, 22/03/2024 tarihli ara karar ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-2 maddesi uyarınca davalı/karşı davacı vekiline, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin bir haftalık kesin süre içinde sunmak üzere davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verildiği anlaşıldı.
-
Davacı vekili 25/03/2024 tarihli dilekçe ile Mahkemece talep edilen arabuluculuk tutanağının ibraz edildiğinin bildirildiği, sunulan arabuluculuk tutanağının incelenmesinde; arabuluculuk konusu uyuşmazlığın .... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali olduğu, tutanağın 5. maddesinde; " ... Müh. Tur. İnş. Tarım Gıda ve Mad. Tic. A.Ş. vekili Av. .... söz alarak "Kefaletin geçersizliğinin tespiti, iptali, menfi tespit, haksız ihtiyati hacizden kaynaklı tazminat ve avukatlık ücreti taleplerinin olduğunu beyan etti. Başvuran vekili "arabuluculuk başvuru konusunun .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali olduğunu, karşı tarafın taleplerinin müzakere edilmesine «muvafakatlerinin» olmadığını ve başvuru konusunun bu hususlar olmadığını" beyan etti." maddesinin düzenlendiği anlaşıldı.
-
Bilindiği üzere 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiş, sözkonusu madde 28.3.2023 tarih ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesinde yapılan değiklik ile son halini almıştır.
-
TTK'nın 5/A maddesinin birinci (1) fıkrası "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
-
Maddede belirtildiği üzere ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat talepleri hakkındaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını Kanun dava şartı haline getirmiştir.
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
-
Davacının dava açılırken dava dilekçesine anlaşmazlık tutanağını ekleyerek davayı açması gerekir ise de, başvuru yapılıp bu tutanağın eklenmemesi halinde izlenecek usul de yukarıda belirtildiği üzere 18/A maddesinde düzenlenmiştir.
-
Somut olayda öncelikle eldeki davanın "ticari dava" niteliğinde olup olmadığının değerlendirmesini yaptığımızda, TTK m. 4 hükmünde hangi davaların ticari dava niteliğinde olduğu düzenlenmiş olup; eldeki davanın genel kredi sözleşmesine dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında davanın ticari dava olduğu değerlendirilmiştir.
-
Öte yandan TTK m. 5/A hükmünde öngörülen anlamda arabuluculuğa tabi bir ticari dava olup olmadığının da belirlenmesi gerekmekte olup davacının davasının, menfi tespit istemine ilişkin olduğu, bu anlamda arabuluculuğa başvuru eldeki dava yönünden dava şartı olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır.
-
Yapılan açıklamalar neticesinde somut olay değerlendirildiğinde, davanın, menfi tespit davası olduğu, dava şartı arabuluculuğa ilişkin yukarıda da belirtildiği üzere konusu bir miktar para olan menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvuru şartının 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğu, her ne kadar davalı vekilince arabuluculuğa başvurduklarına ilişkin tutanak sunulmuş ise de, sunulan tutanağın ... takip sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu ve aynı arabuluculuk görüşmesinde davacının karşı dava olarak eldeki menfi tespit davasının görüşülmesine «muvafakat etmediği» bu itibarla davacının "menfi tespit" davasına yönelik taraflarca dava ikame edilmeden önce bu talep yönünden arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmıştır.
-
Bu durumda, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
V-HÜKÜM :
1. Davanın arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeni ile HMK m. 114/2 ve TTK m. 5/A hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE,
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL peşin harç ve 427,60 TL başvuru harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3. HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
- Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00.. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren.... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/04/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39