Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/807 E. 2024/105 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/807
2024/105
27 Şubat 2024
T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2010/606 Esas
KARAR NO : 2024/76
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 04/10/2010
KARAR TARİHİ : 06/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında ...Cumhuriyet Savcılığının 2010/80502 hz. sayılı dosyasında da belirtildiği üzere hizmet anlaşması söz konusu olduğunu, müvekkilin söz konusu anlaşma gereğince sürücü kursuna gitmek isteyenleri davalı adına ön kayıt sistemi ile tespit etmekte ve ön kayıt işleminden ve davalıya kesin kayıt yaptırılmasından sonra sürücü adayı başına davalıdan 50.00.TL komisyon almaya hak kazanmakta olduğunu, bir sürücü adayının eğitim ücreti davalı yanca 300.00-TL olarak tespit edilmiş olup sürücü adaylarından 300.00-TL tahsil edildikten sonra anlaşma gereğince ay sonunda müvekkiline hak ettiği komisyon bedellerinin toptan ödeneceğini, davalı yanın aralarındaki anlaşma gereğince müvekkiline ait birikmiş 13.000.00.TL komisyon bedelini ödemediği için davalı ile müvekkili arasındaki anlaşmanın 08.06.2010 tarihi itibariyle bozulduğunu, müvekkilinin dayalıyı ilköğretim belgesi olmayan bazı kişilere sürücü belgesi temin ettiğinden bahisle de ağlı bulunduğu Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet ettiğini, davalı şirket muhasebecisinin müvekkilinin şikayetinden vazgeçirmek için şikayetin ertesi günü uzlaşmaya çağırdığı halde müvekkilin 13.000.00-TL alacağı ödenmediği taktirde uzlaşmayacağını beyan edince taraflar arasındaki görüşmelerin tıkandığını, davalı yanın müvekkilinin alacağı olan 13.000.00-TL'yi ödemediğini, bunun üzerine davalı yanın müvekkilinin sürücü belgesi almak üzere ön kayıt yaptırdığı ve yanında çalıştırdığı elemanı Sema ŞİMŞEK için 22.03.2010 tarihinde düzenlenmiş olan ve altında müvekkilinde imzası bulunan taahhütname başlıklı yazının en alt kısnında yazılı bulunan boş bonoyu keserek ve sürücü bedeli 300.00.TL olduğu halde boş olan miktar doldurmak suretiyle müvekkili aleyhine Ank.28.icra müdürlüğünün 2010/15134 sayılı dosyası üzerinden 44.000.00.TL' lik takip başlattığını, gerek senet metninde yazılı olan malen kaydından anlaşılacağı üzere taraflar arasında herhangi bir mal alışverişi söz konusu olmadığından ve gerekse taraflar arasında 44.000 TL'lik başka bir borç ilişkisi mevcut olmadığından gerçeğe aykırı düzenlenen senet nedeniyle müvekkilinin davalıya 44.000,00 TL borcu bulunmadığını beyanla borçlu olmadıklarının tespitine, davalının kötüniyeti nedeniyle %40 inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, öncelikle davacının davayla ilgisi olmayan ve soyut iddia niteliğindeki beyanlarını kabul etmenin mümkün olmadığını, davacı tarafça kursa kaydedilen öğrencilerin kurs ücretlerinin ödenmemesi üzerine, müvekkili şirket taksitlerini ödemeleri hususunda kursiyerleri aramaya başladığını, kursiyerlerin kurs taksitlerini davacıya ödediklerini beyan etmeleri üzerine davacıdan bu paralar istendiğini ancak davacının ödememesi üzerine olayın adliyeye intikal ettiğini, bunun üzerine davacının asılsız iftiralarla müvekkili ilçe milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet ettiğini ancak müfettişlerin incelemesi sonucu müvekkili şirketin suç işlediğine dair bir bulgu bulunmadığını, aynı zaman zarfında müvekkilce davacı hakkında ...Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve davacı hakkında ...24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/891 Esas sayılı dosyasıyla dolandırıcılıktan kamu davası açıldığını, sanık olarak yargılanacağını öğrenen davacının kursiyerlerden tahsil etmiş olduğu paraları tazmin etmek maksadıyla dava konusu senedi düzenleyerek müvekkiline verdiğini, davacının senedin sözleşmeye aykırı olarak doldurduğuna dair iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının bu hususları da yazılı belgeyle ispat etmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle hukuki hiçbir dayanağı olmayan davanın reddini talep ettiklerini, davanın reddine, davacı aleyhine %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan takipten ve takibe dayanak senetten borçlu olunmadığına dair menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkememizce deliller toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davaya konu; ...28. İcra Müdürlüğü 2010/15134 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davalı şirket, takip borçlusunun davacı olduğu, 44.000 TL asıl alacak(senet alacağı), 636,49 TL işlemiş(ticari) faiz olmak üzere 44.636,49 TL toplam alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile (örnek 10) takip yapıldığı, takip dayanağı olarak 26/07/2010 keşide, 26/08/2010 vade tarihli 44.000,00 TL bedelli senede dayanıldığı görülmüştür.
Dosyaya fotokopisi sunulan 21/08/2009 tarihli sözleşme suretinin incelenmesinde; "Doğan sürücü Kursu ile Yapılan Sözleşme" başlıklı sözleşmede Müşteri temsilcisi sıfatıyla ... isim ve imzasının yine yetkili sıfatıyla dava dışı Özer Kılıçaslan isim imzalarının bulunduğu, sözleşmenin özetle kursiyer temininde aracılık ve komisyona ilişkin hükümler içerdiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki ceza dosyalarının incelenmesinde;
...C. Başsavcılığının 2010/80502 Soruşturma sayılı dosyasında özetle; müşteki ... tarafından yapılan suç duyurusu üzerine, davalı şirket yetkilileri hakkında sahte sürücü belgesi düzenledikleri ve müştekiye hakaret ettikleri iddialarına ilişkin yapılan soruşturma neticesinde özetle somut delil bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
...24. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/891Esas, 2012/958 Karar sayılı dosyasında özetle; şikayetçi Doğan... AŞ vekili tarafından yapılan suç duyurusu akabinde şüpheli konumundaki ... aleyhine dolandırıcılık suçundan yapılan kovuşturma neticesinde özetle sanığın Doğan Sürücü kursunu dolandırma suçunu işlediği sabit görülerek hakkında bu suç yönünden mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.
Dosyamız kapsamında mali müşavir ve hukukçu/hesap bilirkişiler tarafından tanzim edilen 07/01/2013 havale tarihli raporda özetle; " davalı yanca ibraz edilen taahhütnamelere göre, davacı yanca toplam 186 adet taahhütname düzenlenmiş olduğu ve yanlar arasında kursiyer temin etme aracılık hizmeti ile ilgili akdi ilişki bulunduğunun davalının kabulünde olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bedelsiz ve davalının takdirine bırakılmış olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, sözleşmede belirtilen 50,00-TL ücretin geçerli olduğunun kabulü halinde, davacının düzenlenen taahhütnamelerden dolayı davacı şirketten 186*50,00=9.300-TL alacaklı olduğu, ancak verilen hizmet karşılığında 7.000-TL tahsil edildiği davacının kabulünde olduğundan davacının bakiye alacağının 2.300-TL olduğu, davacının davalı ... Sürücü Kursu adına kursiyerlerden para tahsil ettiği, ...24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/891 E, 2012/958 K. Sayılı dosyası ile sabit olduğundan, davacı tarafından düzenlenmiş olan taahhütnamelere dayalı olarak kursiyerlerden tahsil edilen 14.755-Tl'nin davalı şirkete ödenmediği, davacı ve davalı şirket arasındaki borç alacak miktarının mahsubundan sonra davalı şirketin; 14.755,-TL-2.300-Tl= 12.455-TL bakiye alacağının bulunduğu" hususları bildirilmiştir. Rapora karşı ileri sürülen itirazlar üzerine aynı bilirkişilerden alınan 16/09/2013 tarihli ek raporda ise özetle; "Davalı ve davacı yanca ibraz edilen taahhütname ve Kayıt Kabul belgelerine göre, davacı yanca, davalı sürücü kursuna toplam 357 adet taahhütname ile kursiyer temin edildiği, buna göre davacının talep edebileceği prim tutarının ;357*50=17.850,00-TL olduğu ancak verilen hizmet karşılığında 7.000-TL tahsil edildiği davacının kabulünde olduğundan davacının bakiye alacağının 10.850.00- TL olduğu, davalı yanca sunulan listelerden, davacı yanca davacı kursa yatılmamasından dolayı davalının kursiyerlerden 13.045 TL alacaklı olduğu tespit edilmekle birlikte, icra takip tarihi itibariyle bu alacağın 1.325,00-TL'lik kısmı henüz muaccel hale gelmemiş bulunduğundan, davacı yanca tahsil edildiği ve kursa yatırılmadığı ileri sürülen miktarın 11.720,90TL olduğu, Davacı ve davalı şirket arasındaki borç alacak miktarının mahsubundan sonra davalı şirketin, davacıdan talep edebileceği 11.720,.00 - 10.850.00 = 870,00 TL bakiye alacağının bulunduğu, Ancak, kursiyerlerden tahsil edilmemiş görülen bu alacağın bir kısmının, kursiyerlerin sınavda başarılı olamaması sebebiyle dosyasını yakması ve bakiye borcunu ödememesinden kaynaklandığı, sertifika almış olup borçlarını ödememiş görülen bir kısım kursiyerlere ise sertifikalarının verilmeyip kursta muhafaza edildiği, borcun rıza ile tahsili halinde sertifikalarının teslim edildiği, tahsil edilmeyen bir kısım alacakların ise icra takibi için avukata verildiği" hususları belirtilmiştir.
Kök ve ek raporun ardından itirazlar nazara alınarak başkaca bilirkişilerden alınan 10/11/2014 Tarihli raporda özetle; " taraflar arasında 21/08/2009 tarihli ve " Doğan Sürücü Kursu ile Yapılan Sözleşme" başlıklı sözleşmenin hukuki niteliği itibariyle TBK. M.520 anlamında simsarlık sözleşmesi olduğuna ve sözleşmenin geçerliliği bir şekle bağlı olmadığından kurulduğuna; davacının, davalı şirkete sunduğu aracılık faaliyeti hizmeti mukabilinde ücrete hak kazandığına; yapılan hesaplamalar ve davalı tarafından gerçekleştirilen ödemelerin mahsubu sonucunda davacının 12.205,00-Tl borcu bulunduğu" hususları bildirilmiştir.
Kesinleşen ceza dosyaları ve dosya kapsamında daha önce alınan farklı raporlar irdelenerek rapor tanzimi amacıyla başkaca mali müşavir ve hesap bilirkişiden alınan 25/05/2023 tarihli raporda özetle; "Davacı ...'ün davalı ... Tic.A.Ş.'nin 28.lcra Müdürlüğünün 2010/15134 sayılı dosyası ile takibi yapılan 44.000,-TL.lık senedin borcunu yansıtmadığı gerekçesi ile menfi tespit istemine ilişkin yukarıda kaydedildiği şekilde; Davacı tarafından altında imzası bulunan taahhütname başlıklı yazının en alt kısmında yazılı bulunan boş kutuyu keserek sürücü bedeli 300,- TL . olduğu halde boş olan miktar ve tarih bölümlerini sonradan doldurmak suretiyle davacı aleyhine ...28.İcra Müdürlüğünün 2015/134 sayılı dosyası üzerinden 44.000,-TL.lık takip başlatıldığı, senette yazılı borcun gerçeği yansıtmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, Davalının tahsile koyduğu 44.000,-TL.lık senedin sonradan düzenlenip düzenlenmediği veya taahhütnamenin boş kısmının kesilip doldurulup doldurulmadığı tespitinin heyetimizin uzmanlık alanında olmadığından değerlendirilemediği, ayrıca davacının, Sema Şimşek için verilen taahhütnamenin alt kısmının bono şeklinde olması nedeniyle taahhütnamenin altındaki bono kısmının kesilerek bağımsız bono haline getirildiği iddiası yönünden Sema ŞİMŞEK adına verilen taahhütnamenin aslının celp edilip edilmeyeceği hususunun Sayın mahkemenin takdirinde olduğu, taraflar arasında düzenlenen ve imzalanmış olmakla birlikte dosyada fotokopisi olan 21.08.2009 tarihli sözleşmenin, 367 adet geçerli kayıt talep formu/taahhütname ile kursiyer getirildiği dikkate alındığında geçerli olduğu, taraflar arasında alacak borç miktarı yönünden ise ; davacı ... tarafından 367 adet geçerli kayıt talep formultaahhütname ile kursiyer getirildiği ve 367x50,-TL—18.350,-TL. hak edilen davacı alacağından 7.000,-TL. alınan para düşülünce 11.350,-TL. davacının ödenmemiş alacağının doğduğu, davacı ... tarafından kursiyerlerden taksit tahsilatı yapıldığı konusunda herhangi bir duraksama bulunmadığı, davalı şirket kayıtlarında inceleme yapılamadığı için kursiyerlerden yapılan tahsilatların ne kadar olduğu ve ne kadarlık kısmının şirkete yatırılmadığı tespit edilemediği, önce aldırılan bilirkişi raporları dikkate alınarak davacının kursiyerlerden tahsil edilen 14.755,-TL.nin davalı şirkete ödenmediğinin değerlendirildiği, buna göre davacının davalıya (11.350,-TL-14.755,-TL-3.405,-TL) 3.405,00.TL borçlu olacağının değerlendirildiği," hususları belirtilmiştir.
Mali müşavir ve hukukçu bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda özetle; " Davalı yarıca ibraz edilen taahhütnamelere göre, davacı yanca taplam 186 Adet Taahhütname düzenlenmiş olduğu ve yanlar arasında kursiyer temin etme aracılık hizmeti ile ilgili akdi ilişki bulunduğunun davalının kabulünde olduğu, Taraflar arasındaki ticari ilişkinin bedelsiz ve davalının takdirine bırakılmış olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, sözleşmede belirten 50,00 TL ücretin geçerli olduğunun kabulü halinde, davacının düzenlenen taahhütnamelerden dolayı davacı şirketten 186 x 50,00 - 9.300,00 TL alacaklı olduğu, ancak verilen hizmet karşılığında.7.000,-TL. tahsil edildiği davacının kabulünde olduğundan davacının bakiye alacağının 2.300,-TL olduğu," hususları bildirilmiştir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK'nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def'îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.(Açıklamalar için bkz. Yargıtay HGK. 2017/(19)11-893E.,2021/1499 K.,25.11.2021 T.)
Yine yerleşik Yargıtay İnançlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında Kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borçun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.(Y. 6 HD. 2021/1281 E., 2022/1579K.)
Anlatılan ilkeler ve değinilen içtihatlar ışığında somut olay ele alındığında; davacı tarafından özetle, uyuşmazlığa konu bononun "malen" kaydı içerdiği, malen kaydına binaen mal satışı gerçek ise davalının defter kayıtlarında yer alması gerektiği, gerçekte senede konu herhangi bir mal alışverişi bulunmadığı, dava dışı bir kursiyer için düzenlenen taahhütnamede bulunan imzasının kötüye kullanılarak uyuşmazlığa konu senedin oluşturulduğu ileri sürülmüştür. Diğer yandan davacı, davalı ile aralarında davalıya kursiyer sağlanması karşılığı komisyon elde edilmesine ilişkin akdi ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında da lehine ödenmesi gereken komisyon bedellerinin ödenmediğini beyan etmiştir. Davacı tarafından taraflar arasında kurulduğu iddia olunan ilişki ilgili tarihte yürürlükte bulunan mülga BK'nın 404. Maddesi ve devamında düzenleme alanı bulan tellallık(simsarlık)sözleşmesi niteliğindedir.
Davalı yan ise; taraflar arasında tellallık(simsarlık) ilişkisini kabul etmemekte olup bununla birlikte senette yer alan malen kaydının senedin kurs ortamında matbu hâlde düzenlenmesinden kaynaklandığını, esasen senedin davacının dava dışı kursiyerlerden tahsil edilen bedelleri kendi zimmetine geçirmesi sebebiyle tanzim edildiğini beyan ettiğine göre; davalının alacak iddiası bakımından taraflar arasındaki temel ilişkiye değil bizatihi kambiyo ilişkisine dayandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünün bu minvalde ele alınması gereklidir.
Davalı yanın savunması kapsamında özetle senette yer alan malen kaydının gerçeği yansıtmadığı ileri sürüldüğünden yukarıda açıklandığı üzere bu durum senedin talili anlamına gelir. Böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Bu nedenle davalı lehine olan senet karinesi çürütülmüş sayılıp bunun sonucu olarak, davalının iddiası paralelinde ispat yükünü üstlendiği anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar ve toplanılan deliller kapsamında; senedin talili nedeniyle davalının ispat yükünü üstlendiği, dosya kapsamında ise davalının savı doğrultusunda senedin malen kaydının aksine, dava dışı kursiyerlerin davalıya ödemesi gereken bedellerin davacı tarafından tahsil edilmesine karşılık tanzim edildiği olgusu ispat edilemediğinden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine delil durumu itibariyle davalı yanın takipte kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
-
Davanın KABULÜ ile; Davacının, ...28. İcra Müdürlüğü 2010/15134 Esas sayılı icra takibinden ve takibe dayanak olan 26/07/2010 keşide, 26/08/2010 vade tarihli 44.000,00 TL bedelli senetten dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
-
Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
-
Alınması gereken 3.005,64. TL karar ve ilam harcından peşin ödenen toplam 653,40TL harcın mahsubu ile bakiye 2.352,24. TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan; 17,15. TL Başvuru Harcı, 653,40. TL Peşin/nisbi Harcı, 8.000,00. TL Bilirkişi ücreti, 814,50. TL Tebligat ve posta masrafları olmak üzere toplam 9.485,05TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/02/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12